| |
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin? demiş şair, ressama.
Bu söz üstüne ressam, bir fakirhane resmetmiş.Tek kişilik yatağı
aydınlatan bir pencere, yatakta gülümseyerek çoğalan insanları
üstlerindeki yorgan belli ki ısıtmış. Yüzleri gülüyor, tavandan
akan suyu engelleyen şemsiyeye rağmen. Evet mutluğun resmini
çizmiş ressam. Düşündüm, kendime sordum, sen mutluluğu ifade
edebilir misin Sara? Hiç zor olmadı. Yazıyı yazarken de, okurken
de, ben mutlu oldum. Kelimeler ceplerimden parmaklarıma, oradan
tuşlara yakışmış. En güzel kısmı da, paylaştığımda aldığım
keyif. Jarnana bir Rumeli türküsü. Hoş, ne türküsü olduğunun
hiçbir önemi yok, cıvıl cıvıl bir türkü, açtım. İşte o an işim
kolaylaştı. Ceplerimdeki kelimeler parmaklarıma üşüşmeye
başladı. Nereden başlayacağım sıkıntısı bitti. Başladım
kelimelerle oynamaya.Türkü bana oturduğum yerden dansı hayal
ettirdi. Uzun, bol eteğimin uçları elimde. Kendimi, tozlu
topraklı boş bir alanda buldum. Pencerelerden bakan yoktu,
hayalde insan yoktu. Ben, eteklerim, toz, toprak... Ayaklarım
türkünün coşkusuyla coştu, ellerim rahat bırakmıyordu etek
uçlarımı, saçlarım tempoya kaptırmış kendini, darmadağınık.
Jarnana susmuyor, ben durmuyorum.Tozu toprağı bir birine
karıştırarak, ortalığı kendimi dağıtıyorum. Kullandığım
kelimeler şaşkın ama hayal çok güzel. Vurdum tuşlara kelimeleri
kendimce. Mutluluğu yazmaya dökmeye doyamadım.
Ceplerimi karıştırmak, Rumeli Türkülerine kısmetmiş. Sıra
sıra dinledim, her birinde ayrı haz, ayrı keyif. Yaz Sara dedim
yaz... İsyankar Yürek çalmaya başladı, bir içim su ama
çalkalanmıyor, durgun. Toz toprak rahat, parmaklar birbirini
kovalamıyor. Bir önceki türkünün yorgunluğu atılıyor, su sessiz.
Ellerimi tuşların üstünden kaldırıp çenemin altına koydum, resim
yordu beni, okuyanı da yormasın! güzel bir resim hayal ettirmek
istiyorum, ben mutluluğun resmini yapamam, belki yazabilirim.
Çıkayım gideyim urum eline başladı, çalkantılı. Söyleyenin sesi,
ressamın çatıdan akıttığı su gibi. Enstrüman yok, ses öylece
damlıyor, damlalarıyla ıslatmadan. Dinleyen şaşkın, parmaklar
şaşkın. Bir daha diyor içindeki ses, bir daha dinle. Bu sefer
ellerim birbirine kenetleniyor, parmaklarım birbirlerine
şaşırmayın diyor. Baka kalıyorum çizdiğim resme. Çok güzel...
Bir kere daha dinlemek, sindirmeme sebep olacak, tadında bırak
diyor şaşkın iç sesim. Derin bir nefes...
Beşer'in ardından başladı. Söyleyene usul usul yardım eden
notalar var şimdi. Mutluluğu değil, yalnızlığı resmediyorlar.
Sağ elim çenemin altında şimdi, gözlerim kelimelere bakıyor ama
görmüyor. Başım görebileyim diye elimin yardımıyla bir sağa bir
sola yatıyor. Zorlanıyorum mutluluğu hissettirmek için... İnsan
mutluluğu hapsedemiyor ki. Meltem gibi tatlı bir esinti misali
geliyor, Beşer'in ardından durmuyor gidiyor. Baka kalıyor yazan
da, okuyan da. Meltemlerin arkası fırtına mı ne? Bir fırtına
tuttu bizi başladı, rüzgar savurmuyor. Bir iki tel bu kadar mı
yatıştırır fırtınayı, yatıştı, yatıştım, okuyanlar yatışacak mı?
Hadi o zaman Bozdoğana gidelim, davullarla... Tutamadım kendimi
dinlerken, fırladı parmaklarımdan Ç harfi O ve K ... Çok güzel..
Gözümde canlanan, jarnanadaki alanda kollarını iki yana açmış,
salına salına tozları sallayanlar... Resme insanlar dahil olmaya
başladı, ben resim yapamam ki. Çok güzel... Hissetti tozu sarsan
insanlar, ben...Siz? ıslıklar, ziller, kızlar, oğlanlar...
duyuyor, şaşırıyor musunuz? Şaşırtabiliyor muyum? Pencereler de
dolmuş, hadisenize gelin diyorum. Ellerim çenemde değil,
parmaklarım kavuşmadı. El ediyorum penceredekilere, saçlarımdan
görebildiğim kadarıyla! gelin, tozu toprağı dağıtmaya. Yüzümde
bir gülümseme, peş peşe anca bu kadar mutluluk sözcükleri dans
ettirilir.
Şair ressama sormuş, mutluluğun resmini yapabilirmisin?
yapmış... Ben kendime sordum mutluluğu ifade edebilir misin?
yazdım... Kendime bir soru daha sordum, mutluluk yazını
paylaşabilirmisin? EVET... Paylaşmak, en az yazmak kadar
keyifli.
A. Sara Aman'a
teşekkürlerimizle
Denizce

15.05.2010
|
|