|
Frankfurt Kitap Fuarı’nın onur konuğu ülkesi olmak, Türk
edebiyatı için çok güzel bir fırsat. Öyle ki 1949'dan bu yana
her yıl düzenlenen bu fuara, 100'ün üzerinde ülkeden yaklaşık 7
bin yayıncı katılıyor.
“Ben buradayım sevgili okurum, sen neredesin?”
“Tutunamayanlar” ile Türk romanına yeni bir açılım getiren
yazar Oğuz Atay'ın “Demiryolu Hikayecileri” öyküsünün bu son
cümlesi, istisnalar dışında Türk edebiyatı yazarlarının genel
durumunu anlatır.

Zira Türk yazarları, eserleri ne kadar evrensel olursa olsun,
bazen bir ülkeye bile değil, bir mahalleye yazmak zorunda
kalırlar. Çünkü, bu büyük edebiyatın küçük bir piyasası vardır.
En büyük kitapçıları birkaç kattır. Kitapçısı olmayan şehirleri
hiç de az değildir. Bu yüzden bir kitap, hele bir de genç bir
yazara aitse üç-dört ay sonra sahafa düşebilir.
Yayıncılık sektörü, 1980 sonrasında dışa açılan Türkiye
ekonomisinin hızlı büyüme yakalayan sektörleri gibi şanslı
değildi. Bunun, siyasi, ideolojik, maddi ya da eğitim kaynaklı
nedenleri hala tartışılıyor. Ancak, sebep ya da sebepler ne
olursa olsun, son tahlilde Türk edebiyatının yazarları, bireysel
çabaları hariç, dünya dillerine çevrilememiş ve kitapları dünya
kitapçılarının raflarında -istisnalar hariç- yer bulamamıştır.
Böylece, hem ülkesinde hem de dünyada “okurunu arayan” ancak,
dünyaya yazma tutkusundan bir an bile vazgeçmeyen bir yazar
doğmuştur. Yayıncılık sektörü her ne kadar yavaş gelişse de
Türkiye'nin dışa açılımına ilk ayak uyduranlar arasında, en zor
koşullarda bile dünyayı takip eden yazarlar yer almıştır.

Aslında, Türk Edebiyatı'nın en önemli öykücülerinden Sait
Faik Abasıyanık'ın pasaport alırken mesleğini soran görevliye
“yazar” demesi ve görevlinin de buna rağmen mesleği bölümüne
“işsiz” yazması her şeyi bir çırpıda özetliyor.
Frankfurt
Yolcuları
İşte bu nedenle 14 Ekim'de İstanbul'dan Frankfurt'a hareket
edecek olan THY uçağını düşündükçe nefesim kesiliyor. Çünkü,
yolcularının çoğu pasaportlarında yazmasa da Türk edebiyatının
değerli yazarları… Ya da çok daha kârlı sektörlerin varlığına
rağmen, kitap tutkusundan ötürü bu alanda faaliyet gösteren
yayıncıları…

Yedi Bin
Yayıncının Katıldığı Fuar
Frankfurt'un onur konuğu ülkesi olmanın ne denli önemli
olduğunu fark etmeyenler olabilir. Ama, bu, belki de Türk
edebiyatının başına gelen en güzel olay. Öyle ki 1949'dan bu
yana her yıl Almanya'nın Frankfurt şehrinde düzenlenen bu fuara,
100'ün üzerinde ülkeden yaklaşık 7 bin yayıncı katılıyor.
Fuar zamanı, dünya kitap ve yayıncılık hayatının kalbi,
Frankfurt'ta atar.
İşte bu nedenle bu fuar, Türk edebiyatı için büyük bir fırsat
olabilir. Zira, dünya yayıncılık piyasası kotalarla doludur.
Örneğin, Avrupalı ya da ABD'li bir yayınevi, Türkiye'den bir
yazarın kitabını bastıktan sonra “Kota doldu” diyebilir.
“Türkiye'den bir yazar yeter” diyerek ikinci bir yazara gerek
duymaması sık rastlanan bir durumdur. Ya da İtalya, Fransa
edebiyatı ayrı bir rafta yer alırken Türkçe bir kitap Çin'e dek
uzanan bir yelpazede Doğu Edebiyatı rafına konabilir.
İşte Frankfurt Kitap Fuarı Onur Konuğu olmak belki bize
kitapçılarda ayrı bir raf açtırabilir ve dünya okurları Ahmet
Hamdi Tanpınar'la Oğuz Atay'ı aynı rafta tanıma fırsatı
bulabilir.

