e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Dijital Çağın Oyunları

Ahmet Usta    

 

 

İlk dijital görüntülü oyun 1952 yılında Alexander S. Douglas tarafından geliştirilmesinden beri köprünün altından çok su aktı. Hızla gelişen teknolojiyi en yakından takip eden bu oyunlar, Matrix filminde anlatılan sanal dünyanın hiç de kurgu ürünü olmadığını gösteriyor.

Bir sonbahar gecesinin hafif esintisi ile dalgalandı saçlarım. Attığım her bir adımda bastığım toprağın üstünde kümelenmiş olan yaprakların hışırtısı dışında ses çıkartmamak için büyük dikkat harcarken, bir sineğin vızıltısını andıran hafif bir ses ile başımı sola doğru çevirdim. Kulakları sağır edercesine büyük bir gürültü ile patlayan bombanın şok dalgası ile bedenim sarsılırken, kulaklığımdan yankılanan “Tuzağa düştük, geri çekilin!” ikazını dikkate almayarak tam otomatik silahımın tetiğine bastım ve çılgıncasına ateş etmeye başladım. Kurşunlar dört bir yandan uçuşup, adrenalin damarlarımda dolaşırken annemin sesini duydum; “Yemek hazır, haydi sofraya…”

Tarih öncesi çağlardan bu yana oyunlar ve oyunculuk insan hayatında önemli bir role sahip. Yeni doğmuş bir bebeğin ilk gülücüklerinde saklı olan bakışlar hayatının değişen her döneminde farklı bir tezahür ile kendini göstermeye devam edecek. Belki insanın doğal yapısında saklı olan bir gizemin yansıması, belki de hayatın kendisinin bir oyun olmasıdır bunun nedeni ama insan evladı her zaman şeklini, adını, kurallarını değiştirerek oyunlar oynamayı sever.

Günümüz teknolojisi ile artık oturma odalarımızda yüksek çözünürlükte görsellik, çevresel ses gibi gerçekliğin sınırlarına yaklaşan imkânları kullanarak tenis oynamak, takımlar kurarak futbol maçları yapmak, farklı kimliklere bürünmüş arkadaşlar ile internet üzerinde hiç keşfedilmemiş maceralara çıkmak mümkün hale gelmiş durumda.

Dünya tarihinde ilk dijital görüntülü oyun 1952 yılında Alexander S. Douglas tarafından geliştirildi. Cambridge Üniversitesi’nde insan-bilgisayar etkileşimi üzerine yazdığı doktora tezi için hazırlanan OXO (bilinen adı ile tic-tac-toe)ismindeki oyun, çevirmeli bir telefon arabirimi ve 35x16 çözünürlükteki bir ekran aracılığıyla oynanmaktaydı. OXO’yu 1958 yılında bir osiloskop vasıtası ile oynanan basit tenis oyunu Tennis for Two takip etti. Ancak her ne kadar bu programlar dijital oyun tarihinin ilkleri olarak kabul edilse bile, dijital oyunların son kullanıcılara yaygın şekilde ulaşması için en az bir on sene daha gerekiyordu.

1960’lı yılların sonuna kadar gelişmekte olan teknolojiye paralel olarak gerçekleşen dijital oyun tasarımlarının siyah beyaz kocaman noktalardan oluşan ekranlarda görüntülenen devasa büyülükte piksellerin ötesine geçemediğini görüyoruz. Bu çalışmaların içinde en başarılı olan dijital oyun 1961 yılında MIT öğrencileri tarafından geliştirilen Spacewar! olarak bilinir. Spacewar! Siyah bir ekranda iki kişi tarafından kontrol edilerek bir birine roketler atan iki uzay gemisi ile oynanmaktadır ve rakipler bir birlerine ateş ederken ekranın ortasında bulunan dev bir karadelikden kaçmaya çalışırlar. Dünyanın çeşitli üniversitelerinde ve şirketlerinde gerçekleştirilen bu çalışmalar yeni bir dönemin ayak sesleridir aslında.

 

Jetonlu Oyun Makinelerinin Devri

1971 yılının Eylül ayında Stanford Üniversitesinin öğrenci kulübüne yerleştirilen Galaxy Game, dijital oyun tarihinde jetonla çalışan ilk oyun makinesidir. Aynı yıl Nolan Bushnell ve Ted Dabney tarafından Spacewar! temel alınarak geliştirilen Computer Space isimli oyun makinesi 1.500 adet üretilmiş ancak oyuna alışma süreci zor olduğu için ticari başarı elde edememiştir. Buna rağmen Computer Space seri olarak üretilen ilk jetonlu oyun cihazıdır. Ticari olarak büyük başarı elden eden ilk jetonlu oyun makinesi ise 1972 yılında Atari tarafından üretilen Pong olarak karşımıza çıkar. Atari’nin 19.000 üzerinde Pong makinesi satması ile birlikte 1978 yılında Taito tarafından Space Invaders ve 1979 yılında Atari tarafından Asteroids isimli oyun cihazları piyasaya sürülmüştür. 1980 yılında dünyanın ilk renkli Arcade oyunu olan Pac-Man 30’a yaklaşan yaşına rağmen bu gün dahi popülerliğini sürdüren eğlenceli bir oyundur.

