e-mail
denizce@denizce.com
 






Orhan Erdenen
Abut Efendi
Ahmet Fethi Paşa
Ahmet Afif Paşa
Ahmet Necip Bey
Amucazade Yalısı
Burhanettin Efendi
Dolmabahçe Sarayı I
Dolmabahçe Sarayı II
Edip Efendi
Ethem Pertev
Fehime Sultan Yalısı
Hacı Feyzi Efendi
Hamidiye Cami
Halil Ethem Paşa
Hekim Başı Yalısı
Huber Yalısı
İtalyan Sefareti
Kadri Paşa Yalısı
Kıbrıslı Yalısı
Kızkulesi
Kont Ostrorog
Mediha Sultan S.
Rahmi Koç Yalısı
Rumelihisarı
Sait Halim Paşa
Serasker Rıza Paşa
Şerifler Yalısı
Zarif Mustafa Paşa
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

Boğaziçi Yalıları        

 Ethem Pertev Bey Yalısı
 

Kaynak  : Orhan Erdenen "Boğaziçi Sahilhaneleri"
            
  Murat Belge      "Boğaziçinde Yalılar, İnsanlar"

(Ada 109/parsel 10)

Yüzyılımızın başında (1860) inşa edilmiş olmasına arabesk ve artnouveau üslubuna rağmen, Boğaziçi posterlerinde baş­köşeyi işgal edenlerdendir.
Bir adı da "Süslü Yalı"dır. Saraylı -ihtida etmiş- Fatma hanım tarafından inşa ettirilmiştir. Ondan sonrasını eski Kanlıcalı Macit Durmaz'dan dinleyelim:
"Kanlıca körfezindeki Süslü (ahşap) Yalıyı eczacı Ethem Pertev, ondan 74 no'lu Şirket-i Hayriye vapuru kaptanı Hayri Kaptan almış. Şimdi (1.2.1974) varisleri Adnan İrfan beylere ait. Halen öğretmen Adnan Bey oturuyor."


"Saraylı Hanım Yalısı da deniliyor. Kazıklar üstünde iken altı doldurulmuş, arabesk balkon ilave edilmiştir (1910)."
Behçet Ünsal (İDMMA Dergisi,
1978 /3)

"Binanın yapılış tarihi yüzyılımızın başlarına aittir. Bu sebeple gerek plan düzeni gerekse cephe özellikleri döneminin karakterini taşır. Yüzyılımız başlarında eklektik üsluplar ile birlikte İngiltere menşeli Koloniyal ve Viktoryen stiller ev mimarimizi hatırı sayılır derecede etkilemiştir. Ethem Pertev Yalısı da yukarıda bahsedilen stillerden önemli ölçüde nasibini almıştır. Özellikle alt kattaki balkon süslemeleri ve saçak payandaları bu üslupların özelliklerini taşırlar. Adı geçen balkonun binaya sonradan ilave edilmiş olması da ihtimal dahilindedir.

Yalı iki bölümden ibarettir. Kanlıca yönündeki harem kısmı kayıkhaneler üzerine iki katlı olarak inşa edilmiştir. Harem kısmı binasına, içinde merdiveni bulunan bir sofadan girilir. Deniz tarafında odalar; diğer tarafta da servis kısımları bulunmaktadır. Üst katta ise aynı sofa mevcut olup deniz üzerinde iki tane olmak üzere dört odası vardır. Bu kattan, ayrıca, küçük bir merdivenle çatı arasına çıkılır. Yalının selamlık kısmı ise bahçenin diğer ucundadır. Tek  katlı olan bu bina harem kısmı ile aynı mimari üsluba sahiptir. Boğaziçi'nin harem ve selamlıkları ender yalılarından olan bina geleneksel konut mimarisinin geç üsluba iyi bir uyarlamasıdır."
(Prof.Haluk Sezgin, Kalebodur Takvimi /1987)

Yalıyı "dönme" olduğu söylenen (neden dönme olduğu belli değil) bir Saraylı Hanım yaptırmış. Herhalde bir Sultan'ın gözdesi olmuş, yaşlanınca böyle bir mülkle ödüllendirilerek saraydan ayrılmıştı. Cabir Vada, burada uzun yıllar, kimseyle görüşüp konuşmadan yaşadığını anlatıyor. Galiba Ethem Pertev Bey onun kiracısı olarak ilkin 1905'te bu yalıda yaz geçirmeye başlamış ve 1908'de kiracılıktan çıkıp yalının sahibi olmuş.

