e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 T.C. Cumhurbaşkanları ve Başbakanları    

  Mahmut Celal Bayar

 

 

Umurbey, Gemlik, Bursa, 1883 - İstanbul 1986

Türk siyaset ve devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti'nin üçüncü cumhurbaşkanı. Plevne göçmenlerinden öğretmen Abdullah Fehmi Efendi'nin (öl. 1918) üçüncü oğlu (ağabeyleri Behzat ve Asım). Abdullah Fehmi Efendi, 1877 Osmanlı-Rus Savaşı'ndaki Balkan bozgunu sonunda, Gemlik yakınlarındaki Umurbey köyüne göçtü. Buradaki okulda öğretmenlik yaptı Mahmut Celal, ilk ve ortaöğrenimini babasının yanında gördü.

Gemlik Mahkeme kalemi ve Reji idaresinde stajyer memur olarak çalıştı. Bursa'da açılan Ziraat Bankası veznedarlığı sınavını kazandı. Bankada veznedar olarak çalışırken, Fransız papazlar yönetimindeki College de L'assomption'un Fransızca kurslarına devam etti. İpekböcekçiliği eğitimi veren Darüllâlim-ı Harir kurslarını izledi. İnegöllü Refet Bey'in kızı Reşide Hanım ile (öl. 1964) evlendi. Üç çocukları oldu: Refii Bayar (1904-1941), Turgut Bayar (1911), Nilüfer Gürsoy (1921).

Mahmut Celal Bey, siyaset hayatına Bursa'da, gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girerek atıldı. 1908 Meşrutiyeti'nin ilanından sonra bu cemiyetin Bursa'daki şubesinin önce rehber muavini, sonra da rehberi oldu. Bu arada, Ziraat bankası’ndan Osmanlı Bankası'na geçti. 31 Mart ayaklanması başlayınca (1909) Hareket ordusu'na katılmak üzere, Bursalı ittihatçılardan bir gönüllü bölüğü oluşturdu. Mudanya'ya kadar gittiyse de, ayaklanma bastırıldığından İstanbul'a gitmesine gerek kalmadı. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin fırka (parti) konumunu alması üzerine, Bursa kâtibi mesulü oldu. Daha sonra İzmir kâtibi mesullüğüne atandı (1911). Ekonomik ve sosyal konularla eğitim sorunlarına eğildi. Partisinin öncülüğünde, İzmir Kız Lisesi'nin açılmasına ön ayak oldu (1912).

Basmahane'de Şimendifer Meslek Okulu'nun açılmasına yardım etti (1914). Yörenin ekonomisine egemen olan azınlıkların yanı sıra, Türk halkının da ekonomik etkinliğinin artırılması çabalarına girişti, "Halka doğru" cemiyetini kurdu, "Halka doğru" adıyla bu derneğin yayın organı bir dergi çıkardı; Turgut Alp takma adıyla ekonomik konularda yazılar yazdı, kooperatifçiliği yaygınlaştırmaya çalıştı. İzmir'de bir Milli kütüphane kurdurdu. Birinci Dünya savaşı, Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgisiyle son bulup İttihat ve Terakki iktidardan uzaklaştırılıp, bu partinin yöneticilerine karşı soruşturma ve suçlamalar başlayınca, savaş suçlusu olarak İzmir sıkıyönetim mahkemesi'nde yargılandı, aklandı, İstanbul'da itilafçı hükümetler iş başına geçtiğinde, adı bir kez daha tutuklanacaklar listesine girince, arkadaşı jandarma yüzbaşısı Sarı Edip Bey (Sarı Edip Efe) ile birlikte İzmir'den kaçıp dağlara çekildi. Gökçen Efe'ye sığındı. (Daha İzmir'de iken ye İzmir'in işgali sözkonusu olduğunda, İzmir Reddi İlhak Cemiyeti'nin ve Müdafaai Hukuki Osmaniye'nin kuruluşuna katılmıştı.) Söke yöresindeki ulusal direnişçiler ile işbirliği yaptı. Direnişçiler safında Yunan işgaline karşı Aydın'ın geri alınması savaşlarına katıldı. Denizli cephesinde Demirci Mehmet Efe’ye danışman oldu. Balıkesir kongresi kararıyla, Akhisar'da Milli alay komutanlığına atandı.

