e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Etik İle İlgili Tespitler

 Doç. Dr. Çağatay Üstün    

 

 

Etikten hızla uzaklaşıldığının farkında mısınız? Bunun getirebileceği sonuçları biliyor musunuz? Etiksiz bir dünyanın ortaya koyacağı neyi vardır acaba? Etiğin her şey olduğuna sıkça vurgu yapmak doğru bir tespittir. İyi ve kötü arasındaki ayrımların tespiti için bir tür analiz aracı gibi olan etik ve ahlâk sanırım ki bizlerin en çok ihtiyacı olduğu şeydir. Epictetus, iyi olmak isteyen kişinin önce kötü olduğunu düşünmesini önerir. Bir yandan da unutmamak gerekir ki, insanın doğasında kötülüğün mevcudiyeti hiçbir zaman sona ermez. O halde iyiliği içimizde ararken de kimi zaman kötülükle karşılaşmaz mıyız? Belki de Hsun Tzu’nun dediği doğrudur. İnsanlar doğası itibariyle kötü oldukları için iyi olmayı isterler…      Etikten yoksunlaşmaya başlamış toplumların varlığı tesadüfi değildir. Bireylerdeki yozlaşmaların doğal bir sonucudur genel toplumsal kirlenmeler. Bunların sonunu görebilmek ise bir o kadar kötüdür. Ahlâkın davranışları ortaya koyan yapısının etiğin doğasında var olan teoriksel yapısından farklı olmadığını düşünmeliyiz. Etik ve ahlâk iç içedir. Vazgeçilmez bu ikilinin yaşamın kendi işleyişi içinde edindiği yerin ne denli önemli olduğunu kaç kişi tahmin etmektedir. Kendimizi kirlenmeden ve kötülükten korumak ve arınmaya çabalamak için başka yollar denenmelidir. Örneğin dürüstlük… Bunu uygulamada yapabilmek aslında ne de zordur. Dürüst olmaktan insanı daha mutlu ve zengin eden bir başka şey var mıdır?

Bugün çevremize bir baktığımızda aslında yanlışların ve farklılıkların nerede ortaya çıkmaya başladığını görebiliriz. Etik ve ahlâkın sabit ve statik bir şey olduğunu kabul etmekle en büyük hata yapılır. Etik ve ahlâk ilimleri aslında dinamiksel yapıları özetlemektedir. Bu öylesine büyük bir hareket yaratmaktadır ki, özünde iyilik olduğu sürece bundan farklısını istemek bile hatadır. Herkesin kendine özgü bir ahlâk anlayışı yaratmaya çalıştığı bir ortamda gerçek doğru ve gerçek iyiyi tek bir hamlede bulmak zorlaşacaktır.

Akademik anlamda tıp etiği konusu asıl bilimsel çalışma alanım olmasına karşın yaklaşık 10 yıldır sosyal ve toplumsal etik konularda da kafa yoran, emek veren, okuyan ve araştıran bir insan olarak diyebilirim ki, etiğin ülkemizdeki serüveninde yaşanan aksamaların sorumlularının kimler olduğunu da araştırmaya çalışıyorum. Görüyorum ki, toplum ve bireyler bu konudaki duyarlılıklarını uzun bir süredir kaybetmiş durumdadırlar. Ve sanki bu konuda gerçekleştirdiğimiz büyük başarılar varmış gibi tam tersine ve etiğin işlevini yürüttüğünü zannettiğimiz hukuk düzlemine bir geçiş yapılması ve hukukun daha ön planda tutulmaya çalışılması bir yönden aksak olan yönlerimizi de ortaya koymaktadır. Bunların değişmesi ve olumlu sonuçların elde edilebilmesi için yine her zaman olduğu gibi uzun zamanlara ihtiyaç vardır. Bu kadar çok mudur zamanımız ve bu kadar zaman israfı oluşturmaya hakkımız var mıdır? Bu zor soruların cevaplarını bulması gerekiyor tabii ki.

Etikten yana olan yaklaşımların ve ahlaki tavırların çoğalması umuduyla hepinizi bu konularda kafa yormaya davet ediyorum. Etiği savunanlara fırsat veriniz. Onların önünü açınız ve yapmak istediklerini anlamaya çalışınız. Sadece bunlar bile yeterlidir bazı adımların atılabilmesi için…

 


Doç. Dr. Çağatay Üstün'e teşekkürlerimizle

Denizce

19.08.2010