e-mail
    
    denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler

Haftalık    

  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 28.10 - 03.11      44. Hafta

 Reyting:  Sunucu değişikliği nedeniyle reyting raporunu veremiyoruz.   

 

 

Haftanın Fotografı

 

Ufka birlikte bak, geleceğini göreceksin !

 

Görgü Akıncı' ya teşekkürlerimizle           

 

 

Haftanın Sözü

 

 

Sevgi birbirinin gözüne bakmak değil,

Birlikte aynı yöne bakabilmektir.

                                               SAINT EXUPERY

 

 

Erkekler yaşlanır,

Kadınlar ise değişir.

                                               GOETHE

 


 

    

Haftanın Şiiri

 

 

En azından üç dil bileceksin

 

En azından üç dil bileceksin

En azından üç dilde

Ana avrat dümdüz gideceksin

En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin

En azından üç dil

Birisi ana dilin

Elin ayağın kadar senin

Ana sütü gibi tatlı

Ana sütü gibi bedava

Nenniler küfürler masallar da caba,

Ötekiler yedi kat yabancı

Her kelime aslan ağzında

Her kelimeyi bir dişinle tırnağınla

Kök sökercesine söküp çıkartacaksın

Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek

Her kelimede bir kat daha artacaksın

En azından üç dil bileceksin

En azından üç dilde

Canımın içi demesini

Canım ağzıma geldi demesini

Kırmızı gülün alı var demesini

Nerden ince ise ordan kopsun demesini

Atın ölümü arpadan olsun demesini

Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini

İnsanın insanı sömürmesi

Rezilliğin dik alası demesini

Ne demesini be

Gümbür gümbür gümbürdemesini bileceksin

En azından üç dil bileceksin

En azından üç dilde ana avrat dümdüz gideceksin

En azından üç dil

Çünkü sen ne tarih ne coğrafya

Ne şu ne busun

Oğlum Memiş

Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun

 

                                                            Bedri Rahmi Eyüboğlu

  

 


Haftanın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi

 

SEKSİ ve SEYAHATİ SEVER MİSİNİZ?

Zamane çocuklarının bir de irileri var. Bu fıkrayı ne zaman düşünsem, aklıma hep tüm sosyeteyi ezbere bilen ve bunu özellikle marifet sayan bir hanım dostumuz gelir.

Seksenli yıllara doğru, bir gün sebabet[1] dostum Dr. Kenan Çolakoğlu’nun evindeyiz. Ev sahibi zaten adı da dilek olan Dilek Çolakoğlu, meşhur hanım arakadaşımız da aramızda. Ben başladım fıkraya:
 

-   Ahmet Kodamanoğlu’nun oğlu Mehmet....

Kadıncağız hemen karıştı lâfa:

-   Ben o aileyi çok iyi tanırım....
 

Hem kadın kalbi kırmamak, hem de fıkraya devam etmek öyle zor ki. Duymazlıktan gelip devam ettim Ahmet Beye. Adam öyle zengin, öyle zengin ki, o şirketin yönetim kurulu başkanı, diğerinin murahhas üyesi, yok yok Ahmet beyde. Fakat gel gelelim oğlu Mehmet, haylazın teki. Torpil majör yerleştirildiği “Yabancı Kolej”den belge almamak için zor çıkartılmış, bir iki “Çok Özel” kolej dolaştıktan sonra “Boğaza nazır, diploma hazır!” sloganının dönem temsilcisi okuldan (bilenler bilmeyenlere anlatsın) mezun olmuş. Askerliğini Cumhurbaşkanlığı “Umur Bey” yatında, Kasımpaşa’da lostromo olarak yapmış. Veledi zina bir tip. Üstelik de yakışıklı, altında son model (’72) bir Trans-Am, İstanbul’un gözde playboylarından biri.

Anne oğlununun haytalığından endişeli, Ahmet Bey’in sabrı da taşmak üzere.
 

-   Salı günü falanca fabrikaya git müdür Orhan Bey’le görüş ve işe başla!

     demiş Ahmet Bey.
 

