| |
Gerçek İçinizdedir...
Dan Brown'ın çok satan kitabı Da Vinci Şifresi, tüm dünyada
şaşkınlık yarattı ve milyonlarca okuyucuyu, Leonardo Da
Vinci'nin kendi eserlerine sırlar sakladığı, ıssız İskoç
şapelinde garip sembollerin oyulduğu ve Katolik kilisesi ile
kadim bir gizli örgütün, insanlığa sunulan en büyük
armağanlardan bir tanesi olan Kutsal Kâse'yi ele geçirmek için
asırlardır savaş verdikleri gizemli bir dünya ile tanıştırdı.
Fakat, romanda anlatılanların ne kadarı doğruydu ve gerçeğin
ne kadarı kurguda bozulmuştu? Da Vinci Şifresi'nin Çözülmesi, bu
karmaşayı ortadan kaldıran ilk kitaptır. A'dan Z'ye düzenlenmiş
kolay okunur bir yapı ile, kurgudan daha garip ve gizemli
sorulara yanıt vermektedir:
• Sion Tarikatı olarak adlandırılan gizli örgüt gerçek midir?
• Bir zamanlar niçin Altın Oran'ın, Tanrı'nın zihnini
açıkladığına inanılırdı?
• Kutsal Kâse ile ilgili en son bulgular ve düşünceler
nelerdir?
• Romandaki kahramanların adlarında ne gibi anlamlar ve
şifreler gizlenmiştir?
Da Vinci
Şifresi'nin Çözülmesi, romanın hayranları ve Kutsal Kâse
efsanesinin ardındaki inanılmaz gerçekleri merak edenler için
eşsiz bir eserdir.
Giriş
Kutsal Kâse konusunu ele aldığımızda, yıllar boyunca bu
konuda birbiri ile karşıt düşüncelerin varolduğunu görmek bizim
için şaşırtıcı olmayacaktır. Böyle bile olsa, Da Vinci Şifresi
gibi bir romanın böylesine büyük bir tartışma yaratması çok
ender rastlanan bir durumdur. Elinizdeki bu kitap baskıya
girerken, Dan Brown'ın cinayet romanının satışı dünya genelinde
altı milyona doğru koşuyordu ve kitabın ciltsiz baskısının
yapılmasıyla birlikte bu satış daha da büyük bir rakama ulaştı.
Görünüşe göre kitap konusunda arada derede kalan herhangi bir
okuyucu olmadı—insanlar bu kitaba ya bayıldılar ya da nefret
ettiler, bu da kitabı daha da sıradışı bir hale getirdi.
Önce kitabın aleyhinde olanlara bir göz atalım. Bu okuyucular
genellikle bir takım alt gruplara ayrılıyorlar. İlk olarak, Dan
Brown'ın kitabını tarihi açıdan hatalı ve iyi araştırılmamış
bulanlar var. Hemen onların ardından da Brown'ın romanının
Hıristiyan inancı ve tutuculuk için ciddi bir meydan okuma
olduğunu düşünenler geliyor. Da Vinci Şifresi’nin sayfalarını
çevirirken, ana konunun, kilisenin binlerce yıl boyunca halktan
sakladığı bir şey olduğunu duyduğunuzda bu tepkinin nedenini
anlamak çok zor değildir. Gerçekten de yutulması güç bir lokma
ve köktencilerden, softalardan ve hatta Hıristiyan liberallerden
bile acımasız saldırıları kendine çekebilecek kadar güçlü bir
iddia. İnternette yapacağınız hızlı bir araştırma bile size,
Brown'ın ciddi bir şekilde ve yalnızca Hıristiyan alimlerden
değil başka insanlardan da gelen ve kendini bu romanın mesajını
"yoketmeye" adamış bir öfke dalgası yarattığını gösterecektir.
Pek çok insan bu kitabın Hıristiyan inancına bir saldırı
olduğuna hükmetmiş durumdadır. Hatta Hıristiyan inanışını
kilisenin anladığı anlamda savunan bu insanlardan bazıları,
kendi kitaplarını yazmakta ve Brown'ın romanının bir kandırmaca
ve dünyanın her yanında içlerinde tanrı korkusu olan insanlara
karşı da alçakça bir suç olduğunu söylemektedirler.
