Denizce
  e-mail
denizce@denizce.com
 





Sinemalar
Tiyatrolar

Nobel Ödülleri
. Barış
. Edebiyat
. Fizik
. Tıp
. Kimya

Ressamlar
Emin Baba
Fahri Kaptan
Amadeo Preziosi
Ayvazovski
Leonardo DeMango
Titian

Ahlat Müzesi
Atatürk Müzesi
Beşiktaş D.Müzesi
Bursa Kent Müzesi
İst.Oyuncak M.
Hünkar Kasrı
İstanbul'dan Geçen...
İzmir Arkeoloji M.
Pera Müzesi
Rahmi M.Koç Müzesi
Sakıp Sabancı M.
Süreyya Operası
Tahtakuş Et.Müzesi
Yesemek

Metropolitan M.

Cengizhan
Ebru
Frankfurt 2008
Lale D. Çeşmeleri
Osmanlı Müziği
Saray Tiyatroları
Sessiz Gemiler
Süleymaniye Küt.
Terracotta Army
Yazının Kaldığı...
Zeugma ve Mars
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

    

  Türk Yazarlar Dünyayla Buluşuyor                                                       Buket Aşçı

 

  

 

Frankfurt Kitap Fuarı’nın onur konuğu ülkesi olmak, Türk edebiyatı için çok güzel bir fırsat. Öyle ki 1949'dan bu yana her yıl düzenlenen bu fuara, 100'ün üzerinde ülkeden yaklaşık 7 bin yayıncı katılıyor.

“Ben buradayım sevgili okurum, sen neredesin?”

“Tutunamayanlar” ile Türk romanına yeni bir açılım getiren yazar Oğuz Atay'ın “Demiryolu Hikayecileri” öyküsünün bu son cümlesi, istisnalar dışında Türk edebiyatı yazarlarının genel durumunu anlatır.

Zira Türk yazarları, eserleri ne kadar evrensel olursa olsun, bazen bir ülkeye bile değil, bir mahalleye yazmak zorunda kalırlar. Çünkü, bu büyük edebiyatın küçük bir piyasası vardır. En büyük kitapçıları birkaç kattır. Kitapçısı olmayan şehirleri hiç de az değildir. Bu yüzden bir kitap, hele bir de genç bir yazara aitse üç-dört ay sonra sahafa düşebilir. 

Yayıncılık sektörü, 1980 sonrasında dışa açılan Türkiye ekonomisinin hızlı büyüme yakalayan sektörleri gibi şanslı değildi. Bunun, siyasi, ideolojik, maddi ya da eğitim kaynaklı nedenleri hala tartışılıyor. Ancak, sebep ya da sebepler ne olursa olsun, son tahlilde Türk edebiyatının yazarları, bireysel çabaları hariç, dünya dillerine çevrilememiş ve kitapları dünya kitapçılarının raflarında -istisnalar hariç- yer bulamamıştır. Böylece, hem ülkesinde hem de dünyada “okurunu arayan” ancak, dünyaya yazma tutkusundan bir an bile vazgeçmeyen bir yazar doğmuştur. Yayıncılık sektörü her ne kadar yavaş gelişse de Türkiye'nin dışa açılımına ilk ayak uyduranlar arasında, en zor koşullarda bile dünyayı takip eden yazarlar yer almıştır.

Aslında, Türk Edebiyatı'nın en önemli öykücülerinden Sait Faik Abasıyanık'ın pasaport alırken mesleğini soran görevliye “yazar” demesi ve görevlinin de buna rağmen mesleği bölümüne “işsiz” yazması her şeyi bir çırpıda özetliyor.

 

Frankfurt Yolcuları

İşte bu nedenle 14 Ekim'de İstanbul'dan Frankfurt'a hareket edecek olan THY uçağını düşündükçe nefesim kesiliyor. Çünkü, yolcularının çoğu pasaportlarında yazmasa da Türk edebiyatının değerli yazarları… Ya da çok daha kârlı sektörlerin varlığına rağmen, kitap tutkusundan ötürü bu alanda faaliyet gösteren yayıncıları…

Yedi Bin Yayıncının Katıldığı Fuar

Frankfurt'un onur konuğu ülkesi olmanın ne denli önemli olduğunu fark etmeyenler olabilir. Ama, bu, belki de Türk edebiyatının başına gelen en güzel olay. Öyle ki 1949'dan bu yana her yıl Almanya'nın Frankfurt şehrinde düzenlenen bu fuara, 100'ün üzerinde ülkeden yaklaşık 7 bin yayıncı katılıyor.

Fuar zamanı, dünya kitap ve yayıncılık hayatının kalbi, Frankfurt'ta atar.

İşte bu nedenle bu fuar, Türk edebiyatı için büyük bir fırsat olabilir. Zira, dünya yayıncılık piyasası kotalarla doludur. Örneğin, Avrupalı ya da ABD'li bir yayınevi, Türkiye'den bir yazarın kitabını bastıktan sonra “Kota doldu” diyebilir. “Türkiye'den bir yazar yeter” diyerek ikinci bir yazara gerek duymaması sık rastlanan bir durumdur. Ya da İtalya, Fransa edebiyatı ayrı bir rafta yer alırken Türkçe bir kitap Çin'e dek uzanan bir yelpazede Doğu Edebiyatı rafına konabilir.

İşte Frankfurt Kitap Fuarı Onur Konuğu olmak belki bize kitapçılarda ayrı bir raf açtırabilir ve dünya okurları Ahmet Hamdi Tanpınar'la Oğuz Atay'ı aynı rafta tanıma fırsatı bulabilir.

