|
CEZAYİRLİ (Palabıyık) GAZİ HASAN PAŞA
(?1715 - Bulgaristan, 1790)
Sayılamayacak kadar büyük başarılara imza atan Gazi Hasan Paşa,
ülkemizde ilim ve eğitimin yayılması, donanma ve tersanede
ehliyetli, çağdaş mühendislik bilgilerine sahip kişilerin
çalışarak başarılı olması amacıyla,1773 senesinde, Haliç'te,
Tersane-i Amirenin Darağcı semtinde, büyük maçunanın bulunduğu
mahalledeki bir gözde, Tersane Hendesehanesini kurmuştur. Burası
1784'te Mühendishane-i Bahri Hümayun, 1795'te Mühendishane-i
Berri-i Hümayun, 1883'te Hendese-i Mülkiye mektebini doğurmuş ve
İstanbul Teknik Üniversitesi, Deniz Harp Okulu ve Yüksek
Denizcilik Okulunun kuruluşlarına ön ayak olmuştur.
Çeşme deniz savaşından sonra Rus donanması, Aleksis Orlof,
Spiridof ve Elfinston filoları ile Ege denizine hakim
olmuşlardı. Amaçları sonunda Çanakkale boğazını ele geçirmekti.
Aleksis Orlof, Başkomutan durumundaydı. 12 temmuz 1770 günü
Elfinston, Çanakkale boğazına hücum etti. Ancak istihkamlar
tahkim edildiğinden ve top atışları başarılı olduğundan Ruslar
geri çekilmek zorunda kaldılar. Bunu üzerine Ruslar bölgeye
hakim olan Limni adasını ele geçirmek için Limni kalesini
muhasara ve bombardımana başladılar (20 temmuz 1770). Çanakkale
boğazı muhafızı Ali Paşa'ya muhasara haberi iletilerek acele
imdat istendiği halde bir ay süreyle hiçbir yardım
gönderilmemiş, ancak Cezayirli Hasan Paşa İzmir'den Çanakkale'ye
gelerek imdada koşmaya teşebbüs etmiştir.
Limni kalesinde 400 Türk bulunmaktaydı. Kadınlar, çocuklar ve
ihtiyarlar da savunmaya yardım ediyorlar, kale bedeninden
topladıkları taşları taşıyarak, hücum eden Rusların üzerine
atıyorlardı. İngiliz ve İsveçli gönüllüler de muhasara eden
Ruslara yardım ediyorlardı. Kale teslim olmaya yanaşmayınca 4000
kişilik bir kuvvet kuşatmaya katılmak için karaya çıkarılmıştı.
Muhasara uzadıkça Limni kalesinde yiyecek, su ve cephane bütün
bütün azalmaya başladı. İmdat gelmesinden ümit kesilince kaleyi
teslim şartlarını Rus elçilerle müzakereye başladılar.
Cezayirli Hasan Paşa, Limni adasına yardıma gitmek üzere
kendisine asker ve tekne verilmesini İstanbul'a iletti. Baron de
Tott bu fikre karşı çıkarak başarı şansı olmadığını
söylediğinde, ricali devletten aldığı cevap şu oldu: "Harekat
başarılı olursa mesele yok. Ancak muvaffak olmazlarsa birkaç bin
serseriden kurtulmuş oluruz. "
Sonunda İstanbul'dan bir Hattı Hümayun gelerek Limni'ye yardım
edilmesi için Ali Paşa'nın 2000 nefer, Kaptan-ı Derya Cafer
Paşa'nın 1000 nefer kalyoncu vermesi emredildi. Cezayirli Hasan
Paşa, donanmadan ayrılmış olan 1070 kalyoncuyu yanına alarak
Seddülbahir Kalesi'ne gitti. Kendisine verilecek olan diğer 2000
askeri 7 gün bekledikten sonra durumu Ali Paşa'ya bildirdi.
