|

"Nereden geliyoruz? Neyiz?
Nereye gidiyoruz?.. İşte sorulmaya değer gerçek sorular... Herkes kendince yanıt
aradı bunlara: Kimi bir yıldızın göz kırpışlarında, kimi okyanusun
gelgitlerinde, kimi bir kadının bakışlarında ya da yeni doğmuş bir bebeğin
gülücüklerinde... Niçin yaşıyoruz? Neden bir dünya var? Neden buradayız?.."
"...Peki,
bilimin bulduğu bu olağanüstü şey ne? Şu: 15
milyar yıldan beri sürüp gelen Evren'i,
Yaşam'ı, ve İnsan'ı
uzun bir destanın bölümleri gibi birbirine bağlayan, hep aynı ve biricik
serüven..."
"...şu ilginç ve garip
yaratıklar, yani biz insanlar...","...türemişiz, doğru, ama aynı zamanda
yıldızlardan ve gök adalardan (galaksilerden) da. Bedenlerimizi oluşturan öğeler
vaktiyle tüm evreni kuran yapı taşlarından başkaları değil... Gerçekten
yıldızların çocuklarıyız."
"Biz evrensel yapılaşma ve
örgenleşme sürecinin son ürünleriyiz, o kadar..."
"...Gezegenimizin 4,5 milyar
yıllık ömrünü bir güne indirger ve gezegenin saat 00.00'da doğduğunu
varsayarsak, canlılık sabahın 05'ine doğru ortaya çıkacak ve bütün gün
gelişimini sürdürecektir. Bu ölçekte ilk yumuşakçalar ancak saat 20'ye doğru
belirir. Sonra dinozorlar saat 23.00'te meydana çıkıp 23.40'ta kaybolarak alanı
memelilerin hızlı gelişmeleri için serbest bırakırlar. Bizim atalarımız ise
(yani insanlar) saat 24.00'ten önceki son beş dakikada sahneye girerler; beyin
hacimlerinin iki misline çıkması da en son dakikada gerçekleşir. Sanayi devrimi
ise ancak yüzde bir saniye önce başlamıştır!.."
"-Ve bizim çevremiz, bu yüzde
bir saniyeden beri yapmakta oldukları şeylerin sonsuza dek sürebileceğini sanan
kişilerle dolu! İnsan bu ilk perdenin akışında bir mantık görmekten kendini
alamıyor: Evren'i kaostan zekâya doğru, Rus kuklaları gibi iç içe ve birbirini
izleyen yapılaşma düzeylerine fırlatan, karmaşıklığın bir tür dürtüsü, itkisi
sanki... Bir anlam desek mi bilmem..."

"-Karşımızda şimdi şu temel
ve belirleyici soru var: Kendi gücümüzle bir arada yaşayabilecek yetenekte
miyiz? Yanıt hayır ise, evrim biz olmadan devam edecek demektir.
Sisyphos gibi, kayamızı yokuşun başına kadar
çıkarmış, ama oradan elimizden kaçırmış olacağız. İnsana acı geliyor, değil mi?
Bu günkü durumumuzun ağırlığı hakkında hiç kendi kendimizi aldatmayalım. Ama
buna karşın gene de iyimser olmak zorundayız. Fazla geç olmadan gezegenimizi
kurtarmak için her çareye başvurmalıyız. Biz mirasçılarız ve miras aldığımız
şeyden sorumluyuz. Bu güzel Dünya tarihinin devam etmesi için gerekeni yapmak
bizim görevimiz.
Yukarıdaki satırlar, "Dünyanın
en güzel tarihi" adlı kitaptan alınmıştır. Türkiye İş Bankası Kültür
Yayınları tarafından yayınlanmış, "Bilim dünyasının üç
doruğu" diye nitelenen astrofizikçi Hubert
Reeves, biyolog Joel de Rosnay,
paleoantroplog Yves Coppens'in görüşlerini
içeriyor. Fransız L'Express dergisi yazı işleri müdürü
Dominique Simonnet tarafından bir araya getirilmiş.
Yazıyı tamamen kitaptan
alıntılardan oluşturmamın nedeni, tabii ki, yazacak başka bir şey bulamadığımdan
değildir; asıl nedeni, okuma imkanı bulamayacaklara kitap hakkında ana fikir
vermek, diğeri de, kitaba okur ilgisini arttırmayı sağlamaktır.
Bu kitabı, evrenin geçmişini
ve geleceğini merak edenlere, tavsiye ederim. Hamaset, koşullandırma, beyin
yıkama gibi sığ mesajlar içermeyen ve yalnızca günümüzde elde edilen son
bilimsel verilere dayanarak kaleme alınmış şaheser bir yapıt.Yok, yok bilimsel
deyince korkmayın; dili ağır değil, herkes tarafından kolayca okunabilsin diye
yazılmış. Tekmili 160 sayfa zaten.
"...Evet, bu gerçekten de
Dünya'nın en güzel tarihi, çünkü kendi tarihimiz... Biz onu varlığımızın en
derin diplerinde taşıyoruz.: Bedenimiz Evren'in yapıtaşları atomlardan
oluşuyor, hücrelerimiz ilkel okyanustan birer parçacık içeriyor, genlerimiz
çoğunlukla komşumuz öteki primatlarınkilerle ortak, beynimiz zekânın gelişim
katmanlarını bir bir gösteriyor ve insan yavrusu ana karnında oluşunca,
canlıların evriminin tüm yolunu, hızlandırılmış olarak, baştan başa yeniden
geçiyor. Dünya'nın en güzel tarihi, evet, bunu kim yadsıyabilir ki?..."

Evreni okurken ılık bir duygu
oluştu bende; Yıldızlarda kendimi gördüm. Onlardan bir parça olduğumuzu daha iyi
anladım. Yaşamaktan ve onu anlamaktan mutlu oldum.
Bülent Kantarcı'ya teşekkürlerimizle
Denizce

-
ALEM İÇİNDE KÜÇÜK BİR İNSAN
İNSAN İÇİNDE BÜYÜK BİR ALEM
[Açılışını
beklemeye değer !!!]
-
DÜNYADA OLUP BİTENLER
|