|

Denizaltının tam olarak keşfedilmemiş çok renkli dünyasında,
balıklar ve mercanların yanı sıra, gizemli şekilleri, renkleri
ve yaşam biçimleriyle deniz kabukları birer mücevher gibi yer
alır. Çoğu insanın sadece deniz kıyısında dolaşırken veya yaz
tatili için kıyı bölgelerine gittiği zaman gördüğü, kumsaldan
toplayıp evinin bir köşesinde süs eşyası olarak kullandığı
bildik deniz kabuklarından başka, az bilinen ve insanı hayretler
içerisine düşürecek güzellikte binlerce çeşit deniz kabuğu daha
var. İstiridye kabukları içinde küçücük bir kum tanesinin
gösterişli bir inci haline gelmesi veya birbirinden farklı iki
tür deniz minaresinin yan yana gelişi, farklı güzellikler ve
şaşırtıcı zariflikler yaratır. Çeşitleri yüz bini bulan deniz
kabuklarının bazıları hoşa giden renk ve zarafetlerinden ötürü
eski devirlerde para yerine kullanıldığı gibi, günümüzde de pek
çok evde süs eşyası olarak en hatırlı köşelere oturtulur.

Tılsımlı Kabuklar
Deniz kabuklarının bir başka özelliği ise bilinen en eski
büyülerde kullanılması. Kabuklarla tılsım yapmanın binlerce yıl
öncesine dayanan bir tarihi var. Deniz kabuklarını her dönemde
pek çok konu ile ilişkilendirebilen insanoğlu, onu hem nazara
karşı koruyucu, hem de doğurganlığı temsil eden bir sembol
olarak kullanmış. Kabukların güçlü bir doğurganlık sembolü
olarak düşünülmesi nedeniyle, doğum sancıları ve kısırlığa karşı
yaygın olarak kullanıldığı da biliniyor. Araştırdıkça, deniz
kabuklarının sadece basit bir güzellikten ibaret olmadığı, her
birinin mücevher değerinde ve hassasiyetinde olduğu ortaya
çıkıyor. Malakoloji adı verilen kabuklu canlılar bilim dalında
yapılan araştırmalarla literatüre her gün yeni türler ekleniyor.
Deniz kabukluları, formlarına göre ana ve alt familyalar olarak
sınıflandırılıyor.

Tek parçadan oluşan ‘Gastropod’lar familyası, yüzde 80’lik
oranı ile en kalabalık familya. Bunu yüzde 18 ile çift kapaklı
‘Bivalvia’lar izliyor. Dünyanın en güzel ve değişik kabuklarının
Hint-Pasifik Okyanusu bölgesindeki denizlerden çıktığı
biliniyor. Erişilmesi güç derinlikteki kabukların toplanması
için farklı yöntemler kullanılıyor.
Deniz kabuklarının saklanmasında dikkat edilecek en önemli
nokta, kabukların doğrudan güneş ışığı almayacak ve
tozlanmayacak yerlerde muhafaza edilmesi.
Pahalı Bir Hobi
Deniz kabuğu koleksiyonculuğu özellikle Amerika’da yaygın.
Birçok kulüp ve dernek bu dalda faaliyet gösteriyor.

İnternet yoluyla yapılan açık artırmalarda 40 dolardan 3500
dolara kadar değişen fiyatlarla alım satımı yapılan deniz
kabukları, artık bir hobi. Türkiye’de de dünya denizlerinden
toplanan çeşitli kabuklara koleksiyonunda yer veren meraklılarla
bu hobi yaygınlaşıyor. Kabuk koleksiyonerlerinden birisi de
Fikret Özer. Deniz kabuğu merakının yıllar önce Bodrum Kalesi
önündeki bir satıcıdan aldığı ‘Tridacna Squamosa’ türü bir
kabukla başladığını belirten Özer, altı yıldır topladığı deniz
kabukları ile bugün 3 bin türün üzerinde parçaya sahip bir
koleksiyoner. Deniz kabuğu hobisini giderek bir iş haline
getiren Oğuz Oral da Türkiye’de profesyonel anlamda deniz kabuğu
ticareti yapan önemli bir isim.

İşi gereği deniz ve denizcilikle sıkı bir bağ içinde bulunan
Gültekin Genç de nesli tükenen deniz kabuklarının da içinde
bulunduğu 2 binin üzerinde parçadan oluşan koleksiyonu ile bu
işin tanınmış meraklılarından biri. Kısacası, deniz kabukları
binbir renk, desen ve şekliyle bambaşka bir dünya. Yıllardır
deniz kabuklarıyla haşır neşir olan Profesör Nihat Tarlan, bu
konuda yazdığı bir makalede bu rengârenk dünyayı anlatırken,
"Napoli'de Mercelline sahillerinde deniz hayvanlarının
kabuklarından yapılmış biblolar satılır.
Bu sergilerden birinde gördüğüm bir manzara karşısında
hayrete düştüm. Bu bir deniz canlısının kabuğu idi. Benim diyen
bir ressamın yapamayacağı kadar renkli, parlak bir tablo
karşısındaydım.Yeşil rengin her tonundan sedefin içindeki
dalgaların baygın beyazlığına kadar bin bir rengin yaldızlı
pırıltılarına bürünmüş bir tablo...

Bu renkler öyle bir âhenk içinde şekilleniyordu ki, hayran
oldum.
Bu canlının adının daha sonra Patella olduğunu öğrendim"
diyor. Gerçekten de, gözümüzün önündeki ile yetinmeden kendi
ruhumuz dahil, her şeyin derinliklerinde neler olduğunu
araştırmak gerek. Bunu başarabilirsek, dünyada hiç görmediğimiz
bambaşka güzelliklerin bulunduğunu da fark edeceğiz.
Kaynakça:
SkyLife
Aralık 2003
Ahmet Şansı'ya teşekkürlerimizle
Denizce
 |