| |
|
 |
|
Dünyamızın, uzaydan çekilmiş görüntülerde hemen dikkati çeken,
sularla kaplı o eşsiz mavi gezegenin, yıldızımızı oluşturan o
kızgın gaz ve toz bulutundan ortaya çıkmasından bu yana 4,5 milyar
yıl geçti.
Yıldız ve gezegen modellerine göre Dünya'nın sonuna daha 7,5
milyar yıl var. Ancak bu, rahatlamak için yeterli neden değil.
Çünkü Amerikalı iki tanınmış astrobiyologa göre gezegenimizi
geldiği yere, ateşe götürecek uzun son başlamış bile!.. |
Washington Üniversitesi'nden astrofizikçi Donald Brownlee ve
paleontolog Peter Ward'a göre Dünya'nın ortaya çıkışından bu yana
geçen her bir milyar yıl, kozmik zamanda bir saate karşılık gelecek
olursa, demek ki şimdi saat sabahın 4:30'u. "Daha erkenmiş" deyip geri
dönüp yatmaya da gelmez; çünkü bu farklı bir saat. Hem günü tamamlamak
için iki tur atmıyor, hem de geçen saatler bizi yeni bir güne
yaklaştırmıyor. İki araştırmacıya göre saat 5 olunca, yani yalnızca
yarım saat sonra, Dünyamızda hayvan ve bitkilerin 1 milyar yıllık
saltanatı son bulacak. Saat 8'e geldiğindeyse okyanuslar buharlaşacak.
Öğlen vakti, yani ortaya çıktığından 12 milyar yıl sonra, giderek
genişlemekte olan Güneş, Dünya'yı yutacak ve evimizin bir zamanlar
var olduğunu gösteren hiçbir kanıt bırakmayacak. Bir zamanlar
gezegenimiz olan molekül ve atomlar uzaya saçılacak.
Geçtiğimiz 13 Ocak'ta piyasaya çıkan ve gezegenimizin bir
biyografisi niteliği taşıyan "The Life and Death of Planet Earth" (Yer
Gezegeninin Yaşamı ve Ölümü) adlı kitaplarında iki bilim adamı, geriye
kalan 7,5 milyar yılın kimseyi yanıltmaması gerektiğini ve insanların,
"gittiğimiz yere gerçekçi bir gözle bakmalarının şart" olduğunu
vurguluyorlar. Brownlee, "Muhteşem bir yerde ve harika br zamanda
yaşıyoruz. İnsanların uzay-zaman içinde bunun nasıl bir hazine
olduğunu kavramaları ve yaşadıkları ortamın, çevrenin değerini
bilmeleri ve mümkün olduğunca korumaları gerekir" diyor. Kitap,
Brownlee ve Ward'ın daha önce yazdıkları ve basit yaşamın evrende
bolca bulunmasına karşılık, Dünya'daki gibi karmaşık, gelişkin yaşam
biçimlerinin son derece az olduğu tezini işledikleri "Hare Earth"
(Ender Dünya) adlı kitabın bir devamı niteliğinde.
Kitapta yazarlar Dünyamızda bugün gördüğümüz yaşam çeşitliliğinin,
ancak uzun dönemler sürmüş mikrobik yaşamdan sonra ortaya çıktığını ve
bu çeşitliliğin hızla yok olup, mikrobik yaşamın yeniden bir süre
egemen olacağı öngörüsünde bulunuyorlar. Yazarlara göre yaşam, ortaya
çıktığı gibi, ardışık eko-sistemler halinde ortadan kalkacak ve
geçmişte yaşanmış olan devirler, örneğin buzul çağları, yokoluş
sürecinde de ortaya çıkacak. Ward, bir buzul çağının büyük olasılıkla
gezegen ölçeğinde büyük mühendislik projelerini gerekli kılacağını,
örneğin, üzerine gelen ısıyı artırmak için Dünya'yı tümüyle siyaha
boyamanın düşünülebileceğini, ancak, bunun mümkün olup olamayacağı bir
yana, ne gibi olumsuz sonuçlara yol açacağının da bilinmediğini
söylüyor. İki yazara göre sonunda dayanılmaz sıcaklık, kara
canlılarını denizlere sürecek. Bunlardan sucul yaşama uyum gösterenler
bir süre daha ayakta kalacak; ama önünde sonunda okyanuslar da, içinde
karmaşık yaşam biçimlerinin sağ kalamayacağı kadar ısınacak. "Son
canlı, büyük olasılıkla gezegenimizde ortaya çıkan ilk canlıya
benzeyecek: kendisinden önce varolan her canlının mirasçısı olan tek
hücreli bir bakteri!" Ama bir süre sonra son mikroplar da kavrulup
gidecek ve yeryüzünde yaşam tümüyle sona erecek.
Brownlee ve Ward'a göre insanlığın üzerinde yaşanabilir başka bir
gezegene, ya da uyduya göç ederek kurtulması da düşük bir olasılık;
çünkü, böyle bir yer bulunsa bile oraya gidebilme sorunu, aşılması güç
bir engel olarak ortaya çıkıyor.
Dünya yok olmadan uzaya gönderilecek birkaç sonda, tüm insanlardan
toplanacak ve topu topu birkaç gram tutacak DNA'yı geleceğe
taşıyabilir; ama insanlığın o zamana kadar ayakta kalacağı kuşkulu.
Gezegenimizin nihai sonundan önce koşullar, insanlar için yaşamı
giderek güç, sonra da olanaksız kılacak.
Güneş ısınıp genişledikçe, önce Merkür'ü, sonra Venüs'ü yutacak.
Bazı araştırmacılar Güneş'in genişlemesinin hemen Dünya'nın yakınında
duracağını öne sürüyorlarsa da, daha büyük olasılıkla "kırmızı dev"
aşamasının tepe noktasında Güneş Dünyamızı da içine alacak.
Aralarındaki kimyasal bağlar çözülecek olan atomlar uzaya yayılacak ve
bunlar çok çok sonra belki yeni gezegenler oluşturacaklar.
Gerçi Dünya'nın tümüyle yok olacağı 7,5 milyar
yıl hayli uzak bir tarih olarak görülebilir, ama iki araştırmacıya
göre "o zamana kadar gezegenimiz bir değil, pek çok "son" yaşayacak.
"Son dinozor yok olalı çok oldu. Bundan sonraysa dünyamız son fili,
son ağacı, son çiçeği, son buzulu, son kar tanesini, okyanusun son
damlasını, son yaşam kırıntısını görecek!.."
NASA
Basın Bülteni, 13 Ocak 2003
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Sayı: 423 Şubat-2003
Raşit Gürdilek'e teşekkürlerimizle
Denizce

|
|