|
EK-1
Birleşmiş Milletler Çevre Programı
(UNEP)
Akdeniz Eylem Planı
(MAP)
AKDENİZ'DEKİ YAYILIMCI CAULERPA
TÜRLERİ
ÇALIŞMA GRUBU TOPLANTISI
18-20 Mart 1998,
Heraklion/Yunanistan
Akdeniz Eylem Planı çerçevesinde
Temmuz 1996'da Montpellier (Fransa)'da yapılan toplantıda,
Akdeniz'de bazı Caulerpa türlerinin hızla yayılması nedeniyle,
bir çalışma grubu toplantısının yapılması kararlaştırılmıştır.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Akdeniz Eylem Planı
(MAP) Sekreteryası 18-20 Mart 1998 tarihleri arasında Girit
Adası'nın heraklion kentinde "Akdeniz'deki Yayılımcı Caulerpa
Türleri" ile ilgili bir çalışma grubu toplantısı düzenledi ve
her ülkeden Caulerpa'ların mevcut durumunu yansıtması için bir
uzmanı temsilci olarak belirlemesini istedi.
Bu toplantıya, Arnavutluk,
Cezayir, Güney Kıbrıs, Hırvatistan, Mısır, İspanya, Fransa,
Yunanistan, İsrail, İtalya, Lübnan, Libya, Malta, Fas, Monako,
Suriye, Slovenya, Tunus ve Türkiye'den 53 bilim adamı katıldı.
Akdeniz Eylem Planı Sekreteryası
temsilcisi, Dr.Gabrielides, bu program kapsamında yürütülen
"Akdeniz Kirliliği "(MED-POL)" projesinin üçüncü fazında
kirliliğin kontrol edilmesi hedeflendiğinden, Caulerpa taxifolia
türünü yönelik Avrupa Topluluğu kapsamında başlatılan projelere
(LIFE gibi) ve sonuçlarına önem verildiğini belirtti. Bu
toplantının amacının "bugüne kadar yapılan çalışmalar sonucu
edinilen bilgi ve deneyimin ortaya konulması, mevcut durumun ve
sonuçların belirlenmesi ile önerilerin sunulması" olduğu
özellikle vurguladı.
Akdeniz Özel Koruma Alanları
Merkezi sekreteri de Merkezin faaliyetleri çerçevesinde
hazırlanan Akdeniz'deki biyolojik çeşitliliğe yönelik protokolün
bu konuya çok önem verdiğini ancak henüz yürürlüğe girmediğini,
üye ülkelerde imzaya açıldığını belirtti. Bu protokolün 13.
maddesi "üye ülkelere ekosisteme zarar veren zararlı canlılarla
ilgili tedbirleri alması ve gerekli mücadeleyi vermesi"
sorumluluğunu vermektedir.
Çalışma grubu toplantısının
birinci kısmında konuya yönelik uzmanlar tarafından C.taxifolia
konusunda bugüne kadar yapılan çalışmaların değerlendirilmesi
yapıldı. Toplantının ikinci kısmında ise Akdeniz ülkelerinin
yayılımcı Caulerpa türlerinin durumu ülke temsilcileri
tarafından sunuldu. Bu kapsamda ülkemizde C.taxifolia türüne
kıyılarımızda rastlanmadığı belirtildi. Bilgilendirmeye yönelik
broşürler hazırlandığı, bu türlerin izlenmesi için çalışmalar
yapılacağı vurgulandı. Ülkemiz kıyılarında Caulerpa'nın üç türü
olduğu bunlardan ikisinin Akdeniz'in yerli türü, üçüncüsünün ise
Suveyş kanalının açılmasından sonra giren C.racemosa olduğu
belirtildi. Yayılımcı nitelikleri olan C.racemosa'ya ilişkin çok
yönlü çalışmalar yapılması ve bu tip çalışmaların Batı Akdeniz
ülkelerinde olduğu gibi uluslararası programlar ve kuruluşlarca
desteklenmesi gerekliliği dile getirildi.
Toplantının değerlendirme ve
önerilere yönelik son oturumunda ise yapılan çalışmalardan elde
edilen sonuçlardan yararlanılarak ve uluslararası sözleşmelerin
verdiği sorumluluk göz önüne alınarak aşağıda belirtilen
değerlendirmeler yapıldı ve öneriler sunuldu.
