|
“Kalabalığa arkanı dönemezsen orkestrayı yönetemezsin “
Buzdolabımın üzerinde bir gazeteden kesilmiş bir cümle
sadece.. Normalden farklı olmaya, farklı bir şey yapmaya
kalktığında insan o kadar büyük bir kalabalık ile tanışıyor ki,
bir süre şaşırıyor ama sonra dönüyor arkasını ve “hayal” lerini
yaşamaya bırakıyor kendini.
Bir yelkenli teknenin içinde Atlantik geçmek, benim için çok
uzun süre düşünülmüş ve yazılı hale getirilmiş hayaller listemde
bir satır idi. Yazılı hayaller, gerçek olmaya en yakın olanlar
diyor ve bunu tavsiye ediyordu daima iş hayatımdaki büyük
liderler ve işte benim de vardı artık böyle bir listem. Bu
liste, yıllar önce yapıldı ve unutuldu aslında o satır zaman
geçince üzerinden, ta ki bir gün kendini hatırlatana dek.

Yelken yapmak, şimdilerde benim için sanki varoluş sebebi
ancak aktif yelken yaşamım ancak 2001 yılında başlayabildi.
Daha öncesi yelken ve denizcilik dergilerini takip etmek,
kitaplar okumak, sahilden yarışları izlemek şeklinde idi.
Uzun yıllar spor hayatım olmasına rağmen yelken ile tanışma
şansım olmamış ve sonra da yaş ilerleyince sadece mavitur
boyutunda deniz üzerinde tekne yaşamım olabilmiş idi.
Neyse ki 2001 de İstanbul’da büyüklere bir yelken eğitimi
verildiğini öğrenip kendimi FB’ye atana kadar, sonra da
internetten bağlantılar kurarak güney yarışlarına gitmeye
başladım vee bir gün Cumhur Gökova ile tanıştım. İsrail’e
gidiyorlardı bayan takım olarak, kış dönemi yarışı Chiristmas
Regatta vardı ve korkarak “ben de gelebilirmiyim” dediğimde
hemen kabul etti. Artık onunla, onun okulu Gökova Yatçılık ile
başlayacak olan eğitim ve dostluğun temelleri oluşmaya başladı
böylece.

Tam benim aradığım kişi olduğunu düşünmüştüm ki aradığım şey;
bu sporu, spor olarak yapacak, yarış ortamlarında iddialı ve
yeni insanlar kazandırmak konusunda heyecanlı olmak idi. Sonuçta
yıllar içinde Cumhur ağbi ve de sevgili Sabine hoca ile uzun
yarışlara gittik, eğitimleri tamamladık. Sonra İstanbul’da onun
öğrencileri buluşarak bayan yelkenciler ekibi kurduk ve
haftasonları yarışlara katılmaya başladık. Harika bir sezon
geçti bu yaz ama en özeli Kasım 2005 de başlayacak olan Atlantik
Geçiş Yarışı olacak eminim.
Cumhur hoca, internet sitesinde 2005 başında yıllık programı
açıkladığında; Kasım 2005’de Atlantik Yarışına katılacağını
gördüm veee o yıllar önceki yazılmış “hayal” canlanıverdi
gözümün önünde.. Hemen aradım kayıt oldum ki, daha 8 ay
vardı yarışa. Arada neler olabilirdi ama olsun ben mutlaka o
teknede olacak idim, çok heyecanlandım ve inanamadım uzun
bir süre. Sonra ekip oluşturma, sponsor bulma çalışmaları
başladı ki çok zor oldu pek çok şey.
 |
Ekip üyeleri benim dışımda sürekli değişip duruyordu Hazirana
kadar. Bodrumdan bir arkadaş Ayşe Nur Gedik kayıt oldu, kararlı
bir şekilde. Temmuzda, Rodos Cup sırasında takım arkadaşlarımdan
Güzin Gürel karar verdi gelmeye ve olduk 3 kişi. Temmuz sonu
hoca müjdeyi verdi ve Gülçin Aksekili ile Handan Serezli’nin
katıldığını söyledi aramıza. Son katılım ise Ekimde oldu ve
Bodrum’dan Zerrin Ulusman takıma alındı. |
6 kişi yarıştaki tek bayan ekip olarak hazırdık artık 2005
ARC de Türk bayrağını dalgalandırmaya.
315 tekne arasında bu yıl sadece 1 tekne var Türk teknesi ve
o da bizim “Odienne”. Odienne, bir Dufour 40 ve henüz 2 yaşında
güzel bir kız. Cumhur Hoca, 26 Eylülde Marmaris’ten yola çıktı
ve 5 Kasım itibari ile yarışın başlayacağı Kanarya Adaları
LasPalmas’a vardı ki yolda da çok sayıda yeni öğrenci
yetiştirerek. Bizler burada, sponsorluk konularını organize
ettik; Denizbank, THY, Helly-Hansen, Vakko, Uksail, Joker Boat,
Rotary 2420.bölge hem maddi hem de malzeme şeklinde destek
oldular.
Yarış 20 Kasım da LasPalmas’dan başlayacak, 2700 deniz mili
sonrasında Karayip adaları St.Lucia’da sona erecek. Normal bitiş
günü 17 Aralık, ancak biz çok daha öncesinde bitirmeyi
planlıyoruz. Teknemizde özel bir sistem var ve bu sayede
internet üzerinden teknenin yeri görülebiliyor ve mail
gönderilebiliyor ki ailelerimiz oldukça rahatladı bu sayede.
http://www.sailturkey.org sitemiz den ulaşmak mümkün bu
sisteme ve bizlere.

Aileler önemli çünkü aramızdan ikisi evli ve benim 1,
Güzin’in 2 kızı ve Gülçin’in 1 kızı 1 oğlu var. Yaş ortalamamız
38 ki hiç de genç sayılmayız anlamında, ama bir yandan da yaşa
bakmıyor bu işler anlamında önemli tabiki. Şimdiden çok sayıda
arkadaşımız ve akrabamız; yelken sporuna ilgi gösteriyorlar,
çocuklarını nasıl başlatacaklarını soruyorlar ve en önemlisi
hayatlarında yeni bir şeyler için harekete geçme cesareti
hissetmeye başladılar.
Kolay mı olacak, hiç sanmıyorum ama zor da olmayacak çok
eminim!!! Korkuyor muyum, şimdilik hayır ama ilginç olan şu ki;
“yapmayanlar” korkulardan, “yapanlar” güzelliklerinden
bahsediyor sürekli.. Korku korkakmış, üzerine giderseniz
kaçıverirmiş, biz de onu yapacağız işte; arkasındaki kocaman
hayali gerçek yapmak için..
Sevgiyle ve hep denizle kalın dostlar.
Çiğdem Tepecik
Çiğdem Tepecik'e teşekkürlerimizle
Denizce

16.11.2005
|