|
Haftanın Yorumu
Aşk ve
arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar.
Aşk kendinden emin bir şekilde sorar.
"Ben senden daha candan ve daha yakınım. Sen niye varsın ki bu
dünyada?" Arkadaşlık cevap vermiş
"Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek için "
Füsün Oray'a teşekkürlerimizle
Arkadaş
Orta Asya'da, savaşın ok ve yay
ile yapıldığı dönemlerde Türk savaşçılar, arkalarından
gelebilecek bir saldırıyı önlemek için, sırtlarını önceden bu
amaçla hazırlanmış bir TAŞ'a dayarlardı. Bu taş "ARKA-TAŞ"
veya Azerbaycan'daki telaffuzuyla "ARKA-DAŞ" olarak
adlandırılırdı. "Dostluk" kavramının zaman içinde,
insanın arkasını yaslayabileceği ve kendisini olabilecek
kötülüklerden koruyacağı fikri ile özleştirilmesi sonucu "arkadaş"
kelimesi "dost" anlamında Türkçe'mizdeki yerini buldu.
Sırtınız "arka taş"sız
kalmasın.
Arzu Gülal'a teşekkürlerimizle
Haftanın Fıkrası
Fıkra Köşesi
BEN SANDIM GELOOR...
Bir devir İstanbul’unun en gözde
semtlerinden Koca Mustafa Paşa’nın sahil kesimi, pırıl pırıl bir
Marmara ve Samatya’dayız.
Bitişik nizam masif demir kapılı
iki ev. Birinde Hayganoş yaşıyor, diğerinde de Agop. Bütün
çocuklukları beraber geçmiş, beraber yaşamış, birlikte
büyümüşler. Dillere destan bir aşk öyküsü.
Agop’un babası iyi bir zenaatkar.
Özellikle metal ve kalıp işlerinde son derece becerikli.
Kendince yaptığı mutfak gereçleri ve çatal bıçaklar, her gün
daha çok müşteri buluyor. Samatya’dan Şişli’ye, oradan “Indoor
swimmingpool” Bebek’te bir villaya.
Hayganoş’un babası ise genç yaşta
sizlere ömür. Madam Agavni biricik kızı Hayganoş’una hem analık
etmiş, hem de babalık.
Agop’un Hayganoş’una olan aşkı ise
hiçbir zaman azalmamış. Askerlik de bittikten sonra artık vaktin
geldiğine karar verip, açmış durumu babasına.
Baba hiddetli ve kızgın. Biricik
veliaht oğlu, hiçbir ticarî itibarı olmayan, maddî bir değeri
bulunmayan rahmetli kömürcü Antranik’in kızıyla mı evlenecek?
Olacak iş değil!
Hemen tezgâhı kurup, sonradan olma
yakın arkadaşı Yetvart’ın kızı Surpik ile Agop’u evlendiriverir.
Üç Horan da yapılan muhteşem düğün... Son derece rahat saygın
bir yaşam, sosyetik itibar, hiçbir şey Agop’un Hayganoş’una olan
aşkını, sevgisini ve ilgisini küllendiremez.
Yıllar, yılları kovalar, yaş
kemale erer ve Agop Hayganoş’unu Samatya’daki o güzel,
günlük-lâvanta karışımı kokan evde muntazaman ziyaret eder.
Günlerden bir gün, sevgili
Agopcuğumuz Hayganoş’ unun kolları arasında görev başında şehit
düşer. Neticede ölümlü vaka, Hayganoş’u derhâl götürürler
Samatya karakoluna. Komiser aksi mi, aksi, ürkütücü görüntülü
sert bir adam.
- Anlat !!! der neredeyse
kükreyerek.
- Agopçuğum gelmiş ise, Hayganoş’um demiş idir.
- Eeee ? der komiser.
- Hayganoşum der iken, çilingir soframız hazır, rakımızı
yudumlooruz.
- Eeeee ? der komiser.
- Biraz daha yakınıma sokulmuş ise, yüreğim hop hop etmiş,
odamıza
çekilmişizdir.
- Eeeeee ? der komiser.
- Agopçuğum gelooor, gidoooor; geloooor, gidooor.
- Eeeeeeee ? der komiser.
- Komser beyciğim! Ben sandım gelooor! meğersem gidooormuş!!!
Anılı Fıkralar,
Haluk Işındağ
ISBN 975-7225-O-X
|