Bu tartışmalar, Brown'ın alternatif tarihi anlatan bazı
kitaplarda aktarılan, İsa'nın Magdalalı Meryem (Maria Magdalena)
ile evlendiği, çocuklarının olduğu ve soyunun tarih boyunca
devam ettiği gibi bir takım iddiaları yeniden dile getirmesini
temel almaktadırlar. Bu tür bir düşünce, Tanrı'nın Oğlu yerine,
"etten ve kandan oluşmuş" bir insan kuramını ortaya atarak, İsa
hikayesinin güvenilirliğini ciddi bir şekilde sorgulamaktadır.
Soy kuramını, bu kitabın Magdalalı Meryem maddesinde enine
boyuna tartıştığım için burada bir daha tartışmayacağım. Bununla
birlikte, şunu söylemeliyim ki, itibari kıymetini ele
aldığımızda ve rehber olarak İnciller ile Yeni Ahit'deki
metinleri kullandığımızda, inançlı kişilerin İsa ile Magdalalı
Meryem arasında bir ilişkinin kanıtlarının bulunmadığına yönelik
karşı iddialarını kabul etmek zorunda kalırız. Ancak, okudukları
bu metinlerde ve İncillerde bulunmayan bir takım önemli şeyler
bu hipotezin ana temasını oluşturmaktadır: gerçek İncil'in
içinde bulunan bu bilgi, erken dönem kilisesi için o kadar
yıkıcıdır ki, gerçekte Yeni Ahit'in ilk redaktörleri ve
editörleri tarafından bilinçli bir şekilde gizlenmiştir—bu
sayede de, özgün İncil metinleri, bu bilgilerden arındırılıp
yeniden yazılarak erken dönem Kilise Rahipleri için daha çekici
hale getirilmiştir. Bu nedenle eğer Brown ve romanı için bir
suçlama aranıyorsa kesinlikle yanlış yerde aranmaktadır—bu
konuda çok daha ilginç başka eserler bulunmaktadır. Elinizdeki
bu kitabın yaklaşık dörtte biri, kitabı suçlayanlara karşı ve
geri kalan kısmı da romanı seven ama kitabın açıkladığı gerçek
olaylar karşısında şaşıran insanlara yönelik olarak yazılmıştır.
Bu konuları ileri sayfalarda teker teker inceledim.
Dan Brown, açıkça bilindiği üzere, kitabındaki bilgileri bir
araya getirmek ve zemindeki olayları yaratmak için bir kaç
önemli kitaptan faydalanmıştır. İsa'nın bir soyunun bulunduğu ve
bu soyun da İsa ile Magdalalı Meryem'in birleşmesinden doğduğu,
bu kadim sırrın ise Sion Tarikatı olarak bilinen gizli bir
tarikat tarafından güvenle korunduğu bilgisi için Dan Brown,
Michael Baigent, Hery Lincoln ve Richard Leigh tarafından
yazılmış, uluslararası çok satan kitap Holy Blood, Holy Grail
(Kutsal Kan, Kutsal Kâse) adlı kitabı temel almıştır. Leonardo
Da Vinci'nin bu bulgulardan ve sırlardan bazılarını kendi
resimlerine şifreli bir şekilde yerleştirmiş olduğu bilgisi için
Lynn Picnett ve Clive Prince tarafından yazılmış The Templar
Revelation (Templar İfşası) ve Magdalalı Meryem ve Kutsal Dişi
için ise Margaret Starbird tarafından yazılmış olan The Woman
with Alabaster Jar (Kaymaktaşı Sürahili Kadın) adlı kitapları
kullanmıştır. Da Vinci Şifresini okumuş olanlar, hayali Kâse
araştırmacısı Leigh Teabing'in evi, Château Villette'te, bu üç
kitabın kitap raflarının baş köşesinde durduğunu
anımsayacaklardır. Da Vinci Şifresi adlı kitabında Dan Brown, bu
kitaplardaki kuramları yalnızca yüzeysel bir şekilde
kullanmıştır; bu araştırmaların gerçek derinliğini ve ortaya
konan iddiayı tümüyle anlayabilmek için en azından yukarıda
adları verilmiş olan bu kitaplardan bir tanesini okumak ve buna,
kitabın sonunda eklenen kaynakça bölümündeki kitapları da dahil
etmek gerekmektedir.
