|

Büyükbeyaz
Sırt kısmı koyu gri, karın kısmı beyaz renkli olur. Bu
renkler alttan bakıldığında yukarıdan gelen ışıkla, üstten
bakıldığında zeminle uyumlu görünür. Bu uyum avlanma
stratejisinde avantaj sağlar. Büyükbeyaz köpekbalıklarının
burunları konik, vücutları da torpil biçiminde olur ve bu yapı
sayesinde suda çok hızlı hareket edebilirler. Zamanlarının
çoğunu derin sularda geçirirler. Beslenme amaçlı yüzeye
geldikleri de olur. 1300 metre derinliğe kadar inebilirler.
Genelde tüm balıkları besin olarak yiyebilirler. Ancak fok gibi
büyük deniz memelileri ana besinlerini oluşturur. Ülkemiz
dışında oldukça geniş bir yayılım alanına sahiptirler.
Avustralya kıyıları başta olmak üzere, Hint Okyanusu, Güney
Afrika, Kızıldeniz ve Amerika kıyılarında bulunurlar.
Denizlerde yaşadığı bilinen en büyük yırtıcı balık, ölüm
makinesi, besin zincirinin en üstünde yer alan, dünyada en çok
korkulan hayvan gibi tanımlamalar tek bir hayvan için yapılır:
büyükbeyaz köpekbalığı. Bu yırtıcının ülkemiz sularında da
yaşadığını biliyor muydunuz?
Büyükbeyaz köpekbalığı hakkındaki haber, belgesel ve
filmlerde geçen yerler genellikle tropik denizler,
Avustralya’nın ve Amerika’nın okyanus kıyılarıdır. Bundan dolayı
olsa gerek büyükbeyazın okyanus balığı olduğu, ülkemiz
denizlerinde yaşamadığı sanılır. Ayrıca medyamıza yansıyan
köpekbalığı haberlerinde hemen hemen yakalanan her köpekbalığına
“camgöz” denildiğinden ülkemizde camgöz dışında köpekbalığı türü
yaşamadığı yanılgısına kolayca düşülebilir. Aslında ülkemiz
denizlerinde 36 tane farklı tür köpekbalığı yaşıyor ve bunlardan
yalnızca 7 tanesi camgöz türünden.
Ülkemizde köpekbalığı doğrudan tüketilmediği için özel olarak
avlanmaz ve yakalanmaları da başka balık türleri için atılan
ağlara tesadüfen takılmalarıyla olur. Büyükbeyaz
köpekbalıklarıyla ilgili araştırma yapmak da zor. Sayılarının
azlığı, derin suda yaşamaları, kolay kolay ortaya çıkmamaları,
izlenmelerinin zorluğu gibi nedenlerden dolayı bu
köpekbalıklarıyla ilgili araştırma yapmak zordur. Bu nedenle
ülkemizde köpekbalıklarıyla ilgili yapılan araştırmaların sayısı
da çok azdır ve daha çok ağlara takılan köpekbalıkları üzerinden
yapılır. Genel olarak da köpekbalığının ağırlığı, vücut ölçüleri
(boy uzunluğu, vücut yüksekliği, vb.), vücut renkleri gibi
morfolojik yapısıyla ilgili bilgilerin kaydı tutulur. Ayrıca
mide içeriklerine bakılarak beslenme özellikleriyle ilgili
bilgiler de elde edilir. Köpekbalıkları üzerine yapılan son
araştırma İhtiyolojik Araştırma Topluluğu’dan Hakan Kabasakal ve
Sait Gedikoğlu ile Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat
Fakültesi’nden Aylin Yarmaz tarafından yapıldı. Bu araştırmayla
kıyılarımızdaki büyükbeyaz köpekbalıklarıyla ilgili son durum
ortaya kondu.
Büyükbeyaz
Köpekbalığının Ülkemizdeki Geçmişi
Büyükbeyazın kıyılarımızdaki varlığı çok eskilere dayanıyor.
Bu konudaki ilk bilimsel kayıta 1881 yılında rastlıyoruz,
kayıtta İstanbul Boğazı’nda 391 cm boyunda bir büyükbeyaz
köpekbalığının yakalanmış olduğu bildiriliyor. Daha sonraki
kayıtlar ise 1923, 1926 ve 1937 yıllarında Marmara ve Boğazlarda
tutulmuş. Bundan sonra uzun bir süre kayıt tutulmamış. Bundan
dolayı bu arada büyükbeyaz köpekbalığının soylarının ülkemiz
kıyılarında tükendiği ya da artık kıyılarımıza uğramadığı
sanılıyordu. Ancak büyükbeyaz köpekbalıkları 1991, 1996, 1998,
1999 yılında yeniden yakalandı ve kayıtları tutuldu. Daha sonra
2008’de iki tane yeni doğmuş büyükbeyaz köpekbalığı, son olarak
da 2009 yılında iki tane genç büyükbeyaz köpekbalığı ağlara
yakalandı ve kaydı tutuldu. 2009 yılında son yakalanan
köpekbalıklarıyla ilgili veriler incelendiğinde Şubat ayında 180
cm uzunluğunda 47,5 kg ağırlığında, Nisan ayında 300 cm
uzunluğunda 102 kg ağırlığında iki genç bireyin yakalanmış
olduğu görülür. Genç oldukları boylarından anlaşılabilir.
Büyükbeyaz köpekbalıklarında erişkinlerinin boyu 600 cm
kadardır. Bundan dolayı 180 ve 300 cm’lik bireyler genç olarak
tanımlanabilir.
Son 20 yıllık periyoda bakıldığında büyükbeyaz
köpekbalıklarının sayılarında bir artış olduğu ortada.
Araştırmacıları meraklandıransa bu artışın nedenleri ve
beraberinde getirdiği sorular; genç bireylerin yakalanması
kıyılarımızda ürediklerinin bir göstergesi mi? Genç bireyler
nerede ve ne zaman besleniyor? Kıyılarımızda devamlı olarak
bulunuyorlar mı? Yoksa belirli dönemlerde ziyaretçi olarak mı
bulunuyorlar? Eldeki veriler, büyükbeyaz köpekbalıklarının
ülkemiz kıyılarına düzenli gelip gelmedikleri ya da devamlı
kalıp kalmadıkları yönünde yeterli bilgi vermiyor. Bununla
birlikte düzenli olarak yeni doğmuş yavru ya da genç birey
yakalanıyor. Bunlara ek olarak son 20 yıllık dönemde orkinos
çiftliklerinin sayısının artmasının yeni dağılımda rol oynayıp
oynamadığı da bilinmiyor.
Saldırı
Gerçekleşir mi?
Son dönemlerde köpekbalıklarının ağlara fazla yakalanıyor
olması, insanlarla büyükbeyaz köpekbalıkları karşı karşıya gelir
mi sorusunu da beraberinde getiriyor. Şimdiye kadar ülkemiz
kıyılarında herhangi bir büyükbeyaz köpekbalığı saldırısının
kayıtlarda bulunmadığını hatırlatalım. Ancak bu büyükbeyaz
köpekbalığıv– insan karşılaşmasına, yalnızca “büyükbeyaz
köpekbalığı saldırır” yönünden bakmamak gerekir. Sanılanın
aksine bu karşılaşmada her zaman zarar görecek olan büyükbeyaz
köpekbalığı olacaktır.
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Ocak-2010
Dr.
Bülent Gözcelioğlu'na teşekkürlerimizle
Denizce

17.02.2010
|