Son Osmanlı Meclisi Mebusanı'na Saruhan (Manisa) milletvekili olarak girdi (1920). İstanbul'daki bu mecliste, Kuvayı Milliye'yi öven ve Saray'ın Ulusal kurtuluş savaşı konusundaki ilgisizliğini yeren konuşmasıyla dikkati çekti İstanbul Meclisi'nin İngilizler'ce basılması üzerine Anadolu'ya geçip ilk TBMM'ye katıldı; iktisat encümeni raportörlüğü, iktisat bakan vekilliği (1920) yaptı. Çerkez Ethem ile TBMM arasında arabuluculuk yapmakla görevlendirilen kurula üye seçildi, Ethem ile görüşmeler yaptı. Mustafa Kemal Paşa'nın buyruğu ile kurulan Türkiye Komünist fırkası'nın kurucuları arasında yer aldı (1920). İktisat vekili oldu (1921). Dışişleri bakanına vekâlet etti, Lozan barış görüşmelerine giden ilk delegasyonda danışman olarak görev yaptı. İkinci TBMM seçimlerinde, Anadolu ve Rumeli Müdafaı Hukuk grubu adayı olarak İzmir milletvekili seçildi (1923).

Mübadele, imar ve iskân vekili oldu (1924). Aynı yıl, İş Bankası'nı kurmakla görevlendirildi. Bakanlıktan ayrıldı; İş Bankası'nın ilk genel müdürü olarak, 1932 yılına kadar bu bankanın başında kaldı. Yeniden iktisat bakanı oldu (1932-1937). İsmet İnönü'nün sağlık nedeni gerekçesiyle izin alması üzerine önce başbakan vekili, 1 kasım 1937'de de, Cumhuriyetin dokuzuncu icra vekilleri heyeti başkanı (başbakan) oldu. Atatürk'ün ölümü ve İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra istifasını verdi, İnönü tarafından yeni bakanlar kurulunu oluşturması istenince de, 25.1.1939 tarihine kadar görev başında kalacak ikinci Bayar hükümetini kurdu. 1939-1946 yılları arasında CHP İzmir milletvekilliği yaptı, Türkiye'de çok partili döneme geçme çalışmaları sırasında üç arkadaşıyla birlikte (Fuat Köprülü, Adnan Menderes, Refik Koraltan), Türk demokrasi tarihinde "Dörtlü Takrir" adını alan "Parti tüzüğü ve bazı kanunlarda tadilat" isteyen önergesini grup başkanlığına verdi (12 haziran 1945). Önerge, CHP grubunda, imza sahiplerinin dışındaki üyelerce oybirliğiyle reddedildi. Bayar dışında kalan önergeciler de CHP üyeliğinden çıkarıldı. Bunun üzerine Bayar, önce milletvekilliğinden (26 eylül 1945), ardından da CHP üyeliğinden (3 aralık 1945) ayrıldı.

Üçü CHP'den çıkartılan (Köprülü, Menderes, Koraltan) ama milletvekillikleri süren, biri de (Bayar) bu partiden ve milletvekilliğinden istifa eden Dörtlü Takrir sahipleri, 7 ocak 1946 tarihinde, Demokrat Parti'yi kurdular. Bayar, genel başkan oldu. DP, 1946 genel seçimlerinde Bayar yönetiminde 61 milletvekiliyle Meclis'e girdi. Celal Bayar da bu kez İstanbul milletvekili seçildi 1946-1950 yılları arasında, ana muhalefet partisi lideri olarak eski partisi CHP'ye karşı sert bir muhalefet yürüttü. DP 14 mayıs 1950'de yapılan seçimlerde oyların yüzde 53.36'sını alıp Meclis'te büyük bir çoğunluk sağlayarak iktidar oldu. Bayar DP genel başkanlığından istifa ederek, cumhurbaşkanı seçildi (22 mayıs 1950). Türkiye Cumhuriyeti'nin Atatürk ve İnönü'den sonra üçüncü cumhurbaşkanı olarak 1954 ve 1957 seçimleri sonunda da yeniden cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet tarihinin, askerlikten gelmeyen ilk sivil cumhurbaşkanı olarak 27 mayıs 1960 tarihine kadar bu görevini sürdürdü. Ordunun giriştiği darbe sonucu, 27 mayıs 1960'ta tutuklandı. 

