| |
1941 yılında, Avrupa kan, barut ve yakılan insan eti
kokarken, Türkiye'nin "25. Saat"ine giren Bulgaristan sınırı
Edirne'de Yahudi aileler yaşıyordu. Bunlardan biri Ayın on dördü
gibi Yahudi güzeli olan Fortune Shoef' ti.
1941 yılında, Avrupa kan, barut ve yakılan insan eti
kokarken, Türkiye'nin "25. Saat"ine giren Bulgaristan sınırı
Edirne'de Yahudi aileler yaşıyordu. Ayın on dördü, Yahudi güzeli
Fortüne Shoef'i yıkanırken gördü mü bilinmez. Ama kısmeti adına
çakılı Fortüne, on dördüncü baharında, sevdiği Müslüman Türk'le
evinden kaçtı, evlenebilmek için din değiştirip İslamiyete geçti
ve Edirne'yi terk edip kayıplara karıştı.
1949 yılında, Shoef ailesi yeni kurulan İsrail'e göç ederken,
ne onlar Fortüne'yi arayıp sordu, ne Fortüne onları.
2005 yılında İsrail'de Fortüne'nin 3 ablası, erkek kardeşi !
ve çocukları geleneksel bir cuma akşamı yemeğinde bir araya
geldi. Abla İda'nın oğlu İshak Roditi, yemek sırasında annesine,
Fortüne sağsa ve bulunursa görüşmek ister miydi? diye sordu.
"Evet, en büyük arzum ona kavuşmak," cevabını alınca, kolları
sıvadı İshak. Önce Ladino Komünita internet sitesi üyelerine
Edirne'de Shoef ailesini tanıyan olup olmadığını sordu. Cevap
ABD'den geldi. Edirne'den göçen Dan Bayer, hem aileyi biliyor,
hem de Fortüne'nin Müslüman bir Türk'le kaçtığını hatırlıyordu.
İsrail'deki Türkiye Yahudileri Birliği'nden Selim Amado, İshak
Roditi'ye, annesi İda'nın Türk nüfus kaydı suretiyle Ankara'daki
Nüfus Genel Müdürlüğü'ne başvurmasını ve Fortüne'nin izini aynı
kütükte yazılı kardeşler arasında aramasını önerdi.
Resmi cevap birkaç ay sonra geldi. Kütükte yazılı kardeşler
arasında bir "Melahat" çıkınca, Fortüne'nin Melahat adını aldığı
anlaşıldı. Fortüne Melahat'ın çocukları arasından, kızı İnci'nin
İzmir'deki adresine ulaşıldı.
Arttık Fortüne'yi arayıp sorabilecekleri bir adres vardı. Ama
Roditi ailesi, tereddüt ediyordu. Ya Melahat, Fortüne geçmişini
ailesinden saklamışsa, kızı İnci'ye İsrail'den yazacakları bir
mektup nasıl karşılanırdı?
İmdatlarına Dan Bayer yetişti: 80 yaşında Edirneli bir
Amerikalı olarak hatıralarını yazdığını ve Melahat Hanım'ı
aradığını bildirdi. ABD'den gelen mektup, İnci'yi şaşırttı.
İzmir'de öteki kızı Beyhan'la yaşayan annesini haberdar
ettiğinde, "Mektuba cevap vermeyin!" diye kestirip attı, Melahat
Hanım. İçinden, "Ben Edirne'de Fortüne'ydim, nasıl Melahat
olduğumu bilebilir, başkasıyla karıştırıyor!" diye düşünüyordu.
Dan Bayer bu kez daha açık bir mektup gönderdi: "Sen Edirne'de
bağları olan ziraatçı Bohor ile Perla'nın kızı Fortüne değil
misin?"
65 yıldır geçmişini gizleyen Melahat Hanım'ın endişesini,
çocukları ve torunları yatıştırdı. İster Yahudi olsun, ister
Müslüman, onu çok seviyorlardı. İsrail ve Türkiye arasında
İngilizce bilen torunlar sayesinde yazışmalar başladı. Önce
İstanbul'daki oğul İbrahim Bey'in evinde, İsrail'den gelen yeğen
İshak Roditi'yle buluşuldu.
Derken Fortüne Melahat ve bir kızı, iki torunu, İsrail'e
Roditi ailesine gitti. Türkçeyi unutmayan İda ile kardeşi
Fortüne'nin 65 yıl sonra kavuşması, herkesi ağlattı. İsrail'deki
Laifa dergisi, Melahat Fortüne'ye, bunca yıl niçin geçmişini
sakladığını sorduğunda, "Kocam orduda subaydı. Benim Yahudi
asıllı olmam ona ve çocuklarıma zarar verebilirdi, onun için
sustum," dedi.
Muhabir, "Şimdi İsrail'desiniz, kendinizi daha çok Müslüman
mı hissediyorsunuz, yoksa Yahudi mi?" diye de sordu. Fortüne
Melahat'in yanıtı, Türkiye'yi dinci, köktenci, diye bölenlere
ibret olacak cinstenti: "Sadece Türk hissediyorum!"
Bu muhteşem insan hikâyesi yaşandı, İsrail'de Laifa
dergisinde yayınlanacak, Türkiye'de kısa film olacak. Ben de
arkadaşım Eli Gerson sayesinde haberdar oldum ve
kehaberler.blogspot.com'da okudum.
Mine Kırıkkanat
İnan İçel'e
teşekkürlerimizle
Denizce

02.01.2010
|
|