|

Bu dönem çocuğunuzun pek çok şey öğrenip, pek çok gelişim
yaşayacağı bir dönemdir. Her ne kadar çocuğunuzdaki gelişmeler
ilk bir sene içerisinde gözlemlediğiniz gelişmeler kadar hızlı
ve dikkat çekici olmasa da bu üç aylık dönemin sonuna doğru
fiziksel, algısal ve sosyal gelişimindeki önemli değişiklikleri
farkedeceksiniz.
Fiziksel
Gelişim
Bebeklerin
yüzde doksanı bu üç aylık dönemin sonlarına doğru yürümeye
başlamış olurlar. Ancak her çocuğun gelişim tablosu farklı
olduğu için kimi çocuklar 9 aylıkken yürümeye başlayabileceği
gibi kimilerinde bu süre 18 aya kadar çıkar.
Çocuğunuz bir kez yürümeye başlayıp özgürlüğün tadına
varınca onu tekrar kucağınıza almak ya da bıraktığınız yerde
aynı pozisyonda yatıyorken bulmak zorlaşacaktır. Yürümeyi
öğrenirken çocuğunuzun sık sık düşmesi kaçınılmazdır.
Düştüğü zamanlarda eğer ciddi bir durum sözkonusu değilse
panik yapmamaya ve hemen duruma müdahale etmemeye özen
gösterin, aksi takdirde çocuk korkabilir, kendine olan
güvenini yitirebilir. Sabırlı olun ve çocuğunuzun yürüme
denemeleri yapabilmesi için güvenli mekanlar sağlamaya
çalışın.
Ayakkabı
konusunda acele etmeye gerek yoktur.
Yumuşak bir
halı üzerinde, çim alanda ya da kum üzerinde yaptığı yürüme
denemelerinde çıplak ayakla olması kas gelişimi ve dengesini
sağlaması açısından daha faydalı olabilir. Çıplak ayakla
yürümesinin tehlikeli olacağı mekanlar için ise ayak sağlığına
uygun ayakkabılar seçmeye özen gösterin. Daha uzun bir süre
kullanabileceği düşüncesiyle ayağına büyük gelen ayakkabılar
almayın, bu dengesini sağlamasını zorlaştıracaktır.
Bu dönemde
çocuğunuzun el becerileri de gelişmeye başlar. El becerilerini
kullanabilecekleri oyunları severek oynarlar (Objeleri
şekillerine uygun boşluklara yerleştirme, blokları üstüste dizip
sonra yıkma gibi).
Ayrıca
yürürken aynı zamanda bir nesne taşıyabilir; saplı nesneleri
itebilir; ayakkabı ve çoraplarını ayaklarından çıkarabilirler.
Algısal ve
Sosyal Gelişim
Bu dönemde
çocuğunuz sizin tüm ilginizi ona yöneltmenizi ister.
Oyuncaklarını, yiyeceklerini ve özellikle de sizin ilginizi;
yani sevdiği şeyleri başkalarıyla paylaşmaktan hoşlanmaz. Yaşıtı
olan çocuklarla birarada olduğu ortamlarda da diğer çocuklarla
iletişim kurmaya ya da onlarla birlikte oyun oynamaya pek
hevesli olmadığını görebilirsiniz.
|
 |
|
Sizler, anne
ve baba olarak hala bebeğinizin hayatındaki en önemli
insanlarsınız, bu sebeple sizin ilginize çok ihtiyacı
vardır, sizinle olan yakın ve doyurucu iletişimi kendisine
olan güvenini de artırır. Sizin ilginizi çekebilmek için de
elinden geleni yapar; size gülümser, dokunur, iter ya da
dürter, bağırır, sızlanır veya ağlar. Bu çabalarına karşı
verdiğiniz tepkiler onun bundan sonraki davranışlarında
belirleyici rol oynayabilir.
Örneğin
istediği ilgiyi ağlamak veya bağırmak yerine gülümsediği ya
da olumlu bir davranışla belirttiği takdirde elde ettiğini
birkaç denemeden sonra öğrenip, ağlama ve bağırma
huylarından vazgeçebilir.
|
Eğer onun
çeşitli davranışlarına verdiğiniz tepkilerde istikrarlı
olursanız kısa sürede o da hangi davranışlarının iyi
hangilerinin kötü olduğunu öğrenebilir.
