|

• Modern denizcilik (17
ve
18. yy.).
17 yy'ın
başlarında, yelkenli savaş gemileri çağının sonuna dek en
yetkin savaş gemisi olan ağır savaş gemileri ortaya çıktı.
Kerreke ve kalyon kullanım dışı kaldı. Gemi gövdesi yüzmeye
daha elverişli duruma getirildi; ön ve arka kasaraların
yüksekliği indirilerek tekne daha dengeli bir yapıya
kavuşturuldu. Üst üste sıralanan birçok güverte, topların
daha iyi dağılmasını sağladı. Geminin baş bölümündeki uzun
talimarlar kısaltıldı. Parçalara ayrılan yelken takımı,
geminin manevra yeteneğini artırdı. Donanım da akılcı
biçimde düzenlendi. Tüm
17. yy.
boyunca, cıvadranın ucunda "cıvadra
babafingosu"
denilen küçük bir direk yer aldı; bu direk aynı adlı dört
köşe bir yelken taşıyordu. Pek kullanışlı olmayan bu yelken,
1720'ye
doğru ortadan kalktı ve yerini flok yelkenlerine bıraktı.
Öte yandan kalyonun arkasında yer alan ve mizana denilen
Latin yelkeni de randa yelkeni haline dönüştürüldü. Dönemin
en dikkate değer Fransız ağır savaş gemileri arasında
Couronne'u anmak gerekir.
1638'de
La Roche Bernard'da yapılan bu geminin uzunluğunun omurgada
41 m. su kesiminde 53 m, genişliğinin ise 14 m olduğu kabul
edilir. Top sayısı (72) tartışma konusudur. Öte yandan
İspanya kralının Yenilmez Armada’sını alteden
İngiltere,
1637'de
ünlü Sovereign of the Seas'i hizmete soktu. Fransa'da Louis
XIV döneminde,
1670
ve
1689
emirleriyle bu tür gemiler beş sınıf ya da kademede ayrıldı.
Buna göre kalyon uzunluğu 56-35 metre, genişliği 15-8 metre,
top sayısı 100-30 top arasında değişti. Soleil-Royal ve
Royal-Louis, döneminin en güzel ağır savaş gemilerindendi.
XVIII. yy., yelkenli ağır savaş gemilerinin doruğa ulaştığı
dönemdi. Ollivier, Forfait ve özellikle Sane'nin planlarıyla
yaratılan bu gemilerin bir benzeri daha yapılamadı. Son
yelkenli Fransız savaş gemilerinden olan Ville-de-Paris, 63
m net uzunluğa, 17 m genişliğe sahipti. Ağırlığı yüklü
olarak 5095 tonu geçiyordu ve 120 topla donatılmıştı.

•
Çağdaş denizcilik Buharlı gemi denizciliği
Buhar makinesinin itici güç olarak kullanılmaya başlanması,
XIX yy. boyunca denizciliği tümden dönüşüme uğrattı.
18. yy.
başlarında Denis Papin tarafından ileri sürülen düşünceyi
yeniden gözden geçiren d'Auxiron, Follenay ve sonra Perier,
Jouffroy d'Abbans gibi Fransız teknisyenleri, gemilere buhar
makineleri yerleştiren ilk kişilerdi (1774-1778).
Jouffroy ikinci gemisini Saöne nehrinin akıntısına karşı
seyrettirmeyi başardı (1783).
Kısa bir süre sonra, Büyük Britanya'da, İskoçyalı Miller,
makinist Symington'ın da yardımıyla saatte 7 mil hızla giden
küçük bir vapur yaptı (1788).
ABD'de John Fitch,
1790'da
yine bu tür bir gemiyi Hudson nehrinde yüzdürdü.
1803'te
Amerikalı Fulton, Sen nehrinde yandan çarklı bir gemiyi
seyrettirdi;
1806
da ABD'ye giderek, Hudson nehrinde Clermont adlı 100 tonluk
vapuru hizmete soktu. Buharlı gemi denizciliği artık
başlamıştı
1819'da
yandan çarklı ve yelkenli açık deniz gemisi Savannah,
Liverpool'dan hareketle ABD'ye vararak iki kıtayı birbirine
bağladı, ilk askeri geminin adı ise Sphinx'ti.
1829'da
denize indirildi ve Cezayir seferiyle dikkati çekti. Ayrıca
1833'te
yedeğindeki mavna üzerinde Mısır'dan Fransa'ya Luksor
dikilitaşını taşıdı.
1853'te
İngiltere’de 500, Fransa'da 82 vapur vardı.
1838'deSirius,
saatte 7 mil hızla Atlas okyanusu'nu geçti. ABD'de ise buhar
itici gücünün asıl uygulama alanı nehir taşımacılığıydı:
1840'ta
bu ülkede 1000 feribot hizmet veriyordu. O dönemdeki tüm
vapurlar yandan çarklıydı. Dalgalı denizde bu itici güç
sisteminin sakıncalar yaratması ve dayanıksızlığı, açık
deniz gemilerinde pervane düzeneğine geçilmesiyle
sonuçlandı. Fransız Sauvage,
1832'de
bu yeni uygulamanın ilk ihtira beratını aldı. Fransızlar'ın
deniz üstünde yaptığı ilk denemeler, İsveçli Ericsson (1837)
ve İngiliz Smith ile (1839)
aşağı yukarı aynı anda gerçekleştirildi. Pervane kullanımı
hızla yaygınlaştı ve İngiliz donanması da
1841'de
bu tekniği benimsedi. Fransa'da bu tür gemilerin ilk örneği,
Le Havre'lı Augustin Normand'ın ve
1842'de
denize indirilen ve dönenim en hızlı gemisi olan (11 mil)
Napoléon'du.

