|
Güneş hepimizin bildiği gibi dünyamızın etrafında döndüğü
bir yıldızdır. Dünyada yaşamın kaynağıdır. Güneşin enerjisinin
azalması veya yok olması dünyanın enerji kaynağının azalması
veya yok olması anlamına geleceğinden yaşamın sonu anlamına da
gelir.
Dünyadaki yaşam için mutlaka gerekli olan Güneş’in;
diyalektikteki “zıtların birliği” yasası gereği zararları da
vardır. Gerek insanların davranışlarındaki değişiklikler gerekse
de Ozon tabakasının incelmesi Güneş’in zararlarını daha da
arttırmıştır.
Güneş ışınlarından bize zararlı olanları ultraviyole
(Morötesi) ışınlarıdır. Ultraviyole ışınlarının 3 çeşidi vardır;
A, B ve C. Ultraviyole C dünyaya ulaşmaz. Ultraviyole
ışınlarının %95 ni oluşturan ultraviyole A bronzlaşmadan
sorumludur ve camdan geçer. Ozon tabakası tarafından filtre
edilemez. Ultraviyole B ışını ise güneş yanıklarından ve cildin
yaşlanmasından sorumlu olmakla beraber asıl tehlikesi kanserojen
olmasıdır. Yani cilt kanserine yol açmasıdır. Ozon tabakası
tarafından filtre edilir ve camdan geçemez.
Güneş ışınlarının zararlarını şu şekilde sıralayabiliriz:
1. Güneş yanığı yapar
2. Geçici olarak bağışıklık sistemini baskılar.
3. Güneş ışınına duyarlı cilt hastalıklarını alevlendirir.
4. Derinin destek dokularına zarar vererek deride kırışıklığa
yol açar.
5. Deride melanin pigmentinin artmasına yol açarak deriyi
koyulaştırır.
6. Gözde katarakt oluşumuna yol açar.
7. Deri kanserlerine yol açar.
20. yüzyıl başına kadar yanık ten yoksulluğun, bedenen
çalışmanın göstergesiydi. Beyaz ten makbuldü ve zenginliğin
simgelerinden biriydi. Cilt kanseri çiftçilerin, balıkçıların
neredeyse meslek hastalığı şeklinde düşünülüyordu. 1920 yılların
başında o zamanın ünlü modacısı Coco Chanel Fransa
Riviera’sından ABD’ye yanık bir tenle döndü. Bu olay modada
bronzlaşmanın yer almasına yol açtı. Yanık ten artık zenginlerin
vazgeçemedikleri bir moda akımı oldu. Tatil anlayışları değişti;
deniz ve kum ve de kumsalda güneşlenme tatil deyince ilk akla
gelen şey olmaya başladı. Yazı bekleyemeyenler solaryumlara
koşmaya başladı (ABD de solaryumlarda senede 1 milyar dolar para
harcanmaktadır).
İnsanların davranışlarını değiştiren bu moda akımının sonucu:
20 kat artan Malign Melanom. Malign Melanom sadece derinin
değil tüm vücut kanserlerinin en ölümcülü olan bir kanser
türüdür. Bronzlaşmanın ağır bedellerinden biri olarak karşımıza
Malign Melanom çıkıyor. Malign Melanom daha çok ultraviyole B
ışını tarafından tetikleniyor. Diğer yandan Ozon tabakasının
incelmesi, ultraviyole B ışınının filtre edilmesini azaltmakta
ve güneş ışınlarının kanserojen etkisinin daha da artmasına yol
açmaktadır.
Güneş ışınları tüm cilt kanserlerinin %90 nından sorumludur.
Bronzlaşma modası nedeniyle değişen insan davranışları güneş
ışınlarına daha çok maruz kalmamıza yol açmış (Güneş’te bir kez
bile iyice bronzlaşan bir kişinin cilt kanserine yakalanma riski
6 kat artıyor), çevreyi hoyratça tüketmemiz nedeniyle incelen
Ozon tabakasının azalan güneş ışını filtrasyon gücü güneş
ışınlarının kanserojen etkisini daha da arttırmıştır. Sonuç daha
fazla cilt kanseri, daha fazla acı, daha fazla sağlık hizmeti
tüketimi... Daha fazla kırışık ciltler ve daha fazla kozmetik
tüketimi...
