e-mail
    
    denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler

Haftalık    

  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  02.09 - 09.09   36. Hafta

 Reyting: 83.453  [Haftalık]    

 

 

Haftanın Yorumu

 

 

Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar.
Aşk kendinden emin bir şekilde sorar.
   "Ben senden daha candan ve daha yakınım. Sen niye varsın ki bu dünyada?" Arkadaşlık cevap vermiş
   "Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek için "

 

                                                                   Füsün Oray'a teşekkürlerimizle

 

 

Arkadaş

Orta Asya'da, savaşın ok ve yay ile yapıldığı dönemlerde Türk savaşçılar, arkalarından gelebilecek bir saldırıyı önlemek için, sırtlarını önceden bu amaçla hazırlanmış bir TAŞ'a dayarlardı. Bu taş "ARKA-TAŞ" veya Azerbaycan'daki telaffuzuyla "ARKA-DAŞ" olarak adlandırılırdı. "Dostluk" kavramının zaman içinde, insanın arkasını yaslayabileceği ve kendisini olabilecek kötülüklerden koruyacağı fikri ile özleştirilmesi sonucu "arkadaş" kelimesi "dost" anlamında Türkçe'mizdeki yerini buldu.

Sırtınız "arka taş"sız kalmasın.

 

 

                                                                   Arzu Gülal'a teşekkürlerimizle

 

 


Haftanın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi

 

BEN SANDIM GELOOR...

 

Bir devir İstanbul’unun en gözde semtlerinden Koca Mustafa Paşa’nın sahil kesimi, pırıl pırıl bir Marmara ve Samatya’dayız.

 

Bitişik nizam masif demir kapılı iki ev. Birinde Hayganoş yaşıyor, diğerinde de Agop. Bütün çocuklukları beraber geçmiş, beraber yaşamış, birlikte büyümüşler. Dillere destan bir aşk öyküsü.
 

Agop’un babası iyi bir zenaatkar. Özellikle metal ve kalıp işlerinde son derece becerikli. Kendince yaptığı mutfak gereçleri ve çatal bıçaklar, her gün daha çok müşteri buluyor. Samatya’dan Şişli’ye, oradan “Indoor swimmingpool” Bebek’te bir villaya.
 

Hayganoş’un babası ise genç yaşta sizlere ömür. Madam Agavni biricik kızı Hayganoş’una hem analık etmiş, hem de babalık.
 

Agop’un Hayganoş’una olan aşkı ise hiçbir zaman azalmamış. Askerlik de bittikten sonra artık vaktin geldiğine karar verip, açmış durumu babasına.
 

Baba hiddetli ve kızgın. Biricik veliaht oğlu, hiçbir ticarî itibarı olmayan, maddî bir değeri bulunmayan rahmetli kömürcü Antranik’in kızıyla mı evlenecek?

 

Olacak iş değil!
 

Hemen tezgâhı kurup, sonradan olma yakın arkadaşı Yetvart’ın kızı Surpik ile Agop’u evlendiriverir. Üç Horan da yapılan muhteşem düğün... Son derece rahat saygın bir yaşam, sosyetik itibar, hiçbir şey Agop’un Hayganoş’una olan aşkını, sevgisini ve ilgisini küllendiremez.
 

Yıllar, yılları kovalar, yaş kemale erer ve Agop  Hayganoş’unu Samatya’daki o güzel, günlük-lâvanta karışımı kokan evde muntazaman ziyaret eder.
 

Günlerden bir gün, sevgili Agopcuğumuz Hayganoş’ unun kolları arasında görev başında şehit düşer. Neticede ölümlü vaka, Hayganoş’u derhâl götürürler Samatya karakoluna. Komiser aksi mi, aksi, ürkütücü görüntülü sert bir adam.
 

- Anlat !!! der neredeyse kükreyerek.
- Agopçuğum gelmiş ise, Hayganoş’um demiş idir.
 

- Eeee ? der komiser.
- Hayganoşum der iken, çilingir soframız hazır, rakımızı yudumlooruz.
 

- Eeeee ? der komiser.
- Biraz daha yakınıma sokulmuş ise, yüreğim hop hop etmiş,

   odamıza çekilmişizdir.
 

- Eeeeee ? der komiser.
- Agopçuğum gelooor, gidoooor;   geloooor, gidooor.
 

- Eeeeeeee ? der komiser.
- Komser beyciğim! Ben sandım gelooor! meğersem gidooormuş!!!

                                                                                         Anılı Fıkralar, Haluk Işındağ
                                                                                          ISBN 975-7225-O-X