e-mail
    
    denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 19.05 - 26.05      21. Hafta

Haftalık    

 

Haftanın Fotografı

 

              Ne demiş büyüklerimiz?

Mektup yazacağına, telefon et, telefon edeceğine git görüş!

Batu Göker 'e teşekkürlerimizle      

 

Haftanın Sözü:

Marco Polo Kubilay Han'a, tek tek her bir taşıyla bir köprüyü anlatır.

Kudretli Han sorar:
- Peki köprüyü taşıyan taş hangisi ?

- Köprüyü taşıyan şu veya bu taş değil,
   taşların oluşturduğu kemerin kavisidir   der Marco.


Kubilay Han bir süre sessiz kalır ve sonra ekler:
- Neden taşları anlatıp duruyorsun bana ?
   Beni ilgilendiren tek şey var, o da kemer !


Marco cevap verir :
- Taşlar yoksa kemer de yok ulu Han'ım.

İtalo Calvino
( Görünmez Kentler )

Murat Vefikoğlu 'na teşekkürlerimizle      

 

 

 

Haftanın Çizgisi

                 İnsanın içinde hep bir hayvan gizlidir.

Ama burada tam 30 tanesi gizli.                

 

 

 

Haftanın Şiiri
 

ŞEYİST

Biz talebeyken şeydik
İyi arkadaştık şeylen
Biliyorsunuz şeylen şey olunmaz
Ben şeyi bitirince babam
şey dedi şey Partisine girdim
Zaten şeyle evlenmiştim
Şey şeye gidelim dedi gittik
Şeysiz de olmuyor döndük
İki şeyim oldu büyüdüler
Doktor sende bir şey var diyor simdi
Tabiy bende bir şey var: sayamadığın kadar
Kimse dokunamaz benim şeyime
Çünkü ben bir şeyim
Her şey de bir şeydir ama
Ben başka bir şeyim
Ben şeyim

Can Yücel

 Burçak Küçükçalı 'ya teşekkürlerimizle  

    

 

 

 


Haftanın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi

                                                                  

İSTANBUL'un FETHİ HİÇ DEĞİŞMEDİ

Hikaye eski... Nusret Bey bir ilkokul öğretmeni. Yıllarını çocuklarına vermiş, onları birinci sınıftan alıp taaa beşinci sınıflara getire döne bir ömür tüketmiş. Yüreği sevgi dolu, yorgun bir öğretmen. Emeklilik için müracaat etmiş, bakanlıktan cevap gelmiş (!) artık son eğitim günlerinde. İçi buruk, çocuklarına bir başka hasretle bakıyor. Hava sıcak, mayısın sonuna gelinmiş, güzel güneşli bir gün.

İstanbul’un fethini anlatıyor anlatmasına da; arka sırada küçük Mehmet’in dersle hiç ilgisi yok. Bir görmezlikten geliyor, iki görmezlikten geliyor... ama olacak gibi değil:

- Mehmet !! Söyle bakiim, surları kim yaptı?

Mehmet suçüstü yakalanmışlığın telâşıyla:
- Valla ben yapmadım öğretmenim.

Tam o sırada zil çalar ve Nusret Bey bir sinir küpü halinde, doğru öğretmenler odasına.

Arkadaşları:
- Ne oldu Nusret Bey? Sizi biraz üzüntülü görüyoruz.

- Sormayın arkadaşlar. İstanbul’un fethini anlatıyorum tam konuyu bitireceğim, kerataya sordum: “Surları kim yaptı?” diye. “Valla, ben yapmadım!” diye cevap verdi. Ben çıldırmayayım da kim çıldırsın?

- Amaan, ilâhî Nusret Bey, üzüldüğünüz şeye bakın. Bunlar “Zamane Çocukları” hem yaparlar, hem de yapmadım derler.

