|
C-
DENİZ TUTMASI
Bir kimseyi gemide deniz tutmaz iken, küçük bir filika veya can
salının sallanması, onu hasta yapabilir. Her hasta oluşta
kazazede, kusma sonucu çok değerli vücut sıvısını kaybedecek, bu
da gereksiz yere zaten sınırlı olan su miktarının azalmasına
sebebiyet verecektir.
Bunu önlemek için, eğer varsa, deniz tutmasını önleyici haplardan
almak gerekir. Eğer imkan varsa, filika veya can salına binmeden
önce alınması daha iyi olur.
D-
SICAK ÇARPMASI
Fazla sıcağa maruz kalma sonucu, su ve tuz kaybı ile birlikte
halsizlik, kuvvetsizlik, baş dönmesi ve ağrısı, görme
bulanıklığı ve huzursuzluk olur, nabız hızlanır. İnsan
organizmasının yüksek sıcaklığa dayanma yeteneği, havanın kuru
veya nemli olmasına göre değişir. Hava kuru ve rüzgar akımları
varsa, kazazede saatlerce 350C ye dayanabilir. Fakat
hava %100 rutubetli olduğu taktirde, buharlaşma meydana
geldiğinden çevre sıcaklığı 34,50C olunca vücut ısısı
da yükselmeye başlar. Vücut ısısı 42-430C olunca ısı
artık düzenlenemez ve önlem alınmazsa, bu sıcaklıktaki bir
kazazede ancak birkaç saat yaşayabilir.
Bu durumdaki kazazedelerin vücudu, alkol ile silinerek buharlaşma
yoluyla serinletilmeli ya da buzlu suya konarak ısı kaybı
sağlama yöntemi kullanılmalıdır.
E-
SOĞUK ÇALMASI
Genel olarak, ciltte, yüzde, ellerde ve kulaklarda, esen dondurucu
soğuk rüzgarların etkisiyle ortaya çıkar. Donan yerlerde ilk
belirtiler, uyuşma ve "ölü beyazlığı" görünümü
şeklindedir. İhmal edilirse ülserleşir, ihmalin devamında kesme
zorunluluğu ortaya çıkar. Soğuğun etkisi ile o bölgedeki
damarlar büzülür, kandaki oksijen miktarı azalır ve deri
morarır. En sonunda damarlarda tıkanıklık olur.
Vücudun soğuğa maruz kalan bütün kısımları, özellikle eller ve yüz,
yünlü atkılarla veya eldeki herhangi bir örtü ile rüzgardan
korunmalıdır. Eğer ellerde donuk lekeleri veya yaraları
görülürse ya da hissedilirse, elleri ceplere sokarak, koltuk
altlarına veya ayak arasına sıkıştırılarak ısıtılmalıdır. Donmuş
kısımlar hiç bir zaman kar ile veya başka bir şeyle bastırılarak
oğulmamalı, fakat üzerine yağ ya da gres sürülerek rüzgarın
etkisinden korunmalıdır. Yağı sürerken mümkün olduğunca kalın
olarak tatbik etmelidir. Donmuş yeri, sıcak bir yere tutarak
birden ısıtmaktan kaçınılmalıdır.
F-
SUDA KALMIŞ AYAK
Bu rahatsızlık, ayağın çok uzun süre vücut sıcaklığından daha soğuk
bir suda hareketsiz kalmasından olur. Aynı şey soğuk yerlerde
olduğu gibi, sıcak iklimli yerlerde de olabilir. Ayak şişer, su
kabarcıkları oluşur ve sonuçta ülserleşir, ayak iyileşse bile bu
kısım hissiz kalır. Ayak şiştiği zaman, ayakkabı bağları
çözülmeli veya ayakkabılar tamamen çıkarılmalıdır. Kazazede
ayağını hareket ettirmeli, ayak baş parmağını oynatmalı ve
ayaklarını uzatarak istirahat ettirmelidir. Bastırarak masaj
yapmak zararlı olur, ani sıcaklığa maruz bırakmak da
sakıncalıdır.
G - YANIKLAR ve HAŞLANMALAR
Yanıklar sıcak su, kuru ısı, elektrik, kimyasal ve radyoaktif
maddelerle meydana gelir ve vücut dokularının yanma derecesine
göre üç gruba ayrılır:
a) 1.