Ne yapmalıyız?
Güneş
Işınlarından Korunma
Deri kanserlerinin %90 nı güneş ışınlarının tetiklemesi
sonucu oluştuğunu gösteriyor yapılan çalışmalar. Yine yapılan
araştırmalarda son yıllarda deri kanserlerinin çok arttığı en
tehlikeli türü olan Malign Melanom’un 20 kat daha sık görüldüğü
saptanmış. Avustralya’da yaşayanların yarısı deri kanserine
yakalanmaktadır. ABD de yılda 33.000 ni Malign Melanom olmak
üzere 760.000 yeni deri kanseri olgusu saptanmaktadır.
Her kanserde olduğu gibi deri kanserlerini de erken yakalamak
kesin tedavi için çok önemli. Onun için ilk belirtilerde
gecikmeden doktora başvurmak çok önemlidir.
Deri kanserlerinin ilk belirtilerinden bazıları şunlardır:
1. Başlangıcından itibaren 3 hafta geçmesine rağmen
iyileşmeyen yaralar.
2. Devamlı kaşınan, kabuklanan, kanayan leke veya yaralar.
3. Büyüklüğü, kalınlığı, yapısı değişen, kenarı düzensizleşen
benler ve kahverengi lekeler.
4. Rengi çok kısa sürede koyulaşan, büyüyen, kaşınan ve
üstündeki pürtüklenmesi arttan benler.
Yukarıdaki belirtilerden biri veya birkaçı görüldüğünde en
kısa zamanda bir cildiye Uzmanına gözükmek erken tanı ve tadavi
açısından önemli avantajlar sağlayabilir.
Gerek deri kanserine yakalanma olasılığını azaltmak, gerek
cildimizin erken yaşlanıp kırışmasını engellemek gerekse erken
katarakt olmamak için güneş ışınlarından korunmamız gerekir.
Özellikle bebek ve çocuklarda güneş ışınları çok daha fazla
zararlı olduklarından bebek ve çocuklarımızı güneş ışınlarından
daha titizlikle korumalıyız.
Güneş ışınlarından korunmanın en etkili yolu güneşli
alanlara çıkmamaktır. Gündelik yaşantıda bu mümkün
olamayacağından güneşli alanlara güneşten korunarak çıkmamız
gerekir. Uzun kollu ve açık renk gömlekler, elbiseler, şemsiye,
kenarları en az 10 cm olan şapkalar, güneş gözlükleri, güneşten
koruyucu çok faktörlü kremler (Koruyucu faktör sayısı arttıkça
koruma süresi uzar, kremlerin ortalama 2 saat koruduğu kabul
edilir), bronzlaşma modasına uymamak bizi güneşin zararlı
ışınlarından korumaya yardımcı olacaktır.
Tüm koruyucu önlemlere rağmen güneşli havalarda saat
11.00-16.00 aralarında çok zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması
önerilmektedir.
Bulutlu havalarda güneşi görmememize rağmen güneş ışınları
azalmakla birlikte bizi etkilemeye devam etmektedir.
Bulutlanmanın koyuluğu ışınların miktarını etkilemekle birlikte
tam engellememektedir. Bulutlu havalarda da güneş ışınlarına
maruz kaldığımızı bilmek korunmak için önemlidir. Diğer yandan
ağaç gölgelerinin en koyusunda ışınların ancak %60’ı
engellenmektedir. Gölgelerde de korunma önlemleri bu nedenle
gereklidir.
Yaşam kaynağımız olan güneş, ışınları ile yaşamımızı olumsuz
etkileyebilmektedir. Hayatımızın çok geniş bir kısmında güneş
ışınları ile karşı karşıyayız. Güneş ışınlarından korunma
davranışlarını topluma yaygınlaştırılması koruyucu sağlık
hizmetleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Sağlık
kuruluşları bilgilendirme, tanı ve tedavi görevlerini titizlikle
yerine getirirken her bireye de kendisini güneş ışınlarından
koruması konusunda önemli sorumluluklar düşmektedir.
Dr. Nedim İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

|