İlk demir gemiler
1820'ye
doğru yapıldı. Bu yapım biçimi, İngiliz mühendisi Brunel'in
1843'te
demirden ve pervaneli ilk transatlantiğin planlarını
çizmesini sağladı. Great Britain adlı bu gemi 3000 ton
ağırlığındaydı. Yine Brunel,
1854'te
de 211 m uzunluğunda yolcu gemisi Great Eastern'i tasarladı.
5000 yolcu alabilen bu geminin iki makinesi (biri çarklar,
öbürü pervane için), 6 direği, 5 bacası vardı. Great
Eastern, Okyanus’u 19 kez geçti. Kârlı biçimde
işletilmeyince kablo döşeme gemisi durumuna düştü. XIX yy'ın
ikinci yarısında, dünyada buharlı gemilerle yapılan düzenli
seferler arttı.
1860'a
doğru gemi yapımında demirin yerini çelik aldı. En görkemli
gelişme, yolcu gemilerinde gözlendi.
19. yy.'ın
sonunda, İngiliz, Amerikan, Fransız ve Alman transatlantik
şirketleri "mavi kurdele"yi elde etmek için rekabete
girişerek Okyanus’un 6 günde geçilmesini
sağladılar.
1900'de,
dünyada toplam 20000 vapur bulunmaktaydı. Fransa'da,
1870-1890 arasında "prim" denilen yasalarla desteklenen bu
tür gemilerin yoğun biçimde yapımı,
1895'e
doğru tümüyle durdu.
20. yy.'ın
ilk yarısında, önceki yüzyıla benzer bir devrim yaşanmadı.
Ama değişik gemi tipleri bilim ve teknikteki ilerlemelerin
etkisiyle sürekli bir evrim geçirdi. İki büyük dünya savaşı,
neden olduğu büyük gemi kayıplarına rağmen, bu gelişmeyi
durdurmadı, tam tersine hızlandırdı: dev gemi yapımı
programları bu kayıpların giderilmesine, ticaretin artan
gereksinimlerinin karşılanmasına olanak verdi. Birinci Dünya
savaşı ertesinde, gücü sınırlı olan alternatif makinenin
yanı sıra, hızlı gemilerde türbin ve harcaması daha hesaplı
gemilerde Diesel motoru kullanılmaya başlandı. Yakıt olarak,
kömürün yerini yavaş yavaş mazot aldı. Tüm gemilere telsiz
yerleştirildi.
1937'de
büyük yolcu gemilerinin ağırlığı 80000 tona (Queen Mary,
Normandie), türbinlerinin gücü de 160000 beygir gücüne
(Atlas okyanusunun dört günde geçilmesi) ulaştı.
1952de
"mavi kurdele" rekoru yeni amerikan yolcu gemisi United
States tarafından saatte 35,6 mil hızla kırıldı. Askeri
gemilerin hız rekoru 45 mille Fransız muhribi Terrrible' de
kaldı. Ticaret filolarının yapısı,
1965'e
doğru, çok büyük değişmeler geçirdi. Yüksek verimli yeni
gemiler, yük gemileri, container taşıyıcılar, sıvı gaz
taşıyıcılar ve ayrıca petrol, mineral ve karışık ürün
taşıyan gemilerin özel bir karışımı ortaya çıktı. Klasik yük
gemisi Iiberty ship varlığını sürdürdü. Yalnız yolcu taşıyan
gemiler de uçakların rekabetine ve kimi kısa hatlarda
yerlerini yolcuları ve arabalarını birlikte taşıyan
car-ferry'lere (aktarma gemileri) bırakmalarına karşın ilgi
görmeye devam etti. Tankerlerin yapım yüzdesi aralıksız
yükseldi. (1960’ta dünya tonajının %30'u). Yükselen vergiler
"lütuf" bandırası (Liberya, Panama gibi az vergi isteyen
devletlerin filosu olma) çeken filoların hızla gelişmesine
olanak tanıdı.
Kaynakça: Büyük
Larousse
|
|