250 Büyük
Etkinliğimiz Olacak
Dahası Frankfurt Kitap Fuarı, asla düzenlendiği tarihle ve
fuar mekanıyla sınırlı kalmaz. Yıl boyu Fuar komitesi tarafından
organize edilen edebiyat, sanat, bilim, kültür, dil, din
konularında muhtelif ülkelerin önde gelen yazarları,
araştırmacıları, bilim adamları ve sivil toplum örgütlerinin
katılımlarıyla 3 binin üzerinde söyleşi, panel, konferans
gerçekleşir.
İşte tüm bunlarda da Onur Konuğu ülkenin etkinlikleri,
edebiyatı öne çıkarılır, vurgulanır. Nitekim bu yıl Türk
edebiyatı ve sanatı yaklaşık 250 büyük etkinlikle tanıtılacak.
Mesela paneller, söyleşiler ve imza günlerinin yanı sıra
Türkiye, 30'a yakın sergi, 15'den fazla sahne sanatı ve konser,
gar okumaları, 50'ye yakın bilimsel toplantı gerçekleştirecek.
Fuardan sonraki iki ay süresince de Frankfurt Film Müzesi ve
fuar alanında Türk sineması üzerine oturum ve film gösterimleri
yapılacak. Özetle, dünyanın her yerinden gelen yayıncılara,
ajanslara Türk edebiyatı ve sanatı işaret edilecek. Bu da yazar
ve yayıncılarımız için yeni anlaşmalar, eserlerinin başka
ülkelerde yayımlanması, hatta hiç akla gelmeyen dillere bile
çevrilmesi anlamına gelecek. Fuar öncesinde dahi, Türk
edebiyatına olan ilgi arttı ve Alman yayıncılar peş peşe
“İstanbul” ya da “Türk Edebiyatı” temalı öykü antolojileri
yayınladı.

Geçen Yılın Onur
Konuğu Katalonya'ydı
Geçen yıl Katalonya'nın ondan önce Hindistan'ın, 2005'te de
Kore'nin Onur Konuğu olarak katıldığı fuara, Türkiye'nin Onur
Konuğu Ülke olarak hazırlanması da başlı başına sevindirici bir
süreçti. Çünkü, Türkiye, Kültür Bakanlığı tarafından Onur Konuğu
Projesine destek vermek için 2005'te TEDA (Türk Edebiyatının
Dışa Açılma) projesine başlamıştı. Proje doğrultusunda 441 eser,
35 dile çevrildi ki, bunlardan 110'u Almancaydı. Böylece, Türk
edebiyatının dünya kitapçılarına girmekteki en büyük engeli olan
çeviri sorunu da aşılmış oldu. Tüm bunlara Türkiye'nin ayırdığı
bütçe ise 6.5 milyon Euro. Burada T.C'nin ilk kez yazarlarını ve
edebiyat dünyasını böylesi büyük bir organizasyonla
desteklediğini de belirtmek gerek. Şimdi THY'nin Frankfurt'a
giden uçağında oturanların Kültür Bakanlığı'nın davetlisi
olduğunu bilmek insanı ayrıca umutlandırıyor.
Orhan Kemal'den
Orhan Pamuk'a…
Oysa, 1960'larda bir yazar, hem de Türk Edebiyatı'nın en
büyüklerinden biri, ilgisizlik nedeniyle intihar etmeyi bile
düşünmüş. Okuru kimdir, nerededir bilememek, onlara ulaşamamak
parasızlıktan, yoksulluktan daha çok canını sıkarmış… Ne kadar
iyi olursa olsun, Nobel şansının olmadığını bile bile yazmak da
öyle… Bu yazar, 40'ın üzerinde eser yazmış ve bugün Türk
edebiyatının en tanınan ve sevilen yazarlarından olan Orhan
Kemal'den başkası değil.
Ne güzel ki zamanla bir şeyler, yavaş da olsa değişebiliyor.
Çünkü, Frankfurt Kitap Fuarı'nın açılış konuşmasını yapacak olan
Orhan isimli bir başka Türk yazar, adaşının aksine hem dünyada
hem Türkiye'de, yaşarken okurunu bulabildi. Dahası Nobel'i aldı.
Artık bir şeylerin değişme zamanı gelmişti. İşte bu nedenle olsa
gerek Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk fuarın açılış konuşmasını
“Yerellik ve modernlik üzerine” kuruyor. Bir zamanlar
çevresindekilere “yazar olacağım” dediğinde, “Bırak bunları,
yazar olup da ne yapacaksın, hele Türkiye'de” yanıtını alışından
bugüne uzanan süreç üzerine…
Kim bilir, Frankfurt Kitap Fuarı Türk Edebiyatı için bir kez
daha dönüm noktası olur ve 2008 Onur Konuğu Ülkesi ile Türk
yazarları dünyanın dört bir yanında yaşayan ve onların
romanlarını okumayı bekleyen okurlarıyla buluşabilir…

Kim bilir, belki de böylece başka bir ülkeden bir okur, sırf
okuduğu kitabın yazarıyla ilgili bir şeyler öğrenmek için
İstanbul'a gelir ve Cihangir'de ilgisizlikten bomboş duran Orhan
Kemal Müzesi'ni ziyaret eder. Kim bilir?
Yazı: Buket Aşçı
Kaynakça:
SkyLife - Ekim 2008
Buket Aşçı'ya teşekkürlerimizle
Denizce

08.10.2008
"Frankfurt Kitap Fuarı 2008 - Onur Konuğu Türkiye" internet
sitesine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
http://www.fbf2008turkey.com/intro.php
|