|

Çay olmazsa olmazımızdır.. Ama iyi demlenirse. Bunun için de
şartları var.
Özellikle Türk insanı için sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi
çayın aslında bilmediğimiz bir çok özelliği var. Sütsüz ve
şekersiz alındığı sürece kalorisi olmayan çay, vücudun su
dengesinin korur, kahveden çok daha canlandırıcı ve
tazeleyicidir..
Çayın Vücuda
Faydaları
Keşfedildiğinden bu yana çayın, sağlığa yararlı birçok yönü
olduğu düşünülmüştür ve modern araştırmalar da yüzyıllar boyu
ileri sürülenlerin doğru olduğunu göstermektedir. Çayın en
önemli özelliği tamamen doğal bir ürün olması, kokulu çaylardaki
çiçek, meyve veya baharatlar hariç hiçbir yapay renklendirici,
koruyucu ve kokulandırıcı içermemesidir. Ayrıca sütsüz ve
şekersiz alındığı sürece kalorisi yoktur ve vücudun su
dengesinin korunmasında önemli bir rol oynar.
Çay doğal olarak florür içerdiği için, diş minesini
kuvvetlendirir ve ağızdaki bakterileri kontrol altında tutarak
plak oluşumunu azaltır, diş eti hastalıklarına karşı koruma
oluşturur. Yapılan araştırmalar, hem yeşil hem de siyah çayların
tüketilmesinin kanser riskini -özellikle akciğer, bağırsak ve
cilt kanseri- azaltabileceğini göstermektedir.
Kanser Yapıcı
Hücrelere Engel
Siyah çayın bileşenlerinin antioksidan etkisinin olabileceği,
kanser yapıcı hücrelerin oluşmasını engelleyebileceği
düşünülmektedir. Geçtiğimiz yıllarda yapılan çeşitil
araştırmalar çayın kalp hastalıkları, felç ve tromboza karşı
olası etkilerini göstermektedir. Çaydaki kafeinin kalp ve
dolaşım sistemi için hafif bir uyarıcı olabileceği ve böylece
arteoskleroz (damar sertliği) olasılığını azaltabileceği
düşünülmektedir. Ayrıca çaydaki polifenollerin, kolekstrolün
damarlar tarafından emilmesini ve kan pıhtılarının oluşmasını
engellediğine de inanılmaktadır.
Çaydaki kafein, konsantrasyonu artırabilir, tat ve koku alma
duyularını güçlendirebilir. Çayın hazım sağlayan sıvıları,
böbrekler ve karaciğer de dahil olmak üzere metabolizmayı
uyarır. Böylece toksinlerin ve diğer istenmeyen maddelerin
vücuttan atılmasına yardımcı olur.
İyi Çay İçin
Birkaç Öneri
Su on saniyeden fazla kaynayıp fokurdamamalıdır yoksa
gereğinden fazal oksijen kaybeder.
Soğumuş suyu asla yeniden kaynatmamak gerekir.
Demlenmiş çayı porselen çaydanlığa boşaltmadan önce bir kez
karıştırın.
Demliğin, çaydanlığın ve çay bardaklarının metal olmamaları
ve deterjanla yıkanmamaları gerekir. Metal çaydanlıkta yapılan
çayda metal tadı olur.
Çay Demlemenin
Altın Kuralları
Taze ve soğuk su kullanın.
Daha iyi bir demleme ısısına ulaşmak için demliği ısıtın.
Çayın ölçüsüne dikkat edin; fazla çay koymak hem ekonomik
değildir hem de çay acı olur.
Su kaynadığı anda, suyu demliğe ekleyin.
Tüm lezzetin açığa çıkabilmesi için 3-5 dakika demleyin.
Çayı kuru, hava almaz bir kapta muhafaza edin.
Çayımdaki Sorun
Ne?
Çay sert ve acı: Büyük olasılıkla fazla çay koymuşsunuzdur. Genellikle,
gerektiğini düşündüğümüzden daha azı yeterli olacaktır.
Başlangıç olarak, “bir ölçek de demlik için” kuralından
vazgeçin. İkinci olasılık da gereğinden daha uzun bir süre
demlemenizdir. Çıkarılabilir filtreli demlikler veya presli
“cafetiere” tipi çaydanlıklar idealdir.
Çay bulanık görünüyor:
Bu aslında iyi bir işaret olabilir; kaliteli Assam Çayı
köpüklenebilir ve ışığı yansıtır. Ancak çay gerçekten çok
bulanıksa ya su ya da çay kötüdür.
Çayda metalimsi bir tad var:
Bu sorun genellikle kötü sudan kaynaklanır veya çay
kalitesizdir.
