|
Hepimizin Çocuk Felci olarak da bildiğimiz TIP dilindeki
POLIOMYELIT'e neden olan polio adlı virüstür biliyorsunuz.
Aşağıdaki yazıda Çocuk Felci ile ilgili bir çok temel ve ileri
düzey bilgiyi, sizi korkuturcasına okuyacaksınız. Unutmayın
yaklaşık 4 yıldır görülmediği iddia edilen poliomyelit vakasının
IRAK savaşı sonrasında hortlaması kuvvetli bir olasılıktır.
Bunun ne kadar gerçekçi olduğunu aşağıdaki yazıyı okuyup
bitirdikten sonra tekrar düşününüz. Unutmayın ki, çocuk felci
aşısı (iğne olanı) diğer bulaşıcı hastalıkların aşıları gibi,
bir sefer yaptırıldıktan sonra gerekmeyenlerden değildir.
"Hatırlatma" denilen aşılamaların yararı olacağı
düşünülmektedir. Aşı olmanın (yani hastalığın bulaşmasının) yaşı
yoktur. Üç tip virüs olarak bilinen polio'dan korunmak için
birden çok aşı önerilmektedir.
TANIM
Bulaşıcılığı oldukça yüksek olan, polio virüsü denilen
mikropla bulaşan bir hastalıktır. 1-4 yaşlarında daha sık
görülür. Mikrobun kaynağı hasta insanların dışkısı ve boğaz
salgılarıdır. Dışkı ile kirlenmiş su ve besinlerin yenip
içilmesi veya kalabalık yerlerde havaya yayılan mikropların
solunması ya da sinekler ile bulaşmaktadır.
GELİŞMESİ
Vücuda girdikten sonra, bölgesel lenf düğümlerinde yerleşen
virüs, günler sonra da kana karışmaya devam edebilir. Bu kana
karışmayla birlikte diğer ikincil bölgelere de yerleşim olur.
(kalp, deri, akciğer, karaciğer, beyin, omurilik). Polio
virüsünün omurilik içine yerleşmesi en çok rastlanan durumdur.
Kuluçka süresi 10-14 gündür. Bu süre sonunda ve ateşli
hastalıktan sonra omurilik içinde hangi sinir hücreleri ve
bağları tahrip olmuş ise o organda "felç" olarak adlandırılan
durum başlar.
Hastalık genellikle belirtisiz ve sinsi gidişlidir. Hafif
ateş, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı-kusma gibi nezlede
görülebilecek belirtiler ile ortaya çıkar. Kimi hastalarda
hastalık bu belirtilerle sınırlı kalırken kimilerinde de kalıcı
felçler ortaya çıkar. Çocuk ayağa kalkmakta veya yürümekte
eskisine oranla daha fazla güçlük çekmeye başlar. Felç olan
bölgede (genellikle bacaklar) kaslar sert ve kasılmış değil,
yumuşaktır ve duyu kaybı yoktur. Bazı vakalarda solunum kasları
ve diafragma da felce uğrayıp solunum güçlüklerine neden
olabilmektedir. Ölüm oranı % 2-20 arasındadır. Beyindeki solunum
merkezinin de etkilenmesiyle bu oranlar % 40'lara kadar
çıkabilmektedir.
KORUNMA
ve TEDAVİ
Hastalığın kesin tedavisi yoktur. Ömür boyu kalıcı
engelliliğe neden olabilmektedir.
Aşılanma ile olur. Tüm dünyada çiçek hastalığında olduğu
gibi kökünün kazınabilmesi için yoğun aşılama çalışmaları
yapılmış ve birçok gelişmiş ülkede başarılı sonuçlar alınmıştır.
