e-mail
    
    denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler

Haftalık    

  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  09.09 - 15.09   37. Hafta

 Reyting: 87.482  [Haftalık]    

 

 

Haftanın Yorumu

 

KÖPEK ve BİN AYNALI TAPINAK

Hindistan'da yüksek bir dağın doruğuna yapılmış "BİN AYNALI TAPINAK" adlı görkemli bir tapınak vardı.

Günlerden bir gün, bir köpek dağa tırmandı, tapınağın merdivenlerinden çıkarak "BİN AYNALI TAPINAK"a girdi. Tapınağın bin aynalı salonuna geçtiğinde bin tane köpek gördü. Korkarak tüylerini kabarttı; kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırdı; korkutucu hırıltılar çıkararak dişlerini gösterdi. Ve bin köpek de tüylerini diktiler; kuyruklarını bacaklarının arasına alıp korkunç sesler çıkartıp dişlerini gösterdiler.
Köpek paniğe kapılarak tapınaktan kaçtı.

Ve o andan başlayarak, bütün dünyanın tehlikeli, korkunç köpeklerle dolu olduğuna inandı.
.......
Bir süre sonra bir başka köpek gelip dağa tırmandı. O da tapınağın merdivenlerinden çıkıp "BİN AYNALI TAPINAK"a girdi. Tapınağın bin aynalı salonuna geldiğinde bin tane köpekle karşılaştı ve çok sevindi: Kuyruğunu salladı; neşeyle ordan oraya zıpladı ve köpekleri oynamaya çağırdı.

Bu köpek tapınaktan çıktığında dünyanın dost ve sevecen köpeklerle dolu olduğuna inanıyordu."

Kaynak bilinmiyor ©
 

Güneş Tokcan'a teşekkürlerimizle  

 

 


Haftanın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi

 

YÜKSEK BASINÇ ALÇAK BASINCI KOVAR
 

Benim Karadenizlilerimin inanılmaz bir ifade kabiliyeti vardır. Özellikle dalış eğitiminde alçak basınç, yüksek basınç, basınç farkı gibi bazı fizik kuralları anlatmakta en veciz desteği bana yine Temel ile Ali İksen veriyorlar.
 

Temel’e göre Ali İksen’den daha denizcisi, daha yüzücüsü, daha edicisi yok. Ali İksen’i öz ağabeyi kadar çok seviyor ve ona hayran.  Ali İksen’in askerlik zamanı gelmiş ve kalkmış gitmiş askere.

 

Eski hikâye, lâfı uzatmayalım, olmuş Ali İksen denizci. Yemin töreni, ilk acemilik dönemi vesaire aradan aylar geçmiş, arslanım filinta gibi delikanlım nihayet Ulusoy’un 48 kişilik burunlu Vabis’i ile gelmiş köyüne.

 

Haber hemen duyulmuş, toplanmış köy ahalisi Ali İksen’in etrafına. Başta tabiî ki Temel. Gözlerine inanamamış, karşısında bembeyaz elbiseler içinde, vizörsüz kepiyle bir tanecik ağabeyi.

 
- Uyyyy Ali İksen, havaya miydun, denize miydun, karaya miydun,
  ne ettin oni?    (Bu bölüm hızlı okunmalı)


Vakur bir sesle cevap vermiş Ali İksen:
- Denizciyduk, denizeyduk.


- Ne edeydunuz denizlerde? demiş Temel.


- Denizaltıciyduk, dalaydık denizlerin dibine
 

Temel şaşkın:
- La, nasıl dalaydunuz denizin dibine???
 

- Açayduk kapakları, su alayduk tekneye, dalayduk denizlerin dibine.
 

- La, nasil çıkaydunuz denizlerin dibinden???”
 

- Açayduk kapakları, hava basayduk, atayduk suları dışarı, çıkayduk denizlerin üstüne.
 

- La, Ali İksen??!! demiş Temel iyiden iyiye şaşkın.
- Hava basarken hiç içeri su kaçmay miydu?
 

Hatta biraz aşağılar bir ifade ile Ali İksen:
- Denizin içinde osuraysun da, çötüne su kaçay mi?

                                                                                         Anılı Fıkralar, Haluk Işındağ
                                                                                          ISBN 975-7225-O-X