e-mail    
denizce@denizce.com
 

  ACİL YARDIM / DAKSAR



Denizcilik Eğitimi
ADF Olası Sınav Soruları
DTO Olası Sınav Soruları
VHF Olası Sınav Soruları
Denizcilik Eğitimi-1
Denizcilik Tarihi

AB ve Denizcilik
Akıntılar
İst.Boğ.Dip Akıntısı
Balıkçı Günlüğü
Bayrakların Dili
Bofor Tablosu
Boğazlarımız
Boylu Soylu Gemiler
Büyük Denizciler
Büyüklere Oyuncak
Cankurtarma İşaret.
Deneyim/Sintine p.
Deniz Aşıkları Koop.
Deniz Bilim.Enst.I
Denizde Yangın
D.Taşıtlar.Yangın
Dizel Motorlar
Ege ve Akdeniz...
Fenerler
Forsa Yelkenlisi
Gemi İşletmecisi
Gemi Sicili Kodları
Gemi Söküm Tes.
Hamidiye Krvz.
Harita Simgeleri
Kıyı Konferansı
Kurtuluş'un Son..
Kürek Sporu
Levent Yatı
Marmara'da Yaşam..
MDTMYO B.Bülteni
Ölçüler
Pusula
Saltanat Kayıkları
Savarona
Trak'ın Seferi
Tekne Boya-Bakım
Teknede Yaşam
Türkiye Süngerleri
Yavuz / Bismarc

Ev Tersaneciliği
Marinalar
Marina Map
Mersin DTMYO
Tekne İmalatçıları
Türk Loydu
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri
 Denizcilik Eğitimine Farklı Bir Bakış Açısı - 1

Tuğfan Şahin    

 

 

Denizcilik eğitiminin esaslarını anlatmaya başlamadan önce ülke olarak bu işin ciddiyetinin ne derece farkında olduğumuzu bilmemiz gerektiği kanısındayım. Klişe bir laf olacak fakat yine de doğru olduğuna inanarak söyleyebilirim ki; üç tarafımızın denizlerle çevrili olmasına ve sahil hatlarımızın da gemi inşaat sektörüne müsait olmasına rağmen bugün gelinen nokta, diğer ülkelerle kıyaslanamayacak kadar yetersiz kalmakta. Bu hususun nedenleri arasında;

- Kuralların gerektiği gibi uygulanmaması,
- Yeterli derecede kontrollerin yapılmaması,
- Akıllarda var olan eski ve düz mantıklılık gibi sebepler vardır.

Tüm bunların başlangıcında ise tahmin edebileceğiniz gibi EĞİTİM yatmaktadır. Özellikle sektörümüzde büyük önemi bulunan denizcilik eğitimi için bugüne kadar birçok değişik yaklaşım ve teklifler sunulmasına rağmen halen birtakım sorunlar ortadan kalkmamış ve dahası kaliteli gemiadamı yetiştirilmesi henüz tam anlamıyla sağlanamamıştır.

Bana göre bu konuda başarı sağlayan ülkelerin eğitim metotlarını örnek almak, ilk adım olarak bize çok büyük fayda sağlayacaktır. Fakat şu an itibariyle kendi elimizde mevcut olan veya olabilecek, şu an yapılması mümkün gerçekler üzerinde gelin biraz yoğunlaşalım.

Bugüne kadar sürekli olarak zabitan kısmının yetiştirilmesi ve zabitan eğitiminin nasıl olması gerektiği tartışılıp duruldu. Lakin, kimse tayfa kısmının eğitimleriyle ilgilenmedi. Sizlerin de bildiği gibi, eğitim kökende başlar. Nasıl bir inşaatın temeli sağlam olduğunda, üst katların ve o binanın sağlam olacağı bilinmekteyse, aynı şekilde bu meslekte de alt kısım iyi bir şekilde yetiştirildiği takdirde üst kısım da birbirleriyle tam bağlantılı olmamalarına rağmen kalite açısından daha iyi şekilde yetişmiş olacaktır.

