 |
Dayakçı bir anne
olmayı hiç istemiyorum. Ama, dört yaşındaki oğlum herkesi
rahatsız edici davranışları ile beni zıvanadan çıkartıyor.
Oğlumun zarar
verici davranışlarını ortadan kaldırmak, başkalarına saygılı
birisi olarak yetiştirmek istiyorum.
Ceza
vermekten nefret ediyorum. Ama bunu yaptığımda, hiç olmazsa
işe yarasın.
Pratik önerileriniz
var mı? |
Ceza
vermekten nefret etmeyen anne-baba pek az. Cezanın tam ne işe
yaradığını, nasıl etkilediğini bilmediğinizde, hem pek
sevmediğiniz bir işi yapmış, hem de yaptığınız hiçbir işe
yaramamış oluyor. O zaman, hem cezadan, hem kendisinden nefret
etmeye başlayan anne-baba da pek çok. Birkaç temel ilkeyi buraya
aktarayım:
Ø Verdiğiniz
ceza çocuğun anlayabileceği düzeyde olsun.
Çocuğunuz hangi davranışının neden cezalandırıldığını
anlayabilecek yaşa gelene kadar ceza yöntemini kesinlikle
kullanmayın. Çocuklar cezanın anlamını en erken 2 yaş civarında,
dil gelişimindeki hamlelere paralel olarak kavramaya başlarlar.
Çocuk ne için cezalandırıldığını bilemediği için,
cezalandırıldığı davranışa benzer davranışların hepsinden
vazgeçer. Gelişimi için gerekli olabilecek keşif duygusunu da
yok etmiş oluruz. iki yaşının altındaki çocuklarda, klasik
disiplin için aceleci olmayın. Uyku-beslenme düzenini tutturmak,
keşif davranışı için gereken güvenliği sağlamak, ona örnek
oluşturacak şekilde davranmak yetip de artabilir.
Ø Verdiğiniz
cezalar etkili olsun. Uygulamalarınız
etkili olmuyorsa ne yaptığınızı bir kez daha düşünün. Bir yerde
hata yapıyor olabilir misiniz? Çocuğunuz konuşmaya başladıkça
onu da bu sürece dahil edebilirsiniz. Kendisini kontrol
edebilmesi için neyin işe yarayacağını, kendisini kontrol
edemediğinde ne yapmanız gerektiği hakkında fikrini sorun (
verilen her fikir uygulanmak zorunda değildir, unutmadan).
Geleneksel olarak dayakla cezalandırılan durumlarda, mola
yönteminin dayaktan daha etkili olduğunu gösteren bir çok
çalışma var.

Mola
yönteminin özü, çocukla ilişkiyi kısa bir süre için (yaşına göre
3-5 dakika) askıya almaktır. Bu çocuğu belirlenmiş süre boyunca,
yalnız bırakmak anlamına gelir. Yalnızlık, yaşı elverişli ise,
fiziki olarak da olabilir. Ama, daha önemli olan, tanımlanan
sürede, çocukla iletişimi kesmektir. Anne ya da babanın ilgisini
bir süre için olsun kaybetmekten daha büyük bir ceza olabilir
mi? Biz büyükler için bile anne-babamızın suratını biraz asık
görmek, içimizde pek hoş olmayan duygular yaratabilir.
Vicdan
yapmak, sebepsiz surat asmak ile moladaki soğukluk arasında bir
önemli fark var: Çocuk iletişimin neden askıya alındığını
bilmelidir. Sebep molanın sonrasında net biçimde anlatılmış
olmalıdır. “Molaya gittin, çünkü kardeşinin saçlarını yoldun”
gibi bir açıklamayı hemen molanın bitiminde öğrenmek, bir daha
saç yolmama konusunda iyi bir mesaj sayılabilir.
Ø Verdiğiniz
cezalar “münasip” olsun. Ceza çocuğun
yaşına, gelişim düzeyine, huyuna-suyuna ve cezalandırılan
davranışın orantılı olmalı. Verdiğiniz ceza hiçbir zaman çok
ağır olmasın. Hele üç yaşından küçüklerde çocuğunuzun
güvenliğini zora sokan ciddi durumlar dışında ceza yöntemini
kullanmaktan kaçının. Çocuğunuzun her hatasını, her hoşunuza
gitmeyen davranışını cezalandırırsanız, daha ciddi sorunlar
karşısında etkili bir yönteminiz kalmayabilir.
Ø Ödüller
ve cezalar anında verilmeli.
Gecikmeli
verilen her ödül ve ceza, (örneğin,sene sonunda teslim bisiklet,
akşam baban geldiğinde verilen oda cezası) neden verildiği tam
anlaşılmadığından, anında tarihe karışır. Teşvik etmek ya da
ortadan kaldırmak istediğimiz davranışlar üzerine etkimiz de
sıfıra yakın olur.