|
Kandilli
Rasathanesi arşivlerindeki el yazmaları koleksiyonu, İslâm
dünyasının astronomi, matematik ve coğrafya tarihine ışık
tutuyor.
İnsanlık eski
çağlardan beri gökyüzünü izlemekten hep hoşlanmış, bu merak dolu
gözlemlerinden yola çıkarak takvimler oluşturmuş, denizciler
için yol haritaları yapmış, mevsimlere göre yaşamsal
geleneklerini belirlemiş. Hatta tarih boyunca gök cisimlerinin
konumları ile şansları, kaderleri arasında bağlantılar kurmaya
çalışmıştır. İslâmiyet ile birlikte kabul edilen Hicri-Kameri
takvimde tüm kutsal günler ve ibadet vakitleri Ay ve Güneş’in
gökyüzündeki konumuna göre tarif edilir. İslâm ülkeleri ve
Osmanlı’da astronomi, astroloji ve matematik iç içe geçmiş, din
ve bilim adamlarının ilgi alanına girmiş, işlevsel aletler
geliştirilmiş, yeni rasat yöntemleri ve hesaplama metotları
denenmiş.
İslâm Dünyasında
Astronomi
İslâm astronomi
tarihinin birçok kaynakta 800’lü yıllarda başladığı ve
Sanskritçe’den tercüme edilen Sindhanta ile Yunanca’dan tercüme
edilen Pitolemeos’un el-Mecastî’sıne dayandığı ifade ediliyor.
Uzun süreli İslâm rasathanelerinin esas amacı takvim hazırlamak
için gerekli zic’lerin (zic: astronomik cetvel) yapılması ve
eski cetvellerin düzeltilmesiydi.
Abbasilerde
Memun zamanında (813-833) rasathanelerin kurulmasıyla gözlemler
yapılmaya başlanmış, astronomi sahasında orijinal eserler ortaya
konmuştu. Gözlem yapan âlimler arasında cebir ilminin kurucusu
el-Harezmî (ölm. 850 civarı) ile Habeş el-Hâsib (ölm 840 civarı)
de vardı. Bûveyhilerde, Fâtımîler’de, Selçuklular’da, Endülüs
Emevileri’nde, İlhanlılar ve Timurlular dönemlerinde çeşitli
rasathaneler kurulup gözlemler yapılmış, astronomi ilmi devamlı
gelişerek yeni kitaplar yazılmıştı. Bu çalışmalarda Ay ve Güneş
rasatları, astronomi ve Kıble tayini için önemli olan şehirlerin
enlem ve boylamlarının tespiti gök cisimlerinin konumuna göre
yapılıyordu. Daha sonra kurulan İbn-i Sina Rasathanesi’nde
hassas aletlerle gezegen rasatlarının da gerçekleştirildiği
biliniyor.

1420-21 yılları
arasında Uluğ Bey tarafından kurulan Semerkant Rasathanesi’nin
İslâm rasathaneleri arasında özel bir yeri vardı. Uluğ Bey’in
yönetiminde Gıyâseddin, Kadızade Rumi ve Ali Kuşçu gibi devrin
ünlü bilim adamları bu rasathanede çalışıyordu. Burada özellikle
meridyen aletiyle uzun süreli rasatlar yapılmıştı.
İlk Rasathane ve
Sonrası
Osmanlı
dünyasında kurulan ilk rasathane Takiyeddin’in kurduğu İstanbul
Rasathanesi’ydi. Sultan III. Murad’tan alınan irade ile kurulan
rasathane, devrin şeyhülislâmının rasadın getireceği
uğursuzluklardan bahsetmesi üzerine yine padişah emriyle
yıktırıldı. 1868 yılında İstiklal Caddesi’nde bir apartmanda
çalışmaya başlayan ikinci rasathane, Rasathane-i Amire de ilk
kurulan rasathanenin akıbetine uğrayarak 31 Mart 1909
ayaklanmasında tahrip edildi.