Nasıl mı? Şöyle ki;

Önce ben sizlere 2 seneden beri İngiltere’de bulunan bir kaptan tanıdığımın ağzından çıkan gerçekleri aktarmak istiyorum. Kendisi, Türkiye’de bulunan bir meslek yüksek okulunun güverte bölümünden uzakyol vardiya zabiti hakkı ile mezun olduktan bir süre sonra, yabancı bir bayanla evlenir ve İngiltere’ye yerleşir. Daha sonra orada mesleğini icra etmek için iş aramaya başlar. Fakat sahip olduğu ehliyetle çalışamayacağı kesinleştikten sonra, İngiltere’nin tüm denizcilik işleriyle ilgilenen bizim ülkemizin Denizcilik Müsteşarlığı gibi rol oynayan MCA tarafından bir takım oryantasyon kurslarına girmesi zorunlu gösterilir.

(Sadece GOC-GMDSS sertifikası kabul edilmiş ve 8 aylık bir kursun toplam maliyeti yaklaşık 25000 YTL tutmuştur.)
Çünkü oradaki eğitim ve kurallar bizim ne ehliyetimizi ne de eğitimimizi tanımaktadır. Sonuç olarak katıldığı STCW dersleri dahil, her eğitimde esas alınan temel özellikler, yapılan uygulamanın öğrenilmeden geçilmemesi ve her yapılanın birebir yani tamamen gerçek ortamlarda uygulanmasıdır. Söyler misiniz, hangi eğitim kurumu miço görevindeki gemiadamından tutun bir uzakyol kaptanına kadar yangınla mücadele eğitimini yangın itfaiye ekibinde 2 gün staj yaptırarak veriyor veya ülkemizde nerede ilk yardım eğitimi bire bir hastanelerde veriliyor? Denizde canlı kalma sertifikası için nerede bir salda 24 saat grup olarak bekletiliyorsunuz? Şimdi işin temelindeki ciddiyeti daha iyi anlayabiliyor musunuz? Orada ister miço olun, isterseniz herhangi bir düzeyde zabitan olun, resmen bir itfaiye eri gibi tatbikata katılıyor, hastanede pratik ameliyatlara giriyor, sanki geminiz batmış gibi cansalının içerisinde en az 24 saat kalarak yapılması gerekenleri yapıyor ve de kalıcı bir şekilde öğrenmiş oluyorsunuz. Bu şartlar altında bizim eğitimimizi yetersiz görmeleri tabii ki de doğal karşılanmaktadır. Ama bizim denizcilik sektörümüzde insanlar, belli yerlere gelmiş bireyler, tüm bunları IMO standartlarına getirmek için çalışmak yerine, sen o okuldansın, biz bu okuldanız diyerek insanları birbirine düşürüyor, sönmüş korları alevlendiriyorlar.

Ama bizim yapmamız gereken belli başlı net görevlerimiz bulunmaktadır. Bu okulculuğu yeni gelen neslin yıkacağı kanısındayım. Hiç kimse bu paranoyalar altında hiçbir yere gidemez arkadaşlar!!..

Dünya üzerinde MAERSK, MSC gibi piyasa devlerinin Avrupa’da ve Uzakdoğu’da kurduğu kendi okulları ile kendi gemi adamlarını özenli bir şekilde yetiştirdiklerini hepimiz biliyoruz ki bu okulların hemen hemen hepsi İngilizce’de ‘vocational’ diye geçmekte olan mesleki eğitim merkezleridir. Araştırınız ki yukarıda dile getirmediğim daha bir çok firmada Türk eğitimi alan bir zabitan göremezsiniz. Demek ki bu işi yapan devlerin gerekli şartları ve bir takım aradığı net özellikler vardır. Kısacası, kendi eğitimimizi yeterince kabul ettiremediğimizi anlayabiliyoruz.