Sizin
ilginize ve varlığınıza hala bu denli ihtiyaç duymasına rağmen
yavaş yavaş bağımsızlığını ve kendine güvenini de geliştirdiğini
farkedeceksiniz.
Çocuklar
etraflarında gördükleri tüm yeni objeleri dokunarak tanımaya
çalışırlar; dokunmak bu dönem çocukları için önemli bir öğrenme
aracıdır. Bu yüzden herhangi bir tehlike sözkonusu olmadığı
müddetçe, etraftaki nesneleri dokunarak tanımaya çalışmasını
engellemeyin.
Artık
çocuğunuz sadece komik şeylere gülmekle kalmaz, sizi güldüren
davranışlarının da farkına varıp bu davranışları tekrarlamaya
başlayabilir. Yani artık sadece eğlendirilmeyi beklemez, sizi
eğlendirmeye çalışır.
Çocuğunuz
artık daha anlaşılır kelime ve hareketlerle kendini ifade etmeye
başlayacaktır. Onu iletişim kurmaya teşvik edin; onunla
konuşurken uzun ve karmaşık cümleler yerine kısa, net,
anlaşılması kolay cümleleri tercih edin. Bu dönemin sonuna doğru
çocuğunuz sorulduğunda gözlerinin, burnunun ya da ağzının yerini
işaret edebilir.
Çocuğunuz bu
dönemde sıklıkla duygu değişimleri yaşar (kızgınlık, mutluluk,
korku gibi). Bu duygularına onun yanındayken isim verip
tekrarlarsanız, bir müddet sonra çocuğunuz kendi hislerini ifade
etmede bu kelimeleri kullanmaya başlayacaktır. Örneğin bir
kutuyu açamadığında ya da topu istediği yere yuvarlayamadığında
kızıyorsa hemen “Bu seni kızdırıyor” diyerek o an içinde
bulunduğu duygusal durumu isimlendirin.
Bu dönemde
çocuğunuz tanımadığı insanlara karşı ürkek ve endişeli
davranışlar sergileyebilir, bu son derece normaldir. Onu bu
konuda zorlamayın; yabancılara alışması ve kendini yeni
insanların arasında daha rahat hissetmesi için ona zaman
tanıyın.
|
 |
|
Tanımadığı insanlar ona yaklaşıp sevmek istediğinde, bu
insanları bebeği ürkütmeyecek şekilde davranmaları konusunda
uyarın. İlk kez girdiği, tanımadığı ortamlarda bebeğinizi
yalnız bırakmayın, en azından ilk başlarda onu kucağınızda
tutup kendini güvende hissetmesini sağlayın. Değişik sosyal
ortamlara onunla birlikte katılın ve sizi bu ortamlarda
gözlemlemesine olanak tanıyın. Örneğin markette, parklarda
ya da hayvanat bahçesinde sizin diğer insanlarla rahatlıkla
iletişim kurduğunuzu görmek onu da rahatlatacaktır.
|
Artık
çocuğunuzu giydirirken onun da size yardımcı olmaya çalıştığını
farkedeceksiniz (örneğin kolunu uzatabilir).
Oyun
Oyun bu
dönemde çocuğunuz için çok iyi bir öğrenme aracıdır. Oyunlar
vasıtasıyla renkleri, şekilleri, yeni kelimeleri öğrenebilir;
iletişim becerilerini geliştirirler. En çok hoşlanacakları
oyunlar:
-
Görünüp
kaybolma (saklambaç): Sizi saklandığınız yerden bulmaya
çalışmak veya sizden saklanmak çok hoşuna gidecektir. Sizi
kolaylıkla bulabileceği bir şekilde saklanın, böylece
kazandığı başarıdan dolayı mutlu olacak ve kendine güveni
artacaktır. Sizden saklanmaya çalıştığında da onu bulmakta
zorlanıyormuş gibi davranın ve bir süre için aramayı sürdürün.
Saklandığı köşede sizin onu arayışınızı büyük bir neşeyle
izleyecektir.
-
Top
Yuvarlama: Çocuğunuzla karşılıklı oturup yerdeki bir topu
birbirinize yuvarlamanız onun için eğlendirici bir oyun
olabilir.
-
Çocuğunuz
eline geçirdiği nesneleri ya da oyuncakları yere fırlatmaktan
ve sizin bunları ona geri vermenizden çok hoşlanır. Ayrıca boş
kutuların içine objeleri doldurmak, sonra bunları boşaltmak da
sevdiği oyunlardandır.