 

Oyunların Evlere Giriş Devri

1980’li yıllar ile birlikte kişisel bilgisayarların (Personal Computer – PC) yavaş yavaş evlere girmeye başladığını görüyoruz. Bu ilk nesil PC’ler üzerinde yer alan BASIC gibi temel programlama dilleri ile kullanıcılar kendi basit oyunlarını artık yazabilir hale gelmişlerdi. 1980’li yıllar evlerinde geliştirdikleri oyunları satarak kendi şirketlerini kuran pek çok başarı hikâyesinin başlangıcıdır aslında. 1982 yılında kurulan Electronic Arts bu gün hala dünyanın en büyük oyun stüdyolarını bünyesinde barındıran devasa bir şirketler topluluğuna dönüşmüştür.

Dijital oyun sayısının gittikçe artması, oyun dünyasında çok çeşitli oyun türlerinin de oluşmasına olanak sağlamıştır. Macera, Dövüş, Puzzle, Platform, Yarış, Rol Yapma, Strateji, Simülasyon gibi türler doğmuştur. Zork, Dragon’s Lair, Pac-Man, Donkey Kong, Metroid, Dragon Quest, Metal Gear, Battlezone gibi oyunlar 1980’li yıllara damgasını vurmuş önemli isimlerdir.

Aynı dönemde Commodore, Atari, Sinclair, Apple  firmaları tarafından üretilen PC ve oyun cihazları sayesinde dijital oyunların ve bilgisayarların artık bir lüks olmaktan sıyrılıp hayatın bir parçası haline gelmeye başladığını görüyoruz.

 

Milenyuma Doğru

Sony PlayStation, Nintendo GameCube gibi sadece oyun oynamaya yönelik cihazlar ve kişisel bilgisayarların ucuzlaması sayesinde 1990 ve 2000 yılı arasında piyasaya sürülen on binlerce oyunla beraber üç boyutlu oyunların çağı da başlamış oldu. Aynı yıllarda Internet’in hayatımıza girmesi ise yeni bir kavramı sundu bizlere; Online Oyunlar. Artık sadece bilgisayara karşı değil, dünyanın dört bir köşesindeki gerçek insanlara karşı veya beraber oyun oynamak mümkün hale gelmişti.

 

Milenyum Çağının Harikaları

Bugün gerçek görüntülerden farkını anlamak için çok büyük dikkat gerektiren, gelişen teknolojiye paralel olarak ses ve vücut hareketlerimiz ile kontrol edebildiğimiz, sadece bilgisayara karşı değil World of Warcraft gibi yapımların sunduğu sanal dünyalarda, 12 milyondan fazla insanın buluşabildiği oyunlara sahibiz. Yapmak istediğiniz ne olursa olsun kontrol edebileceğiniz sanal bir karakter ve dünya mutlaka var. Dilerseniz kılıcınızı veya büyülerinizi belinize dolayıp korkunç ejderhalara karşı savaşabilir, dilerseniz bir uzay pilotu olarak galaksilerde yolculuğa çıkabilir, kendinize bir ev kurup içini istediğiniz gibi döşeyerek arkadaşlarınıza davet verebilirsiniz. Dünyanın en pahalı futbol oyuncuları ve takımları ile aynı sahayı paylaşabilir bir yandan meyve suyunuzu yudumlayabilirsiniz. Üstelik bunları yapmak için evinizde oturmanıza dahi gerek yok, cebinize sığan mobil cihazlar için geliştirilmiş on binlerce oyun bulunmakta.

Saklambaç oynadığımız günlerin hatıralarını çocuklarımız ile paylaştığınızda belki geçmişe özlem ile bakabiliriz elbette. Ancak değişmeyen tek şeyin değişim olduğu dünyada, çocuklarımız kendi çocuklarına, oyun oynarken ekrana baktıklarını söylediklerinde, torunlarımızın inanmaz gözler ile bakıp sonra da Matrixvari dünyalara adım atmayacaklarından emin olabilir miyiz? Kesinlikle hayır…

 

    Kaynakça:
   SkyLife
- Aralık 2009

 

 

 

 

Ahmet Usta'ya teşekkürlerimizle

Denizce

20.01.2010