|
13/06/2003 Cuma
Bugün bize uyku yok. İş için İngiltere'de bulunan Seda akşam İngiltere'den gelecek. Ben iş çıkışı çocukları hazırlayacağım ve
gece yola çıkacağız. Offshore Sailing'e ait Sun Odyssey 35 ile 1
haftalık tatilimizi yapacağız. Mürettebat, Seda, 4 yaşındaki
ikizlerimiz Berk ve Merve, kayınpederim Sadi Bey (73) ve ben.
Sadi Bey İzmir'de yazlıkta olduğundan geçerken onu da alacağız.
Araba tepeleme dolu. Ne olur ne olmaz diye kendi haritamızı
(312), GPS'imizi, dürbünümüzü, kerteriz pusulamızı, Sadun
Boro'nun Vira Demir'ini alıyoruz yanımıza. Gece saat yarım gibi
Seda İngiltere'den dönmüş ve işyerine uğrayıp işlerini ayarlamış
vaziyatte eve geliyor.

Marmaris Albatros Marina
14/06/2003 Cumartesi
Sabaha karşı saat 02:30 gibi eşyaları zar zor arabaya sığdırdık
ve Berk, Merve, Seda ve ben yola çıkıyoruz. Çocuklar denize
alışkınlar. Doğduklarından beri teknemiz Berk'le geziyorlar.
Yine de 1 hafta boyunca teknede sıkılmamaları için muhtelif
oyuncaklarını yanımıza alıyoruz. Çocuklar ve Seda arabada hemen
uykuya dalıyorlar ve İzmir'e kadar uyukluyorlar. Sabah saat 09:30
gibi İzmir Çeşmealtı'na varıyoruz. Kayınpederim Sadi Bey'in
yazlığında kahvaltı edip saat 11:00 gibi Sadi Bey'i de alarak
Marmaris'in yolunu tutuyoruz. Saat 14:30 gibi Marmaris Albatros
Marina'ya varıyoruz. Teknemiz 2003 model 1,5 aylık bir Jeanneau
Sun Odyssey 35. Teknemizin adı "Kush". Marinada tekneye
yerleşiyoruz. Offshore sailing ekibi son derece profesyonel ve
30 dakikada işlemleri bitirip tekneyi teslim alıyoruz. Çok
yorgunuz. Beraberce Marmaris Tansaş'tan 1 haftalık
alışverişimizi yapıyoruz ve tekneye yerleştiriyoruz. Planımız
yaklaşık 5 mil mesafedeki Kumlubük'e gidip orada geceleyip sabah
Göcek'e doğru yola çıkmaktı. Havanın müsait olmasına karşın,
alargada rahat edemeyeceğimizi düşünüp ertesi sabah yola çıkmaya
karar veriyoruz. Uykusuz halimizle Göcek'e kadar olan 40m'lik
yol gözümüzde büyüyor. Hafif bir akşam yemeğinden sonra
saatimizi sabah 04:00'a kurup uyuyoruz. Bu arada botu da
güverteye alıp bağlıyoruz.
15/06/2003
Pazar
Sabah saat 03:30 gibi Sadi Bey uyandı. Ben de saat 04:00 gibi
kalktım. Kahvelerimizi içtikten sonra saat 04:30 gibi palamar
çözüp Marmaris boğazına doğru yola koyulduk. Sabahın ilk ışıkları
ile Marmaris'ten çıktık. Motorla yaklaşık 5 mil hız yapıyoruz.
Derken Seda uyanıyor güneşin doğuşunu seyrediyoruz. Sonra Seda
tekrar yatıyor. Rotamız 116 derece ile direkt Kapıdağı
yarımadası ve Peksimet adası arasındaki kanal. Derken bir
gıcırtıyı andıran sesi farkediyorum. Sanki motorun alarmı gibi
ama tam olarak çalmıyor. Kumandaya bakıyorum. Sanki yağ ışığı
çok hafif yanıp sönüyor. Motoru stop ediyoruz. Hararet normal.
Yağı tekrar kontrol ediyoruz. Yağ tamam. Motorun sesi de
herhangi bir yatak arızasına benzemiyor. Büyük ihtimalle
elektrik arızası veya müşir. Offshore ile telefonlaşıp geri
dönüyoruz.. Alarm sesi tek tük devam ediyor ve 1500 rpm ile
seyir ediyoruz. Saat 08:15 gibi tekrar Albatros Marinadayız.
