e-mail
    
denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 27.10 - 02.11      44. Hafta

Haftalık    

 

Haftanın DUYURUSU

 

Tuz Gölü, ülkemizin ikinci büyük gölüdür. Yaklaşık 80 x 48 km boyutlarında oldukça sığ ve litresinde 329 gr tuz içeren dünyanın sayılı çok tuzlu göllerinden biridir.

Doğal olarak çevresinde çok sayıda tuzla olup, ülkemizin tuz gereksinimi büyük ölçüde buradan sağlanır.

Yoğun buharlaşma nedeni ile her yıl ortalama 30 cm kalınlığında tuz katmanları oluşmaktadır. Göl, Peçeneközü deresi ve Melendez çayı ile beslenir.

Oysa gerçek çok farklı:
Tuz gölüne dökülen en büyük akarsu çevre il ve beldelerinin kanalizasyonlarıdır.

Kabul edilemez bu çevre katliamını durdurabilmek için bu bilgi ve girişimi lütfen paylaşınız.

Cihan Baysal 'a teşekkürlerimizle      

 

 

Haftanın Fotografı

 

 

         Resim Galerileri

 

 

Haftanın Sözü

 

Haydan gelen, huy'a gider.

                             Arapça      Hay: Allah,   huy: toprak
 

Yavuz Atay 'a teşekkürlerimizle      

 

Karamsar olmak zor değil,
zor olan çılgın bir fırtınadan sonra
gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir.

Kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç,
yaşamına bir tohumla,
en uzun yolculuklar, bir adımla,
en büyük sevgiler küçük bir tebessümle başlar.

Annem her fırsatta,
güneşe doğru zıplamamızı öğütlerdi.
Güneşe ulaşamazdık ama, ayaklarımız yerden kesilirdi.

 

Yeşim Başaran 'a teşekkürlerimizle      

 


Haftanın Çizgisi

 

                        Diet / Sağlıklı Beslenme

         Resim Galerileri       


Osman Özaras
'a teşekkürlerimizle      

 

 

Büyüklere Masallar

 

SOKRAT'ın ÜÇLÜ SÜZGECİ

 

Eski Yunanda , Sokrat sadece bir filozof değil, sevilen ve çok sayılan bir kişilikti. Bir gün bir dostu büyük filozofa dedi ki:
- Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun ?
- Bir dakika bekle,  diye cevap verdi Sokrat.
  Bana bir şey söylemeden önce kendini küçük bir sınamadan 
  geçirmeni istiyorum. Üç farklı sınama...
  Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce,
  bir süre durup ne söyleyeceğini sınamak, iyi bir düşünce olabilir.

  Birincisi Gerçek Süzgeci
  Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan
  emin misin?

- Hayır, dedi adam
  Aslında bunu sadece duydum ve ....

- Tamam, dedi Sokrat
  Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun.
  Şimdi ikinci sınamayı deneyelim, İyilik Süzgecini.
  Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi ?

- Hayır, tam tersi...
- Öyleyse, diye devam etti Sokrat.
  Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve
  bunun doğru olduğundan emin değilsin.
  Fakat yine de yoluna devam edebilirsin. Çünkü geride bir sınaman daha var.
  Bu da Yararlılık Süzgeci
  Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı ?

- Hayır, gerçekten pek değil.
- Eğer, bana söyleyeceğin şey
  doğru değilse, iyi değilse ve işe yararlı-faydalı değilse bana niye söyleyesin ki ?

Bu yaklaşım Sokrat'ın iyi bir filozof olmasının, büyük sevgi ve saygı görmesinin  nedenlerinden biriydi.

Füsun Oray'a teşekkürlerimizle      

 

Haftanın Şiiri

  
 

KALAN
Bir şey kaldı gecelerden birinde
Senden.
Öncesinde bilinmemiş bir şey,
Silinmez bir ses gibi giden…
Kelimelerden büyük, kelimelerin içinde,
Bir şey kaldı senden
Yaşamalar’ın arasında kaçamaklı.

Veriliş rengi başka, alınış rengi başka…
Söylemeye vakit kalmadan
Dudakların altına bırakılmış bir şey.
Karanlıkların tam ortasında bir kırmızı nokta.
Gözlerce pırıl pırıl, ellerce saklı.

