Etikten hızla uzaklaşıldığının farkında mısınız? Bunun
getirebileceği sonuçları biliyor musunuz? Etiksiz bir dünyanın
ortaya koyacağı neyi vardır acaba? Etiğin her şey olduğuna sıkça
vurgu yapmak doğru bir tespittir. İyi ve kötü arasındaki
ayrımların tespiti için bir tür analiz aracı gibi olan etik ve
ahlâk sanırım ki bizlerin en çok ihtiyacı olduğu şeydir.
Epictetus, iyi olmak isteyen kişinin önce kötü olduğunu
düşünmesini önerir. Bir yandan da unutmamak gerekir ki, insanın
doğasında kötülüğün mevcudiyeti hiçbir zaman sona ermez. O halde
iyiliği içimizde ararken de kimi zaman kötülükle karşılaşmaz
mıyız? Belki de Hsun Tzu’nun dediği doğrudur. İnsanlar doğası
itibariyle kötü oldukları için iyi olmayı isterler… Etikten
yoksunlaşmaya başlamış toplumların varlığı tesadüfi değildir.
Bireylerdeki yozlaşmaların doğal bir sonucudur genel toplumsal
kirlenmeler. Bunların sonunu görebilmek ise bir o kadar kötüdür.
Ahlâkın davranışları ortaya koyan yapısının etiğin doğasında var
olan teoriksel yapısından farklı olmadığını düşünmeliyiz. Etik
ve ahlâk iç içedir. Vazgeçilmez bu ikilinin yaşamın kendi
işleyişi içinde edindiği yerin ne denli önemli olduğunu kaç kişi
tahmin etmektedir. Kendimizi kirlenmeden ve kötülükten korumak
ve arınmaya çabalamak için başka yollar denenmelidir. Örneğin
dürüstlük… Bunu uygulamada yapabilmek aslında ne de zordur.
Dürüst olmaktan insanı daha mutlu ve zengin eden bir başka şey
var mıdır?
Bugün çevremize bir baktığımızda aslında yanlışların ve
farklılıkların nerede ortaya çıkmaya başladığını görebiliriz.
Etik ve ahlâkın sabit ve statik bir şey olduğunu kabul etmekle
en büyük hata yapılır. Etik ve ahlâk ilimleri aslında dinamiksel
yapıları özetlemektedir. Bu öylesine büyük bir hareket
yaratmaktadır ki, özünde iyilik olduğu sürece bundan farklısını
istemek bile hatadır. Herkesin kendine özgü bir ahlâk anlayışı
yaratmaya çalıştığı bir ortamda gerçek doğru ve gerçek iyiyi tek
bir hamlede bulmak zorlaşacaktır.
Akademik anlamda tıp etiği konusu asıl bilimsel çalışma
alanım olmasına karşın yaklaşık 10 yıldır sosyal ve toplumsal
etik konularda da kafa yoran, emek veren, okuyan ve araştıran
bir insan olarak diyebilirim ki, etiğin ülkemizdeki serüveninde
yaşanan aksamaların sorumlularının kimler olduğunu da
araştırmaya çalışıyorum. Görüyorum ki, toplum ve bireyler bu
konudaki duyarlılıklarını uzun bir süredir kaybetmiş
durumdadırlar. Ve sanki bu konuda gerçekleştirdiğimiz büyük
başarılar varmış gibi tam tersine ve etiğin işlevini yürüttüğünü
zannettiğimiz hukuk düzlemine bir geçiş yapılması ve hukukun
daha ön planda tutulmaya çalışılması bir yönden aksak olan
yönlerimizi de ortaya koymaktadır. Bunların değişmesi ve olumlu
sonuçların elde edilebilmesi için yine her zaman olduğu gibi
uzun zamanlara ihtiyaç vardır. Bu kadar çok mudur zamanımız ve
bu kadar zaman israfı oluşturmaya hakkımız var mıdır? Bu zor
soruların cevaplarını bulması gerekiyor tabii ki.
Etikten yana olan yaklaşımların ve ahlaki tavırların
çoğalması umuduyla hepinizi bu konularda kafa yormaya davet
ediyorum. Etiği savunanlara fırsat veriniz. Onların önünü açınız
ve yapmak istediklerini anlamaya çalışınız. Sadece bunlar bile
yeterlidir bazı adımların atılabilmesi için…