Saat 08:30 gibi tekniker geliyor ve yağ basınç müşirini
değiştiriyor. Marşa tekrar bayıyoruz. Ses aynen devam. Bir yarım
saat kadar kabloları inceledikten sonra tekniker bir kablonun
volana sürterek sıyrıldığını ve orada oluşan kısadevre nedeniyle
alarmın çaldığını buluyor ve arızayı gideriyor. Saat 09:15 gibi
tekrar palamar çözüyoruz. Bu arada teknede herkes uyandı.
|

Seda dümende. Arkada solda
Peksimet Adası |
|
Kahvaltı ile birlikte
Marmaris'ten çıkıp 116 derece Göcek rotamıza giriyoruz.
Dümende Sadi Bey ve daha sonra Seda. Dalgalar pupadan
geldiği için "Rıfkı" adını taktığımız otopilot dümen
tutamıyor. Ama Seda, sıfır hata ile dümen tutuyor. Rüzgarı
yakaladıkça cenova'yı açıyoruz. Motor ile 5 mil olan hızımız
7,5 mil'e çıkıyor. Önce Yılancık adası, sonra Dişibilmez
burnu iskelemizde kalıyor ve nihayet saat 15:30 gibi
Kurtoğlu burnu ile Peksimet adası arasındayız ve Fethiye
körfezi önümüze açılıyor. Kapıdağı yarımadası ile Domuz
adası arasındaki dar boğazdan geçip Göbün koyuna giriyoruz.
Koy oldukça kalabalık. Yaklaşık 30 dakika
süren yer bulma ve bağlanma macerasından sonra koyun batı
yakasına kıçtankara oluyoruz.
Seda ve Merve denize giriyorlar. Onlar denizde iken 10-15m
uzağımızdan geçen 1,5m boyunda siyah bir deniz yılanı
görüyorum. |
Yılan uzaklaştığı için ve özellikle denize yeni alışan çocukları
korkutmamak için bunu Seda'ya ancak akşam yemeğinden sonra
söylüyorum. Yanımıza ANDREA isimli lacivert büyük bir yelkenli
ile bir çift bağlanıyor. Daha sonra bunların Seda'nın
iş'ten tanıdığı biri Hollandalı diğeri İngiliz çift oldukları
ortaya çıkıyor. Akşam çok fazla oturmadan vakitlice yatıyoruz.
16/06/2003
Pazartesi
Sabah 10:00 gibi uyanıyoruz. Seda ve Merve
yüzüyorlar. Kahvaltıdan sonra demir alıp hemen Göbün'ün
arkasında kalan Yavansu koyuna 15 m'ye demirliyoruz. Teknemizde
sadece 40m zincir var. Derin koylara demirlemek biraz sıkıntılı
olabilecek gibi. Alargada kaldığımız Yavansu koyunda Berk hariç
herkes yüzüyor. Sadi Bey çocukları botla dolaştırıyor. Berk,
tekneden denize girme konusunda biraz zorlanıyor. Kirlenen
Marmara denizi nedeniyle daha çok havuza girmeye alışık. Onu
botla kumsala götürüyoruz. Umarız zamanla alışır. Öğle yemeğinde
Seda sosis yapıyor. Saat 15:00 gibi Yavansu koyunda rüzgar
çıkıyor.
|

Göbün Koyu |
|
Yanımızdaki tekneler birer birer demir alıyorlar. Biz de
kısa bir süre sonra Sadun Boro'nun da belirttiği gibi bu
koyda geceleyemeyeceğimizi anlıyoruz ve demir alıp Kuyrucak
koyuna gidiyoruz. Burada da pek yer kalmamış. Olan yerler de
derin, 20 m'nin üzerinde.
40 m zincirle buraya demirleyemeyeceğimizden geceyi Port
Göcek Marina'da geçirmeyi uygun buluyoruz. Manastır koyu,
Hamam koyu, Sarsala koyunu sıra ile gezdikten sonra Port
Göcek'e doğru yükseliyoruz. Hava 19 knot ve tam kuzeyden
geliyor. Saat 18:30 gibi Port Göcek Marina'ya giriyoruz. Bir
palamar botu bizi karşılıyor ve C20'ye kıçtankara
bağlanıyoruz. M
arina formalitelerini 5 dakikada halledip tekneyi bırakıp
Göcek'e bir yürüyüş yapıyoruz. Dönüşte bir iki eksiğimizi de
alıp akşam yemeğini yedikten sonra havuzlukta biraz oturup
yorgunluk atıyoruz. |
17/06/2003 Salı
Ertesi sabah
Marina'da duşumuzu aldıktan sonra saat 10:30 gibi marinadan
ayrılıyoruz. Port Göcek Marina'da mazot yok, biz de Göcek koyunun
kuzeybatısında Club Marina'da bulunan Aytemiz petrol platformuna
yaklaşıyoruz. Arkamızdan gelmekte olan bir motoryat tam yol
yanımızdan geçip Platforma aborda oluyor ve mazot alıyor.
