 |
|
Firuz Aşkın
AKARSU ve GÖLLERİMİZDE
BALIKLAR
Akarsu ve Göllerimizde Yaşayan En Önemli 51 Balığın 6
Posterde Portre ve Yaşamları
Cem Ofset (0212) 541 6180
|
İnsanların denizleri, gölleri,
nehirleri ve bu ortamlarda yaşayan canlılara merakı, onları
tanıma ve yararlanma çabalan Milattan yüzlerce yıl evveline
dayanır.
Bilimsel yönden bu konu batıda 18. yüzyılda ağırlığını koymaya
başlar. 20. yüzyılın ikinci yansından sonra balık bilimi,
balıkçılık bilimi ve deniz bilimi tüm pozitif bilimlerdeki
aşamalar ve gelişen teknoloji ile beraber bilgi birikimleri ve
uygulamalar açısından doruk noktasına erişir.
1915 yılında Karekin Deveciyan efendinin yayınladığı
"Balık ve Balıkçılık"
adlı eser ülkemizde balık bilimine ilk yaklaşımdır. Prof.Dr.Curt
Kosswig'in Zooloji ve Hidrobiyoloji Enstitülerini kurmasıyla
Üniversitelerimizde bilimsel temeller atılmıştır.
Geniş boyutta balıkçılık araştırmaları ilk defa Et ve Balık
Kurumu bünyesinde araştırma ve uygulama olanağına kavuşmuştur.
1950-1960 yıllan Türkiye'nin balıkçılık konusunda bilgi birikimi
yönünden en verimli dönemini oluşturmuştur.
Balıkçılığımız 1972 yılında ulusal düzeyde "Su Ürünleri Kanunu"
ile Tarım Bakanlığı tarafından devreye sokulmuştur. Yakın
geçmişte kurulan Su Ürünleri Yüksek Okulları, Deniz ve Su
Ürünleri Bilim Enstitüleri, Meslek Okulları ve çeşitli araştırma
kuruluşlarıyla konu geniş kapsamlı bir çalışma ve uygulama
alanına kavuşmuştur.
Türkiye'de Karadeniz'de 247 tür, Marmara Denizinde 200 tür,
Ege'de 300 tür, Akdeniz'de ise 285 tür balık yaşamaktadır. Tüm
denizlerimizdeki balık türleri toplamı yaklaşık 350
dolayındadır. Ege ve Akdeniz'deki balıkların bir bölümü 1876'da
Süveyş Kanalının açılmasından sonra Hint Okyanusundan gelerek
kıyılarımıza yerleşmişlerdir. İç sulanmızda ise 26'sı ekonomik
değer taşıyan 192 tür balık yaşamaktadır.
Teknolojinin ilerlemesi, sanayide yığılmalar, nüfus artışındaki
patlamaların beraberinde getirdiği çarpık yerleşmelerin sebep
olduğu deniz kirlenmesi, aşın avlanmaların da eklenmesiyle
sualtı canlılarının yaşam ortamı ve sisteminde tehlikeli
boyutlarda denge bozuklukları meydana getirmiştir. Tüm sularda
balık miktarlarında azalmalar olmuş, hatta bazı tür balıklar yok
olma noktasına gelmişlerdir.
Doğayı tehdit eden tek canlı insandır. Doğa insansız yaşar, ama
ne ilginçtir ki insan doğasız yaşayamaz. Doğadaki yaşam
sisteminin en önemli bölümünü oluşturan, yer küremizin 2/3'sini
kapsayan denizlerdeki ürünlerin sürekliliğini ve verimliliğini
sağlamak tüm insanların görevidir.
Unutulmamalıdır ki yaşam denizlerde başlamıştır. Eğer insanlar
doğaya hoyratça ve saygısızca davranışlarını sürdürürlerse
denizler bir yaşam ortamı olmaktan çıkacak ve insanlık bir evren
dramıyla karşı karşıya kalacaktır.
Son yıllarda ortaya çıkan tehlike belirtileriyle doğanın ve buna
paralel olarak çevre korunmasının ön plana çıkması, aynı çizgide
ülkemizde de kamuoyunun gittikçe bilinçlenmesi geleceğe umutla
bakabilmenin nedenini oluşturmaktadır.
Ülkemizin üç tarafını çevreleyen denizlerimiz, binlerce
kilometrelik akarsularımız ve sayısız göllerimizde yaşayan canlı
kaynaklan tanımak, öğrenmek, yaşam devamlılığına sağlamak ve
onlardan en üst düzeyde yararlanmak zorundayız.
Doğayı ve onun temel grubunu oluşturan sucul canlıların
balıklarla ilgili bölümünü sergileyen bu posterler Türkiye'de
ilk kez renkli olarak bilimsellikten öte izleyenlere öz olarak
tanıtmak ve öğretmek amacıyla hazırlandı. Deniz ve içsu
kaynaklarımızın bilinmesine, korunmasına ve hepsinden önemlisi
balık sevgisinin oluşmasına katkıda bulunacağı kanısındayız.
Firuz Aşkın
|