|

Askeri Denizcilik
Deniz egemenliği ilk kez Akdeniz'de, Mısır ya da Fenike
donanmalarının ortaya çıkışıyla kendini gösterdi Bununla
birlikte deniz egemenliğinin önemi üzerinde bir kanıya
varmak için
İ.Ö. 5 yy.'ı
ve İkinci Med savaşı'nı beklemek gerekti. Salamis zaferi,
Yunanistan'ı egemenliği altına almak isteyen Persler'ıi bu
girişimini kesin olarak tehlikeye düşürdü. Peloponisos
savaşı sırasında da denizin işlevi büyüktü ve Sparta ancak
savaş filosunu geliştirerek Atina'ya üstünlük sağladı.
Pön savaşları boyunca da denizin işlevi sonuçta etkili oldu.
Roma, Helen sitelerinin yardımıyla büyük bir deniz gücü
oluşturdu ve üç büyük çarpışmada deniz egemenliğini korudu.
Roma'nın bu üstünlüğü, Annibal’in artçılarından kopmasına ve
İtalya’da sürdürdüğü seferin başarısızlıkla sonuçlanmasına
yol açtı. Bu da Roma'ya, savaşı Afrika'ya taşıma ve
Scipio'nun Zama'daki zaferinden sonra Kartaca'yı yok etme
olanağı verdi.
Ardından Roma İmparatorluğu, korsanlardan tamamen
temizlenmiş Akdeniz'de mutlak bir denetim sağladı. Eskiçağ
boyunca, savaş filoları ticaret gemilerinden farklı uzun
kürekli gemilerden oluşuyordu. Deniz savaşı da, fırlatmalı
silahların ve mancınığın kullanımından sonra ya da hiç
kullanmadan mahmuzla bordalamaya dayanıyordu.
Ortaçağ'ın başlangıcından itibaren Akdeniz yeniden bir
çatışma bölgesi haline geldi.
15. yy.'ın
ortasına kadar burada üç deniz kuvveti çatıştı: Bizans
donanması Roma geleneklerinin kalıtçısıydı ve rum ateşi
kullanıyordu; arap donanmaları; sitelerin donanmaları
(İtalyan devletleri, Pisa, Cenova ve özellikle Venedik).
Haçlı seferleri sırasında, bu donanmalar taşımacılık ve
Kutsal Topraklarla bağlantı güvenliğinden başka, Doğu ile
Batı arasındaki lüks ürünler ile baharat değiş tokuşunun
yeniden doğmasını sağladı. Kaldı ki Ortaçağ denizciliği
Akdeniz'i aştı ve Kuzey denizlerine yayıldı. Vikingler’in
denizcilik destanından hemen sonra Flandre ticaret siteleri
ve Töton Hansası kentleri yaşamsal bir önemi olan deniz
trafiğini korumak için deniz birlikleri kurdu. Denizin Yüz
Yıl savaşları'nda da önemli bir yeri vardır; Manş
egemenliği, İngilizler'e Fransa'ya seferler düzenleme
olanağı verdi. Bu dönemde savaş gemisi, ticaret gemisinden
pek farklı değildi. Borda bordaya yapılan savaş ise bir kara
savaşı ya da bir şatoya ya da tahkim edilmiş bir kentte
yapılan saldırıya benziyordu.