Derece Yanık
: Bunun en tipik örneği, güneş yanıkları olup
deri yüzeyi kırmızı, hafif şiş, hassas ve dokunmayla acı hissi
verir.
b) 2.
Derece Yanık
: Yukarıda belirtilenlere ek olarak, deri
üzerinde içi su dolu kabarcıklar meydana gelir.
c)
3. Derece
Yanık
: Derinin tamamını içine aldığı gibi, bazı durumlarda daha
derinlere, kemiğe kadar yanık meydana gelebilir.
1 - Elbiseliyken Meydana Gelen Yanık
Böyle bir durumda, kişinin üzerindeki ateşe, yangın söndürücü
sıkılarak söndürülebilir. Eğer yakında bir yangın söndürücü
bulunmuyorsa, kazazedenin üzerine hava ile bağlantısını kesecek
(battaniye gibi) bir örtü örtülmeli, ya da üzerine bir kova su
dökülmelidir. Tüm alev almış kumaşların söndüğüne dikkat
edilmelidir.
2 - Ateş
Yanıkları ve Haşlanmaları
Tüm ateş yanıklarında esas olan, yanan bölgeyi en kısa sürede soğuk
suya tutmaktır. (Deniz suyu veya tatlı su olabilir.) Yanan kısım
en az 10 dakika soğuk tampon veya soğuk suda tutulmalıdır.
Haşlanan bir kazazedenin üzerindeki elbiseleri yavaşça ve deriyi
kaldırmadan çıkarmak gerekir. Yanık yeri varsa, mikropsuz
pansuman malzemesi ile örtülmeli, eğer yoksa temiz bir mendil
veya çarşafla örtülmeli, aksi halde açık bırakılmalıdır. Yanık
yerin hava ile temasının kesilmesiyle ağrı olması da
azalacaktır. İçi su dolu kabarcıklar asla patlatılmamalı, eğer
patlamış ise üzerine temiz bir pansuman malzemesi ya da temiz
bir mendil örtülmelidir. Kazazede sakin olarak ılık bir yerde
yatırılmalıdır.
3 - Elektrik Yanıkları
Elektrik çarpmış birine yaklaşırken, ikinci kurban olmamak için
mümkünse elektrik şalteri veya sigortası kapatılmalıdır. Eğer bu
mümkün olmazsa, kurtarıcı kauçuk bot giyerek ve kazazedeye kuru
gazete veya tahta parçası ile dokunarak kendini
yalıtkanlamalıdır. Kazazede elektrik kaynağından
uzaklaştırılmalı ya da yalıtkan bir cisimle ittirilmelidir.
Kazazedenin nefes alışına ve kalp atışlarına bakılmalı, eğer nefes
almıyorsa suni solunum, eğer kalp durmuşsa kalp masajı
uygulanmalıdır. Kazazede nefes alabiliyorsa, yanan yerleri
soğutulmalı, üzerine kuru yumuşak olmayan pansuman
uygulanmalıdır.
4 - Kimyasal Yanıklar
Kazazedenin yanmasına neden olan üzerindeki kimyasal madde, başka
yerlere bulaşmadan çıkarılmalı, en az 10 dakika su ile
temizlemeye devam edilmelidir. Kimyasal maddenin tamamen
temizlendiğinden emin olunduktan sonra, temizleme işine bir 10
dakika daha devam edilmelidir. Gözleri yıkamaya öncelik
gösterilmeli, eğer yalnızca göz yanmışsa baş yanan tarafa
yatırılarak, diğer göz korunmuş olur.
H-
KANAMALAR
Çeşitli nedenlerle kanın damar dışına çıkmasına kanama denir.
Sağlam bir insan 700 cl. kadar kan kaybederse, vücut sisteminde
büyük bir aksaklık meydana gelmez. Vücut bunu karşılayabilir.
Eğer vücuttaki kan miktarının %30 undan fazlası (yetişkin bir
insan için 1500 cl.) kaybedilirse ve bu yerine konmazsa,
kazazede için öldürücü olabilir. Kan kaybı sonucu kişide baş
dönmesi, baygınlık, dudaklarda ve yüzde solukluk, deride
soğukluk, derinin nemli olması, huzursuzluk, heyecan, şiddetli
susama hissi, nabızda zayıflama ve hızlanma olur. Nefes alıp
verme çabuklaşır, kazazede nefes almak için çabalar, çırpınır ve
şuurunu kaybeder.

