|
|
 |
Denizcilik eğitiminin esaslarını anlatmaya başlamadan önce
ülke olarak bu işin ciddiyetinin ne derece farkında
olduğumuzu bilmemiz gerektiği kanısındayım. Klişe bir laf
olacak fakat yine de doğru olduğuna inanarak söyleyebilirim
ki; üç tarafımızın denizlerle çevrili olmasına ve sahil
hatlarımızın da gemi inşaat sektörüne müsait olmasına rağmen
bugün gelinen nokta, diğer ülkelerle kıyaslanamayacak kadar
yetersiz kalmakta. Bu hususun nedenleri arasında;
- Kuralların gerektiği gibi uygulanmaması,
- Yeterli derecede kontrollerin yapılmaması,
- Akıllarda var olan eski ve düz mantıklılık gibi sebepler
vardır. |
Tüm bunların başlangıcında ise tahmin edebileceğiniz gibi
EĞİTİM yatmaktadır. Özellikle sektörümüzde büyük önemi bulunan
denizcilik eğitimi için bugüne kadar birçok değişik yaklaşım ve
teklifler sunulmasına rağmen halen birtakım sorunlar ortadan
kalkmamış ve dahası kaliteli gemiadamı yetiştirilmesi henüz tam
anlamıyla sağlanamamıştır.
Bana göre bu konuda başarı sağlayan ülkelerin eğitim
metotlarını örnek almak, ilk adım olarak bize çok büyük fayda
sağlayacaktır. Fakat şu an itibariyle kendi elimizde mevcut olan
veya olabilecek, şu an yapılması mümkün gerçekler üzerinde gelin
biraz yoğunlaşalım.
Bugüne kadar sürekli olarak zabitan kısmının yetiştirilmesi
ve zabitan eğitiminin nasıl olması gerektiği tartışılıp duruldu.
Lakin, kimse tayfa kısmının eğitimleriyle ilgilenmedi. Sizlerin
de bildiği gibi, eğitim kökende başlar. Nasıl bir inşaatın
temeli sağlam olduğunda, üst katların ve o binanın sağlam
olacağı bilinmekteyse, aynı şekilde bu meslekte de alt kısım iyi
bir şekilde yetiştirildiği takdirde üst kısım da birbirleriyle
tam bağlantılı olmamalarına rağmen kalite açısından daha iyi
şekilde yetişmiş olacaktır.
Nasıl mı? Şöyle ki;
Önce ben sizlere 2 seneden beri İngiltere’de bulunan bir
kaptan tanıdığımın ağzından çıkan gerçekleri aktarmak istiyorum.
Kendisi, Türkiye’de bulunan bir meslek yüksek okulunun güverte
bölümünden uzakyol vardiya zabiti hakkı ile mezun olduktan bir
süre sonra, yabancı bir bayanla evlenir ve İngiltere’ye
yerleşir. Daha sonra orada mesleğini icra etmek için iş aramaya
başlar. Fakat sahip olduğu ehliyetle çalışamayacağı
kesinleştikten sonra, İngiltere’nin tüm denizcilik işleriyle
ilgilenen bizim ülkemizin Denizcilik Müsteşarlığı gibi rol
oynayan MCA tarafından bir takım oryantasyon kurslarına girmesi
zorunlu gösterilir.
(Sadece GOC-GMDSS sertifikası kabul edilmiş ve 8 aylık bir
kursun toplam maliyeti yaklaşık 25000 YTL tutmuştur.)
Çünkü oradaki eğitim ve kurallar bizim ne ehliyetimizi ne de
eğitimimizi tanımaktadır. Sonuç olarak katıldığı STCW dersleri
dahil, her eğitimde esas alınan temel özellikler, yapılan
uygulamanın öğrenilmeden geçilmemesi ve her yapılanın birebir
yani tamamen gerçek ortamlarda uygulanmasıdır. Söyler misiniz,
hangi eğitim kurumu miço görevindeki gemiadamından tutun bir
uzakyol kaptanına kadar yangınla mücadele eğitimini yangın
itfaiye ekibinde 2 gün staj yaptırarak veriyor veya ülkemizde
nerede ilk yardım eğitimi bire bir hastanelerde veriliyor?
Denizde canlı kalma sertifikası için nerede bir salda 24 saat
grup olarak bekletiliyorsunuz? Şimdi işin temelindeki ciddiyeti
daha iyi anlayabiliyor musunuz? Orada ister miço olun,
isterseniz herhangi bir düzeyde zabitan olun, resmen bir itfaiye
eri gibi tatbikata katılıyor, hastanede pratik ameliyatlara
giriyor, sanki geminiz batmış gibi cansalının içerisinde en az
24 saat kalarak yapılması gerekenleri yapıyor ve de kalıcı bir
şekilde öğrenmiş oluyorsunuz. Bu şartlar altında bizim
eğitimimizi yetersiz görmeleri tabii ki de doğal
karşılanmaktadır. Ama bizim denizcilik sektörümüzde insanlar,
belli yerlere gelmiş bireyler, tüm bunları IMO standartlarına
getirmek için çalışmak yerine, sen o okuldansın, biz bu
okuldanız diyerek insanları birbirine düşürüyor, sönmüş korları
alevlendiriyorlar.