16. yy.'dan
itibaren, büyük keşifler ve sömürge imparatorluklarının
kurulması, sömürgecileri ve öncelikle Portekiz ve İspanya,
egemenliklerini korumak için savaş filoları kurmak zorunda
kaldı. Öte yandan
17. yy.'ın
başında denize olan tam bir stratejik ve ekonomik
bağımlılık, ülkelerini ve büyük önem taşıyan deniz trafiğini
korumak için Birleşik Eyaletler ve İngiltere de savaş
gemileri yapımına girişti. Richelieu ve özellikle Louis XIV
döneminde Fransa da büyük bir deniz gücü oluşturdu.
17. yy'ın
ikinci yarısında ve tüm
18. yy.
boyunca Büyük Britanya ile Fransa arasında çatışmalar çıktı;
Büyük Britanya Fransa kıyılarına indi, ülkenin sömürgelerine
saldırdı ve ticaretini tam anlamıyla baltaladı, İnebahtı
savaşı'ndan (1571)
sonra kadırganın gözden düşmesiyle, klasik çağın büyük
donanmaları, korvetlerle, firkateynlerle ve özellikle büyük
savaş gemileriyle donatıldı.
18. yy.'ın
sonunda bu gemilerin en gelişmişi 74 top taşıyordu. Savaşlar
gittikçe topçu düellosu biçimine dönüştü ve korsanlık
dışında, bordalama ortadan kalktı.
Yelken denizciliği,
19. yy.'ın
ortasında, Kırım ve Amerikan iç savaşı sırasında doruk
noktasına ulaştı. Ancak sanayi devriminin doğurduğu yeni
tekniklerin etkisine dayanamadı. Fransız Gloire, daha sonra
İngiliz Devastation zırhlı firkateynlerinin yapılması sonucu
ahşap savaş gemilerinin yerini buhar makinesiyle çalışan
zırhlılar aldı; bu zırhlılar, gittikçe artan erimli, yivli
toplarla donatıldı.
|
 |
Top ile zırh arasındaki savaş bir tonaj yarışı biçiminde
gelişti ve savaş gemisinin kesin biçimini alması için
yaklaşık yarım yüzyıl, yanı
1906'da
Dreadnougth'un yapımını beklemek gerekti. Donanmalar
1914 öncesinde mayınlara ve destroyer ile yeni savaş
gemisi denizaltının ayrıcalıklı silahını oluşturan
torpidoya uyarlanmak zorunda kaldı. |
Birinci Dünya savaşı boyunca, İngiliz ve Alman filoları
arasında mayıs
1916'daki
Jutland çarpışması dışında başka büyük bir deniz savaşı
olmadı; ancak bu savaş bile, uzun süreli çarpışma
çerçevesinde deniz gücünün belirleyici rolünü ortaya koymaya
yetti. Müttefikler, sömürgelerinin ve hatta tüm dünyanın
kaynaklarını işletecek, merkezi güçlerin ablukasını
sağlayacak, denizaltı tehlikesine karşı koyacak ve savaş
alanına İngiliz ordularının, sonra belirleyici bir rol
üstlenecek amerikan ordularının taşınmasını sağlayacak
güçteydi.
İkinci Dünya savaşı ile birlikte, sea power da olaya başka
bir boyut getirdi. İngiliz ve Amerikan donanmaları, büyük
suüstü gemilerinin, uçakların ve denizaltıların oluşturduğu
üçlü tehlike karşısında, özellikle Atlas okyanusu’ndaki
ulaşım yollarının güvenliğini yeniden sağlamak zorunda
kaldı. Böylece, Müttefikler büyük amerikan tersanelerinin
kaynaklarını Sovyetler Birliği’nin ve silah ambarına dönüşen
Büyük Britanya'nın yararına seferber etti. Ancak en
belirleyici olay, çıkarma araçlarına sahip büyük filolarla
milyonlarca asker kullanılarak gerçekleştirilen geniş çaplı
amfibi harekâtları oldu. Bu çarpışmalar sayesinde yeni silah
sistemleri ortaya çıktı.
1914
ile
1918
arasında denizaltılar büyük bir başarı sağladıysa da, İkinci
Dünya savaşı sırasında taktik baskınlar uçakla
gerçekleştirildi.
1942'de
uçak gemileri zırhlıları tahtından indirdi ve ana gemi
durumuna geldi. Corail ve Midway'den sonra, deniz savaşları
"ufkun ötesine" taşındı; böylece uçaksavar ve denizaltısavar
silahlarla donatılmış refakat gemilerince çepeçevre sarılan
uçak gemilerindeki uçakların yürüttüğü bir düelloya dönüştü.
İkinci Dünya savaşı'nın bitiminden sonra savaş filoları iki
büyük tip gemi, uçak gemisi ve nükleer denizaltı çevresinde
gelişmeye yöneldi. Eksiksiz birçok aygıtla donatılmış ağır
uçak gemileri bulunan tek ülke ABD'ydi. İngilizler ve
Sovyetler sınırlı olanakları olan Harrier tipi kısa kalkışlı
uçak ve helikopter taşıyan İnflexible ya da Kiev
gibi hafif uçak gemileriyle yetindi. Ancak tüm bunlara
karşın uçak gemisi günümüzün en görkemli savaş aracıdır.
Nükleer denizaltılar da, 30-40 deniz mili hızlarıyla saldırı
gemisi ya da binlerce kilometreye ulaşabilen nükleer
başlıklı balistik füzeleriyle, stratejik gemi olarak
denizlerdeki mücadeleye gerçekten de tümüyle yeni olanaklar
sunar.

Uçak gemilerinin ve denizaltıların belirleyici rolü, güdümlü
füzeler çevresinde toplanan tümüyle yeni silah sistemleriyle
bütünleşir. Hava taşıtları 70 deniz mili uzaklığa Exocet
gibi havadan-denize güdümlü füzeler fırlatacak güçtedir.
Suüstü gemileri de Amerika Birleşik Devletleri'ne ait
Harpoon gibi yüksek tahrip gücü olan, yaklaşık 40 km
erimli denizden-denize füzeler kullanır. Denizaltılar,
dalmış durumda, yüksek hızlı tel-güdümlü torpidolardan
başka, 150 deniz mili erimdeki deniz ya da kara hedeflerine
havada uçarak ulaşabilen güdümlü füzeler de fırlatabilir.
Ayrıca denizaltılarda, amerikan Tomahawk tipi Cruise
güdümlü füzeleri de bulunur.
Bu tehlikeler karşısında, uçak gemileri tespit aygıtlarıyla
donatılmış sağlam bir hava örtüsünden başka, denizden-denize
ya da denizden-havaya güdümlü füzelerle donatılmış destek
gemilerinden, korvetlerden, firkateynlerden, destroyerlerden
oluşan bir çemberle korunur; bu çemberin, saldırı
gemilerinin, değişik tipte uçakların ya da helikopterlerin
oluşturduğu tehlikeye karşı koyacak güçte olması gerekir.
Nitekim, bütün büyük donanmalar radara bağlı seri atışlı
toplar ile yalnızca füze taşıyan ve
fırlatan uçakları değil, bu füzelerin kendilerini de
yok edecek silahlara yöneldiler. Ancak denizaltlılara karşı
savaş çok zordur. Bu yüzden büyük donanmalar silahlarını
geliştirme dışında derinlik ölçümü değişimleri göz önüne
alındığında sonuçları kuşkulu olan tespit aygıtları üzerinde
de büyük çaba göstermektedir. Kısacası, tüm modern
donanmaların, Fransız SENİT
(Taktik Bilgileri Değerlendirme Sistemi) ya da amerikan
NTDS (Naval Tactical Data
System) gibi bilgi işlem sistemlerine bağlı
gittikçe karmaşıklaşan birçok silahı vardır.
Amerika Birleşik Devletleri'nin donanması, üstün teknik
nitelikte bir dizi gemiyle, günümüzde var olan savaş
filoları içinde ilk sırada yer almaktadır.
Kaynakça: Büyük
Larousse
|
|