|
Kaynak : Orhan Erdenen
"Boğaziçi Sahilhaneleri"
Murat Belge
"Boğaziçinde Yalılar, İnsanlar"
(Ada 109/parsel 10)

Yüzyılımızın başında
(1860) inşa edilmiş olmasına arabesk ve artnouveau üslubuna
rağmen, Boğaziçi posterlerinde başköşeyi işgal edenlerdendir.
Bir adı da "Süslü Yalı"dır. Saraylı -ihtida etmiş- Fatma hanım
tarafından inşa ettirilmiştir. Ondan sonrasını eski Kanlıcalı
Macit Durmaz'dan dinleyelim:
"Kanlıca körfezindeki Süslü (ahşap)
Yalıyı eczacı Ethem Pertev, ondan 74 no'lu Şirket-i Hayriye
vapuru kaptanı Hayri Kaptan almış. Şimdi (1.2.1974) varisleri
Adnan İrfan beylere ait. Halen öğretmen Adnan Bey oturuyor."
"Saraylı
Hanım Yalısı da deniliyor. Kazıklar üstünde iken altı
doldurulmuş, arabesk balkon ilave edilmiştir (1910)."
Behçet Ünsal (İDMMA Dergisi,
1978 /3)
"Binanın yapılış
tarihi yüzyılımızın başlarına aittir. Bu sebeple gerek plan
düzeni gerekse cephe özellikleri döneminin karakterini taşır.
Yüzyılımız başlarında eklektik üsluplar ile birlikte İngiltere
menşeli Koloniyal ve Viktoryen stiller ev mimarimizi hatırı
sayılır derecede etkilemiştir. Ethem Pertev Yalısı da yukarıda
bahsedilen stillerden önemli ölçüde nasibini almıştır. Özellikle
alt kattaki balkon süslemeleri ve saçak payandaları bu
üslupların özelliklerini taşırlar. Adı geçen balkonun binaya
sonradan ilave edilmiş olması da ihtimal dahilindedir.
Yalı iki bölümden
ibarettir. Kanlıca yönündeki harem kısmı kayıkhaneler üzerine
iki katlı olarak inşa edilmiştir. Harem kısmı binasına, içinde
merdiveni bulunan bir sofadan girilir. Deniz tarafında odalar;
diğer tarafta da servis kısımları bulunmaktadır. Üst katta ise
aynı sofa mevcut olup deniz üzerinde iki tane olmak üzere dört
odası vardır. Bu kattan, ayrıca, küçük bir merdivenle çatı
arasına çıkılır. Yalının selamlık kısmı ise bahçenin diğer
ucundadır. Tek katlı olan bu bina harem kısmı ile aynı mimari
üsluba sahiptir. Boğaziçi'nin harem ve selamlıkları ender
yalılarından olan bina geleneksel konut mimarisinin geç üsluba
iyi bir uyarlamasıdır."
(Prof.Haluk Sezgin, Kalebodur Takvimi /1987)
Yalıyı "dönme" olduğu söylenen (neden dönme olduğu
belli değil) bir Saraylı Hanım yaptırmış. Herhalde bir Sultan'ın
gözdesi olmuş, yaşlanınca böyle bir mülkle ödüllendirilerek
saraydan ayrılmıştı. Cabir Vada, burada uzun yıllar, kimseyle görüşüp
konuşmadan yaşadığını anlatıyor. Galiba Ethem Pertev Bey onun
kiracısı olarak ilkin 1905'te bu yalıda yaz geçirmeye başlamış
ve 1908'de kiracılıktan çıkıp yalının sahibi olmuş.
Cabir Vada onunla
ilgili hoş ya da hazin hikâyeler anlatıyor. Bunlardan birine
göre kiracılığının ilk günlerinde Ethem Pertev Bey bir toplu
iğneyi büküp olta iğnesine benzetiyor. Ucuna dikiş kutusundan
çıkma iplik bağlıyor, yem yerine de bir zeytin tanesi takıp bu
olağanüstü oltayı denize sarkıtıyor. Cabir Vada'ya göre
"Boğaziçi'ndeki balıkların en adisi ve o nisbette de en arsızı
olan çırçır" gelip bu iğneyi yutuyor. Oltasının avcılık yeteneği
konusunda herhalde gerçekçi bir görüşü olan Ethem Pertev Bey, bu
başarı üstüne, yalının uğurlu olduğuna inanıyor. Bu inanç,
yalıyı ille de satın almak istemesinin nedenlerinden biri.
