Amerika bugünlere hep kendini
eleştirerek gelebilmişti.
Yarınlar artık
sadece kendini bilenlerin !
Murat Vefikoğlu'a teşekkürlerimizle
Haftanın Sözü
18 Mart Çanakkale Savaşının gölgesinde 2003
DÜNYAYA BARIŞ ÇAĞRISI
"Bu memlekette
kanlarını döken kahramanlar!
Burada bir dost vatanın toprağındasınız,huzur içinde uyuyunuz.
Sizler Mehmetçiklerle yan yana,koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar,göz
yaşlarınızı siliniz.
Evlatlarınız bizim bağrımızdadır.Huzur içindedirler.
Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra,
Artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."
Mustafa Kemal Atatürk
Osman Özaras'a teşekkürlerimizle
Türk
Ulusu saygındır. Düşmanı bile değerlidir.
Bu yazı,
saygınlığımızın gölgelenmemesi, savaşın felaketlerin ve insan
zaafının en büyüğü olduğunu anlatabilmek için Çanakkale
savaşlarının yıldönümünde yeniden anımsatmak için gündeme
getirilmiştir.
Denizce
ÇOK GEÇ OLMADAN
BARIŞ'a DAİR
Ya savaşsız bir dünya
olacaktır; ya da bir dünya olmayacaktır.
En azından bakteriler
ve hamam böceklerinden ve oraya buraya saçılmış birkaç canlıdan
başka sâkini olmayan bir dünya.
Noam Chomsky,
düşünür, dilbilimci
Şimdi insanlığın önündeki dehşet verici olasılıklar karşısında,
uğrunda
mücadele etmeye değecek tek şeyin barış olduğunu daha da açık
bir
şekilde görüyoruz. Bu artık bir dua değil, tüm halkların kendi
hükümetlerine yöneltecekleri bir taleptir – nihaî olarak
cehennemle akil arasında bir seçim talebi.
Albert Camus,
filozof, yazar
İnsanoğlu, akli olmadan ayakta kalabilmek için fazla kurnaz.
Esas olarak aklın geri getirilmesi için çaba göstermedikçe hiç
kimse gerçekten barış için çalışıyor olamaz.
E.F.Schumacher,
ekonomist, yazar
Öldürmek yasaktır; dolayısıyla tüm katiller cezalandırılır –
insanları
kitle halinde ve borazanlar esliğinde öldürmedikleri sürece
Voltaire, düşünür
Pek çok insan düşünmektense ölmeyi yeğler; aslında fiiliyatta
böyle de
yapar.
Bertrand Russell,
filozof
Aynı anda hem
savaş hazırlığı yapıp hem de savaşı önleyemezsiniz.
Albert Einstein,
fizikçi
Ölenler, öksüz, yetim ya da evsiz kalanlar için, bu çılgınca
yıkımın
totalitarizm adına mı yoksa özgürlük ve demokrasinin mukaddes
adına mı yapıldığı ne fark eder?
Mohandas Gandhi,
bağımsızlık ve barış öncüsü
Biz toplama kamplarında yaşamış olanlar, kulübeler arasında
dolanıp
başkalarını teselli edenleri, ellerindeki son lokma ekmeği
onlara
verenleri hatırlarız. Sayıları azdı belki, ama şunun yeterli
kanıtıydılar: Bir insandan tek bir şey dışında herşeyi
alabilirsiniz:
İnsan özgürlüklerinin sonuncusu, yani belirlenmiş her şart
altında
insanin tavrını belirlemesi, doğru bildiği yolda gitmeyi seçme
özgürlüğü
dışında herşeyi.
Viktor Frankl, Nazi
yıkımından kurtulan psikolog, yazar
İyi’nin Kötü’ye karşı mücadelesinde ölenler daima halklardır.
Eduardo Galeano,
yazar
Aynadaki görüntünü beğenmiyorsan, aynayı değil yüzünü kır.
İran atasözü
Kılıcın kendisi insanı çoğunlukla savaşa iter.
Homeros, şair
Haftanın Şiiri
KADIN DENİLEN
KAYIP KITA
Kadın
denilen kayıp kıtayı keşfe çıkan milyonlarca erkek, çoğu
zaman eli boş döner açık denizlerdeki bu nafile
seferlerinden ...