Ne acıdır ki yurdumuzda hala görülmektedir. Aşı "Kardelen"
olarak bilinen bir bitkiden elde edilmektedir. Ülkemizde çok
çeşitli yörelerde çok yaygın olarak kardelen, kendiliğinden
yetişmektedir. Ağızdan verilen ve toplumsal bağışıklamanın
sağlanmasında önemli rol oynayan aşının yanında kişisel
bağışıklamanın sağlanabilmesi için oldukça güvenilir ve etkin
olan, enjeksiyon şeklinde uygulanan şekli mevcuttur. En etkili
aşılama şeklinin bebeğin 2,3,4. veya 2,4,6ncı aylarında
enjeksiyon tarzında, ölü aşı ile de 18. ayda ağızdan verilecek
hatırlatma dozu olduğu kabul edilmektedir.
Ülkemizde oral çocuk felci aşısı "OPV" kullanılmaktadır. Bu
aşı zayıflatılmış virüs içerdiği için ilk aşılananlarda 760.000
aşıda bir olguda komplikasyon olarak felç görülmektedir. Bu aşı
immün yetersizliği olanlara, immüno-supressif tedavi görenlere,
kortikosteroid tedavi alanlara ve yakın temaslılarına yapılırsa
risk çok daha fazla "6800 kat" artmaktadır. Bu nedenle ülkemizde
de bu grup hasta ve yakınlarına OPV önerilmemektedir. ABD ve
İskandinav ülkeleri ise seyrek de olsa görülen OPV
komplikasyonları nedeniyle ülkelerinde inaktif intramüküler
poliomyelit aşısını "IPV" kullanmaktadır. Bizim ülkemizde bir
süreden beri poliomyelit olgusu yoktur, ancak polio kontrolünün
yetersiz olduğu kuzey Irak sınırından her an bulaşma olabilir, o
nedenle rutin aşılamalarda ve kampanyalarda OPV kullanılmalıdır.
Ancak bireysel aşılamalarda ve özel muayenehanelerde ücretini
kendi ödeyenlere IPV yapılmaktadır. Bizim ülkemizde ne zaman
rutin IPV aşı uygulamasına geçileceği ayrı bir merak konusudur.
TARİHÇE
:
MÖ : 1580-1350 Mısır’daki bir taş tablette bir bacağında
gevşek bir felç olan bir rahip görülmektedir; bu da hastalığın
bilinen en eski ipucudur.
1840 : Jacob von Heine hastalığın klinik tarifini yazarak
buna "enfantil paralizi" adını vermiştir.
1894 : İlk polio salgını Amerika Birleşik Devletleri’nin
Vermont eyaletinde belgelenmiş ve 119 çocuğu etkilemiştir.
1905 : İsveç’teki bir polio salgınında yüzlerce çocuk ölmüş
ve binlercesi felçli kalmıştır. Dr. Ivar Wickman polionun
bulaşıcı olduğunu ileri sürmüştür.
1909 : Karl Landsteiner, Erwin Popper ve Constantin
Levaditi polionun bir virüs tarafından oluşturulduğunu ve ilk
enfeksiyonun bağışıklık sağladığını göstermişlerdir. Bu nedenle
aşısı mümkündür.
1916 : Amerika Birleşik Devletleri’nin kuzeydoğusunda
ortaya çıkan salgın 9,000’den fazla polio olgusuna yol açmıştır.
1948 : 7 Nisan, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kurulması.
1954 : Çocuk felcine karşı ilk aşı olan inaktiv çocuk felci
aşısı (IPV) Dr. Jonas Salk tarafından geliştirildi ve Amerika’da
çocuk felcine karşı kullanıldığı yerlerde çok başarılı oldu.
1955 : Dr.Salk’ın çocuk felci aşısının Amerika’da kullanımı
onaylanır.
1957 : Dr. Albert Sabin, Dr.Salk’ın inaktiv çocuk felci
aşısından (IPV) daha ucuz ve daha kolay uygulanabilen ağızdan
verilen çocuk felci (OPV) aşısını tanıtır.
