e-mail
denizce@denizce.com
 





AB Hotel
Acarlar Gölü
Agva
Amasya
Antalya Şel.
Antarktika
Assos
Borçka - Şavşat
Bordeaux
Bozcaada
Burgazada
Cezayir
Costa Farilya
Çağlayanlar
Çamaltı Tuzlası
Çığlıkara
Dalış Turları
. Avustralya
. Endonezya-Papua
. Endonezya-Walea
. Galapagos
. Honduras
. Komodo
. Maldivler
. Meksika
. Mikronezya
. Tayland
Düden
Dünyanın Renkleri
. Mali
. Myanmar
. Sicilya
. Toskana
Erciyes
Galata Kulesi
Galata Mevlev.I
Garipçe
Galata Mevlev.II
Gölyazı
Halfeti'den Hasankeyf'e
Ilgaz
Jeoparklar
Kaklık Mağarası
Kapıdağ Y.
Karaköy
Kastamonu
Kızıldeniz
Konya
Korfu Adası
Kumluca
Kuzguncuk
Loire Vadisi
Marmara Adası
Mersin
Mısır'ın Gizemi
Nice
Özbekistan-Darvaz
Palamutbükü-I
Palamutbükü-II
Piramitler
Prag
Prens Adaları
Rio
Sanaa
Santorini
Santorini
Sao Paulo
Sarıkamış
Sinop
Sultanahmet
Turkuaz Ada
Türkiye Kumsalları
Urla
Van
Yeditepe Nerede?
Yenice
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Gezelim Görelim  

  Dünyanın Zirveleri                                                                                                       Murat Selam

 

 

Dağlar dolayısıyla zirveler yaşamın kaynağıdır. Hiç bir zirvenin yer almadığı dümdüz bir Dünya hayal edin. Ne bugünkü biyolojik ve kültürel çeşitliliğe, coşkun akan akarsulara ve göllere ne de iklimlere sahip olabilirdik.

Zirveler, heybetli görünümleri ile insanın saygı duyduğu ilk doğa öğelerinin başında yer alır. Hemen hemen tüm inanışlarda kutsal bir dağ ve onu simgeleyen bir zirve mutlaka vardır.

‘Büyük Tufan’ sonrası Nuh peygamberin gemisinin karaya oturduğu ülkemizin en yüksek zirvesine sahip Ağrı Dağı, Yunan ve Roma mitolojisinin mekânı Olimpos Dağı bunlar arasında yer alır.

Bugün Himalayalar’da Budist inanışına göre kutsal kabul edilen ve aralarında Dünya’nın üçüncü en yüksek zirvesi olan Kangchenjunga gibi kimi zirvelerine saygı göstermek amacıyla tırmanış yapılmaz.

 

En Yüksek Çatı: Himalayalar

Himalayalar gibi yüksek irtifalarda tırmanmak isteyenlere genelde hep bir Şerpa eşlik ettiğinden, Dünya’nın her yerinde bu yüksek irtifa taşıyıcılarına  ‘Şerpa’ deniyor. Şerpa aslında Nepal’in dağlık bölgesinde yaşayan bir etnik grubun adıdır. Şerpalar yaklaşık 600 yıl önce zorlu doğa koşulları nedeniyle Tibet’i terkederek buraya gelmiş bir kavimdir. 3444 metre yükseklikte yer alan Şerpaların en önemli şehri Namche Bazaar, dünyanın dört bir yanından gelen yürüyüşçüler ve zirve tırmanışçılarının toplandığı bir yerdir.

Dünyanın en ünlü yürüyüş yollarından biri olan Everest Ana Kamp yürüyüşü insanda en fazla iz bırakan aktiviteler arasında yer alır. Yürüyüş yolunun hiç bir karayolu ile bağlantısının bulunmaması ve yüksek irtifada dolaşılıyor olması diğerlerinden farklı kılar. Everest Ana Kampı’na giden herkes bir uçurumun kenarında yer alan bu ilginç yerleşimden geçer. Dağların ötesinden getirilen mallar Himalayalar’a özgü dayanıklı bir hayvan olan yakların sırtında taşınarak buraya ulaştırılır. Everest Ana Kamp yolu boyunca 4 bin metre yüksekliğine yakın dağ köylerinde konaklanılıyor. Bunlardan biri olan ve ünlü bir manastırın yer aldığı Tengboche yerleşimi Nepal’in kuzeyinde Himalayalar’ın Khumbu bölgesinde yer alan ve 3867 metre yükseklikteki bir yerleşim bölgesi. Burası aynı zamanda Himalayalar’ın meşhur zirveleri olan Tawache, Everest, Nuptse, Lhotse, Ama Dablam ve Thamserku gibi zirvelerinin son derece güzel izlendiği bir nokta. Ana kamp öncesi konaklanan ve Ağrı Dağı’nın zirvesinden biraz yüksek olan 5288 metre yüksekliğindeki Gorakhshep, Everest zirvesinin altında yer alan Dünya’nın sayılı uzun buzullarından biri olan Khumbu Buzulu üzerinde yer alır. Yol üzerinde heybetli Pumori zirvesi tüm ihtişamı ile belirir. 7161 metrelik bu zirve Everest’in kız kardeşi olarak adlandırılır. Khumbu Buzulu’nun üzerindeki yer alan açık yeşil renkli buzulların ve buzul göllerinin eşlik ettiği manzara, oradaki derin çatlaklar nedeniyle ürkütücü.

