Bu haftaki sorumuz siyasi parti ve
sivil toplum (inisiyatif) yöneticilerine:
Sosyal birliktelikleri "Amaçları", "İlkeleri" ve "Yöntemleri"
belirler.
Yöntemler çağın gereği yeniden
düzenlenebilseler de;
"Amaç" ve "İlkeler"de yapılacak
en ufak değişiklik birlikteliğin yapısını bozar.
Ve "o"
beraberlik niteliğini yitirir.
Erol Yazgan'a
teşekkürlerimizle
Davranışlarınızda, ilişkilerinizde
ve karalarınızda hangi nedenle olursa olsun bu saygıyı ve özeni
gösteriyor musunuz?
Amaç ve ilkelerden verilebileceğiniz
ödünlerin, global"izm" karşısındaki tek
demokratik dayanağımız olan birlikteliğimizi hiçe sayabileceğini;
Değil bizlerinkini, çocuklarınızın dahi yarını çalabileceğini
biliyor musunuz?
Haftanın Fotografı
Aman
Dikkat: "Eskiden sadece Göz Boyama vardı !!! "
Dönemin ileri gelen
hukukçularından Hasan Fikret beyler, ellili yıllarda Osmanbey'de
pek de hoş bir apartman dairesinde otururlardı. Bir de
kapıcıları vardı, Halit efendi...
Halit Efendi, apartmanın
tüm hizmetlerini aksatmadan yaptığı gibi, evin belli
ihtiyaçlarını da büyük bir özenle semt pazarından alırdı.
Meyvenin sebzenin en iyisini seçer, döndüğünde de
bir hesap pusulası ile harcadıklarını belgelerdi.
Hesabın altına da
"Lam Cim" diye bir kalem ekler, karşılığına da belli bir tutar
yazardı.
Hasan Fikret bey "Lam Cim"i ilk
gördüğünde hayretle sordu:
- Hayrola Halit Efendi, nedir bu "Lam Cim" ?
Halit Efendi de her
zamanki sakin ve saygılı ifadesiyle:
- Sorma Bey, o da "Lam Cim" işte...
Hasan Fikret Bey
gülümseyerek, hatta iç huzuru ile hesabını öder ve Halit
efendiye teşekkür ederdi.
Gel zaman, git zaman
aradan yıllar geçti, ülkenin değerleri değişti. Günlerden bir gün Hasan Fikret Bey hesap
pusulasına baktığında "Lam Cim"i göremedi ve nedenini sordu.
Halit efendi de:
- Beyim "Lam Cim" hesabın içine karıştı
deyince.
Hasan Fikret bey her
zamanki asaleti ile teşekkürünü etti ve
- Sen artık alışverişe çıkma Halit Efendi dedi.
Gökten üç elma
daha düştü.
Üçü de amacını, ilkesini bilip yaşamını erdemle sürdürenlerin
başına.
Dr.
Selami Işındağ'a
teşekkürlerimizle
Haftanın Şiiri
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında
sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa
Demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,
Hayatıma anlam veren mucizem ol...
Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine
sıkıca, kopmamacasına...
Zamanla su, buhar olmaya,
ateş, kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...
Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...
Aramış suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu
Bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın.
Ve o an anlamış;
aşkın bazen gitmek olduğunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadığını....
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.
İşte o zamandan beridir ki:
Ateş sudan,
su ateşten kaçar olmuş..
Ateşin yüreğini sadece su,
Suyun yüreğini
Sadece ateş alır olmuş...
Adamla karısı
her zamanki gibi kilisede pazar vaazını dinlemeye gidiyorlarmış.
Zavallı adamcağız vaazın ortalarına doğru uyuklamaya başlar,
karısı da eşe dosta karşı büyük mahcubiyet duyar, hayli
utanırmış. Yine pazarlardan bir pazar, yerlerine oturmadan önce
kadını çantasından bir çengelli iğne çıkartmış ve "Bana
bak adam.. Bugün de yanımda uyuklarsan su iğneyi artık nerene
rast gelirse batıracağım" demiş.
Derken cemaat
toplanmış, vaaz başlamış. Daha çok geçmeden kadın kocasına
bakmış bir de ne görsün ? Adam resmen uyukluyor. Kadın "Benden
günah gitti" deyip iğneyi çıkarırken
Papaz
- BU EVRENİ YARATAN KİMDİR? diye sormuş.
İğnenin
acısıyla canı yanan
adam; "TANRIMMM" diye bağırmış.
Papaz gülümsemiş, "Adamı uyandırdım" diye.
Kadın da gülümsemiş zevahiri kurtardık diye. Vaaz devam etmiş..
5-10 dakika sonra kadın yine başını çevirmiş, adam yine
uyukluyor, üstelik bir horlaması eksik. Bu arada vaaz devam
ediyor..
Papaz:
- Allah’ın sizi duyması için ona söyle seslenmeniz yeter"
derken,
Kadın yine
iğneyi batırınca, adam; "EY YÜCE TANRIM!!" diye bağırmış...
Papaz da
kadın da hallerinden memnun. Ancak adamın gözlerinden nerdeyse
ateş fışkıracak.
Cemaat huşu
içinde, papaz coşkulu, ancak adam uykulu. Kadın ise bir
öncekilerden aldığı cesaretle tam iğneyi batırdı, batıracak...
Papaz
"insanlığın oluşumu"nun anlatırken
- Peki Havva ikinci kez hamile kaldığı zaman Adem'e ne demiştir?
