e-mail
    
denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 01.12 - 07.12      49. Hafta

Haftalık    

 

Haftanın Fotografı

 

Aklımızı kullanarak, ilkelerimize sahip çıkarak, tüm erdemlerimizle...   

 

         Resim Galerileri

 

 

Haftanın Sözü

Öğrenmenin Bedeli

Önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir

Otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir

Deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir

Hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir

Hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla bile öğrenemezler.

Arthur Miller                                 
 

Önder Öksüzoğlu'na teşekkürlerimizle      


Haftanın Çizgisi

 

Üstatlara özel...

         Resim Galerileri       

 

 

Büyüklere Masallar

 

Şeyh Edebali'den Osman Gazi'ye Sesleniş

Ey Oğul!

Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana.
Güceniklik bize; gönül almak sana.
Suçlamak bize; katlanmak sana.
Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.
Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.
Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana.
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.
Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.

Ey Oğul!

Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.

Oğul!

Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin..
Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...

Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözü pek) derler.

En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar. İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!.

Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!.

Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.

Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın.


Şeyh Edebali
13. Yüzyıl, Söğüt-Bilecik

Not:
Osman Bey, vefatında 68 yaşında idi.

Vefat ettiğinde geriye bıraktığı mal varlığı şunlardı :
Bir at zırhı, bir çift çizme, birkaç tane sancak, bir kılıç, bir mızrak, bir tirkeş, birkaç at, üç sürü koyun, tuzluk ve kaşıklık.

Sezer Ertuna'ya teşekkürlerimizle      

 

 

Haftanın Şiiri

  
 

SULAR BİZDEN AKILLIDIR

Sular bizden akıllıdır, daha evvel görür akşamı,
İner havadan önce, karanlığa,
Büyük bir balık gibi ortadan silinir,
Kaçışırken hayvanlar dağa.

Sular bizden akıllıdır, memnun olur,
Sadece ağaçlardan.
Başka insanlardan değil,
Bizi yalniz bırakan.

Sular bizden akıllıdır, uyumaz,
Açar maviliğe, iri gözlerini.
Ve bekler bir ölüm sırrı içinde,
Kendi hayatının yerini.

Fazıl Hüsnü Dağlarca


Murat Vefikoğlu'na teşekkürlerimizle  

 

 

 


Haftanın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi

İntikam

Orta yaşlı bir bey işi kırıp sinemaya gitmiş. Adam kelimenin tam anlamıyla bir polisiye-gerilim meraklısı. Biletini almış, yerine yerleşmiş ama önünde ızbandut gibi bir herif. Sağa yaslan, sola yaslan filmi seyretmek mümkün değil.

Yer gösterici yaklaşırken o da kalkmış yanına gitmiş ve daha iyi bir yer rica etmiş.

Yer gösterici almış adamı en kral yere götürmüş. İster ayağını uzat, ister kaykıl fıstık gibi yer. Bizimki zevkten dört köşe, yerine oturmuş, yer göstericinin de eline 250 bin lira sıkıştırmış...

Yer gösterici bir paraya bakmış, bir adama bakmış; eğilmiş adamın kulağına:

- Katil, uşak... diyivermiş.

Seda Fırat'a teşekkürlerimizle      

                                                            Anı                                                                                          ISBN 975-7225-O-X

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.

          

HAFTALIK HAVA TAHMİNİ PÜF NOKTASI

İstanbul

               Ara 8   Ara 16    Ara 23    Ara 30

Rüzgar hızı [km/h] olarak verilmiştir.
D.. Doğu           B... Batı

KKB... Kuzey Kuzey Batı
 

Diğer hava tahmin yöntemleri

 

Alparslan Tansuğ'un meteorolojik çalışmaları

wunderground tarafından, referans niteliği seviyesinde kullanılmaktadır.
Başarılarının devamını dileriz.

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

KEOPS PİRAMİDİ

Kahire'de bulunan Keops piramidinin 12 ton ağırlığında iki buçuk milyon bloktan oluştuğunu,

Günde on blok yerleştirilmesi halinde yapımının 664 yıl süreceğini,

Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya böldüğünü ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam ortasında bulunduğunu,

Yüksekliğinin (164 m.) bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız arasındaki uzaklığı verdiğini,

Taban alanının, yüksekliğinin iki katına bölünmesinin pi sayısını verdiğini,

Piramitlerin içerisinde "ultrasound", radar, sonar gibi cihazların çalışmadığını,

Kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulunduğunu,

Piramidin içerisinde sütün bir kaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt haline geldiğini,

Bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini,

Çöp bidonu içindeki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştıklarını,

Kesik, yanık, sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk iyileştiğini,

Piramidin içinin göreli olarak yazın soğuk, kışın sıcak olduğunu,

Piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girdiğini ve bu günlerin doğduğu ve tahta çıktığı günler olduğunu,

Biliyor muydunuz?

Yücel Ezergül'e teşekkürlerimizle      


 

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.

 

 

Diğer haftaları gezebilmek için
Haftalık yazısını tıklayınız