Çay tortulu görünüyor:
Bu da, genellikle kötü sudan kaynaklanır, sudaki tortular
bardağın veya fincanın yan duvarlarına yapışır. Sorun düşük
kaliteli, küçük yapraklı çayların kullanımına da bağlı olabilir.
Şişe suyu veya filtreden geçirilmiş su deneyin.
Çayın tadı yavan:
Bunun nedeni kötü kalite çay kullanıyor olmanız. Kendinize daha
iyi davranın ve daha iyi çaylar kullanın. Suyu tekrar kaynatmış
veya kaynamasını beklememiş olabilirsiniz.
Çay tatsız: Çay, rafınızda gereğinden uzun bir süre beklemiş olabilir.
Küçük miktarlarda ve sık sık çay alın, hem böylece değişik
lezzetli çayları da deneme şansınız olacaktır.
Çay Çeşitleri
Assam: 1830’larda Hindistan’ın kuzeydoğu vilayetlerinden Assam’da
İskoçyalı Robert Bruce tarafından keşfedildi. Koyu renkli, güçlü
ve kokuludur.
Seylan: Küçük kalite farklılıkları ile Sri Lanka’dan gelen her çay
bu cinstendir. Ne kadar yüksekte yetişirse o kadar kalitelidir.
Hoş kokulu ve aromalıdır.
Darjeeling: Dünyanın en kaliteli çaylarından biridir. Nepal
yakınlarındaki dağların doruklarında yetişir. Çayların
şampanyası da denilen Darjeeling’in tadı misket ya da
frenküzümüne benzetilir.
Earl Grey: Darjeeling, Assam, Seylan siyah çaylarından birisi ile
bergamot yağının özel uyumunu yansıtır.
English Breakfast:
Güne iyi bir başlangıç için, Hindistan ve Seylan’ın güçlü
çaylarından bir harman.
Formosa Oolong: Aroması şeftaliyi andıran Tayvan mahsulü.
Gunpowder: Toplandıktan sonra yapraklarının sıkıca sarıldığı yeşil Çin
çayı. Tad ve aroması ince ve kırılgandır.
Jasmine: Yasemin çiçekleri eklenmiş yeşil ya da siyah ve yeşil çay
karışımı.
Lapsang Souchong:
“Souchong”, Çin orijinalinde çayın büyük yapraklarını tanımlar.
Kuvvetlidir, duman rengindedir ve zengin bir aroması vardır.
Orange Pekoe: “Pekoe” çayın küçük olan yaprak boyutlarını tanımlar.
Bu siyah çay kökenine ve işlenmesine bağlı olarak aromasında
çeşitlilik gösterir.
Çay Nasıl
Saklanır?
İyi işlenmiş siyah çaylar, vakumlu ambalajlarda veya kapalı
teneke kutularda iki yıla kadar dayanabilmesine rağmen, çayın
tam olarak ne zaman toplandığını tespit etmek zor olabilir. Çoğu
çaylar, deniz yoluyla taşındığı için satış noktalarına varmaları
birkaç ay sürer. Yalnızca, mevsimlerin belirgin olarak
ayırdedilebildiği bölgelerde yetişen, Darjeeling gibi birinci ve
ikinci sürgünlerden alınan çayların toplanma zamanı
belirlenebilir. Örneğin, haziran ayında satılan birinci
sürgünler üç aylıktır. Bunlar gibi narin siyah çaylar en fazla
altı ay dayanır ve bu durum yeşil çaylar için de geçerlidir.
Çayı koyu renkli ve hava almaz bir kap içinde, rutubet ve
buğulaşma tehlikesi olmayan bir yerde saklayın. Baharatlardan ve
keskin kokulu yiyeceklerden uzak tutun çünkü çay kolayca
bozulabilir.
Çayla İlgili
Birkaç Not
Çay bitkisinin uçlarında ve dallarında küçük çiçekler açar.
Meyve üç gözlü kapsüldür. Çay bitkisinden yalnızca çay elde
etmek için değil, ilaç üretmek için de yararlanılır. Thea
Sinensis ve Thea Assamica (Theaceae) çaygillerin ekonomik açıdan
en ilginç olanlarıdır. Literatüre bakılırsa, özellikle de tropik
ve astropik ormanlarda, 28 cins ve 520 türde karşımıza çıkar.
Çayın işlenmesi; soldurma, kıvırma, mayalama ve kurutulmayla
yapılır.
Dört kilo yeşil yapraktan yaklaşık bir kilo çay elde edilir.
Avrupa’ya ilk çay 1610 yılında, o sırada henüz sekiz yıllık
bir geçmişe sahip olan Hollanda Doğu Hindistan Kumpanyası’nın
bir gemisiyle geldi.
Buzlu çay, 1904’te Saint Louis Dünya Fuarı’nda icat edildi.
|