Eğer gerçekten de İsa'dan gelen bir soy varsa, bu durumda,
dalâlet olarak adlandırabileceğimiz, inançlara aykırı iki
durumla karşı karşıya kalırız: küçük dalâlet ve büyük, daha
köktenci, dalâlet. Küçük dalâlet basittir: Kilise, 2000 yıldır
yalan söylemekte ve pek çok nedenle gerçeği Hıristiyanlardan
gizlemektedir. Büyük dalâlet ise gerçekten de son derece
devasadır; çünkü eğer bu kuram kanıtlanabilirse, o zaman bütün
tarihin yeniden yazılması ve bununla birlikte yaşamın, inancın
ve çevremizdeki dünya ile ilgili algılayışımızın doğası ile
ilgili tüm anlayışımızın kökten değişmesi gerekir. Tehlikeye
atılacak birçok şey bulunmaktadır.
Peki ama bu durumda Da Vinci Şifresi niçin bu kadar ünlü
oldu? İlk başta ve belki de her şeyden önce çok iyi bir roman.
Son derece rahat okunuyor ve yönetmen Ron Howard tarafından
harika bir film haline getirilecek. Aynı zamanda başarısının
altında daha derin bir anlamın yattığına inanıyorum. Dan
Brown'ın dokunduğu şey, okuyucusunun açıkta kalmış olan
siniridir. Bir çok insan kendilerine öğretilen düşünme ve inanç
biçiminden rahatsızdır ve çoğunda bu duvarları parçalamak ve
içinde bulunduğumuz çağda gittikçe daha büyük bir ivme kazanan
yaşamın gizemlerine derinlemesine dalma ihtiyacı vardır. İşte Da
Vinci Şifresi'nin bir anda sıçramasının nedeni bu çıplak
sinirdir. Bu kitabın binlerce Hıristiyanı, kendi inançlarını
sorgulamaya ve onları, Kilise kurumunu terketmeye zorladığına
inanıyorum. Bununla birlikte, gerçekte kitabın yaptığı tek şey,
şu ana kadar bir alternatif ve bazı açılardan kafirce kabul
edilen karşıt kuramları ve düşüncelerin güçlü akıntısını belli
bir yatağa yönlendirmektir. Bu da kesinlikle son derece iyi bir
şeydir.
Bu kitap, Da Vinci Şifresi’ndeki pek çok gerçek ile ilgili
ayrıntılı bilgi sunmak amacıyla yazılmıştır. Alfabetik sırayla
hazırlanmıştır ve umarım ki bu sayede, araştırması ve
incelenmesi kolay bir kitaptır. Kitabı akademik bir havadan
kurtarıp okuyucuyu sıkmamak için konu başlıkları altındaki
bilgileri mümkün olduğunca kolay anlaşılabilecek bir sadelikte
tutmaya çalıştım. En büyük umudum, tarihin içinde gerçek bir
gizem ve gariplik olduğu konusunda okuyucunun gözlerini açan bir
uyanışa neden olabilmektir. Umarım ki, en azından okuyucularımın
bazılarını bu konuda daha fazla okumaya ve daha derin bir
inceleme yapmaya teşvik edebilirim; bence Leonardo bu çabamı
kesinlikle onaylardı.
Kurgunun ardındaki daha fazla gerçek için aşağıdaki siteyi
inceleyebilirsiniz:
www.crackingdavinci.com
Yazar Hakkında
Simon Cox,
kendini dogmalara, tutuculuğa ve yarı gerçeklere meydan okumaya
adamış olan Phenomena dergisinin yayın yönetmenidir. Aynı
zamanda, alternatif tarih alanında Robert Bauval, David Rohl ve
Graham Hancock gibi önde gelen isimler için araştırmacı olarak
çalışmaktadır. Simon Cox, şu anda başlıca A.B.D. prodüksiyon
firmalarından bir tanesi için Da Vinci Şifresi kitabının
ardındaki gerçekleri temel alan bir televizyon belgeseli
hazırlamaktadır.
|
|