Evvel zaman içinde,
kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire berber iken, ben
dedemin beşiğini tıngır, mıngır sallar iken. Cânım ülkemde bir
dolu güzellikler yaşanırmış...
Ortodoks dünyasının
"Papa" sı sayılan "Patrik" 1453 yılı dahil, görevini hiç
aksatmadan İstanbul'da yürütmekteymiş.
Noel Baba ise,
ülkemin şimdiki Antalya'sının Demre kazasında dünyaya gelmiş,
karla kışla hiç alakası olmayan insan dostu, can dostlu "Anadolu
Çocuğu" bir adem imiş.
Dünyada kutlanan tek
çocuk bayramını Atam armağan etmiş.
İstanbul'da 26 tane
yabancı dilde eğitim yapan okul var iken, yabancı ademler
azınlık haklarını tartışır imiş.
Nüfusumuzun her yıl
%2,5 artışına, gelirimizin %30nu savunmaya, %20sini dolaylı ve
dolaysız dinimize harcadığımıza ve hala daha pozitif bir büyüme
hızıyla yaşamımızı sürdürdüğümüzü gören el-alem'i küffar
hayretler içinde kalır ve dahi bizleri "kurtarma" planları
hazırlarlar imiş.
Türkçe ve Yunanca
hiç bir şekilde akraba dil olmamasına rağmen, yaklaşık 1.500
ortak kelime olduğunu ve bu sözcüklerin güncel yaşamda
kullanıldıklarını her iki komşu ülkenin halklarının bir kısmı
bilirmiş de, siyasetçileri bir türlü anlayamazlarmış.
Bir Amerikan
araştırmasına göre Türkiye'deki en büyük azınlığın "Laz" kavmi
olmasına rağmen, "Laz" ların konuyu hiç sorun etmeksizin,
kendilerini daima büyük bir çoğunluk gibi hissetmelerini hiç bir
yabancı araştırmacı anlayamazmış.
İspanyol filologlar
ana dillerini araştırmak için Türkiye'ye gelirlermiş, çünkü
engizisyondan kurtarılan sevgili Yahudi dostlarımız bizlerle
birlikte "gül gibi" yaşarken ortaçağ İspanyolcası konuşurlarmış.
Konuşurlarmış da başta uzak-batılı "müttefiklerimiz" olmak
üzere, yakın batılı ahpaplarımız bile bu dostluğa akıl sır
erdiremezlermiş.
Çünkü onların, aklı
fikri "Kürt azınlık" sorunu yaratıp, saman altından petrol
yürütmekteymiş. Nice Kürt kökenli milletvekili, başbakan, genel
kurmay başkanı ve Cumhurbaşkanımızın olduğunu anlamak mümkünmüş
ama, işlerine gelmezmiş.
Hikaye daha uzunmuş
ama gökten üç elma daha düşüvermiş. Üçü de geçmişini bilip,
geleceğine var gücüyle sarılan, güçlü bir Türkiye için gayrette
devam edenlere.
Oturduğu yerden âhkam
kesip, ömrü karalamakla geçen ilkesizlere bir şey yooook
!
Ergün Özsoy 'a
teşekkürlerimizle
Haftanın Şiiri
Ben
ölünce, bitki olacaksam,
Çayır çimen olayım, aman baldıran değil ...
Yol altında kalacaksam, gelin arabaları geçsin üstümden,
Çelik paletler değil ....
Üstümde çocuklar koşuşsun, ne kaçan ne kovalayan,
Askerler değil ...
Kerpiç yapacaksanız beni, okullarda kullanın,
Ceza evlerinde değil ...
Soluğum tükenmez de kalırsa, ıslık öttürsünler
Aman ha düdük değil ....
Kalem yapın beni kalem, şiirler yazın sevgi üstüne,
Ölüm kararı değil ....
Ölünce yasamalıyım defne yapraklarında, sakın ola ki,
Silahlarda değil.
AZİZ
NESİN
Metin Baştuğ 'a
teşekkürlerimizle
Açık
Davet
Aziz
Nesin'in çok sevdiği çocukları için kurduğu vakıfa destek
gerek.
Davetimizi lütfen dostlarınızla paylaşın.
Nesin
Vakfı
Tel:
0212 7836049
Ziraat Bankası Çatalca şubesi 30440/624.1
Selami Çeşme Şubesi 100933
Adres :
Nesin Vakfı
Posta kutusu no 5
Çatalca / İstanbul
Patrona aklıbaşında düzgün bir
sekreter alınacak. Hani şu "executive" olanından. Danışmanlar
hazır ve nazır, toplantı salonuna adaylar sınanacak. Soru
aslında çık basit “İki ile iki kaç eder?”
Birinci aday kesin bir ifade ile:
- Dört eder efendim! der ve baş danışman kendisine teşekkür eder
ve kızı dışarı çıkarırlar.
