e-mail denizce@denizce.com
 





Turmepa

Deprem
. Nedenleri
. Belirtileri
. Türleri
. Depreme Hazırlık
. Depremde
. Uzman Gözüyle
. Eğitim Projesi
. Zorunlu Sigorta
Doğa
Sözümüz Var...

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Deprem    

  Marmara'yı Avucumuzun İçi Gibi Biliyoruz
 

Marmara Denizi'ne gelen ve Türk bilimadamlarıyla birlikte depremle ilgili birtakım araştırmalar yapan Fransız Le Suroit gemisinin çalışmalarının sonuçları yayımlandı. Çalışmaları Türkiye adına koordine eden TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Başkanı Prof. Dr. Naci Görür'ün konu ile ilgili yorumları şunlar:

 

 

1999 depremlerinden sonra özellikle Marmara Denizi bir tehlike bölgesi haline geldi. Bunda bütün bilimadamları birleştiler. Bunun nedeni de Kuzey Anadolu Fay'ının (KAF) kabaca doğudan batıya doğru olan hareketi. Ayrıca, özellikle Batı Marmara'da büyük bir depremin en son oluş tarihinin 1766 olması da bu düşünceyi besledi. Elbette bütün bu tahmin ve öngörülerin bilimsel olarak denetlenmesi, incelenmesi gerekiyordu.

1999'dan bugüne TÜBiTAK'ın koordine ettiği çalışmaların dışında, bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadı. TÜBİTAK başta İTÜ olmak üzere bazı üniversitelerle ve Deniz Kuvvetleri Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı'nın yardımıyla MTA ile birlikte araştırmalar yaptı. Daha sonra uluslararası işbirliğiyle bu çalışmaları devam ettirdi. TÜBiTAK'ın koordine ettiği çalışmalarda yedi gemi kullanıldı. Bunların ikisi Türk gemisi; biri MTA'nın Sismik l gemisi, diğeri de Çubuk gemisi. Yabancı gemilerle yapılacak çalışma programlarının oluşturulması için de bir NATO toplantısı yapıldı. Bu toplantı sonucunda alınan kararla ilk olarak, Fransızlar'ın Le Suroit gemisi Türkiye'ye geldi. Le Suroit'nin aldığı verilerin sonuçları uluslararası dergilerde yayımlandı. Ayrıca bu veriler Marmara Denizi'nin atlası şekline de dönüştürüldü. Bütün sismik ve batimetrik çalışmalar bu atlasta toplandı. Artık Marmara'nın tabanını avucumuzun içi gibi biliyoruz. Fayların tüm özellikleri artık belli, hagisinin daha tehlikeli, hangisinin ikinci derecede tehlikeli olduğunu ve olası bir depremde bunların nasıl davranacağını söyleyebiliriz. Diğer gemilerin çalışmalarının sonuçları da alındıktan sonra, çok daha somut ve üç boyutlu tahminlerde bulunabileceğiz. Bu boyut içinde periyodik anlamda zaman da yer alıyor. Ayrıca Marmara Bölgesi'nin olası bir depremden ya da depremlerden nasıl etkileneceği, hangi bölgelerin depreme daha duyarlı ya da duyarsız olduğu, hangi bölgelerde zararın daha fazla olacağı ve bu zararların hesaplanması konularında bilimsel veriler elde edilmiş olacak.

 

Marmara'da yedi araştırma gemisi incelemelerde bulundu. Henüz yalnızca birinin araştırma sonuçları yayımlandı. Buna göre, Marmara'da bir kırık çizgi şeklinde olan ve Marmara'yı boydan boya geçen doğrultu atımlı bir fay sistemi var. Bu sistem Marmara'nın derin çukurluklarını kat ederek devam ediyor. Bir diğer sistem de Çınarcık Çukurluğu'nun güneyinde, Armutlu Yarımadası'nın kuzey kısmında olan normal atımlı sistem.

Doğrultu atımlı sistem Adapazarı-İzmit arasında doğu-batı yönünde ilerleyip Körfez'e giriyor. Körfez'in güneyinden geçip, Çınarcık Çukurluğu'na kadar geliyor. Bu, doğu-batı doğrultulu kırık, KAF'ın denizdeki devamı. Daha sonra yön değiştirerek kuzey batıya yöneliyor ve adaların güneyinden Orta Marmara Sırtı'na kadar geliyor. Böylece kırık çizginin ikinci parçası oluşuyor. Bu aktif fayın uzunluğu 65 km, deprem üretme potansiyeli yüksek ama, tehlike sıralamasında ikinci sırada yer alıyor; oluşturacağı depremin büyüklüğünün 7'yi geçmesi beklenmiyor.

Fay yine yön değiştirip, Orta Marmara Sırtından batı-güneybatıya yöneliyor, sırtı boydan boya kat ediyor, Orta Marmara Çukurluğu'nun içinden geçiyor ve Tekirdağ Çukurluğu'nun güneyinden Ganos Fayı'yla birleşiyor. Bu da kırık çizginin üçüncü parçasını oluşturuyor. 110 km uzunluğundaki bu fay birinci derecede tehlikeli; 7'nin üzerinde bir büyüklükte deprem oluşturma potansiyeline sahip. Bu fayın üzerinde 1766'dan beri bir deprem olmamış. Bu da fayın tehlikeliliğini artırıyor. Tarihsel depremler Marmara Denizi'nde olası bir depremin 99'dan itibaren ilk on yıl içinde olma olasılığını % 32, ilk 22 yıl içinde % 50 ve otuz yıl içinde de % 62 olarak veriyor. Bir başka söyleyişle, deprem bizden o kadar da uzakta değil.

Çınarcık Çukurluğu'nun güneyindeki fay sisteminin en fazla 6-7 büyüklüğünde bir deprem oluşturması bekleniyor. Ama bunların hareketi de tsunami oluşturabilir. Marmara Denizi'nde yapılan çalışmalarla, hangi bölgelerde tsunami, heyelan, denizaltı göçük ve kaymalarının oluşabileceği hakkında da net görüşlere ulaşıldı. Unutmamak gerek ki, olası depremde denizaltı heyelanları, atmaları, kaymaları da olur. Bu da yeni su akıntılarına ya da tsunami benzeri su hareketlerine neden olur.

Marmara Denizi bu kadar önemli bir potansiyel tehlike oluşturduğuna göre, sürekli izlenmesi gerekiyor. Tüm Marmara Bölgesi bu tehdit altında olduğu için sürekli bir denizaltı gözlem istasyonu kurmak gerekli. İstasyona yerleştirilecek cihazlarla kırıkların kalp atışları dinlenmeli. Çok küçük ya da karadaki sismografların bile hissedemediği büyüklükteki depremleri, hareketleri sürekli izlemekte fayda var. Çünkü, bunlarda oluşacabilecek anormallikler bir depremin belirtisi olabilir. Ayrıca Marmara'daki aktif kırıklar boyunca çıkan gazları ve suları da sürekli izlemek gerekiyor. Gerçekte, Marmara'nın hem karadan, hem denizden, hem de uzaydan GPS yardımıyla izlenebileceği bir sistem kurulmalı. Ne var ki, henüz bu yatırımın yapılması için hiçbir adım atılmış değil.
 

Kaynakça: Bilim ve Teknik Dergisi  Nisan-2002 Sayı:413