Ama ardından da
hazin hikâye geliyor. Boğaz'dan geçen Romen gemileri büyük dalga
yapar, yalıları zangırdatırlarmış. Ethem Bey'in küçük oğlu
Fehmi, bu dalgaların aşağıdaki kayıkhaneyi ne hale getirdiğini
merak etmiş. Bir gün yalıda konuklar var, öğle yemeği yenmiş,
sıra dondurmaya gelmiş, dondurmalardan biri sahipsiz kalınca
Fehmi'nin ortalıkta görünmediği farkediliyor. Konuklardan
Cibali Eczanesi sahibi Necati çocuğun bu gemi dalgalarından söz
ettiğini hatırlayıp kayıkhaneye koşunca, dipte cesedi buluyor.
Bu olayın tarihi 1913'tür.
Ethem Pertev Bey'in doğumu 1871'dir. Türkiye eczacıhk tarihinin
öbür önemli kişilerinden daha yaşlıdır; ibrahim Ethem 1880'de,
Eczacıbaşı firmasını kuran Süleyman Ferit Bey 1888'de doğmuştu.
Ethem Pertev Bey'in ailesi Bulgaristan'daki Tırnova kentinden
İstanbul'a gelmişti. Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye'nin yeni açılan
eczacılık bölümünün ilk mezunlarından (1895) olan Ethem Bey
Aksaray'da kendi adını taşıyan eczaneyi açtı. Gene aynı yıl,
Türkiye'nin ilk hazır ilâcı olarak bilinen "Sirop Pertev"i
(Pertev kuvvet şurubu) üretmeye başladı. 1897'de dükkânına bir
ortak aldı. Bu ortak, gene Tırnova'dan gelen Mekteb-i Tıbbiye
hocalarından Doktor Hacı Nafiz Paşa'nın oğlu Hasan Bey'di.
Ortaklık bir zaman sonra bozuldu ve Hasan Nafiz Bey Kadıköy'de
kendi eczanesini açtı.
Ethem Pertev,
Cumhuriyet'in ilânını izleyen yıllarda, Çemberlitaş'ta Matbaa-i
Osmaniye binasının bir kısmını laboratuar haline getirdi,
üretiminin çeşitlerini ve hacmini artırdı. Bu preparatlar içinde
en çok tanınanı, birkaç kuşak insanın günlük hayatının en aşina
nesneleri arasına giren Krem Pertev'dir. Bir zamanlar
"Frigidaire" markasının genel olarak "buzdolabı" anlamında
kullanılması gibi, her türlü kreme de "Krem Pertev" denirdi.
Bunun yanısıra Pertev Diş Macunu, Diş Tozu, Briyantin Pertev ve
Südorono Pertev de vardı. Yani Ethem Bey ilâçtan çok kozmetiğe
ve "güzellik müstahzaratı" na yönelmişti. Ortadoğu ülkelerine
hatır sayılır ihracat da yapıyordu. Bu arada birçok genç
eczacının yetişmesine yardımcı oldu.
Cabir Vada, oğlunun
acıklı ölümünden sonra Ethem Bey'in pek toparlanamadığını,
birkaç yıl sonra havası daha yumuşaktır diye Erenköy'e "nakl-i
hane" eylediğini ve orada öldüğünü yazıyor. Ölümü 1927'dir.
Vada Ethem Bey'in "cismen malûl" olduğunu belirtmekle birlikte
bunun ne olduğunu açıklamamış.
Ölümünden sonra kızı
Mefharet Ertem (Sarper) ve oğlu Ertem Pertev eczaneyi
yürüttüler. Aksaray'daki dükkânı 1954'te Menderes imarına
girince Taksim'e, Pertev Apartmanı'na taşıdılar. 1960'ta bu
eczane Eli Ventura'ya satıldı, adı da "Emel" oldu.
Kanhca'daki yalı ise
1932'de satıldı. Bir kaynağa göre Şirket-i Hayriye
kaptanlarından Hayri Bey'e, bir kaynağa göre Mürşide Hanım
adında birine (eğer onlar karı-koca v.b. değilse).
Bu yalıda henüz
oturmaktayken, Ethem Pertev Bey Adliye Nezareti memurlarından
Ziya Bey'in komşu arsasını satın almış ve arada küçük bir bahçe
bırakarak güney sınır ucuna da selâmlık dairesi yaptırmıştı. Bu
tek katlı küçük bina da hâlâ duruyor.
Şu anda bu güzelim yalı yeniden
restore edildi.
Denizce

|