Ayaklanma
sonrası yeni kurulan hükümet Fatin Gökmen’i Rasathane-i Amire
müdürü olarak tayin etti ve rasathane yeri bulmakla
görevlendirdi. Gökmen (1878-1955) bugün rasathanenin bulunduğu
İcadiye Tepesi’ne yerleşmeye karar verdi. Rasat çalışmaları
burada 1911 yılında başladı. Muvakkithane ve müneccimbaşılık
kurumlarının kaldırılmasıyla 1926 yılından itibaren Hicri
takvimin hesaplanması görevi de rasathaneye verildi. 1982
yılında Boğaziçi Üniversitesi’ne bağlanan kurum, Kandilli
Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü adını aldı. Rasathane
müdürü Gökmen görevi boyunca astronomi, matematik ve coğrafya
tarihine ait belgeleri, gerek orijinal gerekse çeviri olarak
yazılmış veya zamanın müneccimbaşıları tarafından hazırlanmış el
yazmalarını kendi çabalarıyla biriktirdi ve zamanla ortaya
değerli bir koleksiyon çıktı.
El
Yazmalarından Gökcisimlerine
El yazmaları
içindeki Osmanlı Devleti takvimlerinin en eskisi 1444 yılına
ait. Bu takvimler her yıl Nevruz’dan itibaren yılın takvimi
(takvim-i sal) ve ahkâm takvimi (ahkâm-ı sal) olmak üzere iki
kısım halinde hazırlanıyordu. Başlangıçta takvimleri saray
dışından bazı müneccimlerin yaptığı ve saraya sunduğu
anlaşılıyor. 16. yüzyıl sonlarından itibaren Osmanlı devlet
sisteminin resmi görevlisi olan müneccimbaşılar tarafından
hazırlanarak, başta sultan ve sadrazam olmak üzere devlet
ricaline sunulmaya başlamış. Genellikle iki bölümden oluşan
takvimlerin ilk kısmında tarihi ve astrolojik bilgiler yer
alıyor. İlk takvimlerde Adem’den itibaren peygamberlere,
halifelere, Selçuklular’a, Karamanoğulları’na, Osmanlılar’a ait
kronolojik liste ve tarihi bilgiler ile astronomik ve astrolojik
hesaplar bulunuyor. Ardından yılın ay ve günlerine ilişkin
alâmetler; yıldızların, Ay’ın, Güneş’in ve mevsimlerin
ahkâmından, rüya tabirlerinden, mevsimlere uygun yiyecek ve
içeceklerden söz ediliyor. İkinci bölümdeyse, genellikle on dört
sayfalık cetveller halinde hazırlanan takvimin esas zaman
belirten kısmı yer alıyor.
Rasathane’deki
Koleksiyon
Bu çalışmalardan
günümüze kalan en önemli rasat koleksiyonuysa bugün Boğaziçi
Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü
arşivlerinde bulunuyor. İslâm dünyasına ait bu önemli
koleksiyonun gün ışığına çıkarılması için başlatılan çalışmalar
geçtiğimiz günlerde güzel bir sonuç ortaya çıkardı. Kandilli
Rasathanesi’nin ya da ilk adıyla Rasathane-i Amire’nin kurucusu
Mehmed Fatin Gökmen tarafından toplanmaya başlanan ve Türkiye’de
astronomi-astroloji konusunda ilk ve tek olan koleksiyonda yer
alan takvimler, astronomi yıllıkları, müneccimbaşıların
hazırladığı ahkâm takvimleri bir katalog ile bilim tarihi
araştırmacılarının dikkatine sunuldu.

828 ciltte 1340
eserden meydana gelen el yazmaları koleksiyonunun Arapça, Farsça
ve Osmanlıca orijinalleri Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve
Edebiyatı Bölümü kurucu başkanı Prof. Dr. Günay Kut öncülüğünde
tek tek taranarak düzenlendi. Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
tarafından Elginkan Vakfı’nın desteğiyle yayımlanan ‘Kandilli
Rasathanesi El Yazmaları’ adlı katalog ortaya çıktı. Türkiye’nin
tek astronomi koleksiyonunu içeren çalışma, en eski Osmanlı
takviminden ahkâmlara (gökcisimlerinin konumuna bakarak
gelecekle ilgili tahminde bulunma) veya talih zayiçeleri (bir
kişinin yıldız dairesi) pek çok el yazması örneğini içeriyor.
Yazma eserler koleksiyonu tek veya nadir olan bazı örnekleri,
çok eski tarihli nüshalara sahip olmasıyla dünyadaki ender
koleksiyonlardan biri olarak kabul ediliyor.
Yazı: Metin Göksel
Foto: Hadiye Cangökçe
Kaynakça:
SkyLife -
Temmuz 2007
Metin Göksel ve
Hadiye Cangökçe'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

05.07.2007
|