| |
http://www.yankiyazgan.com
Genç olmayan
bir grupta, 25 yaşındakilerin milletvekili seçilmeye ehil olup
olmadığı tartışmasına tanık oldum. Tartışmada 'yeni ve genç
vekillerimiz şimdikileri aratacak mı acaba?' kaygısını dile
getirenlere karşı çıkanlar olarak, aklımıza ilk o geldiği için,
ülkemizin genç nüfusunu öne sürdük: 'Genç bir toplumu gençler
temsil etsin. Türkiye'nin yaş ortalaması 27.5 ise, TBMM'ye
seçilme yaşının 25'e indirilmesinden doğal ne olabilir?'
Buradaki hesabımızı, basitçe bir yaş ortalaması almak gibi
düşünen yaşlıcılar; çocuk yuvası yöneticisi olabilme yaşını da
3.5'a indirmemiz gerekmez mi, diye yanıtladılar (yuva
çocuklarının 2 ile 5 yaş arasında, çoğunun 4'ten küçük olduğu
varsayımıyla ve temsil adaleti gereği). Oysa, durum öyle değil.
Gençlik
yetişkinlerin icadıdır. Gençlik, yetişkinlerin kendi
hayatlarının bir dönemi için icat ettiği, gençlerin kendilerinin
ne olduğunu pek düşünme gereksinimi duymamalarından ötürü pek de
kullanmadıkları, bir terimdir. Gençlik, gençlik dönemini geride
bırakmış olanlar içinse, hem özlemle anılan hem de
hatırlandığında kasvet duyguları yaratan bir dönemdir. Belki çok
farklı yaşamış olmayı istediğimiz, belki yapılamayanların, yarım
kalanların ağır bastığı, bir kaçmış fırsatlar zamanıdır. Belki
de, gençliğimizdeki ütopyaların bire bir gerçekleşmediğini artık
fark ettiğimiz bugün, bize o dönemi bir kasvet penceresinden
gösteriyor da olabilir. Her daim 'coşkun ve neşeli' gençler ise,
uzun sürecek bir geleceğin ve bilinmezliğin üzerlerine çökecek
kasvetini, 'acayip eğlenerek' olabildiğince ileriye öteleme
gayretindedirler.
'Gençlikte,
gelecek uzun sürer.' Bu gençlerin Meclislere gelmesinden, her
şeyi berbat etmeleri olasılığından korkmalı mıyız? Bir bakıma...
Genç dediğin insan, önünde uzun sürecek bir gelecek olan
kişidir. Gelmek bilmeyen bu geleceği beklemekten sıkılması, biz
yetişkinlere telaş ya da kendini bilmezlik gibi gelebilir.
Geçmişi henüz oluşmakta olan genç, hayat karşısındaki
hazırlıksızlığını, bazen çokbilmişlikle telafi etmeyi
deneyebilir. Heyecanla hareket eder, sonunu görmedikleri
yollara, cesareti aşan bir cüretle girerler. Ama, her şeyden
önemlisi, niyetleri saftır, tutkuları yoğundur. Bu da, onları
eşsiz kılar.
Gençler
Meclis'te, Meclis dışında olduklarından çok daha etkili, çok
daha anlamlı bir biçimde varolabilirler. Yetişkinlerle gençlerin
Meclis'teki 'koalisyon'u, gençlerin her şeye hazır, ama
hazırlıklarını yapmamış beyinlerinin verimini en üst noktaya
çıkartabilir. Gençler Meclis'te gençler tarafından temsil
edildikleri, karar alma süreçlerine katıldıkları, siyaseti
etkileyebildikleri ölçüde, gençlere özgü 'zaaf'lardan
sıyrılabilirler. Meclislerde yer almaları, yaş ortalaması 27.5
olan toplumumuzdaki gençlerin hazırlıklarını tamamlamalarını,
yerlerini bulmalarını sağlayacaktır.
Hayattaki
yerimiz, nerede durduğumuz, hele yerimizi bulmamız, beynimizin
işleyişini, ruh halimizi doğrudan etkiler.
Beyin duruma
göre işler. Pavuryalar dünyasından bir örnek vereyim. Pavurya,
eti lezzetli bir deniz kabuklusu türü. Bizim için önemlisi ise,
statüye göre değişen bir davranış tarzı göstermeleri.
Açıklayayım: İki pavurya bir araya gelse, birisi baskın, diğeri
ise (gençlerin gaddar terminolojisini kullanırsak) ezik bir
tutuma giriyor. Kim baskın, kim ezik kuyruğunu tutuşundan
anlıyorsunuz. Kuyruk refleksini kontrol eden sistem serotonin
adlı kimyasalın etkisiylle harekete geçiyor. Ancak, serotoninin
salgılanması kuyruk refleksini tetiklediğinde, kuyruğun aşağı mı
yukarı mı gideceği, pavuryanın o ikili ilişkide konum olarak
baskın ('dik') ya da ezik ('düşük') olmasına bağlı.
Bu deneyler
dizisinde kritik olan adım, iki çift pavuryadan ezik olanların
bir araya alınması. İki ezik pavurya bir araya geldiklerinde,
birisinden birisi baskın role geçiveriyor. Eski ezik, yeni
baskın pavuryanın kuyruğuna (deney icabı) serotonin enjekte
ettiğimizde, bir zamanlar aynı işlemi yaptığımızda düşük olan
kuyruğun, yeni kazanılan konuma bağlı olarak, dikleştiğini
görürüz. Pavuryanın sinir sisteminin işleyişinin, pavuryanın
toplumsal duruşuna göre değişmesi bana tek bir atasözünü
hatırlatır: Taçlanan baş akıllanır.
Gençlerin
Meclis'e girebilmesi, tüm gençlerin toplumsal konumunu farklı
kılacaktır. Gençlerin beyinsel hazırlıklarını tamamlamalarını
beklemeye gerek yok; uygun yere yerleşmelerine yol açalım,
yeter. Konumu düzelen pavuryanın kuyruğunu hatırlayın. Beyin de,
gencin hayattaki yerine, yüklendiği göreve göre işleyip, duruma
ayak uyduracaktır.
Prof. Dr. Yankı Yazgan'a
teşekkürlerimizle
Denizce

22.05.2007 |
|