e-mail
    
    denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 03.03 - 09.03      10. Hafta

Haftalık    

 

 

Haftanın Fotografı

 

Çoook çalışmam lazım, çoook!

Murat Vefikoğlu'a teşekkürlerimizle           
 

 

 

 

Haftanın Sözü   

 

Üzümü ye bağını sorma...

Üzüm üzüme baka baka kararır...

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın...

Devletin malı deniz, yemeyen domuz...  

 

Bunlar ancak atası olmayanların sözleridir.

Torunların tümünü, günümüzü ve geleceğimizi bağlar,
el kapılarında dilendirir.
Bu "ata" sözlerini kullananlar ve/ya bu şekilde davrananların
iyileştirilebilmeleri, ancak "Homurdanan-toplumdan",

"Eylem-toplumu"na dönüşülmesi  ile mümkündür.

  Denizce                

    

 

Haftanın Çizgisi

 

                Viktor-Zuev

 

Abdulla Sert'e teşekkürlerimizle           

 

Haftanın Şiiri

 
 

EĞER...

Eğer, herkes kendini kaybedip seni suçladığı zaman, sen soğukkanlılığını koruyabilirsen;

Eğer, herkes senden kuşkulandığında sen kendine güvenip tüm şüpheleri hoşgörü ile karşılayabilirsen;

Eğer, sabırla bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan; ya da iftiraya uğradığında yalana yalanla karşılık vermezsen ve kin tutana kin duymazsan;

Eğer, düşlere kapılmadan düş kurabilir; düşünebildiğin halde düşüncelerin kölesi olmazsan ve aynı zamanda ne çok uysal olup, ne de çok akıllıca bir tavır ile konuşmazsan;

Eğer, ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir, ikisini de karşılayıp yüzleşebilirsen, ömür verdiğin şeylerin yıkılışını seyredebilir ve yılmadan onu yine kurmaya çalışırsan:

Eğer, iş işten geçtikten sonra da yüreğini ve bedenini bütün direncinle seferber edip, herkesin vazgeçtiği noktada sen amacına yönelebilirsen;

Eğer, herkesle birlikte olur da erdemli kalabilirsen ya da krallarla dolaştığın bir durumda, gururlanıp benliğini ve dostlarını unutmazsan;

Eğer, ne sevgili dostların, ne de düşmanların seni incitemezse ve kimseyi hem küçümsemez hem de kimseye bağımlı olmamayı  başarabilirsen;
 

Eğer, her günün her saatini, her dakikanın her saniyesini iç rahatlığı ile yaşayabilirsen, bütün dünya senin olur yavrum...
ve o zaman artık "ADAM" olduğunu düşünebilirsin.

 

Rudyard Kipling

  [1865-1937]

 

Mehmet Engindeniz'e teşekkürlerimizle      

    

 

 

 


Haftanın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi

                                                                  
PARA PARAYI ÇEKER

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, ülkelerin birinde fakir mi fakir bir adam yaşarmış. Ülkenin yapısı gereği açlıktan ölmezmiş ama, gönlünün istediği bir yaşamı da hiç bir zaman sürdüremezmiş.

 

Çevresindekilerle konuşurken laf paradan açılmış.  Sayılan sevilen bir bilgenin "Para parayı çeker" sözünü duyunca, yememiş içmemiş, para biriktirip, parayla para çekmeye karar vermiş.

 

Uzun lafın kısası bir altın lira biriktirince doğru padişahın hazinesinin penceresine gitmiş. Önce kalın demir parmaklıkların arkasında nerdeyse küçük bir dağ gibi çil çil altınları seyretmiş.

 

Parmaklarının arasında sarı lirası, uzatabildiği kadar kolunu uzatmış:

- "Geel, gel... Altınlarım bana geel...

diye seslenip dururmuş. Gelen giden olmayınca biraz daha uzanıp yakarmasını sürdürürken altın lira parmaklarının arasından kayıp padişahın altınlarının arasına karışıvermiş. 

 

Adamcağız üzüntüsünden kahrolmuş. Bağrına taş basmış,  evinin yolunu tutmuş. Tam yolda giderken karşısına saydığı sevdiği o bilge kişi çıkmaz mı?

Yana yakıla anlatmış derdini.

 

Bilge kişi:

- Ey oğul lafın sonunu iyi dinlememişsin. Para parayı çeker amma... büyük para küçük parayı çeker,  sen bunu fark etmemişsin!

 

Hasan Yelmen'e teşekkürlerimizle           


     Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.                     


                                                                                          Anılı Fıkralar, Haluk Işındağ
                                                                                          ISBN 975-7225-O-X

                                                   

PÜF NOKTASI:

 

HAVA TAHMİNİ

Barometre Rüzgâr Hava Durumu
Alçak
Hızla düşüyor
Gündoğusundan Yıldıza Soğuk dalgası. Sağnak veya karla birlikte poyraz fırtınası

 

 

 

 

Diğer hava tahmin yöntemleri için TIKLAYINIZ.

 

 

SALATA YAPRAKLARININ SÜZÜLMESİ

Sosunun salata yapraklarına sinmesi için yaprakların sosu emecek konumda olması gerek. Ya bir santrfüj kabında veya bir kevgir kap içinde salatanın süzülmesi lezzete lezzet katar.

Ağıztadı

  Denizce                

 

TAKIM ÇANTASI

Takım çantanızı dörde ayırın. Mekanik, elektrik, günlük ve de bakım.

  Denizce                

 

 

SUYUN ANOMALİSİ

  Cisimler soğudukça yoğunlaşır ve hacımları gittikçe küçülür. Su 40C sıcaklıkta en yoğun halini alır ve daha da soğutulunca yoğunluğu artacağına azalır, yani hacmı tekrar artmaya başlar. Su içeren besinlerin dört derece saklaması ömrünü uzatır.
Bu özelliğe aslında yaşamımızı borçluyuz.
Yoğunlaşan su dibe çöker ve böylece deniz ve göllerin dibi en düşük 4
0C olabilir ve donmaz, yaşam da böylece devam eder.
Ne dersiniz? Su hayat mıdır?

  Denizce                

 

OSMOS  [1]

 

Osmos (ozmoz) yüksek yoğunluktaki bir sıvının (Sy) alçak yoğunluktaki bir sıvıyı (Sa) çekmesi halidir.
Ağzı yarıgeçirgenle (sadece bir yöne) kapalı bir tüpün içindeki yüksek yoğunluktaki bir sıvı, alçak yoğunluktaki bir sıvıyı çeker ve tüpteki seviye yükselir. Bu basınca da osmos basıncı denir.

Denizce                

 

 

ON  EMİR       

 

EMİR 7     Gibi Yapma!


Verir gibi yapma...

Sever gibi yapma...

Yaşıyormuş gibi yapma...

Denizce                

Diğer haftalara dönebilmek için Haftalık yazısını tıklayınız