|

Özünde bütün
işletmeler aynıdır. Hepsinin muhasebesi, bilançoları, aktif
pasifleri, kar ve zarar hesapları vardır. Kar amacı gütmeyen
sosyal kuruluşların, vakıfların ve yardım kuruluşlarının
bile muhasebesi vardır. Sonuçta hepsi bağlı olduğu devletin
vergi usül kanunlarına uymak zorundadır.
Gemi
işletmeleri de diğer şirketler gibi kar etmek amacıyla tesis
edilmiş ticari firmalardır. Bu firmalar bir çok ana ve alt
başlıklar altında toplanmış olup üzerine işaret koyduğum
konu bu yazının başlığında belirttiğim gibi armatörlük
müessesesi ve armatör adına gemi işletmeciliği yapan
firmalardır.
Anlatmak
istediğim gemi işletmeciliği’nin ne olduğu değil; diğer
işletmelerden neden ve niçin daha farklı olduğu konusundaki
edindiğim tecrübeler ve yaşadığım sonuçlarıdır.
Görüşlerim
tamamen kendi gözlemlerim olup amacım bir tartışma ortamı
yaratmak değildir. Tenkit ve tavsiye mesajları veren veya
vermeye çalışan misyoner bir yazı da değildir. Anlatmak
istediğim birbirine kenetlenmiş karadaki ve gemideki
denizcilerin karşılıklı anlayış, birlik ve beraberlik ile bu
dünyanın en zor mesleğini nasıl daha iyi yaşadıklarıdır.
Bu yazı
hayata dair bir sevgi yazısıdır.
İster
kaptan-baş mühendis isterse miço olsun, bütün denizcilerin
hikayeleri bir işletmenin personel müdürünün karşısında
başlar. Aslında personel müdürünün karşısına geldiğinde
hakkında gerekli ön araştırma yapılmıştır. Daha önce
çalıştığı şirketlerin hangileri olduğu, hangi tip gemilerde
çalıştığı ve son çalıştığı firmadan neden ayrıldığı
özellikle yöneltilen ve cevabı üzerinde titizlikle durulan
sorulardır. Hangi kademede olursa olsun mutlaka kendilerine
resimli bir form doldurulması rica edilir. Yanında form için
gereken fotoğrafı ve kalemi olmasa da üzerinde çok
durulmaz; bir sıcak bardak çay ile hem ön görüşmeler hem
gündelik işler yapılır. Karşılıklı olumlu izlenimler
sonucunda şartların konuşulmasına geçilir. Çaylar
tazelendiğinde artık anlaşma yapılmış ve çocukların
yaramazlığına geçilmiştir. Şirketin kestiği gemiye katılma
ordinosu ise yeni ufuklara açılan, umut, macera ve hasret
dolu, dönüş tarihi belli olmayan bir bilettir.
Günümüzde
macerasever gezginler bile gideceği yeri ve neler
yaşayacağını üç aşağı beş yukarı bilir. Ama hat seferi yapan
gemilerde çalışanlar dışındakiler bunu bilmez ve bilemez.
