Savaş insan onurunu yok eder.
Bunca kaybı olan savaşın ise, galibi olamaz.
Haftanın Sözü
Savaşların
nedeni insan ilişkileri değil, eşya ilişkileridir.
J.J.ROUSSEAU
Savaş
başlayınca, ilk ölen gerçeklerdir.
Rudyard KIPLING
Seda Fırat'a teşekkürlerimizle
İdealler yıldızlar gibidir;
onları tutmak mümkün olmaz ama karanlık gecelerde yolumuza onlar
önderlik ederler.
Gülen yüzünüz hiç solmasın
Denizce
Haftanın Çizgisi
Kitle imha silahı aramaları...
Güçlünün haklı olduğu bir dünyada...
Hayatta kalabilmek için tek çare,
güçlü ve birlik olmayı becerebilmektir...
İrem Erkaya'a teşekkürlerimizle
Haftanın Şiiri
Basit
Yaşayacaksın
Basit yaşayacaksın. Basit.
Mesela susayınca su içecek kadar basit...
Dört çıkacak, ikiyle ikiyi çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
Tek bir düğme, tek bir cümle gibi...
Sevince lafı dolandırmadan söylediğin
"seni seviyorum" gibi.
Basit bir öpücük yetecek sana...
Basit, sıcak bir öpücük;
ve o öpücükle dolacak tüm günlerin,
tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
Öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.
Kabak çekirdeği verecek sana
rakamların veremediği mutluluğu
El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir
mektup olacak en değerli kağıdın
hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın.
İki harekette giyiniverecek,
iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman,
ve yola çıkman arasında geçen süre;
Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman
ve
Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini.
Beklentilerin de basit olacak:
Kaf Dağı'nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun
dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana
en ucuz romanını;
Pankreasının sağlığına dua edeceksin
kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten
çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada,
parmakların en kıymetli çatalın.
Yine, aynı parmaklar çözecek en
karmaşık denklemleri.
İskender'in kılıcı duracak avukat
rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda doğru basılmış
bir fa diyezin mutluluğunu
Makyajı ilk "a" sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün.
"Bilmiyorum" diyebileceksin
bilmediğinde ve
çok normal olacak "bilemeyişin".
Tek dereden su getirmen yetecek,
bir "istemiyorum" diyebilmeye,
Ne durduğu fark etmeyecek abanın altında.
Saatin, sadece saati gösterecek,
Telefonunu sadece telefon etmek için
kullanacaksın,
Küçük bir not defteri olacak "bilgini"
en hızlı "sayan"
Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş
gibi
basit...Çay simit ve peynirle
Münih'te kocaman bira
hangarlarından birine düzgünce giyimli bir adam gelir.
Vardakosata yapılı, yanaklarından kan damlayan garson
kadınlar görevlerinin başında. Hani şu siyah çiçek
puantiyeli etekler, siyah büstiyer, beyaz farbalalı kocaman
karpuz kollu fistolu bluzlarıyla, her bir elinde bir tutuşta
altı büyük bira bardağını taşıyan kadınlar, fıldır fıldır
hizmette.
Adam oturduğu yerde hayli
sabırsız ve kendinden hiç beklenmedik bir biçimde garson
kadınlardan birine:
- Hey koca popo bana bir getir !!!
Kadın acayip sinirlenir ve
hemen güvenlik müvenlik adamı atıverirler dışarı.
Aradan iki-üç gün geçer, adam
yine gelir. Kerteriz koymuşçasına yine aynı yere, yine aynı
kadının hizmet ettiği masaya. Bu sefer tam kadın geçerken,
umursamaz bir ifadeyle:
- Hey küçük memeler bana bir bira getir !!!
Kadın nerdeyse delirecek,
çünkü göğüsler o cüssesine rağmen gerçekten hayli küçük.
Derhal adamı attırır dışarı.
Birkaç gün sonra adam tekrar
gelince, kapıdaki korumalar sokmazlar içeri. Adamcağız
nerdeyse yalvarır ricalar eder.
- Bakın hiç bir münasebetsizlik yapmayacağım. Canım yaparsam
atarsınız dışarı.
Korumalar son derece ciddi:
- Bak bir yamukluğunu görürsek fena yaparız bilmiş ol!
Adam büyük bir sükunetle aynı
masaya yerleşir.
Kadın hayli tedirgin. Adam ise tam bir centilmen edasıyla:
- İyi günler hanımefendi. Ben bir bira rica ediyorum.
Kadın görevi icabı birayı
getirir, adamı sorgulayan bakışlarla süzer.
Adam son derece nazik ve gülümseyen bir ifadeyle teşekkür
eder.
Kadın bir ileri bir geri köpekbalığı misali dolanır, ama
adamda ne bir etki, ne de bir tepki. Sonunda dayanamaz
ve adama oldukça munis ve de yarı mahçup bir sesle:
- Affedersiniz beyfendi size birşey soracağım.
- Buyrun hanımefendi.
- Benim göğüslerim, çok mu küçük ?!?
Adam şöyle bir süzdükten
sonra:
- Evet, hanımefendi oldukça küçük.
- Peki ne yapabilirim ?
Adam hayli sakin ve uzman bir
edayla:
- Valla hanımefendi, iki göğsünüzün arasına tuvalet kağıdı
ile sürterseniz belki büyürler.
Kadın hayli şaşkın ve de
inanamamış bir ifadeyle:
- Aaa, hiç olur mu öyle şey ?!!!
Adam yine bilmiş bilmiş
kadının arkasına doğru bakar ve:
- Valla hanım efendi poponuza bakınca olurmuş gibi geliyor.
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri
sevindirecektir.
Tüm kaslarınızı hiç hareket etmeden
çalıştırabilirsiniz.
Oturduğunuz yerde dik durun ve
parmak uçlarınızı karın hizasında birbirine kavuşturun. Şimdi
bütün gücünüzle itin. İterken nefes verin. Nefes bitince güç
vermeyi kesin ve yaklaşık 5 saniyede derin nefes alırken
karnınızın da şişmesine özen gösterin. Ve tekrar edin. Tüm omuz,
göğüs, kol, parmak ve koltukaltı kaslarınız çalışacaktır.
Tekrarında kaslarınız, vücutta kan
dağılımı bozulmadan ısınacaktır.
Dikkat:
Hipotermi riskinde
hayat kurtarıcı bir yöntem!
Denizce
EPOKSİ REÇİNELER
Genelde iki bileşenli bu reçineler,
karıştırıldığı andan itibaren ısı üretmeye başlarlar.
Kullanım becerinizden daha
fazlasını karıştırmayınız. [Yeni başlayanlar için 100 cc]
Güneşte ve nemin fazla olduğu
yerlerde epoksi bazlı işlem yapmayınız.
Bitirdiğiniz işi nemden ve tozdan
koruyunuz.
Çözücü olarak aseton kullanınız.
Uygun bir eldiven giyilmesinde ayrıca yarar var.
Denizce
Diğer haftaları gezebilmek için
Haftalıkyazısını tıklayınız