|
Modern
Scuba teknolojisini borçlu olduğumuz
Cousteau Grubu ile denizcilik şartlarına uygun kol
saati teknolojisini borçlu olduğumuz IWC, Kızıl Deniz mercan
kayalıklarına yapılacak keşif gezisinde el ele veriyor.

Fotograf:
Recep Dönmez
IWC
CEO’su Georges Kern ve Cousteau Derneği’nin yeni başkanı
Francine Cousteau, IWC- Cousteau işbirliğini açıkladılar. IWC,
Cousteau Derneği işbirliğinin ilk adımı olarak Kızıl Deniz’de
yapılacak bir keşif seferine destek oluyor. Bilimsel bulgulara
göre araştırma amacıyla yapılacak böyle bir keşif seferine
acilen ihtiyaç var. Son bilimsel bulgular, Süveyş kanalının
açılmasıyla birlikte Akdeniz ve Kızıl Deniz’in farklı
ekosistemlerinin karışmaya başladığını, bu yolla Akdeniz’e göç
eden tropik organizmaların doğu Akdeniz’e yerleşmeye başladığını
gösteriyor. Mercan kayalıklarında yaşayan yerli balık türlerinin
yerini yenileri alıyor. Yetkililer Akdeniz’deki bitki ve hayvan
türlerinin devamının tehlikeye düşmüş olabileceğine işaret
ediyor. Ancak, bu konuda bugüne kadar çok az araştırma yapılmış.
Muhtemel ekolojik bir felakete karşı önlem olabilecek bilgiler
ise henüz toplanmış değil. Cousteau grubu, bu konuda detaylı bir
araştırma yaparak ve bu araştırmayı bir belgesel filmle
dokümante ederek; dünya kamuoyu, çevre platformları ve bilimsel
camianın bu konudaki farkındalığını artırmayı hedefliyor. Kızıl
Deniz’in dibi daha önce de Jacques-Yves Cousteau tarafından
araştırılmış ve filmi çekilmişti. 50 yıl arayla aynı coğrafyaya
yapılacak bu ikinci yolculuk süregelen farkları ortaya
koyabilecek. Doğu Akdeniz’in geleceği bu keşif seferine bağlı
olabilir. Araştırmaya IWC’nin yanısıra aktif olarak destek veren
bir diğer kuruluş da UNESCO.
Nice
Üniversitesi’nde sualtı biyolojisi öğretim üyesi olan Prof.Dr.
Jean Jaubert tarafından yönetilecek araştırma ekibinde tıp
doktorları ve ortak uzmanlıkları dalgıçlık olan bir çok farklı
branştan bilim adamı yer alıyor. Ekip keşif seferini okyanus ve
deniz dibi araştırmalarının efsanevi taşıtı, Cousteau’nun ünlü
araştırma gemisi Alcyone ile gerçekleştirecek. Alcyone’daki
sualtı araştırma ekibine Mısır, İsrail, Suudi Arabistan, Sudan,
Yemen ve Ürdün’ den toplam 45 bilim adamı karadan destek
verecek. Bölgedeki kalkınmanın sürdürülebilirliği konusu
gündemlerinde.
Kâr
amacı gütmeyen bir kurum olarak 1974 yılında Jacques-Yves
Cousteau tarafından kurulan Cousteau Derneği, ilk defa bu
projeyle bir ortaklığa giriyor. Jacques-Yves Cousteau’nun 1997
yılındaki ölümünden sonra eşi Francine Cousteau grubun
başkanlığını üstlenerek, engin bir bilimsel mirasa sahip çıkmış.
Cousteau Grubu 50 yılı aşkın süredir sürdürdükleri araştırma ve
keşif gezileriyle, okyanusların büyüsünü dünya kamuoyuna
tanıtıyor ve sevdiriyorlar ki dünyamıza sahip çıkalım. "IWC
olmasaydı Kızıl Deniz projesi mümkün olamazdı",
diyen Francine Cousteau, kurumsal değerleri grubunkilerle
birebir örtüşen bir ortak bulmuş olmaktan dolayı duydukları
mutluluğu ifade ediyor. Francine Cousteau, IWC CEO’ su Georges
Kern ile ortak yaptıkları açıklamaya şöyle devam ediyor: "Farklı
kaynak ve uzmanlıklarımızı bu projenin başarısı için seferber
edeceğiz. Yeni bilimsel buluşlarla sonuçlanacağını umduğumuz
sinerjik bir çalışma içindeyiz."
IWC ve
Cousteau grubunun ortak değerleri bu işbirliğine varan yolda iki
kuruluşu yakınlaştırmış. IWC CEO’ su Georges Kern’in
açıklamasına göre, iki kuruluşun misyon, vizyon, kurumsal kültür
ve değerlerindeki benzerlik bu işbirliği uygulanmasını mümkün
kılmış. Mühendislik alanında yenilikler yapıyor olmak, her iki
ortak için de büyük önem taşıyor. Her ikisi de gelişime
kendilerini adayan köklü kurumlar. Araştırmalar yaparak,
bulgularını hayata geçiriyorlar. Her ikisi de konularında lider
ve mühendislik alanında bir çok ilk’e imza atmışlar.