Yat artık
denizci
Yarın çıkıyorsun
Uzun bir
yola erkenden
Koy uzak bir
köşeye çantanı
Sana uzak
kapıya yakın
Zehir
etmesin son akşamı
En uzun
gecedir evde son gece
Koklar
durursun her köşeyi
Yüreğin
sıkışır onlar uyurken
Sakın unutma
veda etmeyi
Mutlaka son
defa öper gibi öp
Onlara
hissettirmeden
Kapıyı
çektikten sonra
Bakma artık
arkana
Eğer dönmek
istiyorsan eve
Ört üstünü
dertlerin
Boğuşma
artık zamanla
Bir yumrukta
kır bütün saatleri
Geldiğinde
ise gemine
Bak işte
evime geldim de
Şükret dua
et haline
Yorulmadan
yatma yatağına
Acıktığında ye susadığında iç
Düşünme
geminden ve kendinden başka
Sakın üşenme
hiçbir şeye
Kuru sıkı
yoktur
Hep tedbirli
ol denizde
Bulmak için
döndüğünde
Bıraktığın
gibi her şeyi geride
Yaşa sadece
ama sadece
Denizin ta
kendisini
Karada
edindiği güzel izlenimlerle güven içinde gemisine ayak basan
denizci artık evindedir. İşletmesinin arkada olduğunu bilir
ve güven içindedir. İşletme onun hangi şartlarda görev
yaptığını ve vermiş olduğu sorumluluğun farkındadır. Onlarca
milyon dolarlık bir gemi ve bir o kadar değerinde yükü ile
denizler ve okyanuslarda onlarca gün boyu binbir çeşit
iklim, hava deniz şartlarında, kara yüzü görmeden doğanın
sayısız sürprizlerine gebe olarak görev yapacaklardır.
Denizci; ülkesinin bayrağını taşıyan o geminin aynı zamanda
milli servet olduğunu bilir ve onu evinin mobilyalarına
gösterdiği özenle sever ve korur.
Denizde
çalışanların çalışma koşullarının zor olduğunu herkes
söyler ama bunu en iyi şekilde idrak etmek ancak ve ancak
yaşayarak olmaktadır. Bu sebepten denizcinin halinden
denizci anlar sözü geçerli olup deniz işletmelerinin
ofislerinde eski denizci veya denizci kökenli müdür veya
personel çalıştırmak gerek işveren gerek çalışanın her zaman
lehine olmuştur.
Denizde ve
kara işletmesinde çalışan emekçilerin çalışma koşulları
arasında belirgin farklar vardır. Bunlardan bazılarını
aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.
1.
Karada
belli bir saate mesainiz biter ve öbür yaşamınız başlar.
Denizde mesai 24 saattir. Başka bir yaşamınız yoktur.
2.
Karada akşam
olduğunda gideceğiniz bir eviniz, aileniz vardır.
Geminiz sizin evinizdir. Başka gidecek yeriniz ve yaşam
alanınız yoktur.
3.
Karada akşam
uykunuz geldiğinizde yatağınıza yatıp uyursunuz.
Denizde uykunuz geldiğinde yatıp uyuma şansınız yoktur.
Geminin işleri ve koşulları müsaade ettiği zaman dilimleri
arasında uyuyabilirsiniz. Bu yarım saat veya bir saat de
olabilir. Gece ve gündüz arasında bir ayırım yoktur.
4.
Karada akşam
olduğunda yatağınızda sevdiklerinize, ailenize ve
çocuklarınıza sarılıp uyuma şansına sahipsinizdir.
Denizde, eğer rüzgardan elinizden uçup gitmemişse sadece
resimlerine bakıp ağlarsınız.
5.
Karada
takvim çok önemli değildir. Hayatı etrafınızda
hissedersiniz.
Denizde takvim vazgeçilmezdir. Onu mutlaka kamaranızda
istersiniz.
6.
Karada
hastalandığınızda en azından evde sıcak bir çorba akşama
sizi beklemektedir.
Denizde hasta olmayı bir kenara bırakın, fırtınalı havalarda
fındık kabuğu misali bir o yana bir bu yana sallanan gemide
haftalarca bir tas çorbayı hayal bile edemezsiniz.
7.
Karada bir
tatil günü sabahı üzerinde boyası ıslak günlük gazetenizi
alıp tuvalette keyif yapabilirsiniz.
Denizde mideniz kalkmasın diye yediğiniz kuru gıdaların
mükafatı saatlerce tuvalet taşında oturma sonucu oluşan
bacak ve baldır tutulmasıdır.
8.
Karada sabah
kalktığınızda eşinizin katlayıp dolaba koyduğu mis kokan
çamaşırlarınızı giyersiniz.
Denizde ise eğer vakit bulabildiyseniz kendi yıkadıklarınızı
giyersiniz.
