e-mail    
denizce@denizce.com

Konuk Defteri
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

  Ayy Sinir Oluyorummm!!!

Füsun Önal     

 

 

 

Herkesin mutlaka sinir olduğu, gıcık kaptığı şeyler vardır. Benim de var! Şu canlı TV programlarına telefon bağlantısıyla katılanların hemen hepsi

“Ayyy çok heyecanlıyım” demiyor mu, işte o an kopuyorum!!! Hani nerdeyse televizyonu kıracağım!!!

Dikkat ediyorum, arayıp, tarıyorum, insana o anda heyecan verecek bir şey bulamıyorum!
TV ekranından kendi seslerini duydukları için heyecanlanıyorlar galiba!!! “Kendi sesinden” heyecan duyma başarısını gösterenleri valla kutlamak lazım!!!

Veee… programa konuk olan kişiye o muhteşem eşi bulunmaz sorusunu soruyor:

“Başka kaset yapmayı düşünüyor musunuz?”!!!

İllânusabirin!!! Yahu adam zaten kasetinin yeni çıktığını söylemek için çıkmış o programa!!!
Henüz yeni çıkan kasetinin tanıtımını yaparken, telefondaki abuk ses
“Başka kaset çıkacak mı?” diye soruyor!!!

 

Sinir olduğum bir başka konu da, program yönetenlerin, katılan konuklara:
“Bu konuda ki fikrinizi çok kısa olarak alayım.” Ya da :
“Lütfen ne diyecekseniz bir cümlede toparlar mısınız?”
dediklerini duyunca, ığğğğğghh!!! Sinirden morarıyorum o an!!! 

Tanrım düşünebiliyor musunuz? Koca koca profesörleri, bilim adamlarını davet etmişler, ama onların ağzına lafı tıkayıp söyleyeceklerini “bir cümlede toparlamasını” istiyorlar. Kepçeyle sordukları uuupuzun sorular için kaşıkla cevap istiyorlar!!!

Madem çağırdıklarını doğru dürüst konuşturmayacaklar, zaman yetişmiyor, o zaman az konuk davet etsinler de, gelenler adam gibi konuşsun, di mi ya? Ama ı-ıh!!! Yok!!! İlle de konukların lafları kesilecek!

 

Bir başka sinir durum daha!

“BBG Evi”nde aşkları, kıskançlıkları, kavgaları gözetlemiştik. Şimdi de “kızları, oğlanları evlendiriyoruz.” Benim sinir olduğum bu program değil, programa telefon bağlantısı yapanlar! 

Kızlarla erkekler  moda deyişle “ruh eşlerini” seçmek için yırtınıyorlar! O mu olsun, bu mu olsun diye kısa sürede koca ya da karı seçmeye çalışırlarken, telefonla bağlanan seyircilerin konuşmaları çok alem!

“Bu prensesimiz şunu seviyor ama ben onu asla beğenmiyorum.” Ya da

“prensimizin benim beğendiğim filanla evlenmesini istiyorum.” diyor!

Sanki o kişiyle kendisi evlenecek! Yahu bu ne komik ötesi bir durumdur böyle?!

 

Gelelim sinir olduğum başka bir konuya:

Bir dizinin jeneriği gösterilmeye başlıyor, siz yerleşiyorsunuz koltuğunuza, çekirdek tabağı kucağınızda, meyve tabağı sehpada…ama… pattt kesiliyor dizi ve dış ses

“Dizimiz az sonra devam edecek” diyor.

Ve reklamlar başlıyor! Ülen  zaten dizi başlamadı ki sonra devam etsin!!!

Aynı durum, dizilerin ve programların finalinde de yaşanıyor.
“Programımız kısa bir aradan sonra devam edecek.” diyor sunucu.
Araya bir ton reklam, başka program tanıtımları giriyor, sonra seyrettiğiniz program gösterilmeye başlıyor ama sunucu
“Hadi bize eyvallah! Program bitttiii!”deyiveriyor! 

Dizilerde de aynı şey oluyor.

Reklam, reklam, reklam!!! Sonra dizinin son karesi gösteriliyor ve dizi bitiveriyor!!!

Abicim girmeyin bu triplere yaaa!

Biliyorum derdiniz, çok para kazandığınız o reklamları bize seyrettirmek ama inanın o kuşaktaki ürünlere insan sinir oluyor ve alacağı varsa almıyor!!! Yani ürüne zararı dokunuyor!!!