Motoryat'ın dalgası Club Marina'yı bir hayli karıştırıyor.
Motoryat'ın 250 lt. yakıt almasını bekledikten sonra depoya 27
ve yedek bidona 20 lt mazot alıp Göcek adasına doğru
yöneliyoruz. Göcek adasının kuzeybatısında, Büyük koy'un
kuzeyinde bulunan küçük bir koya demirliyoruz ve kıçtan sahile
koltuk alıyoruz. Burada öğlene kadar yüzdükten sonra, saat 15:30
gibi Boynuzbükü'ne doğru yol alıp burayı geziyoruz. Hava
poyraz'a dönüyor ve yine sert esiyor. 21 knot gibi. Öte yandan
gök gürlemesi ve şimşekler kararan gökyüzünde görülmeye
başlıyor. Biz de bir gece daha Port Göcek'te geçirmek üzere yola
koyuluyoruz. Yolda yağmur başlıyor. Tüm tekneler kovanına dönen
arılar gibi Göcek'e doğru yol alıyor. Port Göcek oldukça yoğun
ama fazla beklemeden palamar botu gelip bize sabah çıktığımız
C20'ye bağlanabileceğimizi söylüyor. Buraya kıçtankara oluyoruz.
Planımız Göcek'e inip dışarıda yemek yemekti. Ancak yağmur bizi
vazgeçiriyor. Seda ile ben, yağmurluklarımızı giyip Göcek'e
yürüyoruz ve buradan akşam yemeğimizi paket yaptırıp tekneye
dönüyoruz. Yemeği içeride yedikten sonra yağmur diniyor. Sadi
Bey'le birlikte havuzlukta oturup sohbet ediyoruz. Seda ile
çocuklar ise uyuyorlar.
18/06/2003
Çarşamba
Sabah 10:00 gibi uyanıp Marina'da duşumuzu
alıyoruz. İhtiyacımız olan bir iki öteberi ve birkaç kalıp buzu
marinanın marketinden alıp marina ücretini ödüyoruz. Saat 10:40
gibi marinadan çıkıp doğrudan Göcek adasının kuzeybatısında dün
keşfettiğimiz isimsiz koya gidiyoruz ve demirleyip kıçtankara
oluyoruz.
|

Port Göcek'e giderken.
Arkada Yassıca Adl. ve kayalıkları |
|
Akşam Ağa Limanında kalıp ertesi
sabah erkenden Marmaris'e dönmek istiyoruz. Öğlene doğru
hava sertliyor.
Göcek körfezinin içi 20-22 knot
esiyor.
Göremediğimiz Taşyaka ve Sıralıbük'e doğru yol alıyoruz.
Taşyaka'da Bedri Rahmi'nin meşhur
balık resmini görüyoruz. Koyun sonunda bulunan restoranın T
iskelesine bağlanıyoruz. Burada yaklaşık 2,30m su var ve bu
yüzden baştankara bağlanmayı tercih ediyoruz. |
Seda çocuklar ve ben burada yüzdükten sonra sert
hava nedeniyle yer sıkıntısı olabileceğini düşünerek Ağa
limanına gitmeye karar veriyoruz. Yine Domuz adası ile kara
arasında kalan dar boğaza yönelip açıkdenize çıkıyoruz ve güneye
yöneliyoruz. Hava kafadan 22-25 knot esiyor. Kurtoğlu burnunu
döndükten sonra acaba hava nasıldır diye düşünüyorum. Telsiz
kanal 67'den bu bölge için yarın 5, 6 zaman zaman 7 hava
veriliyor. Ağa Limanına giriyoruz. Tahmin ettiğimiz gibi Büyük
Ağa limanı dolu. Demirlenebilecek yerlerde ise 25-30 m su var.