9.
Karada hasta
olunca doktora, dişiniz ağrıyınca diş hekimine, ilaç için
eczaneye, alışveriş için bakkala veya markete, pasta almak
için pastaneye çocuğunuza oyuncak almaya, hava güzelse hafta
sonları çocuklarla piknik yapmaya, kayınbirader ile maç
seyretmeye, sinemaya, tiyatroya, konsere veya arabanızı
tamire gidebilirsiniz.
Denizde ise hasta olunca efendi kaptana, karnını doyurmak
için yemek salonuna, uyku dışında dinlenme saatlerinde yemek
masasının yanındaki oturma grubuna geçersiniz. Belki hava
güzelse güvertede yüz adım atabilirsiniz. İşte hepsi o
kadar.
10.
Karada yeni
arkadaşlar edinebilir, sabah yolda güzel bir kızla
tanışabilir, ömür boyu sürecek bir dostluğun temelini
atabilir, bir arkadaşınızın düğününde cici bir hanımla dans
edebilir ve ona yuva kurmayı teklif edebilirsiniz. Her gün
yaşam adına yeni bir gündür ve her yeni gün önünüzde gelecek
vaat eden olaylarla doludur.
Denizde zaman durmuştur. Denizcinin diğer mürettebat ve
yunuslardan başka arkadaşı yoktur. Denizcinin limanlardaki
kısa molalarında onun en iyi arkadaşı cebindeki dolarlardır.
Onun dışında anlatılanlar bu çilekeş insanların hayatına
diğer insanlar tarafından yamanmıştır. Büyük çoğunluğu hayal
ürünüdür bu sebepten pek kulak vermeyin.
Burada büyük
ölçekli bazı diğer işletmelerden küçük örnekler vermek
istiyorum. Örneğin bir madeniniz veya bir iplik fabrikanız
var ise, sizin istediğiniz şartların veya koyduğunuz
kuralların yerine getirilip getirilmediğini günün her
saatinde kontrol edebilirsiniz. Denizde ise bütün
servetiniz, gönül birliği yaptığınız ve sizin seçtiğiniz
denizcilere emanettir. Dünyanın sayısız ve karmaşık doğa
şartlarında, medeni ve medeni olmayan ülkelerinde ve
denizlerinde, önce can ve mal emniyetini sağlayarak
ticaretin gereklerini yapacaklardır. Becerikli, akıllı,
kıvrak zekalı, uyanık, soğukkanlı, dürüst, çalışkan,
işletmesi ile uyum içinde ve mesleğini iyi bilen insanlar
olmak zorundadırlar. Onların mesaisi sadece ticaret için
değil; kendi canları ve onları geride bekleyen bakmakla
yükümlü oldukları aileleri içindir. Denize yatırım büyük
özveri ve cesaret ister. Bu sebepten gemi sahiplerinin
çabaları göz ardı edilemez ve saygıyı hak eder. Bütün “ekmek
kavgaları” da mutlaka kutsaldır ancak denizcinin kavgası
çok daha özel bir yerdedir ve bütünüyle göz önüne
alındığında tartışmasız en zor olanıdır.
Gelelim iyi
bir gemi işletmecisine;
Tartışmasız
ticari kararlarında başarılı olmalı ve gemisini en verimli
şekilde çalıştırmalıdır.
Bunun yanı
sıra;
1.
Ödeme
planlarını yaparken sadece geçmiş ayın değil; bir sonraki
ayın maaşlarını da düşünmeye gayret etmeli. Nakit akışı
içinde gemi personeli maaşlarını büyük karakterler ile
işaretlemeli.
2.
Denizde
çalışanların maaşlarını her ayın ilk mesai gününde
hesaplarına yatırmaya azami gayret etmeli.
3.