Parmakla ve sargı ile baskı yaparak kanamanın
durdurulması
Dış kanama, damardan çıkan kanın vücut üzerindeki yaradan dışarı
akmasıdır. Eğer atar damar kanaması ise, açık kırmızı renkte ve
fışkırır, derhal durdurulması gerekir. Eğer toplar damar
kanaması ise, taşar şekilde ve koyu kırmızı renktedir. Kılcal
damar kanamaları ise, yüzeysel bir yaradan yavaş sızma
şeklindedir. Vücuttaki bir dış kanamayı durdurucu olarak
aşağıdaki şu önlemler alınabilir:
1
- Parmakla Veya Sargı İle Baskı Yapma
Yara küçük ve kanama az oluyorsa yara üzerine temiz bir mendil
koyup parmakla 5-15 dakika kadar bastırılır. Yaranın üzerinde
oluşan kan pıhtısı asla silinmemeli yoksa kanama tekrar
başlayabilir.

Baskı yapma yöntemi ile kanamanın durdurulması
için vücuttaki uygulama noktaları
2 - Damar Köklerine Baskı Yaparak Kanamanın Durdurulması
Doğrudan baskı hemen hemen tüm yaralardan gelen kanamayı durdurmada
etkilidir. Doğrudan bir baskı genellikle sıkı bir sargının
yerini alır. Vücuttaki baskı noktalarını kullanmak, basınç
bandajına baş vuruluncaya kadar yoğun kanamayı kontrol eden
doğrudan bir yöntemdir. Baskı noktası, o bölgeye giden atar
damarın kemik üzerinde yüzeyleştiği ve nabız atışının
hissedildiği yerdir. Parmak ile kemik arasında damarın
sıkıştırılması ile uç bölgeye kan geçmez. Bilinçli bir kazazede
kendi yarasına baskı uygulayabilir. Baskı daima yara ile kalp
arasında uygulanır. Vücuttaki baskı noktaları şöyledir:
a) Şakak bölgesindeki kanamalarda, hemen kulak önü.
b) Yüz bölgesindeki kanamalarda, alt çene kemiğinin alt kenarının
orta kısmı.
c) Baş ve yüzün bir tarafının kanamalarında, yukarıdakilere ilave
olarak çene köşesi hizasındaki boyun kısmı.
d)
Kol kanamalarında, kanayan taraf köprücük kemiğinin üçte bir iç
kısmının arka ve alt tarafı.
e)
Bacakta olan kanamalarda, kanayan tarafın kasık kıvrımının üçte bir
iç kısmı.
3 - Turnike (Bandaj) Uygulayarak Kanamanın Durdurulması
|

Turnike uygulayarak kanamanın durdurulması |
|
Diğer yöntemlerle kanama durdurulamıyorsa ve hayatı tehlikeye
sokacak bir kanama varsa, o zaman sıkı bandaj (turnike)
uygulanmalıdır.
Kanayan yerin daha yukarısından bir eşarp, mendil, kravat,
ince lastik hortum ile kanama tamamen durana kadar sıkılır.
Sıkı bandaj sadece kol ve bacak üzerinde uygulanabilir. Sıkı bandaj
uygulamasındaki adımlar şöyle olmalıdır: |
a) Bandaj hemen yaranın üzerine yerleştirilmeli,
b)
Dokunun kesilmesini önlemek için geniş bir bandaj kullanılmalı,
c) Basınç yapması için atar damarın üzerine katlanmış sargı bezi
konulmalı,
d)
Önce turnikeyi kol veya bacağa iki kez sıkıca doladıktan sonra bir
düğüm atılmalı,
e)
Sonra düğümün ortasına bir kalem, tahta parçası vb. konularak,
bunun üzerine iki düğüm daha atılmalı,
f)
Kanama tamamen durana kadar tahta parçası çevrilerek sıkıştırılır
ve turnikenin gevşememesi için bağlanır,
g)
Turnike iki saatten fazla asla uygulanmamalıdır. Eğer, hastaneye bu
süre içinde kazazede ulaştırılamazsa, turnike her yarım saatte
bir gevşetilerek yara üzerine mendille sıkıca bastırarak kan
kaybı önlenmeli, böylece bandajdan uzak bölgedeki organların
hayatiyeti sağlanarak, 10 dakika sonra turnike tekrar
sarılmalıdır.
4 - İç Kanama
Bir iç kanama; kaza, hastalık veya çeşitli zehirli maddelerle olur.