Mehmet atlamış Trans-Am’ine, iki dirhem bir çekirdek, doğru gitmiş fabrikaya. Fabrika dediğin dillere destan bir yer. Harika bir bahçe, en az iki bahçıvan düzenlemiş her yeri. Arabasını park etmiş, çıkmış müdür Orhan Bey’in sekreterine. İki dakika sonra da Orhan Bey’in önüne.
 

-   İyi günler, ben Mehmet..
 

Müdür beyimiz son derece kayıtsız., işinin arasında bölünmüşlüğün rahatsızlığıyla:
 

-   Kim, kim...?

-   Ahmet Kodamanoğlu’nun oğlu Mehmet Kodamanoğlu cevabını alınca,

     neredeyse ayağa kalkıp ceketinin önünü ilikleyecek bir edayla

-   Hoş geldiniz efendim, beybanız nasıllar..?

-   Teşekkürler. Sizinle açık konuşacağım. Bu sekreter sizin mi ?

-   Evet ?

-   Ben iki tane isterim. Biri çok iyi olacak, diğerinin de elinden iyi iş gelecek.

    Odanızı da beğendim...
 

Ortalıktaki soğuk havayı giderebilmek için müdür sorar:

-   Ne içerdiniz ?
 

Mehmet cevap verir:

-   Scotch on the rocks !
 

Müdür hayli ezik:

-   Çay mı ? Kahve mi ? diyecektim, aslında kahvemiz de pek yok galiba...
 

Mehmet hayret dolu bir ifadeyle:

-   Ne yani burada içki dolabı yok mu? Lütfen bir bar American hazırlatın ve

     içinde de buzluğu olsun!
 

Buz gibi bir hava ve sessizlik. Mehmet devam eder:

-   Müzik setiniz de yok galiba?

    Lütfen iyi bir Quadrophony, olmazsa düzgün bir stereo ayarlarıverin.
 

Müdür bu sefer kararlı:

-   Mehmet Bey size özel bir şey soracağım.

-   Buyrun Orhan bey.

-   Seksi ve seyahati sever misiniz?
 

Mehmet’in gözleri ışıl, ışıl.

-   Bayılırım! diye cevap verir.
 

Müdür Orhan beyden rahatlamış son bir cümle:

-   Rica ediim ....  ittir olup gidin!


                                                                                         Anılı Fıkralar, Haluk Işındağ
                                                                                          ISBN 975-7225-O-X



                                                                                      

Püf Noktası

 

HAVA TAHMİNİ

Barometre Rüzgâr Hava Durumu
Yüksek
Sabit
Lodostan Karayele Hava durgun. Bir, iki gün içinde hava sıcaklığında çok az değişme.

 

 

 

 

 

İlgili diğer hava tahmin yöntemleri için TIKLAYINIZ.

 

BUĞULANAN CAMLAR

Camların buğulanmaması için dalıcılar maske camlarının iç yüzeylerine tükürür ve tükürüklerinin kurumasını beklerler, daha sonra yüzeyi su ile durularlar. Aslında yaptıkları yüzey gerilimini azaltmaktan başka bir şey değildir. Tükürükteki pythialin bu görevi yerine getirir.

 

Daha büyük yüzeyler için, yüzeye kesilmiş elma, patates sürülmesi veya yüzeyin kısmen şampuan emmiş bir bez ile silinmesi yeterlidir.

 

 

EL GİRMEYEN ŞİŞELERİN TEMİZLENMESİ

Yumurta kabuklarını şişenin içine mümkün olduğunca küçük parçalar halinde atın, ılık su ilave edin ve ağzını kapayarak güçlü bir biçimde çalkalayın. Şişenin pırıl pırıl temizlendiğini göreceksiniz.

 

 

KIRILAN KALPLER İÇİN

Tek geçerli çözüm...    BURAYI TIKLAYINIZ

 

 

Diğer haftalara dönebilmek için Haftalık yazsını tıklayınız