Bir de  dizinin yada filmin en can alıcı yerinde carrrttt diye ekranın altından bir reklam çıkmıyor mu, şeytan diyor TV’yi kır ve o reklamı çıkan ürünü boykot et!!! İnsanda ne konsantrasyon kalıyor, ne de bir zevk!!!

 

Magazin programlarındaki TEKRAR  olayları var bir de!

İnsan o anda anlama gücünden yoksun bir moron gibi hissediyor kendini!!!

Hadi bilemedin iki kez tekrar etsinler, razıyız. Ama yoookkk!!! On yüz bin milyon kere tekrar edip, insanı o görüntüde yer alan kişiden, kişilerden soğutuyorlar, hatta neredeyse nefret ettiriyorlar!

 

Bir de gazetelerin hafta sonu eklerinde kadınlara tavsiyelerde bulunuluyor.

“Bunları yapın, bunları alın” diye...

“Bunları yapın” dedikleri, her kadının gidemeyeceği pahalı cafeler ve restoranlarda yemek yemek!

Gönül ister ki her kadın buralara gidebilsin. Günün yorgunluğunu sırtından, hayatın bindirdiği yükleri de omuzlarından atabilsin… Keşke her kadın yapabilse bunları…

 

Bir de “Bunları alın”lar var bu sayfalarda.

Bu bölümde de kadınlardan almaları söylenen şeyler var. “Onu al, bunu al”…

Mesela “al” denilen şeylerden biri 400 dolara marka bir cüzdan!

Yahu, bu parayla “Dubai” turuna gidebilir, uçak, otel, kahvaltı dahil 3-4 gün geçirebilirsiniz. Ya  küçük bir cüzdan, ya da Dubai! Artık karar sizin…

10 bin dolara kol saati yazmışlar “alın” diye! Olur!!! baş üstüne! Hemen! Emrin olur!

1000 dolara uyuz görünümlü bir elbiseyi… Etiler sosyete pazarında bile bulabileceğiniz ama falan butikte satıldığı için 600 dolar olan sevimsiz bir pantolonu… “bu ne yaaa?” diyeceğiniz basitlikte görünen ama fiyatı 800 dolar olan “marka” bir pabucu, “Alın”emir kipiyle okuyucuya sunmalarına gıcık oluyorum.

Gazeteyi binlerce insan okuyor ama Türkiye’de kaç kişi bunları alabilir ya da o yerlere gidebilir, di mi ya?!

 

“Hey Allahım, yarabbicim” dedirten bir şey de şu:

TV programlarına katılan bir çok seyirci “KADIN” demek yerine “Bayan” diyor. Ayy çok sinirime dokunuyor bu BAYAN kelimesi!

KADIN olmak ayıpmış gibi neden
“Ben çalışan bir bayanım…”
“Çocuğu olan bir bayanım….”
“Evli bir bayanım…” deyip duruyorsunuz???
Allah aşkınıza KADINIM desenize! 

KADIN kelimesini bazıları bakire olmak, ya da olmamakla  özdeşleştiriyorlar da, ondan dolayı KADIN demek yerine mi BAYAN diyorlar acaba?!

Hani sanki “Neme lazım. Şimdi durduk yerde bakire olmadığım anlaşılmasın.” ya da
“Ben bir bakireyim, beni kadın zannetmesinler.” şeklinde bir gizli korunma durumu mu var ne?!

Eskiden mektup zarflarının üzerine yazılırdı:
“Sayın Bayan Ayşe…”, “Bayan Fatma…..” diye.
Bırakın yaa bu eski mektup zarfı üstü gibi konuşmayı! 

“Ben evli bir KADINIM…”,
“Çalışan bir KADINIM…”
“Ben KADIN olarak…”
demeye ağzınızı alıştırın artık! Çünkü siz, biz KADINIZ…  

KADIN olmak güzel şey. Nooolur gurur duyarak kullanın bu kelimeyi…

Siz KADIN oluşunuzla gurur duyun ki, erkekleriniz de size özlediğiniz, o çok istediğiniz değeri versin.

 

Füsun Önal

fusunonal@e-kolay.net


                                                                   Füsun Önal
'a teşekkürlerimizle

                                                                                   Denizce