Ama bizim yapmamız gereken belli başlı net görevlerimiz
bulunmaktadır. Bu okulculuğu yeni gelen neslin yıkacağı
kanısındayım. Hiç kimse bu paranoyalar altında hiçbir yere
gidemez arkadaşlar!!..
Dünya üzerinde MAERSK, MSC gibi piyasa devlerinin Avrupa’da
ve Uzakdoğu’da kurduğu kendi okulları ile kendi gemi adamlarını
özenli bir şekilde yetiştirdiklerini hepimiz biliyoruz ki bu
okulların hemen hemen hepsi İngilizce’de ‘vocational’ diye
geçmekte olan mesleki eğitim merkezleridir. Araştırınız ki
yukarıda dile getirmediğim daha bir çok firmada Türk eğitimi
alan bir zabitan göremezsiniz. Demek ki bu işi yapan devlerin
gerekli şartları ve bir takım aradığı net özellikler vardır.
Kısacası, kendi eğitimimizi yeterince kabul ettiremediğimizi
anlayabiliyoruz.
Değerli arkadaşlarım;
Acilen bir Denizcilik Bakanlığı kurulması kaçınılmaz bir
gerçek olmuştur ve sadece zabitan eğitimi değil tayfa eğitimi
üzerine de önem verilmesi gerekli olan bir diğer konudur. Ayrıca
var olan okulların bir kısmı kara üzerinde çalışma potansiyeli
oluşturduğu için, deniz üzerinde bulunan gemilerimizin açığını
kapatmamaktadır. Bugün düşünülmesi gerekli bir diğer önemli konu
ise denizde çalışanların belli bir süre sonra karaya dönmeyi
istemeleridir. Bu mesleğin çok zor ve meşakkatli olduğunun
farkında olmak gerekir. Bu mesleğe adım atmadan önce her husus
göz önüne alınmalıdır. Üzülerek söylüyorum ki, çoğu gemi
adamının karaya dönme nedenlerinin başında, mesleğimizin eski
tadında olmayışının geldiği söyleniyor. Eskiye kıyasla,
koşulların genel anlamda azaldığını bilmekte ve duymaktayız.
Buradaki en büyük isteğim, işverenlerin standartlarını Avrupa
koşullarına çıkartması ve bu politika ile işlerini
sürdürmeleridir. Bir gemiaadamı için deniz cazibe haline
gelmelidir ve tabiri caizse yediği önünde yemediği arkasında
olmalıdır ki gemi adamının ruhsal olarak kafası sağlam olsun ve
böylece mesleğine daha sıkı bir şekilde sarılsın ve daha özenle,
şevkle, hırsla çalışmalarını sürdürebilsin..
Bir de bu mesleğe gelen arkadaşlarımın özenle seçilmesi
kanısındayım. Şöyle ki; ülkemizde bulunan denizcilik meslek
liselerinde okuyan sayısız kaliteli genç kardeşimin bir üst
eğitim seviyesine ulaşamamaları beni ve benim gibi düşünen
birçok arkadaşımı rahatsız etmekte ve üzmektedir. Orada mesleğin
temelini daha lise sıralarında alan öğrenciler eğitim sisteminin
eksikliklerinden dolayı ya hemen meslek hayatına atılıyor ya da
iki yıllık okullara giderek ellerinde var olan ehliyetin
gerektirdiği eğitimin aynısını tekrar alıyorlar. Halbuki
zamanında normal liselerden gelen birçok kişi MYO’lardan mezun
olup uzak yol vardiya zabiti ehliyeti sınavına girmeye hak
kazanmıştır. Sadece ve sadece iki yıl içerisinde!!. Şu an ise
aynı yerlerden yakın yol vardiya zabiti ehliyeti hakkı
alabiliyorlar. Oysa ki meslek lisesinden mezun olup MYO’lara
giden öğrenciler 6 sene mesleki eğitim olmak üzere 7 senelik bir
eğitime sahip oluyorlar. (Yeni sisteme göre 4 sene den.lisesi ve
1 Senesi İngilizce Hazırlık olan toplam 3 yıllık MYO’lar).
Fakültelerde (7dönem ve 12 ay acıkdeniz stajı) 3.5 sene bilfiil
mesleki eğitim alan arkadaşlarla aralarında dağlar kadar fark
oluyor. Halbuki meslek liselerine yoğunluk ve gereken önem
verilse ve oralardan çıkan kaliteli öğrencilere yüksek
eğitimlerini almak için yeterli imkanlar ve koşullar sağlansa,
daha kalifiye eleman yetiştirilse, daha bilinçli sularda, daha
güvenli gemilerde bu mesleği icra etmiş olmaz mıyız?? Özellikle
Avrupa’nın meslek liselerine vermiş olduğu önem göz ardı
edilemeyecek derecededir.
Sözlerimi sonlandırmadan önce eğitim için yapılması
gerekenlerin sadece kendi ülkemizin standartları için değil
yurtdışı standartlarının da gözüönüne alınarak yapılması
gerektiğine inandığımı bir kez daha yineliyorum.
(IMO’ nun getirmiş olduğu Uluslararası eğitim kriterleri inanın
ki yeterli değildir)
Daha umut dolu yarınlarda, daha sağlıklı ve adından kalite
ile söz ettiren bir Türk denizciliği görmek ümidiyle saygılarımı
sunar, tüm meslektaşlarıma başarılar dilerim.
Tuğfan Şahin'e teşekkürlerimizle
Denizce

23.10.2008
|