| |

Bir zamanlar, bütün
duyguların üzerinde
yaşadığı bir ada varmış.
Mutluluk,
Üzüntü, Kibir,
Sevgi ve diğerleri...
Bir gün adanın batmakta olduğu duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine
hepsi, adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar. "Sevgi",
adada en sona kalan "duygu" olmuş, çünkü mümkün olan ,
"en son ana
kadar" beklemek istemiş.
Ada neredeyse battığı zaman, "Sevgi" yardım istemeye karar vermiş.
Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde geçmekteymiş.
Sevgi :
- Zenginlik, beni de yanına alır mısın ? diye sormuş.
Zenginlik:
- Hayır alamam, demiş. Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin
için yer yok...
Sevgi, çok güzel bir yelkenlinin içindeki
Kibir' den yardım istemiş.
- Kibir, lütfen bana yardım et !
- Sana yardım edemem Sevgi. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedersin,
diye cevap vermiş Kibir.
Üzüntü, yakınlardaymış ve
Sevgi yardım istemiş.
- Üzüntü, seninle gelebilir miyim?
- Of Sevgi, o kadar üzüntülüyüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.
Mutluluk da
Sevgi'nin yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki
Sevgi'nin çağrısını duymamış bile.
Sevgi, birden başka bir ses duymuş.
- Gel Sevgi !.. Seni yanıma alacağım...
Bu Sevgi'den daha yaşlıca birisiymiş.
Sevgi, o kadar şanslı ve mutlu
hissetmiş ki kendisini, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl
edememiş.
Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Sevgi'ye yardım eden, yoluna
devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden
Sevgi, Bilgi'ye
sormuş :
- Bana yardım eden kimdi ?
- O "Zaman'dı", diye cevap vermiş
Bilgi.
- Zaman mı ? Neden bana yardım etti ki ? diye sormuş
Sevgi.
Bilgi gülümsemiş.
- Çünkü, Sevgi'nin kıymetini sadece
"Zaman" anlayabilir.
Ahmet Faik Gürelme'ye teşekkürlerimizle
Denizce
 |
|