| |

Son
demlerini yaþayan
sonbahar, güneþe
veda etmekte zorlanan bizlere kýyamýyor
sanki... Güneþin
bedenlerimizi olmasa da içimizi
ýsýttýðý
bir gün
çýkýyoruz
yola. Hava tahmin raporlarý
pastýrma
yazýnýn
da sona erdiðini
bildiriyor. Artýk
kasvetli kýþ
günleri
yakýn.
Son enerjisini
üzerimize
yollayan güneþin
tadýný
çýkarmak,
biraz da boðaz
havasý
almak için
sahil yolundan Sarýyer'i
geçip
tepelere doðru
týrmanýyoruz.
Rumeli Feneri istikametine doðru
giderken, sað
kolda Garipçe
tabelasýný
görüp,
saða
sapýyoruz.
Adý
gibi garip görünüyor...
Sessiz, sakin, kendi halinde bir yer. Zaman durmuþ
gibi. Sihirli bir el gelip, her þeyi seneler evvelki haliyle
dondurmuþ
gibi... Ýstanbul'a
bu kadar yakýn
olup da, özgünlüðünü
korumayý
baþarmýþ
bir yer bulmak oldukça
zor olsa gerek. Garipçe
Sarýyer'e
baðlý
9 köyden
biri. Karadeniz'in giriþinde
yer alan, Rumeli Feneri'ne doðru
giderken, küçücük
bir koyun yamaçlarýna
kurulmuþ,
100-150 haneli bir köy.
Boðaz'ýn
öte
tarafýnda,
kendisi gibi baþka
bir köy
daha var:
Poyrazköy.
Ýkisi
senelerdir, Boðaz'ýn
iki yakasýnda
birbirlerine komþuluk
ediyor. Garipçe
bir balýkçý
köyü.
Nüfusun
tamamý
balýkçýlýkla
geçiniyor
ve tamamýna
yakýný
da Karadenizli. Karadenizli derken,
özellikle
Rizeli ve Trabzonlularýn
meskeni olduðuna
dikkat çekelim.
Bütün
köy
ekmeðini
denizden çýkarýyor.
Balýkçý
teknesi olmayanlarýn
balýk
lokantasý
var. Bir yanýyla
yine balýkla
ilgileniyorlar yani. Garipçe'nin
ismi nereden gelir bilinmez ama, balýk
avý
mevsimi baþlayýp
da köyün
erkek nüfusu
yaz baþýnda
dönmek
üzere
balýða
gidince, garip kalýyor
Garipçe.
Bu aylarda köy
kadýnlara
emanet.

Garipçe'ye
yerleþen
Karadenizli ailelerin geçmiþi
120 yýl
öncesine
dayanýyor.
Turgut Coþkun'un
da dedesi gelmiþ
Rize'den. Denize bakan, taþ
döþeli
avlusu yosun kokan tek katlý
evinin bahçesinde
konuþurken,
balýkçý
bir ailenin hikayesini can kulaðýyla
dinliyoruz kendisinden. Turgut Reis de Rizeli ama aslýnda
Rize ile bir baðlantýsý
kalmamýþ;
dedeleri seneler evvel gelmiþ
buralara. Turgut Amca, nam-ý
diðer
Turgut Reis, ata topraðýný
merak edip 20 sene evvel ziyarete gitmiþ
memlekete... Rize'yi,
Çayeli'ni,
Gündoðdu'yu
o zamanki izlenimleriyle anlatýyor.
Garipçe
Karadeniz kentlerine
çok
benzediði
için
Karadenizlilerin buraya yerleþtiðini
söylüyor
Turgut Reis. Evin giriþinde
avluya açýlan
demir kapý
dahil, bütün
bahçenin
üstünün
asma ile kaplý
olduðu
dikkatimizi
çekiyor.
Masanýn
üzerinde
duran, içi
kokulu üzümle
dolu kaptan enfes bir koku yayýlýyor.
Üzümler
yörede
söylendiði
þekliyle Pepeçura
denilen tadý
için
ayrýlmýþ.