İkinci aday, önce bir kalem kâğıt
rica eder hesaplarını yapar ve
- Yanıt veriyorum:
Çarparsanız 4
Bölerseniz 1
Çıkartırsanız 0
Toplarsanız yine 4 efendim, der ve ona da teşekkür edilir ve sınav
odasından ayrılır.
Üçüncü adayda da tüm olaylar aynı
şekilde gelişir ancak bir tek farkla. O, kalem kâğıt yerine,
gülümseyerek masada duran hesap makinasını alır ve aynı
cevapları verir.
Dördüncü aday ise patronun kim
olduğunu hemen anlamıştır. Ve.. patronun gözünün içine bakarak,
oldukça hoş ve güven verici üstelikde çekici bir ifade ile hiç
bir şey kullanmadanşu cevabı verir:
- Çarparsanız 4
Bölerseniz 1
Çıkartırsanız 0
Toplarsanız yine 4
Yan yana yazarsanız 22 eder efendim.
Sınav biter ve patron
danışmanlarına sorar:
- Hangisini alayım?
Vala, beyfendi biz danışmanız
hangisini alacağınızı bilemeyiz, biz ancak adayların
özelliklerini size sayabiliriz:
Birinci aday ile çok hızlı
çalışabilirsiniz. Ama hep tek olasılıkla yaşamak zorunda
kalacaksınız, gelişme ve geliştirmeye son derece kapalı.
İkinci aday ile mükemmel sonuçlar
alırsınız. Ama hep gecikerek.
Üçüncü aday tüm olasılıklara
hakim. Ancak tür insanlarda hep mertebe sorunu yaşanır. Düşünün
bir sıfır hatasının nelere mal olacağını. Bir virgülün size
neler kaybettireceğini.
Dördüncü aday ise bir afet, bir
zeka kumkuması. Mazallah iki seneye kalmaz altınızdan
koltuğunuzu bile alıverir.
Patron:
- Peki ben şimdi kimi alacağım?
Vala, beyfendi biz danışmanız
hangisini alacağınızı bilemeyiz, biz ancak adayların
özelliklerini size sayabiliriz, karar sizindir efendim.
Patron:
- Tamam tamam, ben üçüncüsünü alıyorum.
Danışmanlar hayretle:
- Peki neden?
Patron:
- Onun göğüsleri daha iri.
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri
sevindirecektir.
Diğer haftaları gezebilmek için
Haftalıkyazısını tıklayınız
Ev İlaçları
Limon
Limon tadı,
kokusu, lezzetiyle iç ferahlatır. Kanı temizler. Limon romatizma
ağrılarına iyi gelir. Limon da mikrop öldürme, bulantı kesme,
ishali durdurma özellikleri vardır.
İdrar
söktürüp vücutta biriken zehirlerin atılmasına yardımcı olur.
İçinde bol
miktarda C vitamini bulunduğundan her yaştaki insana pek çok
faydası vardır.
Limon suyu
ile yapılacak gargara bademcik iltihaplarının hızla iyileşmesini
sağlar.
Maydanoz
2 cay kaşığı
maydanozu 4 su bardağı suda kaynatıp, bir cay fincanı
içildiğinde, idrarı bollaştırır. Vücudu temizler.
Sıcak
maydanoz lapası, iltihapların üstüne konduğunda, hastaya büyük
rahatlık verir.
Nane
Nane
yemeklerde ve salatalarda kullanıldığında iştah acar. Sindirimi
düzenler. Fefahlık verir.
1 çay kaşığı
nane, limonla birlikte kaynatılıp içilirse mide bulantılarına,
hafif ishallere karşı bire-bir ilaçtır.
Kekik
1 çorba
kaşığı kekik, 4 su bardağı suda haşlanıp, ara-sıra bir çorba
kaşığı içilirse mide sularını artırır, iştah acar. Hazmı
hızlandırır, kolaylaştırır. Güç, kuvvet verir. İçine kekik
atılmış, vücudun dayanabileceği sıcaklıktaki su ile yapılan
banyo romatizma ağrılarına çok iyi gelir. Kekik cay gibi, sıcak
içildiğinde göğsü yumuşatır, öksürüğü keser, sinirleri
yatıştırır.
Lahana
Lahana
salatası ve turşusu iştah açar. İçinde bol miktarda C vitamini
vardır. Ayrıca, kükürt ihtiva ettiğinden bağırsak kurtlarının
düşürülmesinde yardımcı olur.
Tuz
Doktorlukta
çok kullanılan tuz evlerde de bir ilaç olarak
değerlendirilebilir.
Ağız diş ve
boğaz ilhitaplarında tuzlu su ideal bir gargaradır.
Tuzlu su
banyoları vücudu kuvvetlendirir, iştah acar. Kışları deniz
banyosunun faydalarının bir kısmını sağlar.
En önemlisi,
yazları güneş altında fazla kalınan, fazla terlenen günlerde, şu
ya da bu biçimde mutlaka fazla ölçüde tuz almanızı öneririz.