e-mail
denizce@denizce.com
 





Dalış Klüpleri
Ahtapot
Akdeniz Fokları
Birlikte El Ele
Caulerpa Racemosa
Cousteau ile...
Deniz Anaları
Deniz Güvenliği
Deniz Kabukları
Deniz Kirliliği-I
Deniz Kirliliği-II
Deniz Kirli III
Kaçakçı Mağarası
Kaş'ın Derin M.
Kızıl Göç
Okyanus Trajedileri
scubaturkiye.com
Su Altı Fotografı
Suyun Altındaki Hazine
Usat
Wet Dalış Merkezi
Yapay Barınaklar
Yunuslar
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Eğitim
Önce Sağlık
Dalış Malzemeleri
Fizik/Fizyoloji
Dalış Hava Hesabı
Dalış Hastalıkları
 Cousteau ile "Sessiz Dünya" ya Yolculuk
 
 

  

Modern Scuba teknolojisini borçlu olduğumuz Cousteau Grubu ile denizcilik şartlarına uygun kol saati teknolojisini borçlu olduğumuz IWC, Kızıl Deniz mercan kayalıklarına yapılacak keşif gezisinde el ele veriyor.

 

Fotograf:  Recep Dönmez      

 

IWC CEO’su Georges Kern ve Cousteau Derneği’nin yeni başkanı Francine Cousteau, IWC- Cousteau işbirliğini açıkladılar. IWC, Cousteau Derneği işbirliğinin ilk adımı olarak Kızıl Deniz’de yapılacak bir keşif seferine destek oluyor. Bilimsel bulgulara göre araştırma amacıyla yapılacak böyle bir keşif seferine acilen ihtiyaç var. Son bilimsel bulgular, Süveyş kanalının açılmasıyla birlikte Akdeniz ve Kızıl Deniz’in farklı ekosistemlerinin  karışmaya başladığını, bu yolla Akdeniz’e göç eden tropik organizmaların doğu Akdeniz’e yerleşmeye başladığını gösteriyor. Mercan kayalıklarında yaşayan yerli balık türlerinin yerini yenileri alıyor. Yetkililer Akdeniz’deki bitki ve hayvan türlerinin devamının tehlikeye düşmüş olabileceğine işaret ediyor. Ancak, bu konuda bugüne kadar çok az araştırma yapılmış. Muhtemel ekolojik bir felakete karşı önlem olabilecek bilgiler ise henüz toplanmış değil. Cousteau grubu, bu konuda detaylı bir araştırma yaparak ve bu araştırmayı bir belgesel filmle dokümante ederek; dünya kamuoyu, çevre platformları ve bilimsel camianın bu konudaki farkındalığını artırmayı hedefliyor. Kızıl Deniz’in dibi daha önce de Jacques-Yves Cousteau tarafından araştırılmış ve filmi çekilmişti. 50 yıl arayla aynı coğrafyaya yapılacak bu ikinci yolculuk süregelen farkları ortaya koyabilecek. Doğu Akdeniz’in geleceği bu keşif seferine bağlı olabilir. Araştırmaya IWC’nin yanısıra aktif olarak destek veren bir diğer kuruluş da UNESCO. 

Nice Üniversitesi’nde sualtı biyolojisi öğretim üyesi olan Prof.Dr. Jean Jaubert tarafından yönetilecek araştırma ekibinde tıp doktorları ve ortak uzmanlıkları dalgıçlık olan bir çok farklı branştan bilim adamı yer alıyor. Ekip keşif seferini okyanus ve deniz dibi araştırmalarının efsanevi taşıtı, Cousteau’nun ünlü araştırma gemisi Alcyone ile gerçekleştirecek. Alcyone’daki sualtı araştırma ekibine Mısır, İsrail, Suudi Arabistan, Sudan, Yemen ve Ürdün’ den toplam 45 bilim adamı karadan destek verecek. Bölgedeki kalkınmanın sürdürülebilirliği konusu gündemlerinde.

Kâr amacı gütmeyen bir kurum olarak 1974 yılında Jacques-Yves Cousteau tarafından kurulan Cousteau Derneği, ilk defa bu projeyle bir ortaklığa giriyor. Jacques-Yves Cousteau’nun 1997 yılındaki ölümünden sonra eşi Francine Cousteau grubun başkanlığını üstlenerek, engin bir bilimsel mirasa sahip çıkmış. Cousteau Grubu 50 yılı aşkın süredir sürdürdükleri araştırma ve keşif gezileriyle, okyanusların büyüsünü dünya kamuoyuna tanıtıyor ve sevdiriyorlar ki dünyamıza sahip çıkalım.   "IWC olmasaydı Kızıl Deniz projesi mümkün olamazdı", diyen Francine Cousteau, kurumsal değerleri grubunkilerle birebir örtüşen bir ortak bulmuş olmaktan dolayı duydukları mutluluğu ifade ediyor. Francine Cousteau, IWC CEO’ su Georges Kern ile ortak yaptıkları açıklamaya şöyle devam ediyor: "Farklı kaynak ve uzmanlıklarımızı bu projenin başarısı için seferber edeceğiz. Yeni bilimsel buluşlarla sonuçlanacağını umduğumuz sinerjik bir çalışma içindeyiz."  