Değerli arkadaşlarım;

Acilen bir Denizcilik Bakanlığı kurulması kaçınılmaz bir gerçek olmuştur ve sadece zabitan eğitimi değil tayfa eğitimi üzerine de önem verilmesi gerekli olan bir diğer konudur. Ayrıca var olan okulların bir kısmı kara üzerinde çalışma potansiyeli oluşturduğu için, deniz üzerinde bulunan gemilerimizin açığını kapatmamaktadır. Bugün düşünülmesi gerekli bir diğer önemli konu ise denizde çalışanların belli bir süre sonra karaya dönmeyi istemeleridir. Bu mesleğin çok zor ve meşakkatli olduğunun farkında olmak gerekir. Bu mesleğe adım atmadan önce her husus göz önüne alınmalıdır. Üzülerek söylüyorum ki, çoğu gemi adamının karaya dönme nedenlerinin başında, mesleğimizin eski tadında olmayışının geldiği söyleniyor. Eskiye kıyasla, koşulların genel anlamda azaldığını bilmekte ve duymaktayız. Buradaki en büyük isteğim, işverenlerin standartlarını Avrupa koşullarına çıkartması ve bu politika ile işlerini sürdürmeleridir. Bir gemiaadamı için deniz cazibe haline gelmelidir ve tabiri caizse yediği önünde yemediği arkasında olmalıdır ki gemi adamının ruhsal olarak kafası sağlam olsun ve böylece mesleğine daha sıkı bir şekilde sarılsın ve daha özenle, şevkle, hırsla çalışmalarını sürdürebilsin..

Bir de bu mesleğe gelen arkadaşlarımın özenle seçilmesi kanısındayım. Şöyle ki; ülkemizde bulunan denizcilik meslek liselerinde okuyan sayısız kaliteli genç kardeşimin bir üst eğitim seviyesine ulaşamamaları beni ve benim gibi düşünen birçok arkadaşımı rahatsız etmekte ve üzmektedir. Orada mesleğin temelini daha lise sıralarında alan öğrenciler eğitim sisteminin eksikliklerinden dolayı ya hemen meslek hayatına atılıyor ya da iki yıllık okullara giderek ellerinde var olan ehliyetin gerektirdiği eğitimin aynısını tekrar alıyorlar. Halbuki zamanında normal liselerden gelen birçok kişi MYO’lardan mezun olup uzak yol vardiya zabiti ehliyeti sınavına girmeye hak kazanmıştır. Sadece ve sadece iki yıl içerisinde!!. Şu an ise aynı yerlerden yakın yol vardiya zabiti ehliyeti hakkı alabiliyorlar. Oysa ki meslek lisesinden mezun olup MYO’lara giden öğrenciler 6 sene mesleki eğitim olmak üzere 7 senelik bir eğitime sahip oluyorlar. (Yeni sisteme göre 4 sene den.lisesi ve 1 Senesi  İngilizce Hazırlık olan toplam 3 yıllık MYO’lar). Fakültelerde (7dönem ve 12 ay acıkdeniz stajı) 3.5 sene bilfiil mesleki eğitim alan arkadaşlarla aralarında dağlar kadar fark oluyor. Halbuki meslek liselerine yoğunluk ve gereken önem verilse ve oralardan çıkan kaliteli öğrencilere yüksek eğitimlerini almak için yeterli imkanlar  ve koşullar sağlansa, daha kalifiye eleman yetiştirilse, daha bilinçli sularda, daha güvenli gemilerde bu mesleği icra etmiş olmaz mıyız?? Özellikle Avrupa’nın meslek liselerine vermiş olduğu önem göz ardı edilemeyecek derecededir.

Sözlerimi sonlandırmadan önce eğitim için yapılması gerekenlerin sadece kendi ülkemizin standartları için değil yurtdışı standartlarının da gözüönüne alınarak yapılması gerektiğine inandığımı bir kez daha yineliyorum.
(IMO’ nun getirmiş olduğu Uluslararası eğitim kriterleri inanın ki yeterli değildir)

Daha umut dolu yarınlarda, daha sağlıklı ve adından kalite ile söz ettiren bir Türk denizciliği görmek ümidiyle saygılarımı sunar, tüm meslektaşlarıma başarılar dilerim.

 

 

Tuğfan Şahin'e teşekkürlerimizle

Denizce

23.10.2008