-
Gözlerinizi, burnunuzu vs yüzünüzdeki organları tek tek işaret
edip isimlerini söyleyerek bebeğinize yüzünü tanıtmaya
çalışın; bunu bir oyun haline dönüştürün. Kısa bir süre sonra
“Burnunu göster” dediğinizde eliyle burnunu işaret ettiğini
göreceksiniz.
-
Kitapları
sever, onunla birlikte resimli kitaplara bakabilir, ona bu tür
kitaplardan hikayeler okuyabilirsiniz.
Çocuğunuzun
ne kadar çok oyuncağı olursa olsun, evdeki dolapları, özellikle
de mutfak dolaplarını karıştırmak onların en büyük eğlencesidir.
Önlem olarak dolaplara kilit taktırabilirsiniz. Ancak çocuğun
merakını canlı tutmak, keşfetme yeteneğini engellememek için
dolapların birine kilit taktırmayıp içine çocuğa zarar
vermeyecek tahta ya da plastik birkaç mutfak araç gereci
koyabilirsiniz. Bunlar ona diğer tüm oyuncaklarından daha ilgi
çekici gelebilir.
Çocuğunuz bu
dönemde yaşıtlarıyla ortak oyun oynama ve onlarla iletişim
kurmaya pek meyilli değildir. Diğer çocuklar onun için bir oyun
arkadaşı olmaktan çok, bir oyuncak ya da bir obje durumundadır.
Yine de onun diğer çocuklarla sosyalleşme aşamasına geçişini
hızlandırmak için onu yaşıtlarıyla birlikte olabileceği oyun
alanlarına götürmeyi deneyebilirsiniz.
Aşılar
15. Ayda
çocuğunuzun 3’lü kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşısını olması
gerekir. Her üç hastalık ta virüsler tarafından meydana
getirilen ve tedavisi olmayan hastalıklardır. Genellikle tam
iyileşme ile sonuçlanmalarına rağmen oldukça ciddi ve ağır
tablolara ve kalıcı hasarlara da yol açabilirler. Tek korunma
yöntemi ise aşılanmaktır.
9. ayda
yaptırdığınız kızamık aşısının etkisi bu ek doz ile daha da
güçlenecektir. Kızamık hastalığı ülkemizde görülen ve kış sonu
ve bahar aylarında salgınlar yapabilen, bulaşıcılık oranı yüksek
ve solunum yolu ile hızla yayılabilen bir hastalıktır. Kızamık
hastalığına bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklar (ishal, orta
kulak iltihabı, zatürre, beyin tutulumu) 5 yaşın altındaki
çocuklarda ve 20 yaş üzeri erişkinlerde daha sık olarak
gözlenmektedir.
Kızamıkçık,
kızamık gibi solunum yolu ile yayılan ve oldukça bulaşıcı bir
hastalıktır. Solunum yolu ile yayılır ve kış sonu ve ilkbaharda
salgınlar yapabilir. Özellikle aşılanmamış kişiler erişkin çağa
ulaştıklarında hastalığı geçirirlerse oldukça ağır geçirebilir
ve ciddi sorunlarla sonuçlanabilir.
Kabakulak da
diğer iki hastalık gibi solunum yolu ile bulaşır ve benzer
dönemlerde salgın yapabilir. İyi huylu bir hastalık gibi
görünmesine karşın beyin tutulumu ve işitme kaybı gibi ciddi
sonuçlar doğurabilir.
Bebeğinizin
su çiçeği aşısını yaptırmadıysanız bu aylarda yaptırabilirsiniz.
Sevgili
anne babalar, unutmayın ki her bebeğin farklı ve kendine özgü
bir fiziksel, algısal ve sosyal gelişim tablosu vardır. Bu
sebeple eğer bebeğiniz yukarıda bahsedilen gelişim aşamalarından
bir kısmına henüz ulaşmadıysa gereksiz endişe ve korkuya
kapılmayın. Eğer bebeğinizin gelişiminde dikkat çekici ölçüde
bir problem olduğunu düşünüyorsanız mutlaka doktorunuza danışın.
Bebeğinizin gelişim süreciyle ilgili en doğru bilgiyi
doktorunuzdan alabilirsiniz.
Yücel Ezergül'e
teşekkürlerimizle
Denizce

|