e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Ekonomik Krizin Arkası Etik Kriz mi?

 Yrd. Doç. Dr. Çağatay Üstün    

 

 

Ekonomik kriz ve çalkantılar globalleşme yolunda emin adımlarla (!) ilerleyen gelişmiş dünya ülkelerini vurdu. Yıllardır süregelen sessizlik borsa çöküşü ve ardından dolar, euro ve altın fiyatlarıyla nereye doğru sürüklenildiğini tüm insanlığa gösterdi. Bu ilginç seyrin ardında yatan gerçek ise çoktan belliydi. Başarısız globalleşme çabaları…

Yeni dünya oluşumu ve düzeni için 1990’lı yılların sonundan itibaren ortaya atılan parlak bir fikir gibiydi globalleşme. G-8 ülkeleri adı altında toplanan seçkin ülkeler farklı bir rüyanın hayalini kuruyorlardı. Gerçeğin nasıl şekilleneceği ise çoktan planlanmıştı. Kağıt üstünde alınmış kararlar artık yaşama geçirilmeliydi. Globalleşme masal değildi ve olamazdı, inanışlar böyleydi. Ancak şimdi ekonomik anlamda yaşananlar beklenen sonun nihayet geldiğini gösteriyordu.

Tek dünya, tek vatandaş, tek ülke fikirlerini sentezleyenler tek bir ekonomi yaratamadılar ne yazık ki. Herkes aynıdır ama cebi farklı yerdedir mantığı bakın nerelere sürükledi büyük ekonomik yapılanması olan ülkeleri. Sadece bu kadar olsa yine iyi. Fatura kurunun yanında yaş da yanar örneğindeki gibi ekonomisi güçsüz ve gelişmekte olan ülkelere de çıkmak üzere bir kez daha.

Burada aktardıklarım esasında sadece ekonomik anlamda yaşanan kriz gelişmeleri. Benim asıl ilgilendiğim konu ise global dünya hayalinin oluşturmaya çalıştığı global etik yaklaşımlara acaba ne olduğudur? Çünkü belki de en hazin durum burada yaşanmaktadır ve yaşanacaktır.

Sormak gerekiyor ki, bu derin ekonomik krizin etik açısından yaratacağı olumsuz tablolar nasıl önlenecektir? Ekonomik yetersizlikler, yoksulluk, işsizlik, üretimde düşme, tüketimin aynı kalışı hatta daha da artışı ekonomik verileri zayıf ülkeleri yine hazırlıksız yakalamıştır. Bunun ardından yaşanabilecek suç oranlarındaki artış, etik ve ahlâk dışı tavır ve tutumların toplumların huzurunu ve iç dengelerini bozabileceği unutulmamalıdır. Ekonomik krizin arkasına gizlenmiş bir gölge gibi olan etik kriz bakalım uzun yıllar içinde nasıl aşılabilecektir?

Olabilecekleri fark etmemiz gerekiyor. Yolsuzluk oranlarında artış, gelir dağılımında yaşanabilecek adaletsizlikler, hakça paylaşımın ikinci plana itilmesi, vahşi bir ekonomik düzeninin yeniden tesis edilmesi için her şey mubah mantığının ön planda tutulması… Hazırlanacak liste içeriği daha da uzatılabilir. Ancak en çarpıcı olan örneği vermek belki de en doğrusu: İnsan ticareti ve kaçakçılığında yaşanabilecek hızlı yükseliş… Son yıllarda sıkça gündeme gelmeye başlamış bu sorunun hızla büyümesi endişe verici olmalıdır. Ekonomik krizlerin en büyük sıkıntıları toplumlar üzerinde yaşanırken insan kavramına olan bakış açılarının olumsuz yönde nasıl değişebileceğine dünyamız tecrübelerle şahit olmuştur.

Dikkatleri etik bir krize çekmenin zamanıdır sanırım. Global ekonomik çöküş bir zaman sonra yerini daha derin ve sosyal etkilere bırakacaktır. Hazırlıksız bastıran yağmur gibi insanlık şaşkınlık içindedir. Krizin ne zaman biteceği hakkında sağlıklı bir bilgi yokken şimdiden arkadan gelecek ikinci bir sıkıntıyı, yani etik krizi algılama zamanıdır. Dünya ülkeleri bunu fark etmekte midirler?

Etik açmazlar ve krizler ekonomik olandan çok daha farklı bir ortamda ve zamanda, hiç belli etmeden ortaya çıkabilir. Bu anlamda hesaba katılması gereken bir başka sorunun varlığından daha haberdar olmuş oluyoruz. Dileriz ki, ekonomik kriz etik kriz haline dönüşmez ve daha büyük felaketlere zemin hazırlamaz.


Yrd. Doç. Dr. Çağatay Üstün'e teşekkürlerimizle

Denizce

04.11.2008