Keşfettiğini sananlarsa bir süre sonra (belki birkaç sene,
belki birkaç saat) ayak bastıkları kıtayı bambaşka bir
iklime bürünmüş bulunca, Kolomb sendromuyla "Acaba yanlış
kıtada mıyım " telaşına kapılırlar.
Oysa genellikle kıta değildir yanlış olan; kaşifin kıtayı
algılayış
biçimidir ...
Asgari topografya bilgisinden yoksun oluşudur ...
Kıta'nın bazen kaşife göre mevsim değiştirebilen, aynı anda
birkaç iklimi bir arada yaşayabilen potansiyelini
algılayamayışıdır ...
Güverteden karanın görünüşüyle, kıtadan kaşifin görünüşü
arasındaki farkı kavrayamayışıdır.
Bu pusula hatasından ötürü, kaç erkek olağanüstü bir keşfin
kenarından dönmüştür, kaç kaşif, henüz keşfetmediği kıtaları
yok sayarak gerçek yüzölçümünü bilmeden yaşadığı bir kıtanın
kıyısında tüketmiştir nihayetini kim bilir ?
... Ve kim
bilir kaç kıta uzaktan gülümseyerek izlemiştir çevrede
kendisini arayan şaşkın kaşiflerin nafile turlarını ...
Dışarda hafif bir çise var, ayaz
mı ayaz, aysız nursuz bir mart gecesi. Erkek kediler çoktan
hazırlanmış. Tüyler yalanmış, bıyıklar zıpkın gibi. Gece hatun
avına çıkacaklar. Küçük kedi ağabeylerini görünce ince sesiyle:
- Abiler, abiler,... Nereye?
Baş ağabey mağrur bir ifadeyle:
- Düdüşmeye...
- Abiler, abiler beni de götürün.
- Olmaz sen daha küçüksün.
Ertesi akşam olay yine aynen
tekrar eder.
Yeni yetişme kedi:
- Abiler, abiler,... Nereye?
Abilerin başı umursamazca:
- Düdüşmeye
- Abiler, abiler nooolur beni de götürün.
- Olmaz sen daha küçüksün.
Küçük kediyi seven bir ağabeyi:
- O artık büyüdü, büyüdü, bu sefer gelsin...
der.
Hava gerçekten çok kötü, buz gibi.
Etrafta bir tek dişi kedi yok. Damların tepesi, çöp
tenekelerinin arası, küçük kediciğin patileri şişmiş, üstelik
diğerlerinden de geride. Öndekilerin geriye doğru baktığı bir
sırada
Küçük kedi:
- Abiler, abiler... Ben beş dakika daha düdüşür, sonra eve
giderim.
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri
sevindirecektir.
HAFTALIK HAVA TAHMİNİ
PÜF NOKTASI
AHTAPOTU KIRKLARLAR
Ahtapotun belkemiği
niteliğindeki kireç yapılı dokusunun haricinde başkaca bir
iskeleti yoktur. Ancak önceleri olduğu gibi, sonrasında tersyüz
edilerek pürüzlü bir yüzeye çarparak ve/ya sürterek
"kırklanmazsa" istenilen yumuşaklığa ve lezzete erişmez.
Karadayken sesin
yönünü bulabilmek için iki kulağa gereksinim var.
Ses dalgaları, duyma
yetisi eşit iki farklı kulağa, kulakların arasındaki uzaklık
kadar farkla gelecektir. Bu fark ile sessin yönünü belirleriz.
Oysa ses suda
havadakinden 4 kat daha hızlı yayılır. Kulaklar arasındaki
uzaklık aynı olsa bile 4 kat daha azmış gibi algılanır. Bu
aralık da sesin yönünü bilebilmemize yetmez.
O halde, iyi bir
dalıcı, sese duyarlı olmak zorunda ve olası yönleri düşünerek
gözlemlerini yapmalı ve deneyimi ile sesin kaynağını bulmalıdır.
Denizce
ZIMPARALAMA TEKNİKLERİ
Denize inme mevsimi
geliyor. Teknelerin hazırlanması, vernikler, boyalar ve
zehirliler. Bu arada zımparalamayı yöntemine göre yapmak
gerisindeki işleri oldukça kolaylaştıracaktır.
Tanju Berk'in konu ile ilgili yazısı.