Nusret Bey’e nerdeyse dokunsanız ağlayacak. Adam iyiden iyiye perişan, doğru müdürün odasına gider ve Müdür, Nusret Bey’in hâlini görünce bayağı telâşlanır. Sakinleştirmek için biraz konuyu deşer ve tüm olup biteni öğrendikten sonra:
- Canım Nusret Beyciğim, sevgili hocam, üzüldüğünüz şeye bakın. Hemen, şimdi, bakanlığa bir dilekçe yazar, kimin yapıp, yapmadığını tespit için bir tahkikat açtırıveririm.
                                            
               Anılı Fıkralar, Haluk Işındağ
                                                                                          ISBN 975-7225-O-X

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.                     

 

 

HAFTALIK HAVA TAHMİNİ PÜF NOKTASI

Wounderground sitesinin geçen haftaki öngörüsü tam başarılıdır.

Diğer hava tahmin yöntemleri

"Modern Adabı Muaşeret"  kitabı 1940
İnkılap Kitabevi                 [Birinci Bölüm]


Dansta Erkek Nelere Dikkat Etmelidir ?

 

Ø     Takdim edilmeden bir kadını dansa

     kaldırmayınız.

Ø     Daima ve hele sıcak havalarda mutlaka

     eldivenle dans ediniz.

Ø     Göz işareti ile, baş sallayarak, el
     kaldırarak dansa kaldırmak ayıptır.

Ø     Dansa kaldırmak için kadının yanına
     kadar gitmek ve evli ise  bizzat
     kendinden, bir genç kızsa, büyüğünden
     müsaade alarak dansa davet etmek
     lazımdır.

Ø     Dansa, önünü ilikleyerek, davet olunur.

Ø     Danstan sonra kadının eli öpülmez.

Ø     Dansı yapınca kadını yerine kadar
     götürmek ve hürmetle ve hafifçe eğilip
     selamlamak lazımdır.

Ø     Dansta kadın belinden tutulmaz,
     kucaklanmaz, çok sıkılmaz, kendine
     çekilmez, saç saça, baş başa, yüz
     yüze, yanak yanağa gelinmez.

Ø     Kocalı kadınlarla, kocası orada iken,
     manidar olacak konuşmalar caiz
     değildir.

Ø     Bir kadını arkadaşlara gösteriş yapmak
     için alet etmek terbiyesizliktir.

Ø     Kadını fazla konuşturmak, döndürmek,
     sarsmak, eğmek; velevki dans icabı da
     olsa muaşeretsizliktir.

Ø     Gebe kadın dansa kaldırılmaz.

Ø     Ailenin bir hatası yüzünden gelmiş olan
     (18) yaşından aşağı mektepli kızlar,
     çocuklar dansa kaldırılmaz.

Ø     Alay ve şaka için, çok ihtiyarlar dansa
     kaldırılmaz.

Ø     Mütemadiyen dansa kaldırmayınız.

Ø     Mütemadiyen aynı kadınla dans
     etmeyiniz.

Ø     Dans etmeden önce kadının el
     uzatmasını bekleyiniz.

Ø     Dansı yarıda bırakmayınız.

Ø     Bilmediğiniz dansa kalkmayınız.

Ø     Damınıza büfeden ikram ediniz. Fakat
     bunda da ifrata gitmeyiniz.

Ø     Banyo yapmadan dans etmeyiniz.

Ø     Size emanet edilmiş damı zamanında
     evine döndürünüz.

Ø     Kadını terletmeyiniz, müşkül vaziyetlere
     sokmayınız.

Ø     Dans ederken kahkahayla gülmeyiniz,  

     hızlı konuşmayınız, kavga etmeyiniz.

Ø     Dans ederken pek laubali hareket,
     ihmalkar tavır çok ayıptır.

Ø     Karınız, kızınız veya böyle çok
     yakınlarınızdan biri dahi olsa; dikkatle,
     ihtimam ve itinayla dans etmek terbiye
     icabıdır.

 

Ahmet Şensılay 'a teşekkürlerimizle
  Denizce                

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Diğer haftaları gezebilmek Diğer haftaları gezebilmek için Haftalık yazısını tıklayınız