Kadın bütün
gücüyle iğneyi adama batırmış ve adam can havliyle:
- BANA BAK YETTİ ARTIK.. O ELİNDEKİNİ BANA BİR KEZ DAHA SOKARSAN
YEMİN EDİYORUM TUTTUĞUM GİBİ KOPARIRIM.
wunderground tarafından,
referans niteliği seviyesinde kullanılmaktadır.
Başarılarının devamını dileriz.
Diğer haftaları gezebilmek için
Haftalıkyazısını tıklayınız
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız
bizleri
sevindirecektir.
Tarihin en isabetli 10
yönetim kararı Kaynak: CU Haber
ABD'de yapılan bir araştırmada,
Amerikan iş dünyası bugüne dek dünyada alınmış en başarılı 10
işletme yönetimi kararını şöyle belirlemiş...
10.
İsviçreli saat üreticilerinin, kendi markaları için
birbirleriyle rekabeti sürerken, uluslararası düzeyde öteki
ülkelerin saat üreticilerine karşı işbirliği kararı vermeleri.
"İsviçre" ve "saat"'in bileşiminden oluşturdukları sözcüğü de,
bu amaçla kurdukları ortak şirketin markası olarak
belirlediler:"Swatch".
Swatch ile birlikte, İsviçre'nin dünya saat piyasasındaki
payı %15'ten %50'ye yükseldi.
9.Dell'in ürettiği kişisel
bilgisayarları tüketicilere doğrudan kendisi satmaya karar verip
organizasyonunu da bu amaçla yeniden düzenlemesi. Bu karar
sonucunda yalnızca dağıtım kanallarına ayrılan pay değil,
şirketin gereksinim duyduğu işletme sermayesi maliyeti de önemli
ölçüde düştü. Son tüketicilere doğrudan ulaşabilmek, Dell'e
ürünlerinde müşteri taleplerine en uygun tasarımı en kısa sürede
gerçekleştirme, stok maliyetlerini büyük oranda düşürme ve
müşteri hizmetlerinde büyük atılım yapma olanağı kazandırdı.
8.Barbie bebeklerin üreticisi
Mattel'in, Barbie'nin
yanına erkek arkadaşı Ken'i ekleme kararı.
Ken, Barbie serisine eklenen ilk çeşitlemeydi; aynı zamanda,
oyuncak bebeğe soyağacı ve akrabalık zinciri yaratmak, farklı
kültürlerden yeni yeni akraba ve arkadaşlar eklemek yoluyla
markayı daha da geliştirip güçlendirme politikasının da öncüsü
oldu.
7.Antik çağda, Tebai kentinde
bir köle sahibinin, kaçak bir kölesinin bulunup geri getirilmesi
için bir duyuru yayınlatması.
Bu duyuru, dünyanın bilinen
en eski reklamıdır ve dünya reklamcılığının başlangıcı olarak
kabul edilir.
6.
Coca-Cola'nın, eski geleneksel formülüne geri dönme
kararı. Yeni çıkarılan formül, lezzet testlerinden başarıyla
geçtiği ve yeni ürünün tanıtımı için büyük bir reklam bütçesi
ayrılıp harcanmaya başlandığı halde, şirket, sadık
müşterilerinin istediklerine uyarak eski formülünü sürdürmeyi
seçti.
5.
Henry Ford'un, fabrikalarında
çalıştırdığı işçilerin ücretlerine %100 zam yapması.
Ford bu kararı, otomobil satışlarının hızlanması üzerine almış;
gündelik ücretleri 2.5 dolardan 5 dolara çıkarmıştı. Böylece
ürünlerinin en büyük tüketicisi kendi işçileri oldu.
4.
Japon otomotiv şirketi Toyota'nın,
Amerikalı W.Edward Deming'in ortaya attığı kalite tekniklerini
uygulamaya karar vermesi. Amerikalı ve Avrupalı otomotiv
firmalarının bu kararı izlemeye başlamaları 1980 leri bulmuştur.
Oysa, Toyota bu kararı 1940 larda benimseyip "toplam kalite"
anlayışını uygulamaya koymuştu. Bu yaklaşımdaki öncülüğü,
Toyota'yı son yıllarda dünya otomotiv sektörünün zirvesine
yükseltti.
3. Johnson & Johnson'un,
Tyleon adlı ilacı piyasadan toplama kararı. Birilerinin Tyleon
kapsüllerine siyanür bulaştırması yüzünden sekiz kişinin ölmesi
üzerine, Johnson&Johnson insanların yaşamının ve sağlığının
şirket karından daha önemli olduğunu açıklayarak piyasaya
verdiği ilaçların tümünü toplayıp imha etti.
2.Apple'in, dünyanın ilk
kişisel bilgisayarını üretip
piyasaya sürme kararı. İlk kişisel bilgisayar olan
Apple I'in ardından Macintosh üretildi ve dünyanın en hızlı
gelişen, ilerleyen sektörü böylece ortaya çıktı.
1.
Bill Gates'in firması, Microsoft'un
geliştireceği işletim sistemini başka bilgisayar üreticilerine
de satabilmek için IBM'i
ikna etmeyi başarması.
IBM'in bu sözleşmenin konusu olan MS-DOS işletim sisteminin
geliştirme maliyetinin büyük bir bölümünü ödediği halde,
Gates'in istediği hakkı da tanıdı.
Bu karar Microsoft'un inanılmaz yükselişinin başlangıcını;
IBM'in ise sarsılmaz olduğuna inanılan tahtının sallanmaya,
dağılmaya başlamasını simgeler...