DEĞERLENDİRME
1. Caulerpa adlı yeşil deniz
yosununun dünyada 70'den fazla türü vardır. Bu türlerin çok az
bir kısmı Akdeniz'de bulunmaktadır.
2. C.taxifolia Akdeniz'de ilk kez
1984'de Monako'da görülmüştür. Günümüze kadar yayılım
alanını Batı Akdeniz ve Adriyatik'te hızla geliştirmiştir. 1996
yılı sonu itibariyle yayılım alanı 3000 hektarı geçmiştir.
Son yıllarda ayrıca C.racemosa türü de özellikle Doğu Akdeniz
olmak üzere dağılım alanlarını batıya ve kuzeye doğru
genişletmiştir.
3. C.taxifolia'ya yönelik
Kuzey-Batı Akdeniz'de çok sayıda araştırma yapılmıştır. Bu
araştırmaların sonuçları aşağıda sıralanmıştır:
-
Akdeniz'de görülen
C.taxifolia türünün morfolojik ve fizyolojik özellikler yönünden
tropikal denizlerde dağılım gösteren aynı türüne göre büyük
farklılıklar bulunmaktadır.
-
C.taxifolia ışık değişimlerine
adaptasyon yeteneği nedeniyle 50m. derinliğe kadar rahatlıkla
gelişmektedir.
-
Sıcaklık değişimlerine de
çok dayanıklı olduğu için C.taxifolia kış periyodunda da
Akdeniz'de yaşamını sürdürmektedir. (10C'da 3 ay yaşayabilir).
-
Su kalitesi ile C.taxifolia
arasında doğrudan ilişkiye rastlanılmamıştır. Bu türe hem temiz
ve hem de kirli sularda rastlanabilir.
-
C.taxifolia başta çamurlu, kumlu
ve kayalık substart olmak üzere deniz çayırları
artıklarının oluşturduğu substratumlarda dahi gelişebilir.
-
C.taxifolia'da 9 çeşit
toksik maddeye rastlanmıştır. Bunlardan "Caulerpeyne" baskındır.
Ayrıca Akdeniz'deki C.taxifolia'nın kuru ağırlığı içinde yeralan
toksik maddelerin oranı tropik denizlerdekine göre fazladır.
-
Sıvı haldeki "Caulerpenyne"
maddesinin gün ışığında oksijen ve klorofilin bulunduğu
ortamlarda çabucak bozulduğu gözlenmiştir.
-
Deniz kestanesi tarafından yenilen
C.taxifolia içindeki "Caulerpenyne" maddesinin bu hayvanda
biyolojik birikime uğramadığı belirtilmektedir.
-
İnsan için bu canlının herhangi
bir risk oluşturmadığı tesbit edilmiştir.
-
C.taxifolia her tür deniz
dibi ortamında gelişmektedir. Yerli türlerin biyolojik ve
ekolojik çeşitliliğini ve bilhassa ekonomik değeri olan türler
etkilemektedir.
Sonuç olarak çalışma grubuna
katılanlar C.taxifolia'nın ekolojik dengenin bozulmasına neden
olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır.
4. Akdeniz'de yayılımcı olarak
nitelenen diğer tür olan C.racemosa hakkında ilkinde olduğu gibi
çok sayıda araştırma bulunmamaktadır. Mevcut çalışmalar
kapsamında bu türün Akdeniz'in doğu ve kısmen batı
kesimlerinde dağılım gösterdiği tesbit edilmiştir. Bu türe
yönelik ortak görüşler aşağıda sıralanmıştır:
-
C.racemosa'ya
Akdeniz'deki 20 ülkede rastlanmış ancak bu tür daha çok Doğu
Akdeniz'de yoğun olmak üzere bazı Batı Akdeniz ülkelerinde de
görülmüştür
-
C.racemosa farklı ekolojik
koşullarda 60 metre derinliğe kadar yaşamını sürdürebilir.
-
C.racemosa'nın kayalık, kumlu,
çamurlu subtratlarda, deniz çayırları artıkları üzerinde
geliştiği gözlenmiştir. Bu türe hem kirli ve hem de temiz
sularda rastlanmıştır.