Yassıada'da kurulan Yüksek Adalet Divanı tarafından yapılan yargılaması sonucu ölüme mahkum edildi (15 eylül 1961). Hüküm verildiği zaman 78 yaşındaydı. Ölüm cezası Milli birlik komitesi tarafından, süresiz hapse çevrildi Yassıada'dan Kayseri cezaevine gönderildi. Dört yıla yaklaşan tutukluluğundan sonra hasta olduğu gerekçesiyle salıverildi (7 kasım 1964). Salıverildikten sonra, “Ben de Yazdım” adlı 8 ciltlik anılarını yayımladı.

"Bizim Ev" adıyla bir kulüp oluşturup, kendisi gibi siyasal haklarını yitirmiş DP'li politikacıların haklarını geri alabilmek için çalışmalar yaptı. Siyasal hasmı İsmet İnönü'nün yardımlarıyla eski DP'lilerle birlikte Anayasa’da yapılan değişiklikle bu hakları geri verildi (1969). Anayasa mahkemesi'nin bu yoldaki değişikliği iptal etmesi üzerine, Adalet Partisi'ni desteklemekten vazgeçip, bu partiden kopan senatör ve milletvekillerinin kurduğu Demokratik Parti'yi destekledi. Bu partinin seçim kampanyalarına katıldı. Kızı Nilüfer Gürsoy'un da AP'den ayrılıp Demokratik Parti'ye katılmasını teşvik etti. Ancak daha sonra Demokratik Partililerden büyükçe bir grubun AP'ye dönmesi üzerine, Bayar da 1975 senato kısmi seçimlerinde yeniden Adalet Partisi'ni destekledi. Bursa'da yapılan AP mitinginde, Süleyman Demirel ile birlikte kürsüye çıkarak konuştu.

Cezaları bağışlanan Bayar, 1961 Anayasası'na göre, eski cumhurbaşkanı olarak, Cumhuriyet Senatosu'nun doğal üyesi sayılıyordu. AP'lı senato başkanının, Senato'ya katılması yolundaki çağrısını, doğal üyeliğe karşı olduğu savıyla geri çevirdi (1974). 12 eylül 1980 sonrası yönetimini ve 1982 Anayasası’nı destekledi. Uzunca süren bir yaşlılık hastalığından sonra, 103 yaşında İstanbul'da öldüğünde kendisine devlet töreni yapılmak üzere naaşı Ankara'ya götürüldü ve sonra gene devlet töreni ile doğum yeri olan Bursa Umurbey'de toprağa verildi (23 ağustos 1986).

Bayar yazdığı “Kayseri Cezaevi Günlüğü (Yapı Kredi Yayınları-Tarih Dizisi)” kitabında yaklaşık üç yıl kaldığı Kayseri Cezaevi'ndeki günlerini ve Yassıada anılarını aktarmaktadır. “Ben De Yazdım, Milli Mücadeleye Gidiş , (Cilt: 1-6, Sabah Kitapları/Türkiye'den Dizisi)” de Osmanlı Devleti’nin son yıllarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarını; Meşrutiyet Devri'nin seçme olaylarını, Mondros Mütarekesi'nden bu yana ulusal mücadeleyi, Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunu ve ilk çalışmalarını, ilk meclis hükümetlerini, Atatürk'ü ve devrimlerini; anılarına, yaşadıklarına ve belgelere dayandırarak, Türkiye'nin 20. yüzyıldaki siyasal tarihine önemli bir tanıklık yapmaktadır. Bayar, bir yandan da, kendi deyişiyle, "genç nesiller için yararlı olacağı düşüncesi ile, özellikle devrimlerin meydana gelmesini zorunlu kılan tarihi neden ve etkenler" üzerinde durmaktadır.
 

Kaynakça: Büyük Larousse

                     www.bayar.edu.tr