 

Zirvedeki Antik Kent

Peru’da And Dağları’nın arasında bir zirve üzerine kurulu olan Machu Picchu antik kenti buna en güzel örneklerden biridir. ‘Eski Zirve’ anlamına gelen Machu Picchu, And Dağları’nın 2360 m yüksekliğinde bir zirvesinde, Urubamba Vadisi üzerinde kurulmuş antik bir İnka şehridir. And Dağları üzerinde dört günlük bir yürüyüşten sonra bir anda o muhteşem manzara karşınıza çıkar. Bu antik kentin hemen yanında yer alan ve ‘Genç Zirve’ anlamına gelen Wayna Picchu zirvesinde saklı bir kent daha yer alır.

Zirveler her zaman yüksek irtifalarda olmak zorunda değil. Halong Körfezi gibi Vietnam – Çin sınırına yakın deniz kenarında yer alan bölgedeki kayalıkların oluşturduğu zirveler en az yüksek irtifa zirveleri kadar etkileyicidir.

 

Gelelim Türkiye’ye

160 milyon yıl önce Alp ve Himalaya dağlarının oluşumu sırasında ülkemizin yer aldığı topraklar da yükselmeye uğramış ve Anadolu Yarımadası genel görünümünü almıştır. Bunun sonucunda Toroslar ve Kuzey Anadolu dağ kuşakları oluştu.

Türkiye’deki zirveler Alp - Himalaya kuşağının arasında kaldığı için dağlarımız Doğu - Batı uzantılıdır. Ülkemizdeki dağlar Alp - Himalaya oluşumu sonucu şekillenmiştir. Kuzey ve güneyden uzanan sıradağlar doğuda birleşerek ve burada Ağrı Dağı, Cilo Dağı, Süphan Dağı, Kaçkar Dağı, Erciyes Dağı gibi Türkiye’nin en yüksek zirvelerini oluştururlar. Türkiye’de batıdan doğuya gidildikçe yükselti artar.

 

Ağrı Dağı Efsanesi

Ülkemizin en yüksek zirvesi 5137 metrelik Atatürk Zirvesi ile Ağrı Dağı’dır. Ağrı Dağı Avrupa’nın bütün zirvelerinden yüksektir, bu dağın bir özelliği de, yekpare bir kütle halinde birden bire yükselmesidir.

Destanlara konu olan, adına filmler yapılan romanlar yazılan Ağrı Dağı görkemli görünümü ve dört mevsim boyunca zirvesinde erimeyen buzulu ile dağcılar için hâlâ bir efsane. Binlerce senelik bir tarihe sahip olan bu buzul, 300 metreye yaklaşan kalınlığı ile 5 km çapında bir genişliğe sahip. Yaklaşık 10 km2’lik bir alanı kaplayan boyutu ile Türkiye’nin en büyük buzulu. Yaşar Kemal’in ünlü ‘Ağrı Dağı Efsanesi’ adlı eserinin kahramanı Ahmet, sevdiğine kavuşması için üç günde Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkıp, düzlükten görülecek şekilde bir ateş yakmalıdır. Ahmet bu görevi yerine getirir, ancak ona kavuşamaz. Hikâyenin geçtiği o günlerde Ağrı Dağı’nın zirvesine kimsenin çıkabileceğine inanılmıyordu. Marco Polo’nun “hiçbir zaman çıkılamayacak” dediği dağa ilk tırmanış, kayıtlara göre 9 Ekim 1829 tarihinde Prof. Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi. Bunu daha sonra birçok başarılı zirve çıkışı izledi. Günümüzde de bu efsanevi zirveye çıkmak üzere, her yıl Dünya’nın dört bir yanından 3 ile 5 bin kişi yola çıkar. Ağrı Dağı ile ilgili bir diğer inanış ise Eski Ahid’te sözü geçen Nuh’un Gemisi’nin karaya oturduğu dağ olmasıdır. Tarihsel kaynaklara göre, Nuh’un Gemisi’ni bulmaya yönelik ilk girişim Bizans İmparatoru Heraklius’un 7. yüzyılda Ağrı Dağı’nın da içinde bulunduğu Urartu bölgesine yaptığı bir ziyarettir. 1876 yılında Ağrı Dağı’na tırmanan İngiliz Kâşif James Bryce, Nuh’un Gemisi’ne ait ahşap kalıntılar bulduğunu iddia etti. Aya ilk kez ayak basan Amerikalı astronot James Irwin, Nuh’un Gemisi’ni bulmak için 1980’li yıllarda Ağrı Dağı bölgesine iki ziyarette bulundu.

 

Diğer Zirveler

Doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla kendine özgü yerel yaşamı ile yerli ve yabancı ziyaretçileri kendisine hayran bırakan Kaçkarlar, dağcıların da en çok etkilendikleri zirvelerin başında yer alır.

Kayseri-Niğde-Adana illeri arasında bulunan Aladağlar, bitki örtüsü ve hayvan türleri açısından zengin bir çeşitliliğe sahip.

Kolay olsun zorlu olsun, bir zirveye tırmanışın tamamlanması ile dağcı kendi içinde bir şeylerin tamamlandığını hisseder. Zirvelere ulaştıran son adımlar kimi zaman son derece kolay, kimi zaman son derece dik ve soğuk olabilir. İnsanın kendisiyle bir mücadele çabasının sonlandığı zirveye ulaşma anı ise yıllar sonra tekrar tekrar hatırlanacak gurur ve duygu yüklü özel anlar olarak hafızamıza kazınır.

 

Yazı - Görsel:  Murat Selam      

   Kaynakça:
   SkyLife
- Temmuz 2010

 

 

Murat Selam'a teşekkürlerimizle

Denizce

11.02.2011