IWC ve Cousteau grubunun ortak değerleri bu işbirliğine varan yolda iki kuruluşu yakınlaştırmış. IWC CEO’ su Georges Kern’in açıklamasına göre, iki kuruluşun misyon, vizyon, kurumsal kültür ve değerlerindeki benzerlik bu işbirliği uygulanmasını mümkün kılmış. Mühendislik alanında yenilikler yapıyor olmak, her iki ortak için de büyük önem taşıyor. Her ikisi de gelişime kendilerini adayan köklü kurumlar. Araştırmalar yaparak, bulgularını hayata geçiriyorlar. Her ikisi de konularında lider ve mühendislik alanında bir çok ilk’e imza atmışlar.  

Jacques-Yves Cousteau, ünlü Fransız yönetmen Louis Malle ile birlikte 1940’lı yıllarda Kızıl Deniz’de çekilen "Sessiz Dünya – The Silent World" ile deniz dibinin büyüleyici dünyasını ilk kez beyazperdeye aktararak, dünyaya denizaltında da renkli bir yaşamın var olduğunu anlattı. Böylelikle, Cannes film festivalinde ödül alan ilk belgesel filmin de yaratıcısı olmuştu. Yaşı müsait olanlarımızın hatırlayacağı gibi, Türkiye’deki seyirci için denizaltında bu denli canlı ve renkli bir yaşamın olduğu ‘Sessiz Dünya’dan önce tahayyül edilemez bir şeydi. Jacques-Yves Cousteau, ikinci sualtı belgeseli ‘Güneşsiz Bir Dünya – World Without Sun’ ile Oscar aldı. Jacques-Yves Cousteau hayatını denizaltında bir yaşamın varolduğunu kitlelere anlatmaya adamıştı. Hayattayken kendisiyle yapılan bir söyleşide bu misyonunun ardındaki mantığı şöyle dile getiriyordu, ‘İnsanlar sevdikleri şeyleri korurlar’.  

Ünlü dalgıç ve bilim adamı Jacques-Yves Cousteau, sualtı ile ilgili çığır açan ilk’lere imza atmıştı.  Denizin dibindeki yaşam onunla tanındı ve yeni bir anlam kazandı. Dahası, herkezin anlayacağı üniversal bir dil olan sinema ile kitlelere aktarıldı. Dalış bilimi Cousteau’dan önce ve sonra diye ikiye ayrılmalı. Cousteau’nun gelişimine büyük katkıda bulunduğu  “Aqualung”’ teknolojisi, suyun yüzeyinden dibe sarkıtılan hortumlar eşliğinde yapılan ilkel dalış solunum teknolojisinin yerini aldı. Bu seyyar basınçlı hava sistemi teknolojisi ile dalgıçlar mobilite kazandı. Balık adam kavramı da böylece doğdu. Cousteau’dan sonra incelemeye değer bulunan bir sualtı ve yüzeyden bağımsız hareket edebilen balıkadamlar vardı. Modern scuba’nın böylece isim değilse de kavram babalığını yapmış oldu. Çevre dostu TurbosailTM teknolojisi gibi özel sualtı teknolojilerini geliştiren ve araştırma gemileri Calypso ve Alcyone’da kullanan da Cousteau’ydu.

 

 Fotograf:  Recep Dönmez      

 

1868 yılında kurulan IWC ise zaman ölçme alanında önemli sayılan ilk’lere imza atmış. İlk kronometreli su geçirmez kol saatini 1930’lu yıllarda yaratarak bir ilk’e imza atmıştı. Bu saat, o güne kadar ancak statik ve büyük boyutlarda yapılabilen denizci kronometrelerine ilk hareketli alternatif oluyordu. Bir kronometrenin hassasiyeti bozulmaksızın kol saati kasasına sığacak boyutlarda küçültülmesi, o günlerde tasarım ve mühendislik dehası gerektiriyordu. Havacılığın ilk yıllarında, pilot kabinlerinde hüküm süren zorlu şartlardan etkilenmeyecek bir zaman ölçme teknolojisini 1936 yılında, ilk kez bir kol saati biçiminde geliştirenler de, IWC’nin usta teknik kadrosu olmuştu. O günlerde pilotlar, gösterge paneline iliştirdikleri cep saatlerinin yetersiz yardımıyla zamanı zorlukla ölçmeye çalışıyorlardı. İlk pilot kol saati darbelere dayanıklı antimanyetik iç kasa gibi zaman ölçme teknolojisinde ileriye taşıyan teknik özelliklere sahipti.

IWC-Cousteau ortaklığının en önemli meyvesi 1940’lardan bu yana yer alan farklara dikkat çekerek Kızıl Deniz ve Akdeniz bulgularına destek vermek olacak. Dünya kamuoyu şimdi, bu yetkin birlikteliğin başka nelere gebe olduğunu konuşuyor, hangi teknolojik ve bilimsel buluşlara götüreceğini merak ediyor. Sonuç ne olursa olsun, Akdeniz’e yönelik farkındalık duyurumlarla birlikte artmakta ve durumun önemi kamuoyuna yansıtılmakta.

 

En derin saygılarımı sunuyorum.

Dr. Mustafa Tolay

 

http://www.cousteau.org

Dr. Mustafa Tolay'a teşekkürlerimizle
Denizce