Tekrar kendisine vaatlerde bulunuldu. Sonunda vakit kalmadığını
düşünerek kalyoncuların kayıklara binmesini emretti. Birkaç
çektiri ve firkate bu kayıkları himaye ediyordu. Bütün kayık ve
gemi adedi 23 parça idi. 1070 kalyoncu neferi ile gece
karanlığından istifade ederek 5-6 ekim arası denize açılıp
yelken bastılar. Rüzgar fırtınaya çevirip, firkate kaptanları
daha ileri gitmelerinin tehlikeli olacağını rapor ettiklerinde
bunlara önem vermedi. Böyle havalarda Rus kalyonlarının karakol
görevi yapmayacağını kestirmişti. Limni adasının kuzeyinden
geçerek Yüzbaş Limanı'na girdi.
Askeri kıyıya çıkararak kayık ve gemilere Çanakkale'ye
dönmelerini emretti. Askerlerine bu teknelerin asker getirmek
üzere gönderildiğini söyledi. Ayrıca geriye dönüş olanağını
ortadan kaldırmıştı. Kazanmaktan başka çıkış yolları kalmamıştı.
Cebri yürüyüşle Limni Kalesi'ne doğru yaklaştı. Yolda muhasara
altında olan Türklerin kaleyi teslim teklifini kabul
ettiklerini, kaleye beyaz çarşaf çekildiğini, ancak Rusların
henüz kaleye girmediğini öğrendi. Yerli Rumlara altın vererek
gidip Ruslara 12.000 düzenli asker geldiğini haber vermelerini
istedi.
Başlangıçta Ruslar bu habere inanmadılarsa da gece yapılan
sürpriz baskın üzerine paniğe kapılarak büyük kuvvetler
karşısında olduklarını sandılar. Bozularak gemilerine kaçtılar.
Kaçamayanlar ya esir ya da telef oldular. Hasan Paşa kaledeki
beyaz çarşafı indirip yerine kendi sancağını çektirdi. Denize
dökülen Rusların Lilmni'de başarı şansları kalmadığının
anlaşılması üzerine donanmaları da çekilmek zorunda kaldı. Kale
hemen onarıldı ve tahkim edildi. Ruslar bir süre sonra kaleye
gelen yardımın gerçek gücünü öğrenince Limni Kalesi'nin önüne
tekrar geldiler ve karaya asker çıkarmaya kalkıştılar. Ancak
morali düzelmiş olan Türkler karşısında bir kez daha
başarısızlığa uğrayarak, geri çekildiler ve gemilerine binip
uzaklaştılar.
Padişah bu zafer üzerine Hasan Paşa'ya altın bir çelenk ve
murassa kılıç göndermiştir. Bundan böyle bütün belgelerde gazi
ünvanı ile anılmıştır.
Gençliğinde Cezayir Ocaklarına yazılmış, orada yükselerek
Tlemsen beyliği, daha sonra Çanakkale Boğaz Muhafız ve
Seraskerliği yapmıştır.
Çeşme faciasında kapudane rütbesiyle bulunmuş, bu yenilgi
sırasında gemisiyle büyük kahramanlık göstermiş, üç ambarlı bir
Rus gemisini batırmıştır. İnabahtı yenilgisinde başarılı olan
Uluç Reis'e benzer durumda, başarılarından dolayı Kaptan-ı
Deryalığa getirilmiştir (Ekim 1770). 27 Şubat 1774 günü
azledilerek Anadolu Valiliğine ve bir süre sonra Rusçuk
Seraskerliğine atanır.
1774 yılı temmuz ayı sonunda tekrar Kaptan-ı Deryalığa
getirilir. 1775'te Akka kalesini geri alır. 1787'de Mısır
Kölemen beylerini Kahire'den kovar. 1789'da Rus donanmasını
Karadeniz'de mağlup eder. 1789'da azledilerek Tuna cephesine
memur edilir. Özi Seraskeri olur. İsmail kalesini büyük bir
başarı ile savunarak Rusları yener.
3 aralık 1789'da Sultan III. Selim, Cezayirli Hasan Paşa'yı
takdir ederek sadrazamlığa getirir. 77 yaşında olan Hasan Paşa
bu önemli görevde üç ay kalır. Kış mevsiminde orduyu
düzenlemekle uğraşırken hastalanarak 1790 yılı martında, 29'u
30'a bağlayan gece humma-i muhrika'dan dolayı vefat etmiş ve
Şumnu'da Bektaşi tekkesine gömülmüştür.
|