-
İlk araştırma
sonuçlarına göre C.racemosa'nın çeşitli habitatlarda
gelişebileceği belirtilmiştir.
ÖNERİLER
Yukarıda belirtilen sonuçları ve
Rio zirvesinin biyolojik çeşitlilikle ilgili hükümlerini dikkate
alarak bu antlaşmaları imzalayan ülkelerin "habitatları ve
türleri tehdit eden ekzotik türlerin girişini engelleme
zorunluluğunda" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Barselona
sözleşmesinin Özel Koruma Alanlarına ve Akdeniz'deki Biyolojik
Çeşitliliğe Yönelik Protokolleri de bu sözleşmeye taraf
ülkelerin "doğal habitatlara ve türlere zararlı olabilecek
türlerin bilinçli veya kaza sonucu girişinin engellenmesine" yönelik üye ülkelerin gerekli tedbirleri almasını
öngörmektedir. Ayrıca üye ülkelerin "bilimsel araştırmaları ve
bu çalışmaların sonuçlarının değerlendirilmesine yönelik,
yayılımcı türlerle mücadele konusunda her türlü çalışmayı
desteklemesi" bu protokol ile istenmektedir.
Çalışma grubu toplantısına
katılanlar aşağıdaki hususları önermişlerdir:
Tüm Akdeniz Ülkelerine Yönelik
Öneriler
1- Her ülke yukarıda belirtilen
uluslararası antlaşmaların hükümlerine uygun olarak gerekli
tedbirleri almalıdır.
2- Akdeniz'de C.taxifolia ve
C.racemosa'nın gelişimini durdurmak veya yavaşlatmak için ulusal
ve uluslararası koordinasyon geliştirilmelidir.
3- Bilimsel araştırmaların ve
edinilen bilgilerin geliştirilmesi için uluslararası programlar
desteklenmelidir.
4- Akdeniz'in yerli türü olan
C.polifera dışında C.taxifolia ve C.racemosa türlerinin ticareti
ve kullanımı yasaklanmalıdır.
5- C.taxifolia ve C.racemosa'nın
yayılımını engellemek amacıyla bu türün bulunduğu yerler
hakkında bilgi akışını temin etmek için denizlerden
yararlananlara yönelik bilgilendirme faaliyetleri
desteklenmelidir.
6- Her ülkenin ilgili makamları
C.taxifolia ve C.racemosa'ya yönelik kuralları ilgililere
bildirmelidir.
Bu Türlerden Bir Veya Her İkisinin
Bulunduğu Ülkelere Yönelik Öneriler
1. Ülkelerin ilgili kuruluşları
denizden yararlanan herkesin denizel faaliyetlerinde, (yatçılık,
balıkçılık, sualtı turizmi gibi) bu türlerin yayılımına neden
olacak hareketlerden sakınmaları sirküler
ile bildirilmelidir. Bu bitkilerin parçalarının denize
atılmasından sakınılmalıdır. C.taxifolia ve C.racemosa'nın yoğun
olduğu bölgeler liman başkanlıklarınca denizcilere bildirilmeli,
bu konuda sirküler çıkarılmalıdır.
2. Envanter çalışması yapılarak
mevcut dağılım belirlenmeli, haritalama teknikleri ile gelişim
izlenmelidir.
3. Bu bitkilerin bulunduğu
yörelerdeki canlı topluluklarının gelişimi izlenmelidir.
4. Bu bitkilere yönelik çok yönlü
bilimsel araştırmalar desteklenmelidir. Caulerpa'ların
gelişimi, ortama etkilerinin belirlenmesi ve dinamiklerinin
kontrolü için bu çalışmalar gereklidir.
5. Bu bitkiler ile olanaklar
ölçüsünde, özellikle önemli biyolojik değeri yüksek olan
yörelerde küçük alanlarda dağılmış olsalar dahi mücadele
edilmelidir.
Kaynak: UNEP, "Proceedings of the
workshop on invasive Caulerpa species in the Mediterranean",
Heraklion, Crete, Greece, 18-20 March, 1998, MAP Tech. Reports
Series, No: 125, Athena, 1999.
Dr. Mustafa Tolay'a teşekkürlerimizle
Denizce
 |