Bayram,
yılbaşı, okulların açılması gibi özel günlere denk gelen
maaş ödemelerini mutlaka en geç bir iki mesai günü
öncesinden gemi personelinin hesaplarında olacak şekilde
yapmaya çalışmalı. Yeni okula başlayan çocuğuna kitap,
defter, önlük alacak olan gemi adamı ve ailesinin heyecanı
ile filosuna yeni katılan bir geminin deniz iniş töreninde
gemi sahibinin duyduğu heyecan arasında özünde bir fark
yoktur.
4.
Kaptan ve
gemi adamlarını özellikle yurt dışı limanlarda kasasında
dövizsiz bırakmamalı.
5.
Denizcinin,
kara işletmesini arayan ailesine karşı her zaman kibar ve
anlayışlı olmalı. Elinden gelenin ve yapılması gerekenin en
iyisini en kısa zamanda yapmaya gayret etmeli. Özellikle
merak içinde kalan ailelere mutlaka haber ulaştırmalı.
6.
Denizcinin
kumanya ve diğer ihtiyaçlarını karşılayabileceği limanlar ve
acentalar ile önceden temasa geçerek maliyetlerini bir an
evvel tespit etmeli. İkmal yapma imkanı olmayan liman veya
limanları önceden öğrenmeli veya aşırı maliyetler yüzünden
gereken ikmalleri yapamayacak durumda
kalmamak için gemisinden her zaman bir adım değil; birkaç
adım önde olmalı.
7.
Bayramlar,
yılbaşları ve her yazışmada tüm denizcilere iyi dileklerde
bulunmalı. Duacı olmalı ve hayırlı selametler dilemeli.
8.
Kaptan gemi
sahibinin temsilcisidir. Onun dünya denizlerinde ve
limanlarında gemisini gururla gezdirmesini temin etmeli.
Gemisine bakan armatörün kaptanı işine sahiptir ve başı her
zaman diktir.
9.
Bulunduğu
makamın ona emanet olduğunu hiçbir zaman unutmamalı.
Elindeki imkanları kullanırken adaletli olmalı ve asla
haksızlık yapmamalı.
10.
Eşinin
yemekten sonra mutfakta pişirdiği kahve kokusu burnunda;
akşam yatağında huzur içinde uyuyakalmış çocuklarının
yanağına bir öpücük kondurduğunda aylardır babasız
çocuklarını göğsüne bastırmış sabır taşı anneleri ve
denizdeki babaları hatırlamalı.
11.
Akşam
dostlarla bir yemek davetinde kadeh kaldırırken; sigara
yerine gazete kağıdına çay sarıp içen, yıllarda tank suyu
içmekten ağzında diş kalmamış, aylar yıllar boyu evinden
uzak denizcileri hatırlamalı.
12.
Evden
çocuğun ateşlendiğini haber verdiklerinde nasıl telaş ve
sabırsızlık ile eve koşturduğunu; aynı şeyleri yaşayan
denizcilerin ise binlerce mil uzakta karanlıkta dalgalarla
boğuşmaktan ve dua etmekten başka ellerinden bir şey
gelmediğini unutmamalı.
Deniz hiçbir
zaman şakaya gelmez.
Eğer ömrünün
sonuna kadar geceleri yatağında dönüp durmak istemiyorsan
vicdanın her zaman rahat olacak şekilde yaşamalı ve
yaşatmalısın.
Sekiz aydır
memlekete uğramamış bir gemiye gidecek kolinin içine koyulan
iki takım gazetenin gerçek bir hazine olduğunu unutmayın.
İnce düşünen
bir deniz işletmecisi için gönül bağı kurduğu denizcileri
ile tıkır tıkır çalıştırdığı gemiler ve çocuklarının
gözlerinin içine bakarak onları kucaklamaktan daha güzel ne
olabilir?
Hürmet edin
hürmet
Sakın ıskalamayın denizi
İçinizdeki
ışığı yakmak için
Ona
ihtiyacınız var
Allah her
şartta bütün “denizcilere” selamet versin.
Kpt.
Talip Özcengiz'e teşekkürlerimizle
Denizce

|