| |
Haftanın Fotografı

Yorumsuz
Yücel Ezergül'e teşekkürlerimizle
Haftanın Sözü
YAŞAM İÇİN ÖĞÜTLER
Ø
Büyük aşklar
ve büyük kazanımların büyük risk taşıdığını hesaba katın.
Ø
Kaybettiğinizde, aldığınız dersi de kaybetmeyin.
Ø
Üç 'S'yi
hep uygulayın:
Saygı, kendiniz ve başkaları için Saygı ve
tüm
davranışlarınız için
Sorumluluk,
Ø
İstediğinizi
alamamanızın bazen ne kadar büyük bir şans olduğunu
hatırlayın.
Ø
Kuralları iyi
öğrenin ki, onları düzgün şekilde ihlal etmeyi bilesiniz.
Ø
Küçük bir
aksaklığın, büyük bir arkadaşlığı yaralamasına izin vermeyin.
Ø
Hata
yaptığınızı anladığınız zaman,
düzeltmek için derhal gerekli adımları atın.
Ø
Biraz yalnız
zaman harcayın.
Ø
Kollarınızı
değişime açın,
ama değerlerinizin kaybolup gitmesine izin vermeyin.
Ø
Sessizliğin
bazen en iyi yanıt olduğunu hatırlayın.
Ø
İyi ve
şerefli bir hayat yaşayın.
Yaşlandığınızda ve dönüp geçmişinize baktığınızda, ikinci kez keyif alın.
Ø
Sevgi dolu
bir ev, hayatınızın temelidir.
Sakin, düzenli bir ev yaratmak için elinizden gelen
herşeyi yapın.
Ø
Sevdiklerinizle anlaşmazlığa düştüğünüzde,
sadece mevcut durumla ilgilenin. Geçmişi getirmeyin.
Ø
Bilginizi
paylaşın. Bu ölümsüzlüğe giden yoldur.
Ø
Dünyaya karşı
nazik olun.
Ø
Yılda bir
kez, daha önce hiç gitmediğiniz bir yere gidin.
Ø
En iyi
ilişkinin, birebirinize karşı duyduğunuz aşkın,
birebirinize olan ihtiyaçtan daha fazlaştığı zaman
olduğunu hatırlayın.
Ø
Başarınızı,
ona ulaşmak için nelerden vazgeçtiğinizle yargılayın.
Ø
Aşka ve yemek
pişirmeye, sonuçlarını hiç düşünmeden girişin.
Gülnaz Kaplan'a teşekkürlerimizle
Haftanın Şiiri
| |
Tam mavi
değil...
Daha çok lacivert, biraz da mora çalıyor.
Garip.
Tanımlamak zor.
Aslında gereksiz de.
İnce, tılsımlı ve sonu olmayan yollar gibi minik bedeni
çizgilerle dolu.
Dikkatli bakınca görebiliyorum, çizgiler kesik kesik.
İlginç bir parlaklığı var.
Ama bu sürekli değil.
Gün içinde pırıltılı gelgitler yaşıyor.
O hep orada duruyor, belki gün geliyor, gidiyor.
Biliyorum o yüzden küskün ve hatta nazlı.
Bir ısınan, bir soğuyan hava, uzak köy evlerinin kiremitli
bacalarından tüten beyaz duman gibi, denizin üstüne
serildiğinde, o hep en kıyıda oluyor.
Bir yanı tuzlu, berrak, duru suda, bir yanı sarıya dönük
kumda.
Gidip geliyor.
Sis, denizi denizden alıp sessizce, yüzüme bırakıyor.
İyot soluyorum.
Göz bebeklerimde dalgalar kırılıyor.
Yüzümde uzayıp giden çizikler, maviye dönüyor.
Uçuşan billur taneleriyle serinliyorum.
Yanaklarımdan deniz akıyor.
Kumda ağırlığımca iz bırakıp suyun gazoz köpüğü gibi kıpır
kıpır oynaştığı yere varıyorum.
Kıyıda, en kenarda, kararsız, nazlı hatta küskün deniz
kabuğunu seyrediyorum.
Ve yanındaki midyeyi
ve yanındaki minareyi,
istiridyeyi.
Sessizliğe martı çığlığı düşüyor birden.
İrkiliyorum.
Parmak uçlarımda deniz, göz bebeklerimde bir çift kanat...
Öylece kalıyorum.
Sis öyle beyaz ki, koca gagalı martı, bir leke gibi asılı
kalıyor boşlukta.
Minik midyeyi alıyorum sudan. Zaten aralık olan iki kabuğu
biraz daha ayırıyorum, avucuma deniz akıyor.
Kabukları birbirinden koparmadan, sarı kuma bırakıyorum,
usulca.
Ve bekliyorum.
Denizin mor çizgili çocuk midyesi sanki bir kelebek gibi
duruyor sarı kumun üstünde.