Limanın içi dahi 22 knot esiyor. Şansımızı Küçük Ağa limanından
yana deniyoruz. Burada su daha sığ. Ancak ABD bayraklı bir
yelkenli koyun tam ortasına demir atmış alargada yatıyor.
Dolayısı ile pek bir yer kalmıyor. Koyun kuzeyindeki kumsalın
açığına kumluk bir yere yaklaşık 17m'ye demir atıyoruz. Kıyıya
koltuk almamıza ARIVA 3 isimli gulet zodiac botu ile yardımcı
oluyor. Demir tutmuş gibi görünüyor ama hava sert olduğu için
içimiz rahat etmiyor. Gece nöbet tutulacak. Yemekten sonra
bir-iki saatliğine yatıyorum. Çocuklar da uyudular. Seda ile
Sadi Bey ise havuzlukta demir nöbeti tutuyorlar. Ara sıra koya
giren sağnaklar pupadan geliyor ve demirden çok koltuk halatına
yük bindiriyor. Meltemin soluganı ise olduğu gibi koyun içinde.
Daha sonra Sadi Bey yatıyor ve ben kalkıyorum. Ay henüz
doğmamış. Denizde olan botun ipi denize değdikçe yemyeşil
yakamoza neden oluyor. İlk defa bu kadar net olarak yakamoz
görüyorum.
19/06/2003
Perşembe
Saat 02:00
gibi Sadi Bey uyanıyor ve Seda biraz yatıyor. Ay da doğdu ve
ortalık biraz olsun aydınlandı. Saat 02:30'a doğru Seda'yı
uyandırıyoruz. Bota binip kıyıya çıkıyorum ve yüksekçe bir yere
bağlı olan koltuk halatını çözüyorum. Sadi bey koltuk halatını
topluyor. Bense botla tekneye dönüp başüstüne gidip demiri
alıyorum. Seda ise ağır yol koydan çıkıyor. Az açıkta durup botu
güverteye alıp bağlıyoruz. GPS'te WPT'leri check ettikten sonra
Seda tekrar yatıyor ve Sadi bey ile ikimiz yola çıkıyoruz.
Peksimet adasının çakarını görüyoruz. Hava tahminimizin üzerinde
esiyor ve dalgalar da oldukça büyük. Kendimi havuzluğa
bağlıyorum ve Kurtoğlu burnunu dönüyoruz. Pusula'nın
aydınlatması yanmıyor ve Nar adası da karanlık. Üzerine düşmemek
için WPT'leri tekrar konrol edip çizmiş olduğum rotaya 5-10
derece de emniyet payı ilave ediyorum ve Dişibilmez burnuna
doğru yol alıyoruz. Gelirken pupadan gelen çok daha küçük
dalgalar otopilot "Rıfkı"nın saçmalamasına neden olmuştu. O
yüzden pek ümidim yoktu ve karanlıkta Pusula'yı görmenin
yollarını araştırırken otopilotu denedim. Dalgalar tam kafadan
geliyor ve zaman zaman teknenin burnu sulara saplanıyor. Ayakta
durmak mümkün değil, otururken bile zorlanıyoruz ama otopilot
bana mısın demiyor. Neredeyse hiç düzeltme yapmaya gerek
kalmadan rotasında tekneyi tutuyor. Biz de Sadi Bey'le GPS'i
kontrol ederek, arada bir, sıra ile birkaç dakika kestirerek
yolumuza devam ediyoruz. Nar adasını sancağımızda bırakıyoruz.
Uzakta Baba Adasının çakarını görüyoruz. Yaklaşık 300 derece ile
rotamız Dişibilmez burnu. Ancak buraya yaklaşınca da henüz hava
aydınlanmadığı için yine 5-10 derece emniyet payı ekleyip rotayı
290 dereceye çeviriyoruz. Yolculuğun Ekincik ayağından zaten dün
akşam vazgeçmiştik ve amacımız Marmaris'e dönmekti. Sabahın ilk
ışıkları doğduğunda Dişibilmez burnunu geçmiştik ancak ne hava
ne de dalgalarda bir azalma yoktu. 27 knot tam kafadan esen hava
ve dalgalar zaman zaman teknenin SOG'unu 2,5 mil'e kadar
düşürüyordu. Marmaris'e yaklaştıkça dalgalar ufaldı ancak rüzgar
aynı. Ters bir dalgaya teknenin burnu saplanınca, baş tarafta
uyuyan Seda ve Merve az önce açtıkları hatch'ten giren sularla
sırılsıklam oluyor ve kıyafet değiştirdikten sonra kıç kamarada
uykuya devam ediyorlar. Dalgalara vura vura geçen bu yolculuğun
en ilginç yanı ise ne çocukların ne de Seda'nın bundan rahatsız
olmamalarıydı. Sadece Merve (4) sabah olunca bana kızarak
pencereyi açınca içeri neden kovayla su döktüğümü sordu.