Bir şey kaldı, bir denizin kıyısında senden,
Bakışlarla yüklü, söylemelerle sessiz…
Seninle dolu, seninle sensiz bir şey.
Arandıkça bulunmamış yıllar yılı,
Bulundukça aramaklı.

Özdemir Asaf


Sevda Şahin'e teşekkürlerimizle      

 

 

     İstanbul'da Gün Doğuşu

 


Haftanın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi

 

MİSUR EKMEĞİNİN FAYDALARI

Yaşları 70 ile 80 arasında mahallenin üç ihtiyar delikanlısı birlikte keyif ederken içlerinden birinin küçük torunu koşarak gelir ve heyecanla:
- Koş dede koş ninem çocuk doğuruyor"

Biri sakin, ama diğeri şaşkın sormuş:
- Hayırdır arslanım, bu nasıl iştir?

Delikanlı ihtiyar gururla cevap vermiş;
- Misur ekmeği, koçum misur ekmeği...

Bizimki hemen koşmuş fırına, tezgahtar çocuğa;
- Bana elli tane misur ekmeği ver.    demis.

Çocukcağız şaşkın:
- Aman amcacuğum bu kadar mısır ekmeğini ne etçeen?
  akşama kalmaz taş gibi olur !!!

- La, herkesin bildiğini bi ben belmezmişim
 

A.R.Çarmıklı'ya teşekkürlerimizle      

                                                            Anılı Fıkralar, Haluk Işındağ
                                                                                          ISBN 975-7225-O-X

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.

          

 

HAFTALIK HAVA TAHMİNİ PÜF NOKTASI

İstanbul

                    Kas 1   Kas 9  Kas 17   Kas 24

Rüzgar hızı [km/h] olarak verilmiştir.
D.. Doğu           B... Batı

KKB... Kuzey Kuzey Batı
 

Diğer hava tahmin yöntemleri

 

Alparslan Tansuğ'un meteorolojik çalışmaları

wunderground tarafından, referans niteliği seviyesinde kullanılmaktadır.
Başarılarının devamını dileriz.

 

Diğer haftaları gezebilmek için
Haftalık yazısını tıklayınız    

 

Şubat Neden En Kısa Ay ?
Batı dillerindeki ay isimleri

Julius Sezar, takvimdeki karışıklıkları çözmesi için Mısırlı astronomi bilgini Sosigenes'e emir verir.

Sosigenes de takvimin ilkelerini
şöyle saptar:

Her yıl 365 gündür.
Her yıldan 6 saat artar.
Artan saatler 4 yılda bir, bir tam gün eder.
Dördüncü yıla bir gün olarak eklenir.
O yıl 366 gün olur.

366 gün 12 eşit parçaya bölünmediği için
6 ay 30 gün, diğer 6 ay 31 günden oluşur.

Peki, 365 gün çeken yıllarda aylara göre dağılım nasıl olmalı?

Yüce Sezar emir verir :
365 gün çeken yıllarda en son aydan bir gün düşülsün.

O zamanlar yılbaşı, mart ayında.
Yani şubat, yılın son ayı.
    7 =   September
     8 =   October
     9 =   November    
   10 =   Dece
mber     da buradan geliyor

Böylece şubat ayı, 4 yılda bir 30 gün,
diğer yıllarda 29 gün olmuş.

Yüce Sezar, bununla da yetinmeyip aylardan birine kendi ismini vermiş :
JULIUS, yani JULY (temmuz).

Sonradan imparator olan Augustus, Sezar'dan aşağı kalmamış
ve sonraki aya kendi ismini vermiş :
AUGUSTUS, yani AUGUST.
Ancak Julius Sezar'in ayı 31 günken Augustus'un ayı 30 gun olur mu ?

O da emir vermiş :
Yılın son ayından 1 gün daha alın,
benim ayımı da  31 gün yapın !

Zavallı şubat'tan 1 gün daha alınmış ve Ağustos'a eklenmiş.

O gün bu gündür Şubat ayı, 4 yılda bir 29 gün, diğer yıllarda 28 gün,
Sezar'in ayı Temmuz ve Augustus'un ayı Ağustos da peşpeşe 31 gün oluvermişler.


Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.