1960’lı yıllar : Küba ve Doğu Avrupa’daki aşı kampanyaları
ağızdan verilen çocuk felci aşısı (OPV) kullanılarak geniş
coğrafi bölgelerde çocuk felci virüsünün yok edilebileceğini
kanıtlamıştır. Birçok ulusal bağışıklama programlarında OPV
kullanımı tercih edilmeye başlanmıştır. Bu yıllarda ülkemizde
2.000 civarında BİLDİRMİ yapılan olay vardır.
1963 : Ülkemizde ilk kez aşılama başlamıştır. Bu aşılama
organize değildir. Ne acı ki 1963-1970 arasında, organize
olmayan bu aşılama yüzünden pek çok insan, engelli olmuştur.
1980 : Dünya Sağlık Asamblesi, bugüne kadar dünyada ilk
olarak yok edilen, kızamığın dünyada artık olmadığını resmen
onaylar. Her yıl tahmini olarak 500.000 çocuk felç olmaktadır.
1985 : El Salvador iç savaşı sırasında düzenlenen üç günlük
ateşkes, çocuk felci bağışıklamasında ilk "Barış Günlerini"
temsil eder.
1988 : Dünya Sağlık Zirvesi 2000 yılına kadar çocuk felcini
yok etme kararı alır. Dünyada 125’den fazla ülkede her yıl
tahmini 350.000’in üzerinde çocuk felci vakası meydana
gelmektedir.
1990 : 1989 ve 1990 yılları arasında Çin’de meydana gelen
salgın 10.000’in üstünde çocuk felci vakasına neden olmuştur.
1991 : Amerika’daki son felç vakası Luis Fermin Tenorio
Cortez isimli bir erkek çocuğunun felç geçirmesi vakası’dır ve
Ağustos ayında Junin Peru’da bulunmuştur.
1994 : 29 Eylül tarihinde Amerika Bölgesi DSÖ Bölge
Ofisleri arasında çocuk felcinden tamamen arındırılmış ilk bölge
olmuştur.
1997 : 19 Mart’ta Kamboçya’da çocuk felci geçiren Mum
Chanty isimli 15 aylık bir kız çocuğu olduğu öğrenildi. Bu Doğu
Pasifik Bölgesi’nde görülen son vaka oldu. Hindistan’daki dini
azınlıklar arasındaki çocuk felci salgını 800 çocuğun felç
olması ile sonuçlandı. Ülkemizde toplam 6 çocuk felci vakası
saptanmıştır.
1998 : 26 Kasım 1998 tarihinde Van'da hastalığı başladığı
bildirilen olaydan itibaren ülkemizde çocuk felci olayı
görülmediği iddia edilmektedir. Ancak komşu ülkelerin temiz
olmaması riskin devam ettiğini göstermektedir. Bu yıl 26 vaka
saptanmıştır.
1999 : Dünya Sağlık Asamblesi 52.22 sayılı kararla Evrensel
Çocuk Felcinin Yok edilmesi girişiminin faaliyetlerini
hızlandırmak amacını onayladı. Angola’da 1.000’den fazla çocuğun
felç olmasına ve 50’den fazla çocuğun ölümüne neden olan büyük
bir çocuk felci salgını olmuştur. İki sorunlu ülke Kongo ve
Sierra Leone’da ilk ulusal aşılama günü düzenlenmiştir.
2000 : Dünya çapında 2.979 çocuk felci vakası olduğu rapor
edilmiştir. Bu rakam 1988 yılından bu yana %99 oranında
azalmıştır. 29 Ekim’de DSÖ Doğu Pasifik Bölgesi çocuk felcinden
arındırılmış bölge ilan edildi. 17 Doğu ve orta Afrika ülkesi
"Senkronize" Ulusal Aşılama Günü süresinde 76 milyon çocuğa aşı
yaptırdı. 50 ülkenin üzerinde gerçekleştirilen çocuk felci
aşılama günleri aşılama gününde 240.000’in üstündeki çocuk
ölümleri A vitamini kullanımı sayesinde azaltılmıştır.