Marmaris'e yaklaşınca Sadi Bey oltasını suya indirdi ama balık
tutmak mümkün olmadı. Saat 09:00 gibi Seda da kalktı ve Turunç
koyuna gittik. Burası oldukça sığ ve demirde alargada kalmak
mümkün. Ama Seda kıyıdaki kalabalığı ve otelleri görünce
Kumlubük'e gitmeyi önerdi. Burada bulunan Amos Bay önünde
tonoz aldık ve günü burada yüzerek geçirdik.
|

Berk ve Merve güneşlenirken |
|
Çocuklarla
kumsala çıkıp oynadık, yüzdük. Kumsaldan Berk de
denize girdi. Akşama doğru cenova'yı da açarak 6-7 mil hızla
boğazdan geçip Marmaris Albatros marina'ya girdik. Offshore
sailing ekibi bağlanmamıza yardımcı oldu. Akşam arabayla
Marmaris'e indik. Biraz alışveriş, biraz bar'ları
gezip saati 22:30 yaptık Tur guletlerinden gezilip
yüzülebilecek koyları öğrendik. |
Özellikle
Marmaris çarşısının içini turist olarak gezmek zorunda olanlara
allah kolaylık versin. Ben bile bir şey almadan geçmek
istediğimi anlatana kadar akla karayı seçtim. Ben yabancı bir
ülkede bu şekilde muamele görsem herhalde bize gelen turistler
kadar sakin ve hoşgörülü olamazdım. Akşam teknemize
dönüyoruz. Korkunç bir yorgunluk var üzerimizde ve erkence
yatıyoruz.
20/06/2003
Cuma
Sabah
kahvaltıdan sonra boşalan su depomuzu doldurup marina'dan
palamar çözüyoruz. Yıldız adasının kuzeyinde bize tavsiye edilen
koya doğru yelken basıyoruz. Burada bulunan guletlerin arasında
uygun bir yere demirleyip alargada kalıyoruz. Seda, çocuklar
hepbirlikte yüzüyoruz. Sadi Bey çocukları botla gezdiriyor. Öğle
yemeğini havuzlukta yedikten sonra saat 15:30 gibi demir
alıyoruz ve İçmeler'e yöneliyoruz. Offshore ekibi bize tekneyi
akşam geç de teslim edebileceğimizi söylemişti ama biz akşam
İzmir'e yola çıkmak istediğimizden teknenin teslim işlemini
bitirmek istiyoruz. Bu yüzden saat 17:00 gibi pupa seyri ile
Albatros Marina'ya giriyoruz. Marina çok kalabalık. Tüm
tekneler neredeyse aynı anda giriş yapıyorlar. Bidonumuzdaki
20lt mazotu tanka dolduruyoruz. Tahminim deponun 5 lt daha mazot
alacağı ve evet tam 6 lt daha mazot alıyor. Offshore sailing
team'den Mesut Bey 10 dakikada kontrolleri yapıyor ve tekneyi
teslim ediyoruz. Eşyaları arabaya yerleştiriyoruz. Teknemiz
"Kush"u iyice benimsedik ve orada "yabancılara" bırakmak biraz
ağırımıza gidiyor. Akşam saat 21:00 gibi İzmir Çeşmealtına
vardık. Akşam yemeğinden ve kısa bir Çeşmealtını gezintisinden
sonra yatıyoruz.
21/06/2003
Cumartesi
Sabah
kahvaltıdan sonra saat 11:30 gibi arabaya bindik. Aklımızda
geride kalan rüzgar, deniz ve teknenin tatlı anıları ile akşam
saat 19:00 gibi İstanbul'a evimize vardık. Hepimizde tatlı bir
yorgunluk bir dahaki sefer ne zaman olabilir diye
ajandalarımızı karıştırmaya başladık bile. O zamana kadar ise
hafta sonlarında teknemiz "Berk" le deniz özlemimizi
gidereceğiz.
Can Buluman'a teşekkürlerimizle
Denizce
 |