Cabir Vada onunla ilgili hoş ya da hazin hikâyeler anlatıyor. Bunlardan birine göre kiracılığının ilk günlerinde Ethem Pertev Bey bir toplu iğneyi büküp olta iğnesine benzetiyor. Ucuna dikiş kutusundan çıkma iplik bağlıyor, yem yerine de bir zeytin tanesi takıp bu olağanüstü oltayı denize sarkıtıyor. Cabir Vada'ya göre "Boğaziçi'ndeki balıkların en adisi ve o nisbette de en arsızı olan çırçır" gelip bu iğneyi yutuyor. Oltasının avcılık yeteneği konusunda herhalde gerçekçi bir görüşü olan Ethem Pertev Bey, bu başarı üstüne, yalının uğurlu olduğuna inanıyor. Bu inanç, yalıyı ille de satın almak istemesinin nedenlerinden biri.

Ama ardından da hazin hikâye geliyor. Boğaz'dan geçen Romen gemileri büyük dalga yapar, yalıları zangırdatırlarmış. Ethem Bey'in küçük oğlu Fehmi, bu dalgaların aşağıdaki kayıkhaneyi ne hale getirdiğini merak etmiş. Bir gün yalıda konuklar var, öğle yemeği yenmiş, sıra dondurmaya gelmiş, dondurmalardan biri sahipsiz kalınca Fehmi'nin ortalıkta görünmediği farkediliyor. Konuklardan Cibali Eczanesi sahibi Necati çocuğun bu gemi dalgalarından söz ettiğini hatırlayıp kayıkhaneye koşunca, dipte cesedi buluyor. Bu olayın tarihi 1913'tür.

Ethem Pertev Bey'in doğumu 1871'dir. Türkiye eczacıhk tarihinin öbür önemli kişilerinden daha yaşlıdır; ibrahim Ethem 1880'de, Eczacıbaşı firmasını kuran Süleyman Ferit Bey 1888'de doğmuştu. Ethem Pertev Bey'in ailesi Bulgaristan'daki Tırnova kentinden İstanbul'a gelmişti. Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye'nin yeni açılan eczacılık bölümünün ilk mezunlarından (1895) olan Ethem Bey Aksaray'da kendi adını taşıyan eczaneyi açtı. Gene aynı yıl, Türkiye'nin ilk hazır ilâcı olarak bilinen "Sirop Pertev"i (Pertev kuvvet şurubu) üretmeye başladı. 1897'de dükkânına bir ortak aldı. Bu ortak, gene Tırnova'dan gelen Mekteb-i Tıbbiye hocalarından Doktor Hacı Nafiz Paşa'nın oğlu Hasan Bey'di. Ortaklık bir zaman sonra bozuldu ve Hasan Nafiz Bey Kadıköy'de kendi eczanesini açtı.

Ethem Pertev, Cumhuriyet'in ilânını izleyen yıllarda, Çemberlitaş'ta Matbaa-i Osmaniye binasının bir kısmını laboratuar haline getirdi, üretiminin çeşitlerini ve hacmini artırdı. Bu preparatlar içinde en çok tanınanı, birkaç kuşak insanın günlük hayatının en aşina nesneleri arasına giren Krem Pertev'dir. Bir zamanlar "Frigidaire" markasının genel olarak "buzdolabı" anlamında kullanılması gibi, her türlü kreme de "Krem Pertev" denirdi. Bunun yanısıra Pertev Diş Macunu, Diş Tozu, Briyantin Pertev ve Südorono Pertev de vardı. Yani Ethem Bey ilâçtan çok kozmetiğe ve "güzellik müstahzaratı" na yönelmişti. Ortadoğu ülkelerine hatır sayılır ihracat da yapıyordu. Bu arada birçok genç eczacının yetişmesine yardımcı oldu.

Cabir Vada, oğlunun acıklı ölümünden sonra Ethem Bey'in pek toparlanamadığını, birkaç yıl sonra havası daha yumuşaktır diye Erenköy'e "nakl-i hane" eylediğini ve orada öldüğünü yazıyor. Ölümü 1927'dir. Vada Ethem Bey'in "cismen malûl" olduğunu belirtmekle birlikte bunun ne olduğunu açıklamamış.

Ölümünden sonra kızı Mefharet Ertem (Sarper) ve oğlu Ertem Pertev eczaneyi yürüttüler. Aksaray'daki dükkânı 1954'te Menderes imarına girince Taksim'e, Pertev Apartmanı'na taşıdılar. 1960'ta bu eczane Eli Ventura'ya satıldı, adı da "Emel" oldu.

Kanhca'daki yalı ise 1932'de satıldı. Bir kaynağa göre Şirket-i Hayriye kaptanlarından Hayri Bey'e, bir kaynağa göre Mürşide Hanım adında birine (eğer onlar karı-koca v.b. değilse).

Bu yalıda henüz oturmaktayken, Ethem Pertev Bey Adliye Nezareti memurlarından Ziya Bey'in komşu arsasını satın almış ve arada küçük bir bahçe bırakarak güney sınır ucuna da selâmlık dairesi yaptırmıştı. Bu tek katlı küçük bina da hâlâ duruyor.

            
Şu anda bu güzelim yalı yeniden restore edildi.
 

Denizce