Darbe derecesi artarsa, damardan çıkan kan vücut boşuklarına ve
içi boş olan organların içine akar. Genelde, kanama iç
organlarda olduğu zaman kesinlikle tehlike oluşturur. Karın
bölgesindeki organlar yalnızca çok kuvvetli olmayan karın
zarıyla korunmakta olduğundan, iç organların kanamasında en kısa
zamanda tıbbi bir tedavi gerektirir.
İç kanama belirtileri olarak şunları sayabiliriz; kahve taneleri
gibi görünen kusmalar, parlak kırmızı veya bulanık kanlı
öksürme, solgunluk, hızlı ve hissedilmesi güç nabız atışı, hafif
baş dönmesi ve rahatsızlık, susuzluk, şaşkınlık ve halsizlik. Bu
belirtileri gösteren kazazede bir iç kanama durumuyla karşı
karşıya demektir.
Eğer iç kanamadan şüphe ediliyorsa, kazazede yatağa yatırılmalı,
nabız atışı 10 dakika ara ile kontrol edilmelidir. Nabız
atışının düşmesi kanamanın durduğunu gösterir.
I-
ŞOK
Kelime olarak "sarsılma" anlamına gelen şok, kişinin ölümüne neden
olabilen ciddi bir durumdur. Vücudun organlarına ve dokularına
sağlanan kanın azalması ile ortaya çıkar. Bütün yaralanmalarda
şokun bazı dereceleri ortaya çıkabilir. Şok belirtileri, durum
ciddileşinceye kadar ortaya çıkmaz. Sadece nefes alma ve kalp
atımı kontrolünü içeren ilk yardım ile yoğun kanama tedavisi,
acil şok tedavisinden önce yapılmalıdır.
Şok belirtileri olarak şunları sayabiliriz; hızlı veya zayıf nabız
(genelde 100'ün üzerinde kalp atışı), düşük kan basıncı, hızlı
ve derin olmayan nefes alma, donuk gözler ve büyümüş göz bebeği,
soluk cilt ve dudaklar, soğuk ten, bulantı ve kusma, susuzluk,
kazazede rahatsız, sinirli, heyecanlı ya da şaşırmış ve sorumsuz
olabilir.
Şok geçiren bir kazazede, uygun bir yerde sırtüstü yatırılmalı ve
mümkün olduğu kadar az hareket ettirilmeli, yakası, kemeri ve
gömleği gevşetilmelidir. Solunum yolu tıkanıklığı varsa
giderilmeli ve gerekirse suni solunum ve kalp masajı yapılmalı,
kanaması varsa kanamayı durdurucu önlemlere baş vurulmalı, nefes
almada zorluk çekiliyorsa baş ve göğüs kısmı hafifçe
yükseltilmeli, battaniye ile örtülmeli, terletilmemeli, eğer
hemen hastaneye gönderme imkanı yoksa, ağızdan sulu gıda
verilmemelidir. Tıbbi bakım hayli gecikmişse, her 15 dakikada
bir yarım bardak su içersine, bir çay kaşığı kadar tuz ve yemek
sodası katılarak verilmelidir.
J-
YARALANMALAR
Vücudun her tarafında meydana gelebilecek olan yaralanmalar, şu üç
problemi doğurur; kanamanın kontrol edilmesi, şokun önlenmesi ve
enfeksiyonun önlenmesi. Yarayı kesinlikle yıkamayınız. Kolayca
çıkarılmayacak olan metal ve camları gazlı bezle tutarak
çıkarmaya çalışmalıdır. Yaranın üzerine antiseptik dökülmemeli
ve mümkün olduğu kadar kısa sürede yaraya pansuman yapılmalıdır.
Eğer kırık varsa tesbit edilmelidir. Kırığın tesbit işleminde
kullanılan tahta, kalın karton gibi sert malzeme, kırık yerinin
bir üst ve bir alt tarafındaki eklemlerin ötesine kadar
uzanmalıdır. Kırığın yerine konmasına ve gereksiz ellemelere
izin verilmemelidir. Çünkü yapılan her müdahale ile, ağrı olur
ve bu da şoka yol açabilir. Kırık yerin üzerine mümkünse havluya
sarılı bir buz torbasının konulması, yararlı olacaktır.
Kaynakça:
Denizde Canlı Kalabilme
Kapt. Fethi
Yağız - Ercüment Şahin
|