Jacques-Yves Cousteau, ünlü Fransız yönetmen Louis Malle ile
birlikte 1940’lı yıllarda Kızıl Deniz’de çekilen "Sessiz
Dünya – The Silent World" ile deniz dibinin
büyüleyici dünyasını ilk kez beyazperdeye aktararak, dünyaya
denizaltında da renkli bir yaşamın var olduğunu anlattı.
Böylelikle, Cannes film festivalinde ödül alan ilk belgesel
filmin de yaratıcısı olmuştu. Yaşı müsait olanlarımızın
hatırlayacağı gibi, Türkiye’deki seyirci için denizaltında bu
denli canlı ve renkli bir yaşamın olduğu ‘Sessiz Dünya’dan önce
tahayyül edilemez bir şeydi. Jacques-Yves Cousteau, ikinci
sualtı belgeseli ‘Güneşsiz Bir Dünya – World Without Sun’ ile
Oscar aldı. Jacques-Yves Cousteau hayatını denizaltında bir
yaşamın varolduğunu kitlelere anlatmaya adamıştı. Hayattayken
kendisiyle yapılan bir söyleşide bu misyonunun ardındaki mantığı
şöyle dile getiriyordu, ‘İnsanlar sevdikleri şeyleri korurlar’.
Ünlü
dalgıç ve bilim adamı Jacques-Yves Cousteau, sualtı ile ilgili
çığır açan ilk’lere imza atmıştı. Denizin dibindeki yaşam
onunla tanındı ve yeni bir anlam kazandı. Dahası, herkezin
anlayacağı üniversal bir dil olan sinema ile kitlelere
aktarıldı. Dalış bilimi Cousteau’dan önce ve sonra diye ikiye
ayrılmalı. Cousteau’nun gelişimine büyük katkıda bulunduğu “Aqualung”’
teknolojisi, suyun yüzeyinden dibe sarkıtılan hortumlar
eşliğinde yapılan ilkel dalış solunum teknolojisinin yerini
aldı. Bu seyyar basınçlı hava sistemi teknolojisi ile dalgıçlar
mobilite kazandı. Balık adam kavramı da böylece doğdu.
Cousteau’dan sonra incelemeye değer bulunan bir sualtı ve
yüzeyden bağımsız hareket edebilen balıkadamlar vardı. Modern
scuba’nın böylece isim değilse de kavram babalığını yapmış oldu.
Çevre dostu TurbosailTM teknolojisi gibi özel sualtı
teknolojilerini geliştiren ve araştırma gemileri Calypso ve
Alcyone’da kullanan da Cousteau’ydu.

Fotograf:
Recep Dönmez
1868
yılında kurulan IWC ise zaman ölçme alanında önemli sayılan
ilk’lere imza atmış. İlk kronometreli su geçirmez kol saatini
1930’lu yıllarda yaratarak bir ilk’e imza atmıştı. Bu saat, o
güne kadar ancak statik ve büyük boyutlarda yapılabilen denizci
kronometrelerine ilk hareketli alternatif oluyordu. Bir
kronometrenin hassasiyeti bozulmaksızın kol saati kasasına
sığacak boyutlarda küçültülmesi, o günlerde tasarım ve
mühendislik dehası gerektiriyordu. Havacılığın ilk yıllarında,
pilot kabinlerinde hüküm süren zorlu şartlardan etkilenmeyecek
bir zaman ölçme teknolojisini 1936 yılında, ilk kez bir kol
saati biçiminde geliştirenler de, IWC’nin usta teknik kadrosu
olmuştu. O günlerde pilotlar, gösterge paneline iliştirdikleri
cep saatlerinin yetersiz yardımıyla zamanı zorlukla ölçmeye
çalışıyorlardı. İlk pilot kol saati darbelere dayanıklı
antimanyetik iç kasa gibi zaman ölçme teknolojisinde ileriye
taşıyan teknik özelliklere sahipti.
IWC-Cousteau
ortaklığının en önemli meyvesi 1940’lardan bu yana yer alan
farklara dikkat çekerek Kızıl Deniz ve Akdeniz bulgularına
destek vermek olacak. Dünya kamuoyu şimdi, bu yetkin
birlikteliğin başka nelere gebe olduğunu konuşuyor, hangi
teknolojik ve bilimsel buluşlara götüreceğini merak ediyor.
Sonuç ne olursa olsun, Akdeniz’e yönelik farkındalık
duyurumlarla birlikte artmakta ve durumun önemi kamuoyuna
yansıtılmakta.
En
derin saygılarımı sunuyorum.
Dr.
Mustafa Tolay
http://www.cousteau.org
Dr. Mustafa Tolay'a teşekkürlerimizle
Denizce
 |