Siyah üzüm
ezilecek, içine
un ve su ilave edilerek yapýlacak
bu tadý.
Ýçerideki
mutfaktan enfes kokular gelmeye baþlýyor.
Bir süre
sonra, maharetli ellerden
çýkmýþ
Karadeniz Mutfaðý'na
özgü
nefis yemeklerle donanýyor
yemek masasý.
Karalahana dolmasý,
tereyaðlý
Laz Böreði,
mýsýr
ekmeði
ve onun ayrýlmaz
eþlikçisi
yoðurt,
daha önceden
yapýlýp
buzdolabýna
konmuþ
siyah üzüm
pepeçurasý,
yeni demlenmiþ
öz
be öz
Rize çayý...
Çay
ince belli bardakta.
|
 |
Bu gidiþle
balýk
yiyemeyeceðimizi
söylediðimde,
çözüm
önerisi
hemen geliyor "Gençsiniz,
þöyle
bir dað
bayýr
dolaþtýnýz
mý
tamamdýr,
yer açýlýr
midenizde". Turgut Reis artýk
eskisi kadar sýk
çýkmýyor
denize. Her zaman reislik yapmýyor.
Ama tam olarak da kopamýyor
meslekten, yaþý
ne kadar ilerlemiþ
olsa da, deniz onun için
bir tutku.
Þimdiki
teknolojiyle her
þeyin
kolay olduðunu
dile getiriyor. Artýk,
oldukça
pahalý
elektronik cihazlarla donatýlmýþ
teknelerde balýkçýlýk
yapýldýðýna
dikkat
çekiyor.
Elektronik cihazlar yardýmýyla
balýðýn
ekrandan görüldüðünü
anlatýyor.
Ahlaken, balýk
sürüsüne
en yakýn
tekne hangisi ise
þans
ona gülüyor
ve balýðý
o sarýyor.
Anlatýþýndan
balýkçýlýðýn
da deniz gibi bir tutku olduðunu
anlýyoruz
onun için.
Sadece o mu, eþi
de
öyle.
Eþ
balýkçýysa,
ailenin diðer
fertleri de bir tarafýyla
balýkçý
oluyor. "Az uðraþmadým
bunlarla" diyor Turgut Reis'in eþi,
Karadeniz kadýnýna
mahsus tadý-
sert ve bir o kadar da sevecen ifadeyle. "Balýkçý
teknesinin bir parçasý
gibi yardým
ettim;
çamaþýr
yýkadým,
að
tamir
ettim", diyerek devam ediyor. Lafýný
balla kesiyor Turgut Reis: "Eeee ne yaparsýn,
hayat müþterektir". |
Söz
sýrasý
yine ona geçiyor
bu vesileyle. "Hayatýmýz
denizde geçerdi.
Günlerce
koy koy dolaþýp
balýk
arardýk.
Biraz da þans,
kader meselesi... Bazý
günler
masraflarý
çýkarýr,
bazý
günler
de birkaç
haftalýk
avý
bir günde
yapardýk",
diyor. Binlerce balýðýn
aðlardan
çýkýp
tekneye döküldüðü
anýn
görüntüsü
hiçbir
þeye
deðiþmez.
Emeðin
karþýlýðýdýr
bu. Mutluluðun,
hazzýn
doruða
ulaþtýðý
son noktadýr.
Boðaz'dan
süzüle
süzüle
geçen
bir þilebe
takýlýyor
gözleri,
dalýp
gidiyor uzaklara... Kolay deðil
koca bir ömür
mavi ummanda geçmiþ.
"Seneler evvel Karadeniz'deydi galiba. 1981 senesi olabilir, bir
seferde tam 50 bin adet kofana yakalamýþtýk.
Hayatýmýn
en bereketli avýydý.
Ondan sonra bir daha
öyle
bir bereketle karþýlaþmadýk."