250 Büyük Etkinliğimiz Olacak

Dahası Frankfurt Kitap Fuarı, asla düzenlendiği tarihle ve fuar mekanıyla sınırlı kalmaz. Yıl boyu Fuar komitesi tarafından organize edilen edebiyat, sanat, bilim, kültür, dil, din konularında muhtelif ülkelerin önde gelen yazarları, araştırmacıları, bilim adamları ve sivil toplum örgütlerinin katılımlarıyla 3 binin üzerinde söyleşi, panel, konferans gerçekleşir.

İşte tüm bunlarda da Onur Konuğu ülkenin etkinlikleri, edebiyatı öne çıkarılır, vurgulanır. Nitekim bu yıl Türk edebiyatı ve sanatı yaklaşık 250 büyük etkinlikle tanıtılacak. Mesela paneller, söyleşiler ve imza günlerinin yanı sıra Türkiye, 30'a yakın sergi, 15'den fazla sahne sanatı ve konser, gar okumaları, 50'ye yakın bilimsel toplantı gerçekleştirecek.

Fuardan sonraki iki ay süresince de Frankfurt Film Müzesi ve fuar alanında Türk sineması üzerine oturum ve film gösterimleri yapılacak. Özetle, dünyanın her yerinden gelen yayıncılara, ajanslara Türk edebiyatı ve sanatı işaret edilecek. Bu da yazar ve yayıncılarımız için yeni anlaşmalar, eserlerinin başka ülkelerde yayımlanması, hatta hiç akla gelmeyen dillere bile çevrilmesi anlamına gelecek. Fuar öncesinde dahi, Türk edebiyatına olan ilgi arttı ve Alman yayıncılar peş peşe “İstanbul” ya da “Türk Edebiyatı” temalı öykü antolojileri yayınladı.

Geçen Yılın Onur Konuğu Katalonya'ydı

Geçen yıl Katalonya'nın ondan önce Hindistan'ın, 2005'te de Kore'nin Onur Konuğu olarak katıldığı fuara, Türkiye'nin Onur Konuğu Ülke olarak hazırlanması da başlı başına sevindirici bir süreçti. Çünkü, Türkiye, Kültür Bakanlığı tarafından Onur Konuğu Projesine destek vermek için 2005'te TEDA (Türk Edebiyatının Dışa Açılma) projesine başlamıştı. Proje doğrultusunda 441 eser, 35 dile çevrildi ki, bunlardan 110'u Almancaydı. Böylece, Türk edebiyatının dünya kitapçılarına girmekteki en büyük engeli olan çeviri sorunu da aşılmış oldu. Tüm bunlara Türkiye'nin ayırdığı bütçe ise 6.5 milyon Euro. Burada T.C'nin ilk kez yazarlarını ve edebiyat dünyasını böylesi büyük bir organizasyonla desteklediğini de belirtmek gerek. Şimdi THY'nin Frankfurt'a giden uçağında oturanların Kültür Bakanlığı'nın davetlisi olduğunu bilmek insanı ayrıca umutlandırıyor.

 

Orhan Kemal'den Orhan Pamuk'a…

Oysa, 1960'larda bir yazar, hem de Türk Edebiyatı'nın en büyüklerinden biri, ilgisizlik nedeniyle intihar etmeyi bile düşünmüş. Okuru kimdir, nerededir bilememek, onlara ulaşamamak parasızlıktan, yoksulluktan daha çok canını sıkarmış… Ne kadar iyi olursa olsun, Nobel şansının olmadığını bile bile yazmak da öyle… Bu yazar, 40'ın üzerinde eser yazmış ve bugün Türk edebiyatının en tanınan ve sevilen yazarlarından olan Orhan Kemal'den başkası değil.

Ne güzel ki zamanla bir şeyler, yavaş da olsa değişebiliyor. Çünkü, Frankfurt Kitap Fuarı'nın açılış konuşmasını yapacak olan Orhan isimli bir başka Türk yazar, adaşının aksine hem dünyada hem Türkiye'de, yaşarken okurunu bulabildi. Dahası Nobel'i aldı. Artık bir şeylerin değişme zamanı gelmişti. İşte bu nedenle olsa gerek Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk fuarın açılış konuşmasını “Yerellik ve modernlik üzerine” kuruyor. Bir zamanlar çevresindekilere “yazar olacağım” dediğinde, “Bırak bunları, yazar olup da ne yapacaksın, hele Türkiye'de” yanıtını alışından bugüne uzanan süreç üzerine…

Kim bilir, Frankfurt Kitap Fuarı Türk Edebiyatı için bir kez daha dönüm noktası olur ve 2008 Onur Konuğu Ülkesi ile Türk yazarları dünyanın dört bir yanında yaşayan ve onların romanlarını okumayı bekleyen okurlarıyla buluşabilir…

Kim bilir, belki de böylece başka bir ülkeden bir okur, sırf okuduğu kitabın yazarıyla ilgili bir şeyler öğrenmek için İstanbul'a gelir ve Cihangir'de ilgisizlikten bomboş duran Orhan Kemal Müzesi'ni ziyaret eder. Kim bilir?

Yazı: Buket Aşçı    

   Kaynakça:
   SkyLife
- Ekim 2008

 

Buket Aşçı'ya teşekkürlerimizle

Denizce

08.10.2008

 

"Frankfurt Kitap Fuarı 2008 - Onur Konuğu Türkiye" internet sitesine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.fbf2008turkey.com/intro.php