Denizce
    
e-mail
 
denizce@denizce.com
 

  

  



Dünya
Atmaca
Böğürtlen
Datça Florası
Deniz Minareleri..
Doğal Klimalı Evler
Ekolojik Sistem
En Yakın Mars
Mars 2007
Sulak Gezegen Mars
Evsel Atıksular
Gediz'in Güzelleri
Gelincikler
İklim Dinamikleri
İklim Geleceğimiz
İstanbul'da İlkbahar
Karaca
Kardelen
Karıncalar
Kasırga Nasıl Oluşur
Kelebek
Kış Güneşi
Kış Uykusu
Kurutulan Dünya
Kül ve Ekmek
Küresel Isın.Pay.
Lale
Mağaracılık
Mantarın Rengi
Meyve Çiçekleri
Nar, Mazı Meşesi
Pil
Sedir A.ve Gemicilik
Sonbaharın Renkleri
Suya Aşık Kuşlar
Türkiye Doğası
Yaban Koyunu
Yapraklar
Zakkum

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım 

 

  Dünya Ölüyor

Dr. Nedim İnce    

 

Çevre sorunları kendini hissettirmeye başladığından bu yana çevreye duyarlı kişiler ve kuruluşların sesleri daha gür duyulmaya başlandı. Medya çevre sorunlarından daha sık söz eder oldu.

Bu gelişmelere Birleşmiş Milletler de kayıtsız kalamadı. Birleşmiş Milletler Örgütü 1972 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de 133 ülkenin katılımı ile düzenlediği zirvede, 5 Haziran tarihinin “ Dünya Çevre Günü” olmasını oybirliği ile kabul etti. O tarihten bu yana çevre sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla dünya genelinde çeşitli etkinlikler düzenlenmeye başlandı.

 “Dünya Çevre Günü” her yıl farklı temalarla kutlanmaktadır. 2010 yılı B.M. tarafından “Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Yılı” olarak ilan edildi ve “Birçok Tür, Bir Tek Gezegen, Bir Tek Gelecek” sloganı ile dünyanın dört bir yanında çeşitli etkinlikler yapıldı.

Gündelik yaşamın koşuşturması içinde çevre sorunlarından haberdar olan insan sayısı arttıkça “dünya ölüyor” sözünü sık duymaya başladık: toplumun çevre sorunları algısı bu cümlede somutlaşır oldu.

İnsanlar uzun yıllardan bu yana gelen bir kültürle dünya ile kendilerini özdeşleştirmiş durumdadır. Dünyanın kendileri için var olduğuna ve dünyaya her şeyi yapma hakkına sahip olduklarına inanmaktadır.  Bu inanç “dünya ölüyor” algısına yol açmaktadır çevre sorunları söz konusu olunca. Çünkü öğreniyorlar ki çevre sorunları bu şekilde artarak giderse yaşamalarına olanak kalmayacak; insanlık yeryüzünden: ”Dünya ölecek” silinecek

Aslında ölecek olan dünya değildir. İnsanlar ve onların yaşam koşullarında yaşayabilen canlılardır ölecek, yok olacak olan. Dünya yeni çevre koşullarına ayak uydurmuş canlılarla birlikte yaşamasına devam edecektir.

Şu anda dünyaya büyük ölçüde hakim olan Kapitalist sistemin ana motoru kar etme. Kar da doğal gereksinimlerden koparılmış, neredeyse yaşam amacı haline getirilmiş tüketim ile mümkün olmaktadır. Yaşadığımız çevre; toprak, su, hava bir üretim - tüketim süreci ile kar nesnesi haline getirilmiş durumdadır. Çabasıdır.

Toprağa, suya, havaya sadece karı arttıran nesneler olarak bakıldığında; onların korunması, kollanması, dikkate alınması söz konusu değildir; çünkü bunlar azami karı zedeleyen şeylerdir.

Nasılsa her şey inanlar için değil midir bu dünyada? Toprak, su ve hava da insanlar içindir ve tüket tüket bitmeyecek kaynaklardır. Bu sırada başka canlılar ölüyormuş, yaşam koşulları ortadan kaldırılıyor, soyları tükeniyormuş, ne gam…

Dünyanın doğal döngüsünde tükenen canlı türleri her zaman olmuştur ve olmaya devam edecektir. Ancak son yüzyıllarda canlı türlerinin yok oluşunda çok hızlı bir artış göze çarpmaktadır. Ne yazık ki bunun nedeni insanların toprağı, havayı, suyu hoyratça kirletmesi, bu canlı türlerinin yaşama ortamını ortadan kaldırmasıdır.

Meşhur hikâyedir; Nazi Almanya’sında etrafından alınıp haksızca götürülen insanlara ses çıkarmayan rahip sıra ona geldiğinde kendisine yapılan haksızlığa ses çıkaracak kimsenin kalmadığını görür üzüntü içinde. Biz de canlı türleri yok oldukça sesimizi çıkarmaz isek kendi türümüze sıra geldiğinde ses çıkaracak canlı kalmayacak dünya üzerinde; ve dünya bizsiz yaşamanı sürdürmeye devam edecek.

     

 

 

Dr. Nedim İnce'ye teşekkürlerimizle

Denizce

23.09.2010