Gözlerimiz
açýlýyor;
bir defada 50 bin kofana... Kofana lüferin
dedesi olarak biliniyor. Epeyce büyük
bir balýk
yani. O kadar sýradan
bir þeymiþ
gibi anlatýyor
ki, iyiden iyiye
þaþýrýyoruz.
Ýster
istemez onaylatma gereði
duyuyoruz: "Elli bin mi?". "Evet doðru.
Hayatým
boyunca unutamadýðým
bir anýdýr"
diyerek onaylýyor
yýllarýn
kapataný.
"O zamanlar havayý
koklayarak anlardýk
ne olacaðýný,
tekne personeline ona göre
talimat verip hazýr
olmalarýný
söylerdik.
Vardiyalar halinde
çalýþan
personel sabaha kadar sürdürüyor
balýk
avýný.
Gecesi gündüzü
olmayan bir iþ
bu." Keþke
biraz daha zamanýmýz
olsa. Turgut Reis'in sohbetine doyum olmuyor ama yapýlacak
iþler,
çekilmesi
gereken fotoðraflar
var.

Köye
girerken sað
tarafta kalan kule ve tam karþýsýndaki
kale surlarý
Garipçe'nin
mutlaka gezilmesi gereken yerleri. Kale Cenevizlilerden kalma.
Boðaz'ýn
giriþinde
yer alan bu kale, ticaret yollarýný
kontrol ve savunma amaçlý
yapýlmýþ.
Kalenin üstüne
çýkýnca
muhteþem
bir Boðaz
manzarasý
karþýlýyor
sizi. Boðaz'ýn
hemen giriþinde
sýra
sýra
balýkçý
tekneleri. Kalenin içine
doðru
indikçe,
tarihi deðerlerimizin
ne denli titizlikle! korunduðuna
bir kez daha
þahit
oluyoruz. Daha sonra
öðrendiðimize
göre,
kalenin turizme kazandýrýlmasý
için
Garipçe
muhtarlýðý
senelerdir uðraþýyormuþ
ama bürokratik
engeller aþýlamadýðýndan
tarihi kale turizme kazandýrýlamýyormuþ.
Tarihi kale surlarý
çocuklar
için
oyun alanýna
dönüþmüþ.
Kale surlarýnýn
üzerinden
köyün
içlerine
doðru
yürürken
gerçekten
bir Karadeniz kentinde olduðunu
hissediyor insan. Bir iki katlý
ahþap
evlerin avlularýnda
oynayan çocuklarýn
neþeli
þamatasý
yaþama sevinci uyandýrýyor.
Günün
son ýþýklarý
çocuklarýn
gölgelerini
uzatýrken,
adýmlarýmýz
bizi sahildeki balýk
lokantasýna
götürüyor.
Elini uzatsan deniz... Havasýyla,
manzarasýyla,
doyulmaz lezzetleri ve
öyküleriyle
denize bu kadar yakýn
olmak ne mutluluk! Manzaralý
bir masaya
yerleþip,
mevsim balýðý
lüfer
sipariþ
ediyoruz. Ve
kalamar, yanýnda
salata, bol roka, limon...
Boðaza
giriþ
yapan gemiler
Ýstanbul'a
doðru
yavaþ
yavaþ
süzülürken,
gecenin mavisi
çökmeye
baþlýyor.
Dalgalarýn
hafif hafif kýyýya
vurmasýndan
çýkan
huzurlu þýkýrtýya
yan masalardaki konuþmalar
eþlik
ediyor. Biz de nar gibi kýzarmýþ
lüferin
tadýna
bakýyoruz.
Yazý ve Foto:
Ýbrahim Yoðurtçu
Kaynakça:
SeaLife -
Aralýk 2006
Ýbrahim Yoðurtçu'ya
teþekkürlerimizle
Denizce

09.02.2007
Ýletiþim:
KOPTUR Seyahat Acentasý
Nispetiye Cad. No:15/B
Etiler/Ýstanbul
Tel : 0212-351 0301
Faks : 0212-351 1190
info@koptur.com
www.dunyaninrenkleri.com
|
|