Kanatlarını açmış uçmaya hazır bir kelebek gibi...
Öylece duruyor.
Kıpırdamadan.
Uçabilse denize gider biliyorum.
Suya gider, maviye, lodosa, poyraza, derine gider...
Sessizce dinlerim hikayesini. Anlarım.
Çünkü ben de durup durup denize gidenlerdenim.
Gün, güneş dinlemeden, yağmur, çamur düşünmeden.
Gözümü kaparım, denizin mavisi çağıldar önümde.
Derin maviye dalarım.
Ve ben ne zaman denize gitsem, deniz sesini, iyotunu,
yosununu, dalgasını, billurunu bir minik deniz kabuğuyla
evime gönderir.
Bana onu paylaşmak düşer.
Ben bunu sevenlerdenim.
Fügen
Ünal Şen
Bu özlü-deyiş'i tüm
Denizce dostları ile paylaşmak isteyen
Gamze'ye teşekürlerimizle |
Haftanın Fıkrası
Fıkra Köşesi
BENZİNLİ KEDİ
Temel, sol
kolunun üstüne güzel mi güzel pek hoş bir kedicik oturtmuş.
Nereye gitse
kedi kolunda.
Arkadaşları:
-
Nedeysun pütün gün kedi kolinda, kediyi rahat piraksana.
Temel:
-
Pirakmasına pirakacağum ama, kedi dişi başina bir halt kelir
tiye
endişeleneyrum.
İçlerinden bir
tanesi Temel'e ilginç bir fikir önerir.
Kedinin belirli yerlerine pamukla benzin sürmesini, böylece
erkek kedilerin hiç bir şekilde Temel'in kedisine zarar
vermeyeceğini söyler. Temel de söyleneni aynen uygular. Sonuç
harika, erkek kediler değil yaklaşmak, nerdeyse altı aylık yola
kaçarlar.
Günlerden bir
gün Temel'in kedisi kaybolur. Temel perişan:
-
La, penum kediyi körtünüz mi?
Diye, diye
iki, üç gün dolaşır.
Derken bir
tanıdığı:
-
Senin kediyi körtüm.
Temel:
-
Nerdeydi? Ne ediyirdi?
Dost arkadaş:
-
Aşağı mahalledeydi, penzinu bitmiş arkadan itiylerdi.
Anonim
Püf Noktası
Sevgili
Denizce
Dostları bu haftadan itibaren "Haftalık" buluşmalarımızda "Püf
Noktası" veya "Bunları Biliyor muydunuz?" hatırlatmalarıyla
keyifli birliktelikler amaçladık. Her şey gönlünüzce olsun.
PÜF NOKTASI
Geçmiş zamanda, ilkesi ülküsü
belli bir ülkede bir çömlekçi varmış. Günlerden bir gün yanına
alıp yetiştirdiği adam edip, evlendirdiği kalfası tarafından
terk edilmiş.
Gözünü para hırsı bürüyen genç
kalfa hemen iki dükkan ötede açıvermiş kendi işliğini. Başlamış
çömleklerini üretmeye. Üretmesine üretmiş, satmasına satmış ama,
çömleği alan iki gün sonra geri getirmeye başlamış. Çömlekler
bir türlü ustasının kalitesinde olamıyor, içindeki suyu zaman
içinde kaçırıveriyorlarmış. Tam sermayeyi kediye yükleyecek,
gitmiş ustasına. Öncelikle ayrılış biçimi için özrünü dilemiş,
sonra da derdini dile getirmiş.
Ustası da:
Bak oğul her şeyin bir "Püf
Noktası" vardır. Bunu bilemedin mi halin yamandır. Çömleği
tavladıktan sonra içindeki sırra tuz sürüp "püfleyeceksin".
Nemini uçurup sırrın sertleşmesini sağlayacaksın.
Gökten üç elma düşmüş, biri
püflemesini, ikincisi kusurunu, üçüncüsü ise bağışlamasını
bilenlere.
KİREÇ TUTAN ÇAYDANLIKLAR
Bu tür gereçlerinizde kısa süre
sirke kaynatın. Kireçten eser kalmayacaktır.
A-FAZİ (phase)
Yalın haliyle : "Faz uyumsuzluğu"
Özgün Örnek:
Bir milletin dilindeki sözcüklerin gerekmediği halde farklı
anlamlarda ve/ya anlam dışı kullanılması, teknik terimler
dışında yabancı sözcüklerin kullanılarak iletişim ayrılık ve ayrıcalıklarına (!) neden
olunması.
Anlam, kavram ve simge (sözcük)
bağının ortadan kaldırılması, bir anlamda a-fazi, asıl anlamında
ise bir milletin yok edilmesidir.
Diğer haftalara dönebilmek için
Haftalık
yazısını tıklayınız
|
|