| |
Kimse spam e-posta
iletilerinin canlı olduğunu söyleyemez; ama olabilir de. Spam, yani,
internet ortamında kopyalanarak çok sayıda kişiye istekleri dışında
gönderilen elektronik posta iletileri, elektronik posta sunucularına,
tıpkı hamamböceklerinin bir apartman katını sarması gibi bulaşıyor;
hatta, hamamböceklerinden daha olağanüstü bir biçimde çoğaldıkları
söylenebilir. Spam'e karşı koruma sağlayan yazılımların birçoğu, spam
popülasyonunu güç bela çökertebiliyor. Kimi uzmanlara göre bu işe
yaramaz e-posta iletilerini engellemenin en iyi yolu, canlıymışlar
gibi davranarak, onların, okumak istediğiniz ileti türlerinden farklı
genetik özelliklere sahip olduklarını düşünmek.
Spam e-posta
iletilerini süzmek üzere tasarlanmış yazılımların çoğu, istenmeyen
ileti kaynakları olarak belirlenmiş e-posta adreslerini engelleyerek
çalışıyor. Birçoğu, gelen iletilerde herhangi bir ürünü övmek için
kullanılabilecek sözcükler bulunup bulunmadığına da bakıyor. Ancak, bu
yöntemler, başarılı oldukları sıklıkla başarısızlığa da uğruyor: Kimi
kez spam iletiler aradan kayıveriyor ya da önemli bir ileti spam
sanılarak engelleniyor. Kol ve bacak sayısı, biz insanları öteki
canlılardan ayırdetmede ne kadar belirleyici bir özellikse, içinde
"Viagra" ya da "V.ia_g^a" gibi
sözcükler geçen bir iletiye de o kadar spam denebilir. Oysa, spam'in
özü, yapısında gizlidir. Bu yapıyı tanımayı öğrenirseniz, spam'i de
yakalayabilirsiniz.
E-posta iletilerinin,
tıpkı DNA iplikçiklerinin yapısı gibi, "e-posta
genomu" olarak adlandırılabilecek belirli bir veri formatı
vardır. Spam ileti göndericileri, iletilerinin kaynağını ya da
içeriğini örtmek için, e-posta genlerini kötüye kullanıp değiştirerek,
spam genleri yaratırlar. Spam genleri kolaylıkla ayırt edilebilir.
İşte, ABD'deki Cloudmark adlı bir şirket, spam'le savaşımda, İnsan
Genomu Projesi'nde insan genlerinin haritalanmasında kullanılan
bilgisayarların özelliklerini örnek almış. Şirkete her gün, 700.000
kullanıcısından 130 milyon spam e-posta iletisi, incelenmek üzere
gönderiliyor. Bugüne kadar, sistemlerinin spam iletileri yasal
iletilerden ayırdetmesine olanak tanıyan 300'den fazla geni
belirlemişler.
Peki, "spam
ileti geni" nasıl bir şey? Spam iletilerde, göndericinin
adresindeki aritmetik işlemlerin tekrarlanma sayılarının çoğu
birbiriyle uyuşmaz; bu da iletinin kaynağını anlaşılmaz kılar.
Genlerden biri bu; "sahte sayfa başlığı"
geni. "Karakter histogramı"
sınıfındaki genler, iletinin içindeki belli sözcükleri, harfleri
tekrarlayarak ya da içine simgeler ya da boşluklar ekleyerek
gizliyorlar. "Gizli ileti içeriği"
ve "HTML tanımı" genleriyse,
içeriğin bir bölümünü gizliyor; kullanıcı, satış için hazırlanmış
sözleri görebiliyor, ancak, spam süzgeci bunların ayrımına varamıyor.
"64 tabanlı kodlama" geniyse,
iletiyi, spam süzgeçlerinin okuyamadığı ikili sayı koduna çeviriyor.
Yasal e-postalarda
genellikle farklı genler bulunur. İletinin başlığı, gönderenin
bilgileri ve gönderileceği yer bilgileri doğrudur. İleti bir sunucudan
ötekine yolculuk ederken eklenen ID numaraları, birbiriyle tutarlıdır
ve gereği gibi formatlanmıştır. İletinin içeriğinde, genellikle önceki
iletişimlerden kalma alıntılar bulunur.
Cloudmark'ın genetik
yaklaşımı, spam iletilerin, % 98 başarıyla belirlenebilmesini olası
kılmış. Kullandıkları bu sistem, sürekli olarak daha da iyileşiyor.
Sistem ne zaman yasal bir iletiyi spam'le karıştırsa, "Evrim
Makinesi" adlı bir yazılım, bu iletinin içerdiği spam
genlerini mutasyondan geçiriyor; yanlış tanımlanan iletiyi, spam
süzgeci bu iletiyi doğru sınıflandırana kadar, süzgece geri
gönderiyor. Sonuçta, spam genomu gittikçe daha doğru bir biçimde
tanımlanıyor ve spam süzgecinin verimi artıyor.
Spam e-posta
iletileri, Internet'Ie birlikte evrimleşiyor. Spam'i engellemeye
yönelik karmaşık yöntemler geliştirildikçe, bunların kullanılmasından
doğan baskının yarattığı seçilimle, yeni spam cinsleri ortaya çıkıyor.
Günün birinde kendimizi, yalnızca istenmeyen elektronik postalarla
değil, bilgisayar virüslerinin, kendi önceliklerine sahip, yaşamsal
bir güce sahip, yetenekli kuzenleriyle savaşırken bulacağız.
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
S: 437
Nisan-2004
|
|