Angola’dan, yaklaşık on yıldır çocuk felcinin görülmediği Cape
Verde adasına çocuk felci virüsünün gelmesi 17 ölüm ve 56
felç vakasıyla sonuçlanmıştır.
2001 : Yılın başında çocuk felcinden etkilenen yirmi ülke
vardı. 2001 yılında dünya çapında sadece 480 çocuk felci vakası
rapor edildi. 26 Kasım 2001 tarihinde ülkemiz Dünya Sağlık
Örgütünden, Çocuk Felcinden Arındırılmışlık belgesi almaya hak
kazanmıştır.
2002 : Küresel bazda, 2002 yılının başında sadece on ülkede
çocuk felci vakasına rastlanmaktaydı. Küresel olarak çocuk
felcinin yok edilmesi için elde bulunan fonda 275 milyon
Amerikan dolarlık bir açık bulunmaktaydı. 21 Haziran 2002
tarihinde DSÖ Avrupa Bölgesi tamamen çocuk felcinden
arındırılması amaçlanmıştı ama ne yazık ki..
Çocuk felci, yaşamın ilerki yıllarında yeni belirtiler ile
yeniden ortaya çıkabilir. Zayıflık, eklem ve kas ağrısı ile
bitkinlik belirtileri çocuk felci geçirildikten yıllar sonra
ortaya çıkabilir. Bu belirtiler "çocuk felcinin geç etkileri" ya
da "çocuk felci sonrası sendromu" olarak bilinmektedir. Çocuk
felcinin geç belirtilerinin herhangi bir tedavisi yoktur. Ancak
belirtiler kontrol altına alınabilir. Aşı ise halen gerekli
olabilir. Hastalık etkeni virüs ile enfeksiyon sonucunda,
hastalığa neden olan üç farklı tipte virüsten sadece bir
tanesine -hastalığa neden olan virüse- karşı bağışıklık gelişir.
Üç tip virüs arasında çapraz bağışıklık yoktur. Her üç virüse
karşı bağışıklık sadece aşı ile sağlanır.
Çocuk felci, felç (parapleji, omur ilik felci) ile
karıştırılmamalıdır. Parapleji (bacakların felç olması) ve
kudrapleji (kol ve bacakların toptan felç olması), omuriliğin
zedelenmesi sonucu ortaya çıkan sağlık sorunlarıdır. Felç,
omurilikteki hasarın düzeyine bağlı olarak, kişileri çok değişik
şekillerde etkilemektedir.
FELÇ AŞISININ DAMLASINI DEĞİL, İĞNE ŞEKLİNİ İSTİYORUZ KAMPANYASI
Türkiye'de hala ağızdan verilen şekere damlatılan felç
aşısı yapılmaktadır. Senede 3-5 çocuğu gözden çıkarmamamız
mıdır? Tavsiyeler ilk 12 ay özellikle, bebeklerin bağışıklık
sistemi düşük ve zayıf olduğundan ve anlaşılmadığından, mutlaka
ilk 2 felç aşısının iğneyle, sonrakilerin (mecbursanız. Ağızdan
kolaylıkla verilebilmesi 3.dünya ülkelerinde hala tercih
nedeniymiş), ağızdan yapılması tavsiye edilmektedir. ABD 2001
Ocak ayından itibaren ağızdan felç aşısını kanunla tamamen
kaldırıp iğne olarak yapılmasını kanunlaşmıştır. Böylece senede
8-10 çocuk da olsa kimsenin hayatı tehlikeye atılmamış
olacaktır. Kanada, İsveç, Fransa, İngiltere ve bir çok batılı
ülke de çocuk felcini, iğne şeklinde yapılan aşı ile yok
ettiler.
Dünyada halen Orta Afrika ülkeleri, Hindistan, Afganistan,
Ortadoğu ülkelerinde hastalık olayları görülmektedir.
Avni Arıkan'a teşekkürlerimizle
Denizce

|